Halklararası ve devletlerarası ilişkilerin hangi dengeler
üzerinde olduğu ve çözümsüzlüğün esas sebebinin ne olduğu araştırılıyor.
Halkların ve devletlerin ruh hali ve siyasi
yaklaşımlarının irdelendiği kitapta, yaklaşımları farklılaştırmak üzere iki
bölüm yer alıyor. Birinci bölüm “Ermenistan’a Uzman Bakışı” adını taşıyor. Bu
bölümde, içinde bulunduğumuz zaman dilimine kadarki olay ve gelişmeler inceleniyor.
İki halkın birbirlerine uzaktan bakışlarıyla ilgili ilginç anekdotlara yer
veriliyor. Kitabın “Ermenistan’a Siyasi Bakış” adını taşıyan ikinci bölümünde
ise yazarın Ermenistan’a yerleştiği 2010 tarihinden bugüne kadar, bugünümüzü ve
geleceğimizi etkileyecek siyasi, sosyal, ekonomik ve en önemlisi genel
psikolojik gelişmeler konu ediliyor.
Kısacası kitapta, Ermeni meselesi konusunda yanıtını
merak ettiğiniz sorulara cevap bulacağınız bölümler mevcut. Yazar Öztarsu, 2015
arifesinde Türkiye'nin meseleyi daha rahat anlaması ve karşı tarafın da
endişelerini giderecek çözümler üretmesi için Ermeni meselesi ve Ermenistan
denince akla gelen her konuya temas ediyor. İşte 'mesele'ye içeriden bakan bir
araştırmacının çalışmasından bazı bölümler...
Keşke Akdamar’da ayine katılabilsem
Birden gözü yaşaran Vahan Bey, birkaç yıl evvel Van’a
gittiğini ve oradan bir poşet toprak getirdiğini söyledi. Yıllardır yastığının
altında sakladığı o toprak ile her gün içinde büyüyen memleket hasretini
yatıştırmakta olduğunu anlattı: “Tekrar görmek istiyorum oraları” diyen Vahan
Bey bir arzuda bulundu : “Keşke eylül ayında Akdamar’da yapılacak olan ayine
katılabilsem.” Bugün siyaseten Türkiye’yi sıkıştırmak isteyen çevrelerin “koyu
bir Türk propagandası” olarak yorumladıkları Akdamar ayinine karşı, Ermeniler’i
Türk siyasetine alet olmamaya çağıran çevrelere inat, Vahan Bey içindeki
duyarlılığı ortaya koymaktan çekinmedi: “Türkiye çok doğru adım atıyor.”
(sf.34)
Cüzdanında Tarık Akan’ın resmini taşıyan Ermeni kadın
Markette alışveriş yaptıktan sonra kasaya yönelip sıramın
gelmesini bekli- yordum. Önümdeki yaşlı kadın ödemeyi yaparken cüzdanını açmış
parasını çıkarıyordu. Birden bire cüzdanındaki bölmede Tarık Akan’ın 1970’lere
ait bir fotoğrafını gördüm. Çok daha dikkatli bakmak için eğildim, bu kişi
gerçekten Tarık Akan’dı, İstanbul manzaralı bir fotoğraftı. Kadın, sormaya
fırsat kalmadan ödemeyi yapıp ayrıldı marketten. Zaten o kalabalıkta “Bu Tarık
Akan mı?” desem Türk olduğumu en az yirmi kişiye duyuracaktım. (sf.271)
“Ermeniler’in bize bakışları nasıl?”
Ermenistan üzerine yoğunlaştığımdan beri hem Türkiye’de
hem de Azerbaycan’da bana en çok sorulan soru, “Bize bakışları nasıl”
sorusudur. Bu soru, üzerinde durulması gereken çok büyük ve önemli mahiyetlere
sahiptir. Çünkü bu sorunun sorulması için kişinin bir muhatap arayışında olması
gerekir. Yani “Bizi nasıl buluyorlar, bizim hakkımızda ne düşünüyorlar” gibi
yaklaşımlar sadece diyalog kuramamış ancak diyaloga hazır bir muhatap
arayışının sorusudur. Nihayetinde, uzaktan da olsa birileri göremedikleri
başkalarını merak ediyor ve diyalog köprüsünün temeli kendiliğinden atılıyor.
