Çeteler seferber edildi-
1921 sonunda Nurettin komutanlıktan alındıktan ve Merkez Ordusu tasfiye edildikten sonra Ankara hükümetinin gündeminde ‘affedilecek’ çeteden yararlanma vardır. Ankara hükümeti, 1922 başında 1915’lerde İttihatçıların yaptığına benzer bir uygulama içinde oldu, resmi askeri gücü yanı sıra çeteleri Pontoslulara karşı kullanmak için Meclise bir yasa teklifi sundu. Teklifin yasalaşmasıyla hükümet, resmen çeteleri seferber etti.Oysa bir yıl öncesinde seyyare birliklerine veya milislere gerek olmadığı gerekçesiyle ocak 1921’de Çerkez Ethem’i tasfiye ettikten(1) sonra, Çerkez Ethem gibi seyyare birliği bile olmayan doğrudan çeteleri affetmek ve ‘değerlendirmek’ amacıyla yasa hazırlandı.
***
Çeteler seferber edildi- ‘Tehcir ve taktil’ itirafı
PONTOS KIRIMI -2
Nevzat Onaran
1921 sonunda Nurettin komutanlıktan alındıktan ve Merkez
Ordusu tasfiye edildikten sonra Ankara hükümetinin gündeminde ‘affedilecek’
çeteden yararlanma vardır.
Ankara hükümeti, 1922 başında 1915’lerde İttihatçıların
yaptığına benzer bir uygulama içinde oldu, resmi askeri gücü yanı sıra çeteleri
Pontoslulara karşı kullanmak için Meclise bir yasa teklifi sundu. Teklifin
yasalaşmasıyla hükümet, resmen çeteleri seferber etti.
Oysa bir yıl öncesinde seyyare birliklerine veya milislere
gerek olmadığı gerekçesiyle ocak 1921’de Çerkez Ethem’i tasfiye ettikten1
sonra, Çerkez Ethem gibi seyyare birliği bile olmayan doğrudan çeteleri
affetmek ve ‘değerlendirmek’ amacıyla yasa hazırlandı.
Tasarının gerekçesinde, “muhtaç olunan huzur ve güven” için
çetelerden yararlanılacağı açık olarak yazılmıştır.2
Bu gerekçeyle birinci maddede ismi geçen çete elemanlarının
affedilmesi önerildi. Çok değil 6-7 yıl önce de İttihatçı hükümet de, benzer
bir uygulama içinde olmuştu!
Başbakan ve Genelkurmay Başkanı Fevzi [Çakmak] imzalı ve 4
Aralık 1921 tarihli tasarı, 12 Ocak 1922’de Mecliste görüşüldü. ‘Kaatil İlyas
ve rüfekasının affına dair kanun layihası’nın 1’inci maddesi aynen şöyledir:
“Madde 1- Şekavet erbabından iken arzı istiman eden katil
İlyas ile rüfekasından (haydutken teslim olan Katil İlyas ile arkadaşlarından)
olan Mecidiye’nin (Çiçekdağı kazası) Isıtma karyesinden Yahya Bey ve mahdumları
(çocukları) Kâmil, Said ve Avanoğlu karyesinden Çakır Hüseyin ve Mecidiye’nin
Ödemişli köyünden Molla Haso ve Boğazlıyan’dan kırk bıçaklı İsmail ve
Hüseyinabat’ın, Cihanbey köyünden Hasan Hüseyin ve Selmanlı nahiyesinden Kavlak
Ali ve Yozgad’dan Kurumlu Molla Hasan ve amcazadesi Halid ve Kalehisarlı Şükrü
ve Sallı karyesinden Sefer’in İsmail ve Kalehisarlı Mahir, Süleyman köyünden
Hacı Çavuş ve Yetim Ahmed Şükrü ve Bekir Avcı karyesinden Çakıcı ve Deli Sadık
ve Timurşeyhli Tayyareci İsmail ve Katil İlyas’ın yeğeni Mahmud ve Kırşehir’de
mevkuf bulunanlardan (tutuklu olanlardan) Kadılı İlyas pederi Molla Salih ve
dayısı Hasan ve Boğazlıyan’ın Arpalı karyesinden Arabacı Hasan hukuku şahsiye
baki kalmak (şahsi hukukları geçerli olmak) üzere affolunmuşlardır.”3
Adliye Encümeni, bu maddeyi isimleri çıkararak düzenledi.
Çorum Mebusu Dursun, İlyas’ın seferberlikten önce Çorum ve
havalisinde eşkıyalıktan dolayı idama mahkum edildiğini ve seferberlikte
affedilip hapishaneden çıkarıldığını, ama firar ettiğini ve yine pek çok suç
işlediğine dikkat çekti. Altı ayda 280 atlı bir güçle şekavetini sürdürdüğüne
ve cephane sandıklarını dağıttığına, hatta 45-50 askeri şehit ettiğine dikkat
çeken Mebus Dursun, hükümetin Katil İlyas’ı takip için bir şey yapmadığını ve
artık bir siyasi çete haline geldiğini ifade etti. Karesi Mebusu Hasan Basri
de, Katil İlyas’ın affına karşı çıktı.4
Görüşmeye 19 Ocak 1922’de gizli celsede devam edildi.
