Zeynep Miraç
Vingas devletin kendisini ‘Yabancılar Şubesi’ne
yönlendirdiğini söyleyerek, ‘300 senedir, 400 senedir buradayım, bugün
Avustralya’dan gelen adamla hiçbir farkım olmayacak mı?’ diye soruyor.
ZEYNEP MİRAÇ
Soy kodu, Ruhban Okulu’nun açılması, azınlık vakıflarının
mülklerinin iadesi... Ortadoğu’nun alevi, Kürt sorunu, akıbeti belirsiz
ekonomi, Ergenekon, Balyoz derken bir görünüp bir kaybolsa da gündemde yerini
koruyan konular.
Azınlık, gayrimüslim, ekalliyet... Her birini telaffuz
ederken belli belirsiz bir tedirginlik eşlik ediyor... 166 azınlık cemaat
vakfının temsilcisi Laki Vingas’a cemaatlerle ilgili sorularıma, bu
terminolojiyle başlıyorum.
Azınlık sizin benimsediğiniz bir kelime mi?
Son birkaç yıldır herkes “Affedersiniz azınlık demek
istemiyorum” gibi bir nezaket refleksiyle karşıma çıkıyor. Azınlık veya
gayrimüslim, ne diyecekler? Herkes şaşırmış durumda; hükümet de STK’lar da.
Gayrimüslim sözüne itiraz ediliyor; ki Müslim dini bütün demek. Gayrimüslimin
dini bütün değil mi? Öteki de diyor ki
azınlık çoğunluğun tahakkümü gibi.
Sizin kişisel
görüşünüz ne?
Azınlık diye bir terminoloji var, İngilizcesi minority. İlle
de “Az kaldılar, bunlara zarar verilecek” anlamına gelmez. Sayısal özellik
açısından bir statüdür. Egemen Bağış’ın önerdiği bir ifade var, hatta Bakanlar
Kurulu’nda bile tartışılmış: Farklı dinlere mensup toplumlar. Yeni bir
terminoloji. Azınlık demeyelim, küçümsüyoruz gibi düşünülüyor. Benim itirazım
yok, hiçbir terminoloji rahatsız etmiyor.
Bir yandan
terminoloji konusunda bu derece hassasiyet gösterilirken, öbür yandan azınlık
mensuplarına farklı soy kodları verildiğini öğreniyoruz. Agos’taki haber
çıkmadan önce buna dair bilginiz var mıydı?
Soy kodu olarak yoktu. Ama nüfus kayıtları üzerinden bir
sistem olduğunu biliyorduk. Geçmişte lisedeyken birden bire bir öğrenci için
“burada okuyamaz” diye bir yazı geliyordu. Neden? Kökenleri Arnavut ya da Pomak
çıktığı için... Ayrıca her öğrenci bu okullara gireceği zaman bir komisyondan
geçiyordu. Hala da öyledir.
Nasıl karşıladınız
soy kodu haberini?
Soy kodu gibi uygulamalar açıklanırken Lozan’a atıfta
bulunuluyor genelde. Allah rızası için bu Lozan yalnız gayrimüslimler için
yapılmış bir kuruluş anlaşması mı? Azınlıkların dışında Lozan hiç gündeme geldi
mi? Gelemez. İlle azınlık 1923’e hapsolacak, ama herkes 2023’ü hedefleyecek.
Ben buna itiraz ediyorum. Gökçeada okulu dersin Lozan, Ruhban Okulu dersin
Lozan... Peki Lozan’ı referans alan başka bir konu yok mu Türkiye’de? Böyle
söyleyince Anti Lozancı gibi algılanıyorum. Değilim, olmam da mümkün değil.
Lozan’ın referans
gösterilmesi ayrıştırıcı, ötekileştirici bir tortu mu bırakıyor sizde?
Size başka bir şey anlatayım. Geçenlerde bir devlet
kurumundan randevu istedim. “Yabancılar şubemizin müdürüyle görüşün” dediler
bana. Bir şey söyleyemedim. Bıktım. Bugün bir Rus geliyor, bir Fransız geliyor
burada iş yapıyor. Normal, yabancılar şubesine gidecek. Peki ben? 300 senedir,
400 senedir buradayım; malım, mülküm, ticaretim, askerliğim, hüviyetim,
kaderim, mezarım, okulum, her şeyim burada. Ben de yabancıyım... Bugün
Avustralya’dan gelen adamla hiç farkım olmayacak mı?
‘İsyan ediyorum’
“Yabancılar şubesine gidin” cümlesini duyduğunuz an ne
hissettiniz?
İnfial. İsyan ediyorum.
İsyanınızı nasıl dile
getiriyorsunuz?
Artık pes ediyorum herhalde. Ben Türkiye’nin demokrasisinin
gelişmesini tercih ederek burada kaldım. Herkes gibi ABD’ye gidebilirdim. Orada
tanıdıklarım, akrabalarım var; ama burayı tercih ettim.
Türkiye Cumhuriyeti
nüfus siteminde soy kodunuz olduğunu çocuklarınıza nasıl izah ettiniz?
Şunu söyleyeyim, ben çocuklarımı cemaat okuluna göndermedim.
Soy kodu nedeniyle değil, zaten bilmiyordum. Onları o okullarda mütekabiliyet
vesayeti olduğu için göndermedim. İğrenç bir şey.
Mütekabiliyet
vesayetinden ne anlamalıyız?
Ben Zoğrafyon Rum Okulu’ndan mezunum. Müfettişler arttığında
derdik ki, “Eyvah, Batı Trakya’da bir şey oldu”. Veya kontenjan hocaları
gelmezdi, neden diye sorardık. “16 hoca buradan gidecek, 16 oradan gelecek.
Orası 12 hoca yolladı, gelmiyor” derlerdi. Altı ay, sekiz ay hocalar
gelmiyordu. Onlar gelmeyince de “Dersler boş geçti, diploma vermiyoruz”
derlerdi.
Uzun yıllar boyunca Türkiye-Yunanistan arasında siyaset
okullar üzerinden yapıldı. Ben bunu bilfiil yaşadım. Bu yüzden de çocuklarımı
cemaat okuluna göndermedim. Şu anda okullarımız çok çok rahat. Buna rağmen bir
kod çıkıyor, insanın midesi bulanıyor.
Bu kodun
kaldırılmasına dair vakıflar temsilcisi sıfatıyla bir girişiminiz olacak mı?
Hayır. Ben niye yapayım? Bunu düzeltmek devletin işi, benim
değil. Devletin benim eşit vatandaşlığımı koruma altına alması lazım.
Geçenlerde bir siyasimize söyledim, benim bu ülkeyi sevmemle çocuklarımın
sevmesi arasında fark var. Benim kuşağım ve benden büyükler defansif bir
yapıyla sevdiler bu ülkeyi.
Dediler ki “Biz bu ülkenin vatandaşıyız. Ölülerimiz burada.
Mimarlarımız bu binaları yaptı...” Hep bu ülkeye ne kadar menfaat
sağladıklarını anlatarak sevdiler.
Şimdiki gençler, son 10 yıldaki süreç içinde, cemaatler daha görünür oldukça ve
geniş toplumun onların daha fazla katılımcı olmasını sağlamasıyla eşitliği
doğal hissetmeye başladılar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.