Diyarbekir/Amed'de ikincisi düzenlenen ‘Kuzey Kürdistan
Birlik ve Çözüm Konferansı’ sonuç bildirgesi açıklandı... "7- Kürdistan
coğrafyasında yaşayan Ermeni, Asuri-Süryani, Arap, Mıhallemi ve Türkmen gibi
birçok halk ile Müslüman, Hristiyan, Musevi, Ezidi ve Aleviler gibi inanç
grupları hem devletin politikaları nedeniyle hem de bu politikaların yol açtığı
yanlış bilinç nedeniyle önemli zorluklar yaşamaktadır. Öncelikle tüm bu
geçmişle yüzleşerek, yeni, eşit bir yaşam kurmak gerektiğine inanıyoruz. Bu
nedenle kimliklerin özgürce ve inançları doğrultusunda yaşayabilmeleri ve
gereken koşulların sağlanması için Konferansımız etkin çaba içinde olacaktır.
Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı 20.YY. boyunca tekleştirici
politikalar nedeniyle kendi topraklarından kopmuş tüm kesimleri geri dönmeye
çağırır."
***
Diyarbekir/Amed'de ikincisi düzenlenen ‘Kuzey Kürdistan
Birlik ve Çözüm Konferansı’ sonuç bildirgesi açıklandı.
Diyarbakır’da iki gün devam eden, değişik siyasi, etnik,
inanç gruplarının temsilcilerinin katıldığı ‘Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm
Konferansı’ sonuç bildirgesi açıklandı.
Konferasın sonunda Birlik ve Çözüm Komitesi kurularak,
komitede görev alacak üyeler ilerleyen günlerde bir yol haritası belirleyecek.
Bildiri İmralı, Kandil, Ankara, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ne
gönderilecek.
“Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı Sonuç
Bildirgesi”nin tam metni şöyle:
15-16 Haziran 2013 tarihinde değişik siyasi, etnik, inanç
gruplarının temsilcileri olarak Amed’de gerçekleştirdiğimiz konferansımız,
tarihi önemde kararlar alarak başarıyla sonuçlanmıştır. Kürdistani tüm
renklerin buluşmasıyla, iki günlük yoğun tartışma ve değerlendirmeler ışığında
elde ettiğimiz sonuçları, tüm Kürdistan ve dünya halkları ile paylaşıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti, resmi kurucu ideolojisiyle tekçi
ulus-devlet anlayışının en ağır örneğini yaşatmıştır. Kuzey Kürdistan’da Kürt
Halkı ve Kürdistani tüm toplulukları baskı ve sömürüyle yok etmeye-göç etmeye
ve Türklük içinde eritmeye zorlamakla kalmayıp, Anadolu’daki farklılıklara da
yaşam hakkı tanımamıştır. Bu bağlamda, Asuri-Süryani, Ermeni, Laz, Gürcü,
Alevi, Hristiyan, Musevi, Arap, Çerkez, Türkmen, Mıhallemi, Ezidi, Romanlar
gibi halklar ve kültürler ile İslami grup, cemaatler ve özellikle kadınlar
inanılmaz bir baskı ve yıldırma mekanizmasının mağdurları olmuştur.
Son yüzyılımız tekçi sisteme karşı Kürdistan ülkesinde
başkaldırı ve özgürlük mücadelesi ile geçmiştir. Her defasında yok edilme
politikalarına karşın, bugün bu tarihi buluşmayı gerçekleştirmemizde büyük bir
öneme sahiptir. Konferansımız, bu serhıldanlarda hayatını kaybetmiş ve şehit
olmuş herkesi minnet ve saygıyla yad eder, rahmetle anar.
Bu serhildanlar geleneğinin bir parçası olan PKK
öncülüğündeki Kürt başkaldırısı son 30 yıldır sürmektedir. Türkiye
Cumhuriyetinin bu dönemde de tüm imha, inkar ve baskı uygulamalarına rağmen
Kürt halkının direnci kırılamamıştır.