1915’lerden beri affedilen İlyas’ın neler yaptığını mebusların anlatılmasının
ardından İçişleri Bakanı Ali Fethi (Okyar) söz aldı ve resmen affedilecek
çetelerle Pontosluların imhasına devam edileceğini açıkladı.5
Tasarıya net eleştiri Erzurum Mebusu Hüseyin Avni’den geldi.
Hükümetin yine milletin karşısında olduğunu belirten Hüseyin Avni, “Eşkıya ile
mütareke yapan eşkıya olur efendiler. Bir devlet on beş eşkıya veyahut seksen
eşkıya ile mütareke yapamaz… Ben zannediyorum ki veya düşünüyorum ki sevk
edeceğimiz altı bin jandarma geçerken yapacağı tahribat bundan aşağı olmayacak,
bir fırka askerin uğradığı köyde ot bitmez… Af etmek zavallı, biçare köylüyü
yakıyor” diye konuştu.6
Çeteleri affetmeye yönelik böylesi ağır eleştiriden sonra
Bakan Ali Fethi, “Binaenaleyh orada şekavet takibi de müşkilata uğrayacaktır.
Meseleyi sırf bu noktai nazardan nazarı itibara almanız ve ona göre karar
vermeniz lazımdır. Mesele bundan ibarettir” ifadesiyle, bir anlamda mebusları
tehdit etti. Tartışmanın ardından üç maddelik tasarı kabul edildi.7
Hafi olan ikinci celsenin ardından, aynı gün üçüncü celse
aleni yapıldı ve belirlenen maddeler teker teker okundu ve oylandı, tasarı 53’e
karşı 72 oyla yasalaştı.8
Çerkez Ethem’in tasfiye edilmesinden bir yıl sonra 19 Ocak
1922’de çetelerin silahlı güçlerinden yararlanmak amacıyla, kabul edilen
‘tecili takibat’ yani soruşturmayı erteleme kararıyla, affetmek bir anlamda
maskelendi. Gerekçesinde belirtildiği ve resmen ifade edildiği gibi hedefte
Pontoslular vardı.
Bakan Ali Fethi, 6 Haziran 1922’deki gizli celsede, Pontos
meselesinin görüşülmesi sırasında Samsun’da Rumlar’ın tenkilinde Hasan Çavuş
çetesinin önemine değinerek, bölgedeki çete faaliyeti hakkında bilgi verdi.9
Böylece, 1915 umumi harpte İttihatçılar’ın tutuklu ve
mahkumların affıyla yaptığını 1922’de Ankara hükümeti çeteler affıyla tekrar
etti. Affedilen çeteler, kanun gerekçesinde belirtildiği ve Hasan Çavuş
örneğinde anlatıldığı gibi, Pontoslular’ın imhasında kullanıldı.
SAMSUNLU 90-95 RUM’A NE OLDU?
Çeteler affedilip seferber edildikten sonra Pontos meselesi,
Trabzon Mebusu Ali Şükrü’nün 11 maddelik takririyle yeniden Meclis
gündemindedir.10
Ali Şükrü’nün takriri 10 Haziran 1922’de Meclisin gizli
oturumunda görüşüldü. Ali Şükrü’nün kısa izahatından sonra bakan Ali Fethi,
seferberliğin başlangıcından beri ‘Pontüs eşkiyasının’ İslamlara mezalim
yaptığını ifade etti. Ali Fethi, “Binaenaleyh sekiz seneden beri memleketin
başına hakikaten belâ olmuş olan bu Rumları bir an evvel tahir etmek
(temizlemek), temizlemek için bendeniz zannediyorum ki şimdiye kadar yapılmış
olan tedabirden en müessirlerini ben yaptım ve şimdi ispat edeceğim ki, bu
hususta lehülhamd bir dereceye kadar muvaffak oldum” diye konuştu.11
Bakanın ifade ettiği gibi, Karadeniz’de asayişi sağlamanın
adı: Temizliktir.
Trabzon özelinde Rumlar’ın sürgün edilmesiyle ilgili yapılan
tartışma, en ince ayrıntısına kadar neler yapıldığına bizzat şahitlik edilmekte
olup, kalan Rumlar’ın tek tek ismi dahi sıralandı.
