Çağlayan Çevik
Türk kasabasından tarihçi çıkmaz! İlber Ortaylı, Hürriyet
Dünyası’nda düzenlenen ‘Perşembe Sohbetleri’nin konuğu oldu... “Ne yazık ki Türkiye’de tarih bilimi doğru
anlaşılmamıştır. Ben her zaman söylerim, Türk kasabasından tarihçi çıkmaz. Oysa
biz şimdi her şehirde bir üniversite, bir fakülte olsun diye akıl almaz bir
yarışmaya girmiş durumdayız. Ama bu çok sayıda tarih kürsüsüyle değil, az ama
nitelikli bir kürsü, akademisyen, ekol anlayışıyla gerçekleşebilir. Büyüdüğü
kasabada Yahudi’yi görmediği için Yahudi’den nefret eden, Ermeni kilisesine
girmeyip Ermenileri kovmaya çalışan, Rumları hiç görmediği halde onlara
küfreden kasaba anlayışının iyi tarihçi yetiştirmesi mümkün değildir. Her
vilayette, her kasabada tarih kürsüsü kurmak imkânsızdır. Belli bir eğitim
seviyesi ve tesisleşmenin sonrasında mümkün olur.” (Hay ağzına sağlık hoca.
Unvanlı tarihçilerin ve ASİMDER gibi derneklerin saçmalama nedeni anlaşıldı. HYETERT)
***
Türk kasabasından tarihçi çıkmaz!
İlber Ortaylı, Hürriyet Dünyası’nda düzenlenen ‘Perşembe
Sohbetleri’nin konuğu oldu.
Ortaylı ünlü tarihçilerin aslında birer gezgin olduğunu,
günümüz gazetecilerinin de bu anlamda tarihçi sayılabileceğini söyledi.
Hürriyet Dünyası’nda her ay gerçekleştirilecek ‘Perşembe
Sohbetleri’ tarih profesörü İlber Ortaylı’yla başladı. Her ay, kendi alanında
uzmanlaşmış isimlerin gerçekleştireceği konferansların ilkinde, İlber Ortaylı
tarih bilimi ve gazetecilikle ilişkisi üzerine bir konuşma yaptı. Pek çok
güncel konuya da değinen Ortaylı, şunları söyledi:
KELİMENİN KÖKENİ BELİRSİZ
“Tarih, Arapça bir kelimedir ve bunun etimolojik kökeni belli
değildir. Bu yönüyle çok önem verdiğim bir kelimedir. Çünkü, tarih gibi bir
bilimi adlandıran bir kelime için, etimolojisi, kaynağı belirsiz bir kelimenin
seçilmiş olması ve bunun kullanılması bence fevkalade büyük bir başarıdır.
Tarih bilimine ‘tarih’ adını veren Arapların bu zekâsı çok önemlidir. Kelimenin
kökü Arapça ama bugünkü Arap dünyasının geçmişte Arapça konuşan milletlerle bir
alakası yoktur. Bu iki Arap dünyasının birbirinden farklı olduğunu anlamak
gerekir. Bugünkü Arap dünyası maalesef neredeyse hiçbir eserin çevrilmediği,
kendilerinden bahsetmiyorsa o eserleri dikkate almayan, bilime önem vermeyen
bir haldedir. Ama hepimizin bildiği üzere eski Arap dünyası, kendi çağlarında
kaleme alınmış felsefe, bilim, teoloji, tıp ve daha birçok alana ait eserleri
aynı zamanda tercüme ettirip, o dönemin düşünce sisteminde yer etmiş Yunanca,
Latince kelimelere karşılık bulabilmiş, Arapçaya kazandırmış ve güncel bir
terminolojiyi oluşturmuş bir kültür dünyasıdır. Hatta birçok konuda daha
gelişmiş metinlere imza atmış, daha büyük bilimadamlarını yetiştirmiştir.
Dahası bu Araplarla sınırlı değildir. İranlılar, Türkler, başka Hıristiyan
milletler buna dahil olmuştur.”
TARİHÇİLER GEZGİNDİ
“Eski çağlardan beri tarihçiler, Herodot da, İbn Battuta
da gezgindi. Gezmek önemli bir imtiyazdı o yıllarda. Hem güvenlik hem teknik
şartlar açısından kolay olmadığı için, gezebilen insan neredeyse âlim
sayılırdı. Örneğin İslam peygamberi Hz. Muhammed de kervan idarecisi olduğu
için bütün bir Ortadoğu’yu gezmiş, Mekkeli olmasına rağmen Suriye’den Mısır’a,
Irak’a kadar büyük bir alanı kat etmiştir. Birçok şeyi görmüş ve insanla
görüşmüştür. Bu anlayış Rönesans’ta da böyle devam etmiştir. Bu anlamda
akademik tarihçiden çok gazeteci tipi, olay yerine giden kişidir iyi tarihçi. Bugünün
önemli haberlerine imza atan gazeteciler için ‘Tarihe not düştü’ denmesinin
sebebi aslında biraz da budur. Eski tarihçilere baktığınız zaman, gezgin,
hareket halinde olan ve sokakta, yani en başında söylediğim ‘olayların’ içinde
olan adamlardır.”
KASABA ANLAYIŞIYLA OLMAZ
“Ne yazık ki Türkiye’de tarih bilimi doğru
anlaşılmamıştır. Ben her zaman söylerim, Türk kasabasından tarihçi çıkmaz. Oysa
biz şimdi her şehirde bir üniversite, bir fakülte olsun diye akıl almaz bir
yarışmaya girmiş durumdayız. Ama bu çok sayıda tarih kürsüsüyle değil, az ama
nitelikli bir kürsü, akademisyen, ekol anlayışıyla gerçekleşebilir. Büyüdüğü
kasabada Yahudi’yi görmediği için Yahudi’den nefret eden, Ermeni kilisesine
girmeyip Ermenileri kovmaya çalışan, Rumları hiç görmediği halde onlara
küfreden kasaba anlayışının iyi tarihçi yetiştirmesi mümkün değildir. Her
vilayette, her kasabada tarih kürsüsü kurmak imkânsızdır. Belli bir eğitim
seviyesi ve tesisleşmenin sonrasında mümkün olur.”
2 yorum:
Hyertert bu alt notunda o unvanli tarihcilerden bahsederken ismini vermedigi o Kayserili tarihci diye gecinen Hallacoglunun ismini bari biz verelim de mesaji herkes anlasin.
Türkiye’de tarih kahvehaneler de söylenen tarihten ibarettir, herkez kendi kafasından uydurduğu tarihi sounda atmış olduğu yalanlara kendine inandıran kişiler tarafından yazılmakta.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.