Barış ve özgürlük özlemi içinde, Kürdistani kimliklerin
katılımıyla toplanan konferansımız, Kürdistan ve tüm bölgenin özgür geleceği
için anlamlı bir adım atmış ve tarihi kararlara ulaşmıştır.
Konferansımızın aldığı kararlar şu şekildedir:
1- Sn. Abdullah Öcalan Kürt Sorununun demokratik ve
barışçıl çözümü için tarihi bir fırsat yaratmıştır. Kürt hareketi sorunun
barışçıl ve demokratik çözümü için samimi ve ciddi adımlar atmıştır.
Konferansımız hükümetin aynı ciddiyetle ve samimiyetle adımlar atması
gerektiğini ifade etmiştir.
Delegasyonumuz, bu aşamada, hükümetin hala kullanmakta
olduğu dil ve üslup, yeni karakol yapımları, koruculuğa yeni kadroların
açılması ve askeri hareketlilik gibi uygulamalardan kaygı duymaktadır.
Kamuoyunda güven yitimine ve samimiyetin sorgulanmasına yol açan bu
uygulamaların derhal sonlandırılması çağrısında bulunur.
Konferansımız, bu bağlamda, müzakere sürecini sağlıklı ve
güvenli bir biçimde sürdürülmesi için demokratik çözüm sürecinin başat aktörü
Sn. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep eder.
2- Kürdistan halklarının kendi tercihleriyle statülerini
(özerklik-federasyon-bağımsızlık gibi) belirleme hakkına sahip olduğunu,
Kürdistan halklarının kendi kaderini tayin hakkının sadece Kürdistan halkının
kararına ve onayına bırakılması Konferansımızda ortaklaşılan bir ilkedir.
Konferansımız Kürdistanın bir statüsü olmadan Kürt sorununun nihai olarak
çözülemeyeceğini karar altına almıştır.
3- Delegasyonumuz, çağdaş demokratik bir anayasa
yapılmasını talep eder. Kürdistan Halklarının kendi kimliği ile örgütlenme
özgürlüğü, anadilde eğitim ve Kürtçenin resmi dil olarak kabulü, anayasal
güvence altına alınmalıdır.
4- Yoksulluk, göç, işsizlik, ekolojik tahribat gibi
devasa toplumsal sorunlar, Kürdistan’da tüm yoğunluğuyla yaşanmaktadır.
İçerisinde siyasetin-sivil toplum örgütlerinin-yerel yönetimlerin ve farklı
grupların da olduğu bir mekanizma kurularak, kamu kaynaklarının pozitif
ayrımcılık ilkesi temelinde Kürdistan'a aktarılmasının sağlanması gerektiğini
önemle vurgular.
Konferansımız Kürdistan'ın geleceğinin inşasında gençliğe
olan inancını ifade eder ve iradesini önemser.
5- Başta hasta ve çocuk tutsaklar olmak üzere
cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması için yasal
düzenlemeler yapılmalıdır.
Faili meçhullerin aydınlatılması ve toplu mezarların
ortaya çıkarılması için devlet sorumluluklarını yerine getirmelidir.
6- Konferansımız 21. yüzyılın en temel sorunlarından
birisinin cins çelişkisi olduğu tespitinden hareketle, toplumsallığın en
dinamik parçası ve kurucu aktörü olan kadının durumunun toplumdan ayrı ele
alınamayacağına dikkat çeker. Kadına yönelik her tür müdahale aynı zamanda
topluma yapılan bir müdahaledir. Konferansımız kadına yönelik her türlü
saldırının karşısında olduğunu ilan eder. Kürt kadının Kürdistan mücadelesinde
oynadığı rol tüm dünyaya örnek olacak şekildedir. Kadının, toplumsal cinsiyet
eşitliği temelinde, özgün ve özerk yapısıyla, karşı cinsle eşit boyutta
toplumsallığın her kademesine eşit katılma kararlılığını benimser.