Bazı Hıristiyanlar’ın Trabzon’da alıkonmasının geçen sene
temmuz ayında ve kendisinin Ankara’ya gelmediği sırada yapıldığını hatırlatan
Bakan Ali Fethi, Trabzon’da Enfiyecioğlu Mardıros ve Bankı Osmanı Hukuk
Müşaviri Akrididi İnsitat gibi Rumlar’ın niye tehcir edilmediği hakkında
açıklamada bulundu.12
Merkez Ordusunun 15 Ekim 1921’e kadarki faaliyeti hakkında
bilgi veren Ali Fethi amacını, “Bendeniz Pontüs şekavetinin sekiz seneden beri
memlekette yer tutmuş olan bu Pontüs teşkilatının kal’ (kökünden sökülmesi) ve
imhası için gösterdiğim itinayı” devam ettirmek olarak açıkladı. Bakan Ali
Fethi’nin 15 Mayıs 1922 tarihine kadar Pontoslulara yönelik harekatla ilgili
değerlendirmesini özetliyorum:
29 Ocak 1922’den 15 Mayıs 1922’ye kadar 3 bin 388 kişi
dehaleten (teslim olan), 5 bin 51 kişi meyyiten (ölü), bin 592 kişi hayyen
(canlı) ve 3 bin 144 kişi de mecruhen (yaralı) olmak üzere ceman 13 bin 175
kişi tenkil edilmiştir. Bu, bendenizin zamanına ait rakam olup, aslında büyük
bir meydan muharebesidir. Yaptığımız takibat es-nasında bu suretle tenkil
ettikten sonra erzak depolarını kâmilen tahrip ettik. Bu surette bunları aç bir
halde bıraktık.13
İfadesiyle Rumları ‘temizlemedeki’ rolünü bu şekilde aktaran
bakan Ali Fethi, Rumlar’ın tenkili hakkında da Samsun mutasarrıfının, o
mıntıkada kalan Rumlar’ın İslam ahalisinin yüzde 5’ini geçmeyeceğini ve hatta
bu nispete bile olamayacağını beyan ettiğine dikkat çekti. Mutasarrıftan aldığı
son bilgiyi de aktaran Ali Fethi, “[Mutasarrıf] Şimdi [Rumlar’ın] ahali
İslamiyenin nispetinin yüzde 5’ine indiğini yazıyor. Demek ki, vaki olan
takibat müsmir (verimli) neticeler vermiştir” diye konuştu. Ali Fethi, eşkıyayı
takip ve tenkil icrasına devam edildiğini anlattı.14
Yüzde 5 kriteri, 1915’lerde İttihatçılar’dan Ermeni’yi
asimile etme kriteridir; Kayseri’de ve Yozgat’ta sürülmeyen Ermeni nüfusu yüzde
5 kriterine göre Müslüman köylerine dağıtıldı.15
1914 nüfus sayımına göre Canik’te 265 bin 950 Müslüman ve 98
bin 739 Rum vardı.16 Bu halde 10 Haziran 1922 itibariyle Samsun’da tahminen
8-10 bin civarında Rum kalmıştır.
Aslında yüzde 5’in bile daha büyük bir oran olduğunu, bizzat
Canik Mebusu Emin açıkladı ve Samsun’da erkek, kadın, çoluk çocuk 5 bin Rum’un
kaldığını ifade etti.17
Peki, 90-95 bin Samsunlu Pontosluya ne oldu?
90-95 bin Rum’un hepsi eşkıyaydı da, öldürüldü mü?
Devletin böylesi merkezi faaliyetine ne denir?
1915’LE KARŞILAŞTIRMA
Bakan Ali Fethi’den sonra önerge sahibi Trabzon Mebusu Ali
Şükrü söz aldı. “Pontüsçülük meselesinin umumi seferberlik zamanından” beri
sürdüğünü belirten Ali Şükrü, Samsun ve Trabzon özelinde sürgünün nasıl
yapıldığına değindi ve hükümeti gerekli tedbiri zamanında almamakla eleştirdi.
