Meryem Aybike Sinan / Haber 7
Marksisti, komünisti, ateisti, siyonisti, siyasal veya
sosyalist İslamcı geçineni, liberali, haini… Hâsılı kelam iktidara ne kadar
çemkiren yerli yabancı taraf varsa bu kalkışmanın içinde ve etrafındaydı... Dün
de bu bozguncuların yaptıkları yürüyüşte bir cinayete kurban giden gazeteci
yazar Hrant Dink için bağırdıklarına şahit olduk! “Hepimiz Hırant, hepimiz
Ermeni'yiz!” sloganını bozuk plak gibi yeniden tekrarlamaya başladılar! Ve bu
sloganları atarken “temcit pilavı” gibi yine Polisimizi suçladılar! Hırant Dink
eminim ki sağ olsaydı bu rezil çelişkiye alet edilmesini istemezdi herhalde!
Çünkü o gerçekten de ahlaklı bir gazeteciydi. İnsan dürüst olmalı. Güzelim
ağaçları bahane edip, ortalığı yakıp yıkmak, çevre nutukları atmak yalancılık
ve ahlaksızlık değil de nedir? Buna
istinaden eteklerindeki ideolojik anlamda ne kadar mesele varsa ortalığa
saçmaları düzenbazlıktır, iki yüzlülüktür, kandırmacadır!
***
Taksim'den yola çıkmışlardı hâlbuki. Ama şimdi
Ermenistan'dalar!
Önceleri ağaç dediler! Gezi kalkışmasının ilk bahanesinin
adı idi ağaç! Bütün dünya bunu önce bir ideolojik eylem olduğunu kabul etmedi,
bunun sanat ve medya yıldızlarının ön ayak olduğu masum bir çevre gönüllüleri
eylemi olduğunu sandı! Ya da aptala yattı herkes!
Oysa bu, her şeyden önce “İdeolojinin Estetiği”
paradoksundan yola çıkılmış iktidar karşıtı olan bir çok düşünceyi de içine
alan, ülkede kaos yaratmak, iktidarı zor
durumda bırakmak için girişilmiş, karmaşık, sinsi ve ideolojik bir kalkışmaydı!
Marksisti, komünisti, ateisti, siyonisti, siyasal veya
sosyalist islamcı geçineni, liberali, haini… Hâsılı kelam iktidara ne kadar
çemkiren yerli yabancı taraf varsa bu kalkışmanın içinde ve etrafındaydı.
Zaman geçtikçe bu kesimlerin foyaları bir bir ortaya
çıkmaya başladı. Bazı çokbilmişlerin “masum gezi göstericisi” diye etiketlediği
bu kimselerin aslında büyük bir çoğunluğunun bu işin içinde siyaseten var
olduklarını cümle âlem görmüş oldu.
Yani takke düştü kel göründü!
Dün de bu bozguncuların yaptıkları yürüyüşte bir cinayete
kurban giden gazeteci yazar Hrant Dink için bağırdıklarına şahit olduk!
“Hepimiz Hırant, hepimiz Ermeni'yiz!” sloganını bozuk plak gibi yeniden
tekrarlamaya başladılar!
Ve bu sloganları atarken “temcit pilavı” gibi yine
Polisimizi suçladılar!
Hırant Dink eminim ki sağ olsaydı bu rezil çelişkiye alet
edilmesini istemezdi herhalde! Çünkü o gerçekten de ahlaklı bir gazeteciydi.
İnsan dürüst olmalı. Güzelim ağaçları bahane edip, ortalığı yakıp yıkmak, çevre
nutukları atmak yalancılık ve ahlaksızlık değil de nedir? Buna istinaden eteklerindeki ideolojik
anlamda ne kadar mesele varsa ortalığa saçmaları düzenbazlıktır, iki
yüzlülüktür, kandırmacadır!
Ermeni olduklarını söylüyorlar!
