***
Anayasa Mahkemesi, Mardin Süryani Katolik Kilisesi
Vakıfı'nın mülkiyetlerin kamulaştırılması sonucu din ve vicdan özgürlüklerinin
ihlal edildiğine ilişkin başvurusunu reddetti. Anayasa Mahkemesi, 23 yıl
boyunca kamulaştırmaya bir dava açılmamasına dikkat çekerek, Hazine adına
tescil elen alanın Mardin Süryani Katolik Kilisesi tarafından dini ayin ve törenler
için kullanıldığını vurguladı. ANKARA (ANKA) - Anayasa Mahkemesi, Mardin
Süryani Katolik Kilisesi Vakfı'nın mülkiyetlerin kamulaştırılması sonucu din ve
vicdan özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin başvurusunu reddetti. Anayasa
Mahkemesi, 23 yıl boyunca kamulaştırmaya bir dava açılmamasına dikkat çekerek,
Hazine adına tescil elen alanın Mardin Süryani Katolik Kilisesi tarafından dini
ayin ve törenler için kullanıldığını vurguladı.
Anayasa Mahkemesi'nin Mardin Süryani Katolik Kilisesi
Vakfı'nın Bireysel Başvuru hakkına yönelik "kabul edilemezlik"
kararının gerekçesi Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı. Mardin
Süryani Katolik Kilisesi Vakfı, sahibi olduğu, kilise ve patrikhane olarak
kullanılan taşınmazın bir bölümünün 1987 yılında yapılan kadastro çalışması
sonucunda Hazine adına tescil edilmesinin ardından 2009 yılında açtığı tapu
tescil ve iptal davasının reddedilmesiyle, din ve vicdan hürriyeti, hak arama
hürriyeti ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini savunarak Anayasa Mahkemesi'ne "Bireysel
Başvuru"da bulundu. Yüksek Mahkeme başvuruyu "kabul edilemez"
buldu. Patrikhane Binası'nın, Kültür Bakanlığı tarafından müze olarak
kullanılması amacıyla Mardin Valiliği İl İdare Kurulu tarafından 1979 yılında
kamulaştırıldığı belirtilen kararda, yapılan işleme karşı açılan davanın
reddedildiği anımsatıldı. Mardin Kadastro İl Müdürlüğünce yapılan kadastro
çalışma sonucunda, Meryem Ana Kilisesi'nin de Hazine adına tescil edildiği ve
iki aylık ilan süresinde itiraz edilmediği ifade edilen kararda, vakfın, kilise
ile Patrikhane binası arasındaki duvarın kilise kısmanda kalan ve kilisenin
ayin cemaatinin giriş yaptığı, koronun kıyafetlerini giydiği, ilahilerin
okunduğu ve din adamlarının inzivaya çekildikleri alanın da kadastro uygulaması
sırasında sınırların yanlış değerlendirmesi sonucu Hazine adına tescil edildiği
gerekçesiyle kendi adına tescil talebiyle dava açtığı anımsatıldı. Bu davanın
da reddedildiğinin belirtildiği gerekçeli kararda, 30 günlük ilan süresi
geçtikten sonra dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve
tespitlerin kesinleştiği belirtildi.
-KİLİSE AYİNLER İÇİN KULLANILIYOR-
Hukukun genel ilkelerinden birinin hukuk güvenliği
prensibi olduğu vurgulanan gerekçede, bu ilkenin hukuk normlarının
öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven
duyabilmelerini, devletin de hukuki düzenlemelerde bu güven duygusunu
zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı belirtildi. Dava açmada
sürelerine ilişkin AİHM kararlarına atıfta bulunulan gerekçede, vakfın kadastro
çalışmasının kesinleşmesinden 23 yıl sonra dava açtığı belirtildi. Vakfın,
kadastro işleminden ne zaman haberdar olduğunu belirtmediği gibi 23 yıl içinde
başvuru yollarının neden kullanılmadığına ilişkin bir açıklama yapmadığının
ifade edildiği gerekçede, vakfın başvuruda uyuşmazlığa konu mülkiyet hakkının
varlığını gösteren tapu sicil gibi belgeye bağlı somut bir delil sunamadığı
vurgulandı. 6100 sayılı Kanunun 33. maddesine göre hukukun uygulanması ve
yorumlanmasının hâkimin resen gözeteceği bir konu olduğunun, hak düşürücü
sürenin dava konusu uyuşmazlıkta uygulanmasının hâkimin takdir yetkisinde
kaydığının kaydedildiği gerekçede, "Mahkemelerin kararlarında hak düşürücü
sürenin uygulanması konusunda açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa
Mahkemesi'nin bu takdirde müdahalesi söz konusu olamaz" denildi. Vakfa ait
alan ile Hazine adına tescil elen Mardin Süryani Katolik Kilisesi tarafından
dini ayin ve törenler için kullanıldığının vurgulandığı gerekçede, bu durumun
engellendiğine dair bir iddia bulunmadığı kaydedildi. Din ve vicdan hürriyeti
açısından bir ihlalin olmadığının açık olduğu vurgulanan gerekçede, vakfın
başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu ifade edilerek "kabul
edilemez" bulundu. Karar oybirliği ile alındı. (ANKA)
(YE/ORH)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.