Trabzon’da zannedildiği gibi fazla Rum kalmadığı için tehcirin kolay
yapıldığını bildiren Ali Şükrü, Pontüscülerden asıl imha edileceklerin geride
kaldığını söyledi. “Pontüs’teki takibat iki üç seneden beri devam ediyor” diyen
Ali Şükrü, Rumların İstanbul’a gitmesine izin verenlerin suçlu olduğunu
belirterek, “Hulâsa bizim istediğimiz şey şu zamanın icabatına göre seri ve
kati icraattır. Çünkü bunda hakkımız vardır, çünkü hükümet ne istemişse verilmiştir”
dedi.18
Tokat Mebusu Rifat ve Canik Mebusu Süleyman, Amasya, Tokat
ve Samsun özelinde Rumların saldırıları üzerinde dururken, Maliye Bakanı ve
Gümüşhane Mebusu Hasan Fehmi, Ermeni ve Pontosluların sürgününü karşılaştırdı:
“Trabzon, Samsun ve Giresun’da var olan teşkilatın, zaten
mevcut olan siyasi teşkilatın fiili kısmı silahlanarak dağlara, kırlara çıktığı
hepimizin malumudur. Hatta bu meseleyi, bendeniz hafızamda aldanmıyorsam,
tehcir ve bunların imhası için Meclisi Âlinin küşat eylediği (açıldığı) [1]336
(1920) senesinden itibaren zannederim, bu meseleyi hafi celselerde on defa
mevzubahis ettik… Ermeni tehciri yapıldığı vakitte memleketin dört tarafı
muazzam ordularla çevrilmiş ve tehcirin ne demek olduğunu, bir milletin kaldırıp
bir memleketten diğer bir memlekete nakletmek ne demek olduğunu Ermeniler
bilmediğinden ve daha doğrusu tecrübesini görmedikleri için derhal inkiyat
ettiler (boyun eğdiler) ve birden tatbik edilmişti. Pontüs meselesini Heyeti
Vekile karar verdiği vakitte ondan iki sene evvel Rumlar silahlanmış, dağlarda,
kırlarda her türlü vesaiti ihzar etmiş (hazırlanmış), biz müdafaa vaziyetinde
bulunuyorduk. Yani diğer tehcirler gibi ani ve birden yapılacak bir vaziyette
değildik… Maamafih son zamandaki vaziyet altı ay evvelkine nisbeten her halde
yüzde seksen tahaffüf etmiştir (hafiflemiştir). Fakat neden yüzde yirmisi
kalsın? Bunu tamamen izale etmek için her ne lazımsa düşünmekliğimiz
lazımdır.”19
Bakan Hasan Fehmi, Ermeni ve Pontos sürgününü
karşılaştırmakla, bir yönüyle de resmi bakışa ve faaliyetteki bütünlüğe dikkat
çekmiştir.
‘RUM HAFİYELERİMİZ VARDI’
Samsun özelinde bilgi veren Canik Mebusu Emin, “Samsun’da
hali şekavette bulunan 4 binRum vardı. Yani bu malumat bizim o zaman orada
bulunan metropolidin ve bizim de Rum hafiyelerimiz vardır. Onların ifadelerine
nazaran mütareke zamanında 4 bin kadardı” dedi. Mebus Emin’in konuşmasını
özetliyorum:
Rumların dâhile nakline başlandı, idaresizlikten nakil
sırasında bir kısmı da dağlara kaçtı. Hükümetin resmi kaydına göre, Giresun ve
Ordu’da 45 bin Rum nakledildi. Samsun’da çoluk çocuk 5 bin Rum kaldı. Bafra’da
Rum kalmadı. Samsun’da 93 bin Rumun yarısı dâhile nakledildi. Geriye kalan
dağlardadır. Dağlardan nisan başına kadar iltica eden çoluk çocuk sayısı 15
bindir. Dağdakilerin yüzde 99’u silahsızdır. Dağdakilerin 300’ü silahlı ise
geriye kalan silahsızdır. Dağdaki bu kadar Rum öldürülemez. Sekiz seneden beri
devam eden şekavet, bilhassa son bir yılda had devresine vardı. Samsun’dan
aileler gitmiş ve dedikodular başlamıştır. Bendeniz ahlakım müsait değildir ve
isim okumayacağım. İsimler tamamen mevcuttur, Rumların Dersaadet’e gitmesi
devam ediyor. 6-7 ailenin gitmesi için rüşvet alındığı iddia ediliyor.
Samsun’dan Ankara’ya yazılmış vs. ve bazı aileler böyle izin alıyormuş.20
Rüşvetin ima edilmesi üzerine zabıtlarda ismi yazmayan bir
mebusun “mesela” sözüne karşılık mebus Emin, “… Şimdiye kadar ben bir Rum[a]
iyilik yapmış bir insan değilim ve buna yeminliyim” şeklinde21 net konuştu.
Ali Şükrü ve diğer mebusların değindiği konular hakkında
tekrar söz alan bakan Ali Fethi, “Hakikaten muzır insanları Trabzon’da tutmanın
bir faidesi yoktur. Derhal dâhile sevketmek lazımdır” dedi. Merkez Ordusu
kaldırıldıktan sonra, isteyenin istediği yere gittiğini vurgulayan Ali Fethi, İstanbul’a
Pontüscü ailelerin gitmesine az sayıda izin verme meselesinin takip edildiğine
dikkat çekti.22
Mebusların tartışma düzeyi ve Meclis tutanağı, Trabzon ve
Samsun özelinde ne kadar silahlı ve silahsız Pontoslu olduğunu ve kimlerin
sürülmediğinin tek tek bilindiğini ortaya koyuyor. Bu da imhanın merkezi devlet
ve yerel güçler eliyle yapıldığını ortaya koymaktadır.
