Zara’dan İstanbul’a, İstanbul’dan ABD’ye, oradan da
Meksika’ya uzanan talihsizliklerle dolu bir serüven onunkisi.Azrail’le iki kere
karşılaşmış ve ikisinde de mağlup etmeyi becermiş. Şimdilerde yaşadığı
Meksika’da kolunu veya bacağını kaybettikleri için toplumun sırt çevirdiği
gençleri futbol aracılığıyla yaşama bağlıyor. Meksika’da Ampute futbolun
kuruluşuna ön ayak olup, açtığı on kulüpte sayısız genç için umut olan Berç
Zoryan, namı diğer Zorro Berç’in, Surp Haç Tıbrevank Lisesi’nin mezuniyetine
katılmasını fırsat bilerek, soyadı gibi zor geçen yaşam öyküsünü dinledik.
Meksika genelinde kurduğu takımlar sayesinde yüzlerce engelli gence umut olan, çalışmaları dünya tarafından yakından takip edilen Berç Zoryan’ın çabalarıyla, 2014 yılında yapılacak olan Ampute Dünya Kupası Turnuvası’nın Meksika’da düzenlenmesi kararlaştırıldı.
29 Ekim 1944 Zara doğumlu olan Berç Zoryan, 9 yaşındayken
Sivas’a gelen bir din görevlisi aracılığıyla İstanbul’daki Karagözyan
Yetimhanesi’nde eğitim hayatına başlamış. Azraille ilk tanışması da
İstanbul’daki ilk yılında gerçekleşmiş: “O zaman Sahag Vartabed, üç beş yılda
bir Anadolu’yu gezer ve Ermeni çocukları toplar, eğitim almaları için
İstanbul’daki okullara getirirdi. Ben de bu vesileyle geldiğim Karagözyan’daki
birinci senemde bir rahatsızlık geçirdim. Nisan ayıydı, zehirlendim sanırım,
nefes alamıyorum. O gün hokecaş (can yemeği) vardı ve davetliler arasında bir
doktor bulunuyordu. O bir jiletle sırtımda yaralar açtı ve o sayede kurtuldum.
Yara izleri halen duruyor…”
PROFESYONEL FUTBOLCULUĞA İLK ADIM
Orta ve lise eğitimini Surp Haç Tıbrevank’ta alan Zoryan,
futbola Taksim Spor Kulübü’nün genç takımında başlamış: “Bugün nasıl yaptığımı
aklım almıyor ama Tıbrevank’ta okurken sabahın beşinde duvarlardan atlayarak
okuldan kaçar, koşa koşa Üsküdar’dan arabalı vapura biner Taksim Spor’da
antrenmana çıkardım. O zamanlar Şeref Stadı’nda antrenman yapardık. Ardından
aynı yolla saat 09.00’da başlayan derse yetişirdim. Tabii her seferinde
zamanında sınıfa varamazdım, bu yüzden epey sopa da yemişimdir okul müdürümüz
Şahan Sıvacıyan’dan. Üç yıl bu böyle devam etti. 1963’te Taksim’in A takımına
geçtim.
Liseyi bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi Hukuk
Bölümü’nü kazandım. Ama mezun olmama bir yıl kala top sevgisinden hukuku
bıraktım. Belki aptallıktı yaptığım ve 1966 yılında Taksim Spor’la anlaşıp
profesyonel futbolcu oldum.”
Kanada’dan gelen transfer teklifiyle, sahip olduğu
herşeyi elden çıkararak ikinci kez göç yollarına düşen Zoryan, dönemin en büyük
Ermeni organizasyonlarından biri olan Homenetmen futbol takımının formasını
giyer. Kendisine verilen sözler tutulmayınca, futbolculuk kariyerini erken
noktalar. Talihsizlikler, atıldığı iş hayatında da yakasını bırakmaz. Başarıyı
yakaladığı sırada en yakın bildiklerinden darbe alınca sarsılır.
‘TANRI BANA BİR ŞEY ANLATMAK İSTİYOR’
1983 yılında Meksikalı Fabiola ile evlenen Zoryan’ın
yolu, 2009 yılında ikinci kez Azrail’le kesişir. Geçirdiği kalp krizi, hayatını
baştan aşağı değiştirip yeniden yollara düşmesine neden olur: “Dört yıl önce
kalp krizi geçirdim, şimdi iki tane stent var kalbimde. O zaman yaşım da 64 olmuştu.
Doktor ‘Ya işin ya hayatın’ deyince yaşamayı seçtim. Eşimin memleketi
Meksika’da, Sinaola eyaletindeki Mazatlan şehrinde deniz kenarında bir yer
aldık. Ne var ne yoksa elden çıkardık. Alan adam işi götüremeyince ondan da
paramızı alamadık. Şanssızlık yakamızı bırakmadı anlayacağın.”