Biz de diyoruz ki Ermenistan'a kadar yolunuz var. Madem
Taksim'den yola koyuldunuz işte Ermenistan orası! Yalnız bir mesele var ki oda
Ermenistan canları sıkıldıkça “ben Ermeni'yim, ben Rus'um, Ben Fransız'ım, ben
Baas'ım! Diyen bu omurgasız tipleri kabul eder mi orası meçhul!
Hırant Dink'i,
doğduğu Malatya'daki mahallesinden hala anlatırlar. Çocukluk arkadaşları onun
ne kadar vatansever ve dürüst olduğunu anlata anlata bitiremezler!
Bizim mahallede takma adı
“Rakıcı Nuri” olan birisi vardı. Babası ağa, kendisi Tıp doktoru!
Mahallenin üçte birisi zamanında onların imiş…
Muhafazakâr bir mahallede galiba sadece bu içiyor.
Kimsenin kendisini ciddiye aldığı yok. Topluluklarda bir iki çift söz söylemeye
kalkışınca insanlar ironiyle karşılık veriyorlar! Yani mahalleli Nuri'yi
takmıyor! Bizim sarhoş Nuri de kendi kendine konuşup kendini tatmin edip
gidiyormuş.
Bu sokaktaki “Gezicilerin” de bana göre bizim sarhoş
Nuri'den daha ciddi daha tutarlı yanları yok! Tek farkları bunların saldırgan,
anarşist, hodkâm, bencil, düşüncesiz ve riyakâr olmaları…
Tevriye siyaseti yapıyorlar!
Birisi kandillere inanmadığı halde miraç'ta göklere
uzanıp riyakârlığın bayrağını dalgalandırırken, öteki önceki gün latifeler
dizdiği iktidara verip veriştiriyor!
Birisi, ahlaken çukurlarda yuvarlanırken, bu ülke için
gecesini gündüzünü feda eden insanlara ahlak dersi vermeye kalkıyor.
Birisi, gündüz rant kapısı için, şan şöhret için
iktidarın yüzüne gülümseyip, geceleri de yazılarında “Geziciler” den
nemalanıyor!
Birisi başörtüsü mağduru psikolojisini daha üzerinden
atamamışken, kendisine bu travmayı yaşatanlarla aynı kulvarda yürüyüp çam
çerçeve indiriyor!
Birisi evde, sokakta, arkadaş çevresinde “gezicileri”
yere göğe sığdıramazken, televizyon ekranlarında “vay anarşistler!” diye ayar
vermeye kalkıyor!
Binaenaleyh, bu birileri, bu iki yüzden fazla yüzleri
olan insanları da bir zahmet iyi tanıyıp anlamamız lazım! Tevriye siyasetini
böyle çaktırmadan yapanlara inat;
“Hak bildiği yolda
yalnız yürüyenlere ne mutlu diyorum!
Muhabbetle Kalınız.
Meryem Aybike Sinan -Haber7
meryemaybike@gmail.com
https://twitter.com/maybikesinan
2 yorum:
Her aksiyon reaksiyonunu yaratır.
Meryem Aybike hanim,Türkiyede olaganüstü olaylar yasaninca ermenilere dokunulmadan
rahat edilmiyor,sizde bunlara dahilsiniz,acaba neden menfi olaylarda ermenilerden bahsediliyorda,ülkesine yararli olandan söz edilmiyor?Iyi bir ermeni olmasi icin ille de ölmesi sartmi?Eylemlerde bazilarinin ermeni olduklarini söylüyor ve bunlarin Ermenistana gitmesini önerirken,bu insanlarin Türk vatandasi oldugunu ve Türkiyede herkesin esit oldugunu söyliyenlerden olmadiginizi belli etmiyormusunuz?
Peki digerlerini nereye yolliyacaksiniz? Yetmis milyondan fazla nüfusu olan bir ülkede sayilari yüzbini gecmiyen ve her firsatta dalina basilan bir topluma karsi
sizin gibi kalbur üstü bir kisinin daha duyarli olmasini beklerdim.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.