YARIN: ‘Tehcir ve taktil’ itirafı
1 Nutuk/1987-2, sf. 671-735.
2 TBMM ZC, I/16-12.1.1338, sf. 31.
3 TBMM ZC, I/16-12.1.1338, sf. 31; TPT/I-3, sf. 686-689.
4 TBMM ZC, I/16-12.1.1338, sf. 32-33.
5 TBMM GCZ, 2-19.1.1338, sf. 635-637.
6 TBMM GCZ, 2-19.1.1338, sf. 638-639.
7 TBMM GCZ, 2-19.1.1338, sf. 639-642.
8 TBMM ZC, I/16-19.1.1338, Sf. 92.
9 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 373-374.
10 TBMM GCZ, 3-18.5.1338, sf. 362-364.
11 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 369.
12 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 369-372.
13 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 372-373.
14 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 374-376.
15 BOA, DH.EUM. 2. Şb, 68/75, aktaran, Osmanlı Belgelerinde
Ermenilerin Sevk ve İskânı, 1878-1920, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü,
Ankara-2007, sf. 260; Vakit ve Yeni Gazete gazeteleri, 11 Şubat 1335 (1919),
aktaran, Yozgat Ermeni Tehciri Davası, Hazırlayan: Nejdet Bilgi, Kitabevi,
İstanbul-Nisan 2006, sf. 122, 126.
16 Kemal H. Karpat, Osmanlı Nüfusu (1830-1914), Çeviri:
Bahar Tırnakcı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul-2003, sf. 226-227.
17 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 400.
18 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 376-384.
19 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 386-394; TPT/I-3, sf. 451-452.
20 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 400-403.
21 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 403.
22 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 405-407, 410.
http://www.evrensel.net/news.php?id=59971
‘Tehcir ve taktil’ itirafı
PONTOS KIRIMI -3
Nevzat Onaran
Jandarma Umum Kumandanlığı bütçesine tahsisat ilavesiyle
ilgili tasarı 19 Ağustos 1922’de gizli celsede görüşülürken, yine tartışılan
konu, Pontos meselesidir. İçişleri Bakanı Atâ, Amasya, Tokat ve Samsun’da Rum
eşkıyasının tenkili için hazırlanan tasarının kabul edilmesi halinde istihdam
edilecek 3 bin jandarmanın eşkıya tenkili için kullanılacağını söyledi.(1)
Maliye Bakanı Hasan Fehmi ise, ‘Pontüs meselesi’ için
parasızlıktan bir şey yapılamadığı gibi eleştirilerin yanlış olduğunu
belirterek, Tokat, Amasya ve Samsun’da eşkıya takibi için Mart ayından 19
Ağustos 1922’ye kadar 398 bin 719 lira harcandığını ve 3 bin jandarma istihdamı
nedeniyle 400-500 bin liranın lazım olacağı için tasarıyı imzalamadığını ifade
etti. İçişleri ve Maliye bakanlarıyla mebuslar arasında tartışmaya devam
edildi.(2)
İzmir Mebusu Refet [Bele] Paşa, İçişleri Bakanı iken de bu
‘Pontüs meselesinin’ olduğunu, meseleyi halletmeye hayatın müsait olmadığını ve
bakanlıktan çekildiğini anlattı. 3 bin jandarmanın nasıl istihdam edileceğini bilmediğini
belirten Refet, “Hükümetin resmi tebliğlerinden takip ettim her gün astılar,
her gün kestiler. Ne bitmez adam varmış ve bu adam parasız bir şey yapamaz,
oraya gidecek adam para ister, para ister… Memleket baştan aşağı karışıklık
içerisindedir ve mesele gittikçe artıyor arkadaşlar” diye konuştu. Cevaben de
Maliye Bakanı Hasan Fehmi, beş ayda yapılan harcamayı bir kez daha
hatırlattı.(3)
Trabzon Mebusu Ali Şükrü, açık konuştu, halkın
silahlandırılması halinde sorunun bitirileceğine dikkat çekti. Karahisarı Şarki
Mebusu Memduh da, bölgede bulunduğu tahmin edilen 300-500 firari çetenin
kullanılmasını önerdi.(4)
Tasarı encümene havale edildi; ama Pontos meselesi hakkında
görüşmeye devam edildi; Müfit (Kırşehir), Yasin (Ayıntap), Basri (Karesi),
Refet (İzmir), Vehbi (Konya), İlyas Sami (Muş) değerlendirmelerde bulundu.
Canik Mebusu Emin, kalan üç buçuk Rum’un halen tenkil edilemediğini anlattı.(5)
Eski İçişleri Bakanı Refet’in ‘Her gün astılar, ama bitmedi’
dediği merkezi faaliyeti uygulayan Ankara hükümeti, garpta Yunan ordusuna karşı
taarruz hazırlığı yaptığı günlerde Karadeniz’de kentlerde ve genelinde yerleşim
yerlerinde varlığı sürgünle yok edilen Rumlar’ın dağda kalanlara karşı
çetelerin seferber edildiği sırada jandarmayı da yine ek bütçeyle takviye etmek
arayışındadır.
