Adnan Boynukara - Yazar
Yazar Adnan Boynukara: Küresel aktör ve Büyük Türkiye
olabilmenin birinci koşulu özgüven ise bunun test edileceği meselelerden birisi
de Ermeni meselesindeki tutumdur... Türkiye’nin temel meselelerinden birisi
olan, göç etmiş, göçe zorlanmış Ermeniler meselesi, yani 1915’de yaşanan olaylar
konusunda da belirleyici olup olmayacağıdır. Ortaya çıkan değişim dikkate
alındığında, bunun mümkün olduğu ve ‘Yeni Türkiye’nin’ kök salmasına imkân
tanıyacak en temel konulardan birisinin de Ermeni meselesinin çözümü olduğu
görülür. Özellikle küresel aktör ve Büyük Türkiye olabilmenin birinci koşulu
özgüven ise bunun test edileceği meselelerden birisi de Ermeni meselesindeki
tutumdur. Bu bakımdan, Türkiye’nin büyüklük ideasının, sözden ibaret olmadığını
göstermesi önemlidir.
***
T24
Geçtiğimiz günlerde "Ermeni evlerine kentsel
dönüşüm" başlıklı haberler medyada yer almıştı. Haberde, 1915 öncesi
Muş’ta yaşayan Ermenilere ait evlerin, ‘kentsel dönüşüm’ gerekçesiyle
yıkılacağı belirtiliyordu. Yıkıma karşı oluşan tepkilere belediye başkanı,
"bana kanıt gösterin, tapusu olan var mı?" cevabını vermiş.
Birçok belediyenin tarihi mekanları, evleri restore
ettiği ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün ise cumhuriyet tarihinin en büyük
restorasyon çalışmalarını yaptığı bir dönemde, 150 yıllık evlerin yıkılmasını
savunmak ve sahip çıkmak elbette mümkün değil. Mülkiyetleri konusunda
'tartışma' olan mekânlar üzerinde tasarrufta bulunmak kabul edilemez. Muş
özelinde kamuoyuna yansıyan bu olay 'kentsel dönüşüm' gibi bir gerekçe
üzerinden tarihi mirasın ortadan kaldırılmasıdır. Sahiplik ilişkisi kuşkusuz
önemli, ancak daha da önemli olan, kenti güzelleştirecek, tarihi kimliğini
koruyacak ve ekonomisine katkı sağlayacak eserlerin yaşatılması konusunda
ortaya konulan yaklaşımdır. Ayrıca özel bir mülk üzerinde kamu adına tasarrufta
bulunmak da ayrı bir husustur. Hele bu mülk, tarihin olumsuz dönemlerinde,
gerekçesi ne olursa olsun, acı yaşamış ve göç etmek zorunda kalmış insanlara
ait ise durum daha da önemli bir hal alıyor. Tarihi mirasın korunması,
restorasyonu ve azınlık mülklerinin iadesi konusunda önemli çalışmalar yapmış
olan hükümetin bu yaklaşımına karşılık, yerel yönetimin bu tür bir karara imza
atmış olması düşündürücü!
Aslında bu vesileyle, 2015 yılının yaklaşmaya başladığı
bir zaman diliminde, Ermeni meselesini konuşmakta yarar var. Birçok hususta
olduğu gibi Ermeni meselesinde de Eski Türkiye’nin tutum ve pozisyonunu
belirleyen ana unsurların toplumsal talep ve iç dinamikler olmadığını
biliyoruz. Türkiye her zaman bu meseleyi; var olma - yok olma zemininde
değerlendirdi, ‘atalarına hakaret’ etmenin araçlarından biri olarak
kullanıldığını kabul etti, toprak talebi olarak okudu, dış politik dengelerin
bir aracı olarak gördü, yabancı devletlerle konuşulacak konulardan birisi
olarak baktı... Bahsettiğimiz ön kabullerle, tüm ülkelerin oyunlarını bu mesele
üzerinden kurma gayretleri birleşince, Türkiye adım atamaz hale geldi. Bu ise
meselenin insani boyutunu görmeyen, duymayan ve dolayısıyla da çözümü gündeme
almayan bir Türkiye anlamına geldi. Bu tutumun doğal sonucu, her yıl nisan
ayında Türkiye aleyhine yürütülen kampanyalar ve bunun oluşturduğu etkiden
bunalmış bir Türkiye oldu. Bu arada, Türkiye’yi bu konuda sıkıştıran ülkelerin
temel motivasyonlarının da, meseleyi çözmek olmadığını ifade etmeye dahi gerek
yok. Meseleye, Türkiye ile yürütülen ilişkilerde, Türkiye’yi sıkıştırmak için
kullanılan bir araç olarak bakmaya ısrarla sürdürdüler. Kısacası Türkiye,
çözümsüzlük anlamına gelen kısır bir döngünün içine hapsoldu.