Bu soruya Ermenistan’da da sıkça rastlıyorum. Özellikle gençler arasında büyük
bir merak var. (sf.75)
Ermenistan’da Kürt-Yezidi ayrışması
Ermenistan’daki Yezidiler artık kendilerinin Kürt olarak
anılmasını istememekteler. Bunu bizzat Yezidi dernekleri kamuoyuyla paylaştı.
Sincar Yezidiler Birliği geçtiğimiz yıl içerisinde yaptığı açıklamada
Ermenistan’a kayıtlı bulunan Yezidiler’in hiçbirinin kendisini Kürt olarak
tanımlamadığını ancak Yezidi olarak kayıtlı bulunan Kürtler’in Yezidi toplumunu
Kürtleştirmeye çalıştığını ve Kürtler’in göçmen bir halk olduğundan dolayı
Yezidiler gibi herhangi bir değerler sistemine sahip olmadıklarını belirtti. Yezidi
yaşam alanlarının Kürt devrimci örgütleri tarafından hedeflenen bölgeler
olduğundan da şikayet eden Yezidiler’in “Yezidi Soykırımı”nın tanınması
talepleri de bulunmaktadır. (sf.108)
Malatya’nın görsel arşivi Ermenistan’da
Stepan amcanın evinde, kendisine ait Türkçe ve Ermenice
kitaplarının bulunduğu kütüphanesi ve muazzam fotoğraf arşivinin önünde
çekimler yaptık. Malatya’nın 1890’lardan 1950’ye kadarki fotoğrafları ayrıca
ilgimi çekti. Çünkü burada gördüğüm tarihin yansıması, Malatya’daki arşivlerde
bile bulunmamaktaydı. Ermeniler’deki hatıra yazma ve biriktirme alışkanlığı
maalesef bize sirayet etmemiş. (sf.104)
Genç Ermeniler uzlaşmaya açık
Genç Mıkırtıç: “Ermenistan İran’dan gelenlere kucak
açmayı bırakıp Türkiye’den gelenlere ev sahipliği yapsa, kendi adımıza olumlu
bir adım atmış olacağız. Fakat teveccüh edilen ülkeden gelenlerin Ermenistan’a
katkısından çok zararı oluyor. Turist isteniyorsa bunu Türkiye’den sağlasınlar
ki hem dost bir milletle birlikte olalım hem de karşılıklı iletişimimiz gelişsin.”
(sf.228)
Ağrı’yı Ararat yapan aşk hikayeleri
Kendisi Lübnanlı bir Ermeni olan yeşil gözlü genç kız,
Ermeni kültürüne yönelik paylaşımlarda bulunmaya başladı… Milli bir meyve
olarak saygı gören nar ile ilgili pek çok eserin bulunduğu bölümde ilginç
anekdotlar sundu bize; yeni evlenen kızın yere nar atarak dağılan nar tanesi
kadar çocuğa sahip olacağını inancının Ermenistan’da da olduğunu şaşkınlık ile
öğrendik. (sf.28)
“24 Nisan'a atfen soykırım şenliği”
Kimsenin galibi olmadığı ve tarafların büyük kayıplar
verdiği, boş savaşlar gibi, anlamsız diyaloglar ve yanlış anlamalar sürüp
gittikçe bu meselenin çözülmesi de uzun zaman alacak gibi görünüyor. Nitekim bu
yanlış anlaşılmalardan bir örneği hiç beklemediğim ve çok saygı duyduğum başka
bir gazeteci arkadaş sayesinde tecrübe ettim.
Washington’daki Türk Büyükelçiliği’ne yaptığımız
ziyaretlerden birinde Ermeni arkadaşlarımdan bazıları 23 Nisan’da neden
şenlikler yaptığımızı yetkililere sordular. Soruyu bizim gibi anlayamayan
yetkililer sorunun tekrarlanmasını rica ettiler. En sonunda anlaşıldı ki,
Türkiye’nin 23 Nisan’da 24 Nisan’a atfen soykırım şenliği yaptığı gibi yanlış
bir algıya kapılmış komşu halkımız. (sf.132)
Talgat ve Kırgızistan’dan gelen öğrenciler Erivan’da
yüksek lisans eğitimi alırken yabancı dil olarak da hiç bilmedikleri Türkçe’yi
öğreniyorlar. Türkçe seçmeli yabancı dil olarak oldukça popüler olduğundan
dolayı dili uygulamalı olarak kullanma imkanları da oldukça geniş. Ayrıca
Ermeni bir hocadan Türkçe öğrenen Kırgız tablosu son derece ilginç
görünüyor.(sf.119)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.