‘ÖLDÜRECEĞİZ YA…’
Büyük Taarruzun başladığı gün 26 Ağustos 1922’de gizli
celsede yine Pontos meselesi görüşüldü. Çünkü jandarmaya ek bütçe verilmesiyle
ilgili tasarı gündemdedir.(6)
Saruhan Mebusu Refik Şevket, harbi umumide Türk milletine
atfedilen kabahatin en büyüğünün ‘nakil ve tehcir hadisesi’ olduğuna dikkat
çekti. Refik Şevket’in konuşmasını özetliyorum: 1922 ağustos ayındayız, olan
teb’itten meclis sorumlu değildir. Tebid eden zevat ve bakanlar mesuldur.
“Efendiler hiçbir zaman salahiyeti fevkaladenin içerisinde ev yakmak, ev
yıkmak, kasten adam öldürmek ve adam teb’it etmek (kovmak) salahiyeti yoktur.
Dikkat etmek lazım gelirse efendiler, bütün salahiyeti fevkaladenin manası,
memurin üzerinde hâkim olmakla kullanılır… Salahiyeti fevkalade demek, en çok
memurin üzerinde azami nüfuzunu haiz olmak demektir.” Onun için salahiyeti
kanunun tevdi etmektense, kanunen o salahiyeti istimal eden (kullanan) zat
tarafından temin edilmesi hem daha kanuni hem de muvaffakiyet daha çok olur.(7)
Kırşehir Mebusu Yahya Galip de, “Beyefendiler, benim
tahkikatıma nazaran bu gün Rumların bir köyü kalmadığı gibi onlar da müteaddit
(birçok) köyleri yakmıştır. Bugün Rumlara tamamiyle müsaadekar vaziyet alan bir
takım perişan olan köylerdir. Onlar da böyle yapmazlarsa köyleri yanmağa
mahkûmdur. Kesilmeğe mahkûmdurlar… Tehcirde mücrim (suçlu) olanları da, suçsuz
olanları da mahkeme seçmelidir” diye konuştu. Sinop Mebusu Hakkı Hâmi de,
tehcirin lekedar mesele olduğunu ve dikkat edilmesi gerektiği üzerinde durdu.(8)
Tehcirle ilgili tartışmadan rahatsız olan Siirt Mebusu
Mustafa Sabri, “Öldüreceğiz ya. Tohumluk diye mi besleyeceğiz” ifadesini aynen
kullandı. Bunun üzerine Hakkı Hâmi de, İstiklâl Mahkemelerinin varlığını
hatırlattı ve şahsın, ya mahkemeye verilmesini ye da sürülmesini önerdi.
Kütahya Mebusu Ragıp da, “Onlar yapmaya idi, sen bu kürsüde oturamazdın”
ifadesiyle9 dikkat çekti.
‘Öteki’ öldüğü için kürsüdesin ifadesi, Türk
milliyetçiliğinin icra edilen politikasının en özlü anlatımıdır.
‘YAĞMA SİYASETİ, İMHA DEĞİL..’
Hükümetin isyan edenin kafasını ezeceğini belirten Edirne
Mebusu Şerif, ne yapıldığını bilerek, yarına yönelik bir hazırlık yapılmasını
istedi. Şerif, “Binaenaleyh evvela bendenizin Meclisten ricam; Meclisi Âli ve
gerek hükümet erkânı olan zevatı muhtereme; İcra Vekilleri (bakan) arkadaşlar
bizi ileride meydanı hesaba ak yüzle çıkaracak tarzda bu irtikap edilen (kötü)
vekayiin faili onlar olduğunu ve hükümeti milliyenin, durup dururken taktil ve
tehcir yaptığını, evlerini ve köylerini yaktığını göstermeyecek surette
vesaikini ve dosyasını ihzar etmelidir (hazırlamalıdır)… Cihan efkârı
umumiyesine karşı bu mesailden dolayı biz hesap vereceğiz. Bu hesabı verirken
elimizde vesaik bulunmalıdır. Bu hususu İcra Vekilleri (bakan) arkadaşlardan
çok çok rica ederim” diye konuştu.(10)
İttihatçı hükümetin Ermeni sürgünü nedeniyle 1919’da
yargılananlar ‘tehcir ve taktil’ (sürmek ve öldürmek) ile suçlandı ve
cezalandırıldı.(11)
Sözün bittiği nokta: Ermeniler’e neler yaşatıldığını
hatırlayan Edirne Mebusu Şerif, vahametin farkında ve iz bırakmamak için Ankara
hükümetinin gerekli evrak hazırlığı yapmasını önerdi.
