Ayvalık sessiz sedasız bir müzeye kavuştu. İlçe yönetimi
onu "Anıt Müze" diye tanıttığı için böyle diyorum: Taksiyarhis
kilisesi üzerine serili ölü toprağından kurtarıldı sonunda. Yaklaşık iki yıldır
devam eden restorasyon çalışmaları nihayet sevindirici bir sonuca ulaştı. Bu
yıl Nisan ayında yapılan kabulden sonra geçtiğimiz günlerde, 11 Temmuz'da
halkın ziyaretine de açıldı.
Şimdi çarşılarında dolup taşan Midillili müşterileriyle
selamlaşan Ayvalıklı pazarcının yüzündeki gülümseme bana Taksiyarhis kilisenin
avlusundaki huzur gibi güven veriyor.
Akın GÜRE
Balıkesir - BİA Haber Merkezi 27 Temmuz 2013, Cumartesi
00:00
Ayvalık sessiz sedasız bir müzeye kavuştu. İlçe yönetimi
onu "Anıt Müze" diye tanıttığı için böyle diyorum: Taksiyarhis
kilisesi üzerine serili ölü toprağından kurtarıldı sonunda.
Yaklaşık iki yıldır devam eden restorasyon çalışmaları
nihayet sevindirici bir sonuca ulaştı. Bu yıl Nisan ayında yapılan kabulden
sonra geçtiğimiz günlerde, 11 Temmuz'da halkın ziyaretine de açıldı. Hem de
Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi (AIMA) tarafından gerçekleştirilen nefes
kesici bir şölen ile süslenenen bir açılışla...
Ayvalık'a her gelişimde duvarların ardında gizleriyle
tarihine gömülü bu kiliseyi herzaman kilitli duran ana kapısının aralığından
büyük bir merakla uzaktan seyrederdim.
Duvarlarındaki freskleri ile ünlü olduğunu bildiğim bu
gizemli binanın niye ilgisizliğe terk edildiğini anlayamazdım.
Sonra okudum, öğrendim. Buranın da kaderi ötekiler
gibiydi. Ayvalık'da buna benzer yıkıntılar içinde, ayakta kalmaya çalışan
harebeye dönmüş bir çokları daha vardı. Gezdikçe gördüm, utandım.
Artık cami olarak kullanılan Agios Yorgios kilisesi
(Çınarlı Cami) ile Agai Ianni’yi (Saatli Cami) saymazsak ötekilerin hali harap:
Cunda adasındaki Taksiyarhis üzerindeki Koç Vakfınca yürütülen çalışmalar
uzadıkça uzuyor.
Ayvalık Belediyesine şehir müzesi olsun diye bırakılmış,
beş sütünlu Korint tarzı girişi ile ünlü 123 yıllık Ayazma kilisesi (Feromani
Kilisesi) ise acınacak halde bekliyor.
Bu kiliseler bir zamanlar bu topraklarda yaşanmış acılı
hikayelerin gölgesinde kalmışlar, cezalandırılmışlar sanki. Hınç ve öfke bir
politikaya dönüşmüş.
Midilli'de açılışı yapılan camiye karşılık verilen sözler yerine getirilmemiş.
Devlet bazılarını Tekel idaresine vererek tütün deposu
olarak kullanmış. Duvarlar örülmüş, sütunlar kapatılmış, soba boruları için
delikler açılmış. Kimi depremlerde yıkılmış, kiminin freskleri çalınmış,
çatıları çökmüş.
Fotoğraflarını çekmeye utanıyor insan...
Bunları gelecek adına şimdi temiz bir sayfa açılırken
geçmişin bir ayıbı olarak kabul edip ileriye umutla bakmak istiyorum yine de.
İşte bu gelişimde Taksiyarhis'i görünce tatlı bir
sürprizle dolup taşmam böyle bir duygu birikiminin eseri olsa gerek...
Nasıl sevinmez ki insan...
Hele Ayvalık gibi
ihtişamlı bir geçmişi olan, İzmir'den sonra Ege'nin ikinci büyük kenti sayılan bir
yerde yaşamanın sorumluluğunu bilmenin verdiği bir özgüven
duygusu ya da uygarlıkların ortak paydasında buluşmanın haklı gurunu duymanın
bir hazzı değil midir bu?
Bu duygu eksikliğinden değil miydi yıllardır hafızalarda
yorgun düşmüş ruhlarımızın esaretinde çırpınan tepkilerimiz. Yaşatılan
düşmanlıklar, peşin hükümlerle yapılan yargılamalar.
Yeni Ayvalık'ın hayatı artık yeni bir Türkiye gibidir.
Çelişkilerin içinden geçerken yaşayarak öğrenmenin
keşiflerine ulaşmak, farklı kültürlerin, inançların ayrımlarına duvar örmek
yerine köprüler atmayı becerebilmek günümüzü aydınlatmanın tek çaresi değil mi?
Bu aydınlanmanın ruhlarımızda yaratacağı barışıklıkla
gelecek nesiller taşınacak iyimserlik tohumlarına muhtacız artık.
İşte tam bundan dolayı şimdi çarşılarında dolup taşan
Midillili müşterileriyle selamlaşan Ayvalıklı pazarcının yüzündeki gülümseme
bana Taksiyarhis kilisenin avlusundaki huzur gibi güven veriyor... (AG/AS)
http://www.bianet.org/biamag/kultur/148748-taksiyarhis-kilisesi-acilirken?bia_source=rss


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.