7- Kürdistan coğrafyasında yaşayan Ermeni, Asuri-Süryani,
Arap, Mıhallemi ve Türkmen gibi birçok halk ile Müslüman, Hristiyan, Musevi,
Ezidi ve Aleviler gibi inanç grupları hem devletin politikaları nedeniyle hem
de bu politikaların yol açtığı yanlış bilinç nedeniyle önemli zorluklar
yaşamaktadır. Öncelikle tüm bu geçmişle yüzleşerek, yeni, eşit bir yaşam kurmak
gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle kimliklerin özgürce ve inançları
doğrultusunda yaşayabilmeleri ve gereken koşulların sağlanması için Konferansımız
etkin çaba içinde olacaktır. Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı 20.YY.
boyunca tekleştirici politikalar nedeniyle kendi topraklarından kopmuş tüm
kesimleri geri dönmeye çağırır.
8- Konferansımız, Rojava parçasında kendi özgücüyle ve
kendi özgün siyasetiyle gerçekleşen halk devrimininin yanında olduğunu
belirtir. Kürt Yüksek Konseyi şahsında, birliğini ve ittifakını büyük ölçüde
sağlamasını önemli görür. Rojava’da elde edilen kazanımların her Kürdistanlı
tarafından korunması gerektiğine işaret eder. Diktatörlük rejimi ve Suriye
muhalefetinde yer alan kimi çeteci grupların Rojava’ya yönelik tüm
saldırılarını kınar. Konferansımız Rojavanın, sınır kapılarının açık tutularak
tüm Kürdistanlıların Rojavaya yardım yapması çağrısında bulunur. Uluslar arası
camiayı Suriye ile ilgili mekanizmalara Rojava Kürdistanı'nı resmi olarak dahil
etmesini talep eder.
9- Ulusal Konferansın toplanmasının yaşamsal önemde
olduğunu ifade eden konferansımız, Kuzey Kürdistan Konferansı olarak bu konuda
üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceği iradesini beyan eder. Irak
Cumhurbaşkanı Sn Celal Talabani, Kürdistan Federe Bölgesi Başkanı Sn Mesut
Barzani, KCK Başkanlık Konseyi ve tüm diğer Kürdistani güçleri, Ulusal
Konferans’ın bir an önce toplanması için girişimde bulunmaya çağırır.
10- Konferans delegasyonu, Kürdistan davasına katkı
sunmuş her siyasi şahsiyet ve yapının emeğine saygı ve minnetle yaklaşır.
11- Konferansımız BM, İKÖ, AB ve dünya halklarını
Kürdistan halkının adalet, özgürlük, eşitlik için verdiği mücadelesine karşı
sorumlu davranmaya davet eder.
Konferansımız tüm uluslar arası örgüt ve devletlerden
PKK’nin terör listesinden çıkarılmasını talep eder.
12- Konferans delegasyonu Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm
Konferansı’nın iradesini temsil edecek “Birlik ve Çözüm Komitesi” oluşturma
kararı vermiştir. Bu mekanizma, yeni katılımlara açık bir şekilde konferansın
aldığı tüm kararları takip etme, uygulama ve ihtiyaç duyduğu alanlarda
komisyonlar kurma ve daha sonraki dönemlerde Konferansı yeniden toplama iradesine
sahiptir. Bu komite demokratik müzakare sürecinin etkili organı olma misyonuyla
çalışmalarını yürütür.
13 - Konferansımız; Türkiye halklarını, Konferansımızda
açığa çıkan iradeyi tanımaya, esas almaya ve Türkiye Cumhuriyeti devletini Kürt
halkının haklarını tanıması için baskı kurmaya çağırır. Aynı zamanda
Konferansımız demokratik ve meşru mücadelesini destekler.
Konferansımız ve birliğimizin tüm Kürdistan halkına
hayırlı olmasını diliyoruz. Selamlar ve
hürmetler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.