Karahisarı Sahip Mebusu Mehmet Şükrü de, Pontos meselesini
tenkil için gidenlerin, tenkili bir tarafa bırakıp kesesini doldurduğunu ve
sonra da yaptığı cürmün delilini mahvetmek için memlekette yangınlar
çıkardığını söyledi.(12)
Bu tartışmaların ardından söz alan İçişleri Bakanı Atâ,
Rumlar’ın öldürülmesi gibi konulara değinmeden, Rum eşkıyasının tenkili için 3
bin jandarma istihdamı sağlayacak bütçenin kabul edilmesini tekrar
hatırlattı.(13)
Mersin Mebusu Salâhattin, “Biz niçin imha siyaseti ortaya
koyuyoruz. Yani imha başka türlü olur, bunun şekilleri vardır. Bunların yolları
vardır” şeklinde hükümete akıl verdi. Kayseri Mebusu Osman da, “Yağma siyasetidir,
imha değil” uyarısı üzerine Salâhattin, “Evet efendiler yağma siyasetidir. İmha
siyaseti değildir. İmha siyaseti böyle olmaz… Hükümeti adile ve muntazama
kuracak bir millet mi olacağız, yoksa biz mıntıkamızda gayrimüslim olarak bir
ferdi hariç bırakmayarak, gayrimüslim itibariyle hepsini mahvedecek bir insan
kümesi miyiz” diye konuştu. Görüşmenin sonunda Reis, takrirlerin hükümete
gönderilmesi üzerine yaptığı öneri oylamada kabul edildi.(14)
Pontoslular’ın yaşadığı bizzat mebuslar tarafından ‘tehcir
ve taktil’ ve ‘imha’ ve ‘yağma’ olarak değerlendirilmesi, Ankara hükümetinin
nasıl bir faaliyeti uyguladığını gayet net bir şekilde ortaya koymaktadır.
ÖZEL VAKA: SAMSUN
1922 yılı itibariyle Pontoslular’ın ‘teşkilatlanması ve
yaptığı saldırılar’ Pontus Meselesi adıyla kitaplaştırıldı.
‘Pontus’ ismi tercih edilen kitapta ‘Başlıca Teşkilât
Merkezleri’ ve ‘Faaliyet ve Türklere Karşı Mezâlim; Haksızlıklar ve Yakıp
Yıkmalar’ başlığı altında Samsun’dan, Giresun’a, Trabzon’a, Amasya’ya,
Gümüşhacıköy’e, Erbaa’ya, Zara’ya kadar belli merkezler analiz edildi. Her iki
başlık altında özel olarak incelenen Samsun hakkında yazılanları özetliyorum:
+ Samsun’da ve Merzifon’da ‘Pontus İdman Kulübü’ ve ‘Pontus
Spor Kulübü’ gibi cemiyetler, “Hemcinslerini Yunanlılığa has bir surette
terbiye etmek” için kuruldu. Bunlar
zamanla, Rum çetelerini de teşkilat altına almak
istemiştir.(15)
+ Kitapta sunulan ilk vesika 12 Ocak 1909 tarihli,
‘Samsun’da Mikail Efendi’ye’ hitabıyla İrfanperver Klübü Reisi ve Pontus
Cemiyeti Reisi imzasıyla gönderilen mektuptur. Bağışlanacak arsaya yapılacak
binaya yardım toplanması hakkındadır.(16)
+ Samsun’da Müdafaa-i Meşruta (Şart Olunmuş Savunma)
Derneğinin 15 maddelik tüzüğüne yer verildi. 1’inci maddesinde, Adana
vilayetinde ve başka yerlerde ortaya çıkan öldürme olayları nedeniyle Samsun’da
Müdafaa-i Meşruta (Şart Olunmuş Savunma) adında bir dernek kurulmasına karar
verildiği belirtildi. Derneğin amacı, “milletdaşların hürriyetini savunmak ve
namusunu korumak” olarak sıralandı.(17)
+ Samsun Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti’nin tarihsiz
beyannamesinde, kötü durumda olan Rumluğun intikamının alınacağı ifade
edildi.(18)
+ Samsun Göçmenler Derneğinin 1919-1920 yıllarına ait
vesikaları, ismi yazılan kişilerin toplantıya daveti hakkındadır.(19)
+ 1918, 1919 ve 1920 yılında İstanbul Pontus Genel
Merkezinden Osmanlı Bankası aracılığıyla Rum göçmenlere gönderilen yardım
parası toplamı 16 bin 365 liradır; kuruş kuruş dökümüne yer verildi.(20)
‘Faaliyet ve Türklere Karşı Mezâlim; Haksızlıklar ve Yakıp
Yıkmalar’ başlık altında Samsun’la ilgili yapılan değerlendirmede, Rum çeteyi