Eski Türkiye
refleksleri
Türkiye’de son yıllarda birçok alanda klasik devlet
refleksinin değiştiği, toplumu ve sivil siyaseti kontrol etmek için oluşturulan
vesayet kurumlarının çözüldüğü, sivil siyaseti sınırlayan merkezlerin güç
kaybettiği, devletin halka hizmet edecek bir araçtan öte anlamlar taşımadığı,
iç meselelerimiz konusunda çözüm iradesinin ortaya çıktığı, demokratik
değişmelerin yaşandığı Müslüman coğrafyaya örnek gösterilmeye başlandığı ve tüm
bunardan güç alarak küresel aktör olma iddiasını ortaya koyan bir Türkiye’nin
ortaya çıktığı konusunda kuşku yok. Bu duruma gelinmesinde etkili olan temel
faktör, “sorunlarla yüzleşebilme ve çözüm iradesini ortaya koyabilme
kararlılığı”dır. On binlerce insanın hayatına mal olan Kürt meselesi konusunda
ortaya konulan çözüm iradesi, bahsettiğimiz pozisyonun en somut ve canlı
göstergesidir. İşte tam da bu noktada sormamız gereken soru; ortaya çıkan bu
değişimin, Türkiye’nin temel meselelerinden birisi olan, göç etmiş, göçe
zorlanmış Ermeniler meselesi, yani 1915’de yaşanan olaylar konusunda da
belirleyici olup olmayacağıdır. Ortaya çıkan değişim dikkate alındığında, bunun
mümkün olduğu ve ‘Yeni Türkiye’nin’ kök salmasına imkân tanıyacak en temel
konulardan birisinin de Ermeni meselesinin çözümü olduğu görülür. Özellikle
küresel aktör ve Büyük Türkiye olabilmenin birinci koşulu özgüven ise bunun
test edileceği meselelerden birisi de Ermeni meselesindeki tutumdur. Bu
bakımdan, Türkiye’nin büyüklük ideasının, sözden ibaret olmadığını göstermesi
önemlidir.
Tarihin değişik dönemlerinde ortaya çıkan meseleleri
çözmenin koşullarından birisi, algı ile olgu arasındaki farkı ortaya
koyabilmek, oluşan farklı psikolojileri yönetmek ve söylemi ayrıştırıcı
unsurlardan arındırarak kapsayıcı kılmaktır. Buradan hareketle yapılacak ise
‘dinlemek’, ‘anlamak’ ve ‘empatikurmak’tır. Kimileri, duygusunu ortaya koyma
telaşıyla haksız ve gerçeği yansıtmayan bir biçimde, ‘otoriter’ suçlamalarında
bulunsa da, bahsettiğimiz çözüm koşullarını karşılayabilecek, dinleyecek,
anlayacak, empati kuracak ve Eski Türkiye reflekslerine esir olmadan adım
atabilecek kişi Başbakan Erdoğan’dır. O zaman, Yeni ve Büyük Türkiye idealinin
sahibi Başbakan Erdoğan’ın adım atması ve Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı
koşullarındaki tutumunu aşarak konuya bakması önemli. Bu konuda atılacak
adımlara; kazan veya kaybet meselesi değil, millet-i sadıka ile yeniden
helalleşerek buluşma meselesi olarak bakmak lazım. Söyleme ve tutuma bu
perspektif egemen olursa, çözüm kapısı zaten açılmış olur.
@AdnanBoynukara
(Star gazetesinin, Açık Görüş ekinden alınmıştır)
http://t24.com.tr/haber/buyuk-turkiye-olmanin-kosullarindan-birisi-ermeni-meselesinin-cozumudur/235430
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.