Zoryan, Mazatlan’da Ampute Futbol’un kurucusu Don Bennett
ile tanışır. Bennett, kendisine Meksika’da da bir ampute futbol kulübü kurmak
istediğini söyler ve bunu yapmasını teklif eder. Zoryan teklifi nasıl kabul
ettiğini şöyle anlatıyor: “Ben ampute futbolun ne olduğunu bilmiyordum bile.
Don’un bunları bana anlattığı gece televizyonda 17 yaşındaki bir çocukla ilgili
bir program vardı. Çok yoksul, tek bacağı yok eyaletin boks şampiyonu.
Bisiklete binerken araba çarpmış ve bacağını kaybetmiş. Çocuk futbolcu olmak
istediğini ve artık olamayacağı için çok üzüldüğünü anlatıyordu. Çok
etkilendim. Eşim Fabiola’ya baktım ve ‘Tanrı bana bir şey anlatmak istiyor’
dedim. Ertesi gün çocuğu görmeye gittik, onu tanıdıkça resmen aşık olduk.
Başlangıç böyle oldu.”
AMPUTE ÇOCUKLARIN HAYATLA BAĞINI KURMAK
Hızla çalışmalara başlayan Zoryan, kısa sürede bir takım
kuracak kadar genci yan yana getirir. Büyük bir kampanya başlatır, televizyonda
programlara çıkar, gazetelere röportajlar verir. Amacı, toplumun dikkatini kolunu
veya bacağını kaybeden genç çocuklara çekmektir, bunda da başarılı olur.
Amerika Ampute Milli Takımı’nı özel bir maç için Meksika’ya davet eder. Maçı
tribünlerde 4 bin kişi izler. Maçı 2-1 kaybetmiş olsalar da insanların ilgisini
çekmeyi başarmışlardır.
Berç Zoryan, oyuncuların verdiği isimle ‘Papa Berç’ veya
‘Zorro’ basın tarafından artık ‘El Forjador de Carakter’ yani ‘kader
değiştiren’ olarak adlandırılıyor. O, gerçekten de hayata küsmüş Meksikalı
ampute gençlerin bedbaht kaderlerini değiştiriyor.Evsizlere kalacak yer,
işsizlere iş bularak, onların kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlıyor.
Yardım etkinlikleri düzenleyerek gençlerin protez ihtiyacını da karşılıyor.
Zoryan, nasıl bir motivasyonla bu işi yaptığını şöyle anlatıyor:
“Bunları neden yapıyorum, amaç ne? Futbol olmadığı kesin. Yaşım 69 oldu. Zor yürüyorum.
Bu saatten sonra futbol pek umurumda değil. Bütün amaç bu çocukların hayatla
bağ kurmasını sağlamak. Meksikalılar pek verici insanlar değil. Anneleri
babaları bu çocukları terk etmiş, toplum dışlamış, eşleri bırakmış ve çocukları
bile onları görmek istememiş. Hayata küsmüşlerdi. Bugün hepsinin özgüveni tam,
mutlu ve sağlıklı bireyler oldular. Eğer Tıbrevank’ta okumasaydım,paylaşmayı
orada öğrenmeseydim
belki bu kadar başarılı olamazdım.”
Zoryan şu ana kadar Meksika genelinde kurduğu on kulüpte
yüzlerce gence umut veriyor. Çalışmaları dünya tarafından da yakından takip
ediliyor. Öyle ki 2014 yılında yapılacak olan Ampute Dünya Kupası’nın son
hazırlık toplantısında, turnuvanın Meksika’da düzenlenmesi kararlaştırıldı.
Bundan dolayı çok gururlandığını belirten Zoryan, hazırlıklara şimdiden
başlamış.
Paros Dergisi




4 yorum:
Değerli Kardeşim Berç'i yürekten kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.
Iste ermenini, yasadigi ülkede,o ülkeye ticari,ilmi,sosyal vs.herhangi bir dalda katkisi bulundugunun ispati.Bunu sadece Türkiye anlamamis veya anlamak istememistir.Biz kimseyi sirtindan vurmadik,malimiza,mülkümüze,göz dikenler tarafindan sirtimizdan vurulduk.Sayin Berc agparig Tanri seni korusun ve sagligina kavustursun.
Saygilar
Mehmet KÜRK
Ben kendi adıma üzgünüm. Bir süredir internetten Ermenileri araştırıyorum. Keşke türkiye 'de sayınız çok daha fazla olsaydı.Ve bir sünni türk olarak diyorum ki; Lütfen bu ülkeyi terketmeyin. Bu ülke hepimize yeter. Türke de, Kürde de, Ermeniye de, Süryaniye de . Bu ülke sizin vatanınız. Bu ilkeye yine mimar yetiştirin yine sanatçı yetiştirin. Size ihtiyacımız var.
Sayin Mehmet KÜRK,ne yazik ki bu ülkede sizin gibi düsünenler az,terketmeye gelince insan dogdugu topraklari nicin terketsin,bizi
terketmek mecburiyetinde biraktilar.
Saygilar
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.