oluşturanların tek tek ismiyle birlikte yaptıkları şöyle sıralandı:
+ Kitapta ilginç bir tespit yapıldı: ‘Pontus Rumluğu ve bu
Rumluğun’ meydana getirdiği çeteler için beyin olan Samsun’dan idare edilen
çeteler bizzat Samsun çevresinde eşkıyalık yapmamışlardır.(21)
+ 22.7.1919 ve 31.12.1920 tarihleri arasında ismiyle 6
çetenin saldırısı, suç türü ve zarar görenlerin dökümü: 5 öldürme ve 1
yaralama.(22)
+ Samsun’a bağlı Güney ve Bilarca köylerinde saldırıda 24
kişi öldürüldü.(23)
+ 7.10.1921’de Samsun’un Duâyeri’nde saldırıda 20 kişi öldürüldü,
14 kişi yaralandı.(24)
+ Samsun’da 25 köyde 500 ev yakıldı ve yıkıldı.(25)
+ Çarşamba’da 355 ev, 2 cami, 25 samanlık yakıldı.(26)
+ Terme’de 1920 yılında işlenen 6 suçta 2 kişi öldürüldü ve
mala el kondu.(27)
+ Çarşamba ve Terme dışındaki yerlerde 4’ü 1920 yılında
olmak üzere 15 suç işlendi.28
+ Ladik’le ilgili evraklara göre 1918-1921 döneminde 43 suç
işlendi.(29)
+ 500 İslam evi yakılan Nebyan’da 503 kişi ve Bafra’da 31
kişi öldürüldü.(30)
Samsun Rumlarının, Haziran 1922 tarihi itibariyle sadece siyasi
faaliyetler veya ne kadar nüfus kaldığı hakkında değil, emvâliyle ilgili neler
yapıldığı da yakından takip edilmiştir.
Maliye Bakanı Hasan Fehmi, “Bendeniz de diyorum kafileden
kaçarak, firar ederek, denize giren ve yüzerek ecnebi vapuruna giden ve bu suretle
İstanbul’a kaçan ve oradan vekâletname gönderip emvali metruke kanununun
meclisçe kabulünden mukaddem, Samsun’daki beş yüz bin liralık emlakini ve
emvalini Amerikalılara bilhassa sattıran Rumlar mevcuttur. Bunlar kimin
vesikası ile gitti, rica ederim” diye konuştu.(31)
Hükümetin bu denli yakından izlediği Samsun özelinde
Rumlar’ın teşkilatlanması esas olarak göçmenlere yardım konusunda
yoğunlaşmıştır. Samsun ve çevresinde Rum saldırıları yoğunlukla Nebyan’da
yaşanmıştır. Sonunda 90-95 bin Samsunlu Rum toprağından kopartıldı (32) ve
böylece zamanın İçişleri Bakanı Ali Fethi’nin ifadesiyle Samsun da Rum’dan
‘temizlendi.’
1 TBMM GCZ, 3-19.8.1338, sf. 651-653.
2 TBMM GCZ, 3-19.8.1338, sf. 654-664, 668.
3 TBMM GCZ, 3-19.8.1338, sf. 665-668; TPT/I-3, sf. 519-521.
4 TBMM GCZ, 3-19.8.1338, sf. 669, 675.
5 TBMM GCZ, 3-21.8.1338, sf. 678-684.
6 TBMM GCZ, 3-21.8.1338 ve 26.8.1338, sf. 707,711-713.
7 TBMM GCZ, 3-26.8.1338, sf. 718-719.
8 TBMM GCZ, 3-26.8.1338, sf. 719-722.
9 TBMM GCZ, 3-26.8.1338, sf. 722.
10 TBMM GCZ, 3-26.8.1338, sf. 724.
11 İttihatçıları yargılama hakkında bakınız: Vahakn N.
Dadrian-Taner Akçam, ‘Tehcir ve Taktil’, Divan-ı Harb-i Örfi, İttihad ve
Terakki’nin Yargılanması, 1919-1922, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları,
İstanbul-2008.
12 TBMM GCZ, 3-26.8.1338, sf. 727.
13 TBMM GCZ, 3-26.8.1338, sf. 729.
14 TBMM GCZ, 3-26.8.1338, sf. 731-732, 740.
15 Pontus Meselesi, sf. 125.
16 Pontus Meselesi, sf. 125-126.
17 Pontus Meselesi, 126-128.
18 Pontus Meselesi, 128-129.
19 Pontus Meselesi, 129-130.
20 Pontus Meselesi, 130-140.
21 Pontus Meselesi, 246.
22 Pontus Meselesi, 250.
23 Pontus Meselesi, 251-252.
24 Pontus Meselesi, 253-254.
25 Pontus Meselesi, 254.
26 Pontus Meselesi, 260.
27 Pontus Meselesi, 261.
28 Pontus Meselesi, 258-259.
29 Pontus Meselesi, 293-302.
30 Pontus Meselesi, 190-241.
31 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 395.
32 TBMM GCZ, 3-10.6.1338, sf. 374-376, 400.
YARIN: Karadenizin Pontos rengi solduruldu


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.