Çanakkale Savaşı’nın ölüm-kalım günlerinde Yüzbaşı
Dimitroyati vurulmuştur. Doktor olduğu için de yarasının ölümcül olduğunu fark
etmesi uzun sürmeyecektir. Bunun üzerine, kendisi için çırpınan Ali Çavuş’a
dönerek şunları söyler Alay Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati:
"Bak Ali Çavuş, öldüğümde gávur-mavur deyip başka
yere gömmeye kalkarlar. Sakın, beni sizden ayırmalarına müsaade etme."
KUTSAL VASİYET
Ne var ki, bir süre sonra Ali Çavuş da vurulmuş ve
hastane çadırına kaldırılmıştır. Yarasını ve çektiği acıyı unutan Ali Çavuş,
kucağında can veren komutanının vasiyetini yerine getirebilme telaşına
düşmüştür hastane çadırında. Başında duran sıhhıye erine Yüzbaşı
Dimitroyati’nin vasiyetini aktaracak, bu vasiyetin komutanlığa mutlaka
iletileceği ve gereğinin yerine getirileceği sözünü alınca da huzur içinde son
nefesini verecektir.
Bu çarpıcı ayrıntı, Kemal Demirel’in,
"Anafartalar’ın Beş Günü" adlı kitabında anlatılıyor. Yüzbaşı
Dimitroyati, Çanakkale’de vatan için can veren gayrimüslim askerlerin ne ilki,
ne de sonuncusu. Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayımlanan 6 ciltlik
"Şehitlerimiz" adlı kitapta, Çanakkale Savaşı sırasında kaybettiğimiz
105 gayrimüslim asker ve subayın künyeleri mevcut.
YÜZBAŞI SOKRAT
"Çanakkale, Gelibolu, Kanlısırt, Arıburnu, Kitre,
Seddülbahir ve I. Dünya Savaşı’na sahne olan Çanakkale harp sahalarını gezmek
ve binlerce isimsiz vatan şehidinin yattığı bu mübarek toprakları ziyaret
ederek ruhlarına bir Fatiha okumak her Türk’ün bir vecibesi ve yurt vazifesi
olmalıdır. Bu harp sahalarını ziyarette bulunan her yurttaşın Hac’ca gitmiş
kadar sevap işleyeceğine imanım vardır."
Bu satırlar ise Çanakkale Savaşları sırasında Makineli
Bölük Komutanı olan Sokrat İncesu’ya ait.
Yüzbaşı Sokrat İncesu, savaştan sağ kurtulabilenlerden.
1964 yılında yayımlanan, "Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale-Arıburnu
Hatıralarım" isimli kitabında neler yaşadıklarını son derece çarpıcı bir
üslupla anlatıyor.
Bağrımızda yatıyor
"Gavur-mavur deyip başka yere gömmeye kalkarlar,
beni sizden ayırmalarına müsaade etme" diyen ve son arzusuna kavuşan Alay
Tabibi Yüzbaşı Dimitroyati’nin ay-yıldızlı mezarı, Çanakkale Şehitliği’nin
restorasyon ekibi tarafından temizlendi ve yeniden boyandı.
Yılların emeği
YILLARDIR bütün emeğini Çanakkale Savaşı’na harcayan
gazeteci Gürsel Göncü ile emekli asker Şahin Aldoğan tarafından hazırlanan
"Siperin Ardı Vatan" adlı kitap, bu konuda yapılmış birkaç orijinal
çalışmadan biri olma niteliğini taşıyor. Kitaba yazdığı önsözde, "Toprak
demeyip geçtiğimiz yerleri tanımaya çalışıyoruz" diyen Gürsel Göncü,
Çanakkale savaş tarihinin hálá yazılmayı beklediğini de özellikle vurguluyor.
Onlar vatan şehidi
Peki, I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale dahil muhtelif
cephelerde Osmanlı ordusu saflarında çarpışıp can veren gayri müslim
askerlerimiz şehit olarak kabul edilebilir mi? Prof. Hayrettin Karaman şöyle
dedi: "Dini bakımdan şehit diyemeyiz ama yüz yıldan fazla bir süredir
literatüre ’vatan şehidi’ kavramı da girmiştir. Bu açıdan baktığımız zaman,
Çanakkale’de savaşan gayrı müslim vatandaşlarımız elbette ki vatan
şehididir."
Diyanet: Namazları kılınır
Çanakkale Savaşı konusunda yaptığı çalışmalarla tanınan
emekli Albay İsmail Özdilek’in, "Çanakkale’de can veren gayrimüslim
askerlerimiz şehit midir" sorusuna Diyanet İşleri Başkanlığı internet
sitesinden verilen cevapta Müslümanların yanında savaşırken ölen
gayrimüslimlerin, "dünya hükümleri bakımından şehit kabul edileceği,
cenaze namazları kılındıktan sonra kanlı elbiseleri ile defnedileceği"
belirtiliyor.
Şehit diyemeyiz
Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz:
"Şehitlik İslami bir kavramdır. Bu itibarla, Çanakkale’de ölen gayrimüslim
vatandaşlarımıza şehit diyemeyiz. Vatanlarını müdafaa maksadıyla can verdikleri
için Allah onların mükafatını ayrıca verecektir

1 yorum:
boylelerinin hakkini yiyen tassagini yesin dedikleri,bir yarattiklari harp icin caninin vrene bile saygi yok, o yalan bu yalan,birde banadoguyum caliskanim sarkilari soylettiler,
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.