Bilimsel
tanımlar dışında, yaygın olan ortak kanıya göre Batı Ermenileri, şu an dünyanın
dört bir yanındaki Ermeni Diasporası’nı oluşturan, aynı zamanda Türkiye ve
Ermenistan’da da yaşamakta olan, Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermeni
yurttaşlarının “vatansız” torunlarıdır. Onlar tarihi Ermenistan’ın batı
coğrafyasındaki nüfusu oluşturuyordu, şimdi ise dünyaya dağılmış durumdalar ve
on milyondan fazlalar. Demokratikleşme yolunda olan Türkiye için, kendi
halklarına yönelik eşit vatandaşlığı tesis etmekten başka bir alternatif yok.
Ülkenin hemen hemen tüm katmanlarında, özgürlükçü, ilerici, demokratik
değerlerin yerleşmesini teşvik eden sivil bir bilinçlenme olduğu görülüyor.
Ermeniler, binlerce yıllık medeniyetlerinin beşiği olan vatanlarında yeniden
birarada yaşayabilmeli. Bunun için Türkiye’deki özgürlükçü, ilerici ve
demokratik değerlerin yerleşmesini teşvik eden çevrelere de görev düşmektedir.
Batı Ermenilerinin fiziksel olarak yok edilmesi, geri dönüşü olmayan bir
felakettir. Fakat, tehcir edilen Ermenilerin yeni Türkiye’de birarada yaşam
imkânı bulabilmesi güncelliğini koruyan bir meseledir.
***
Paris
merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan Batı Ermenileri Ulusal Kongresi’nin,
Lübnan, ABD, Rusya ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın dört yanından
üyeleri bulunuyor. 2011 yılında Fransa’da yapılan geniş katılımlı bir
toplantıyla Ermeni Diasporası gündeminde yer edinen ve geçtiğimiz Ocak ayında
Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile de görüşme gerçekleştiren
Kongre’nin temsilcileri, bir yılı aşkın bir süredir Türkiye’ye de ziyarette
bulunarak Türkiye halklarının temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştiriyor.
Büyük yazar
Yaşar Kemal’e Ermenistan Kültür Bakanlığı tarafından Krikor Naregatsi Nişanı
verilmesi önerisini gündeme getiren Batı Ermenileri Ulusal Kongresi yürütme
kurulu üyesi Garen Mikaelyan ve Sevag Artsruni ile Türkiye ve birarada yaşam
üzerine konuştuk.
Yaşar Kemal’e
nişan
Batı
Ermenileri ve Osmanlı Ermeni vatandaşlarının bugünkü varisleri olarak,
1915-1923 tarihleri arasında yaşanan katliamlar ve tehcirden bu yana, Türkiye
toplumuna karşı olumsuz önyargılara sahip olduğumuz söylenebilir. Türkiye
devleti ve toplumuna, şüpheci, acı deneyimler, olumsuz duygular ve umutsuz bir
gözle bakmaktaydık.
Türkiye’de
meydana gelen her olgu; Kıbrıs sorunu, Kürt sorunu, askeri darbeler, Alevi
sorunu, Dersim ve sol hareketlerin kaba yöntemlerle bastırılması, Ermenilerin
Türkiye devleti hakkındaki olumsuz izlenimlerini arttırdı.
Düşünceleri
değişti
Şimdilerde,
demokratikleşme ve özellikle Hrant Dink suikastından sonra milliyetçilikten
sıyrılma yoluna meyleden Türkiye, bu olumsuz izlenimlerde yavaş yavaş değişime
yol açmakta, diyalog kurulmasının imkansız ve anlamsız olduğu tezlerini
zayıflatmaktadır.
Türkiye
toplumunun önemli bir bölümünde Ermeni karşıtlığının giderek azalması, Ermeni
asıllı Türkiye vatandaşlarının bilinçlenmeye başlaması ve Türkiye’de meydana
gelen diğer farklı olgular, irade konusunda bizi yeniden umutlandırdı.
Katkıları
önemli
Türkiye
toplumuna yönelik olumsuz izlenimlerimizin değişmesinde erdemli bir model
olarak Yaşar Kemal’in katkısı büyük. Sadece görmezden gelinen Ermeni sorunu
konusunda değil, genel olarak özgür ve adil bir toplumun inşasına yönelik
yazdığı yazılar ve diğer katkılarıyla öne çıkan büyük yazar, Türkiye
kamuoyunun, Türk-Ermeni sorununun acılı yönlerini idrak edebilecek sorumluluk
üstlenen bir olgunluğa erişmesini sağlayacak ümidin şekillenmesinde önemli bir
role sahip.
Batı
Ermenileri kimdir
Bilimsel
tanımlar dışında, yaygın olan ortak kanıya göre Batı Ermenileri, şu an dünyanın
dört bir yanındaki Ermeni Diasporası’nı oluşturan, aynı zamanda Türkiye ve
Ermenistan’da da yaşamakta olan, Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermeni
yurttaşlarının “vatansız” torunlarıdır.
Onlar tarihi
Ermenistan’ın batı coğrafyasındaki nüfusu oluşturuyordu, şimdi ise dünyaya
dağılmış durumdalar ve on milyondan fazlalar.
Ermeni
eserlerinin korunması
Demokratikleşme
yolunda olan Türkiye için, kendi halklarına yönelik eşit vatandaşlığı tesis
etmekten başka bir alternatif yok. Ülkenin hemen hemen tüm katmanlarında,
özgürlükçü, ilerici, demokratik değerlerin yerleşmesini teşvik eden sivil bir
bilinçlenme olduğu görülüyor. Ermeniler, binlerce yıllık medeniyetlerinin
beşiği olan vatanlarında yeniden birarada yaşayabilmeli. Bunun için
Türkiye’deki özgürlükçü, ilerici ve demokratik değerlerin yerleşmesini teşvik
eden çevrelere de görev düşmektedir. Batı Ermenilerinin fiziksel olarak yok
edilmesi, geri dönüşü olmayan bir felakettir. Fakat, tehcir edilen Ermenilerin
yeni Türkiye’de birarada yaşam imkânı bulabilmesi güncelliğini koruyan bir
meseledir.
Neler
yapılmalı
Bu süreçte,
Ermeni tarihi eserlerinin korunması, yenilenmesi, yer isimlerinin aslına uygun
olarak yeniden düzenlenmesi, ülkede Ermenilerin varlığının yeniden inşa
edilmesi önemli, görünürlük bakımından da öncelikli. Ermenistan Kültür
Bakanlığı tarafından Yaşar Kemal’e nişan verilmesi önerimizin başlıca nedeni,
onun Ahtamar’daki Surp Haç Ermeni Kilisesi’nin yıkımdan kurtarılması konusunda
göstermiş olduğu duyarlılıktır.
Yok etme
süreci durdurulmalı
Türkiye’deki
binlerce Ermeni tarihi eseri, mimari, kültürel ve toplumsal zenginlik, yüz yıla
yakın bir süredir yok olmaktadır. Bu, Türkiye kamuoyunun vicdan ve
bilinçlenmeyle ilgili en büyük meselelerinden biri. Demokratikleşme yolunda
ilerleme kaydedilmesine rağmen, bugün maalesef Ermeni kiliseleri, mezarlıkları
ve yapıları hâlâ yok edilmektedir. Son olarak, Muş’taki Ermeni evlerinin nasıl
bir umursamazlıkla yıkıma tabi tutulduğuna şahit olduk. Yaşar Kemal, tarifsiz
bir harap etme güruhuna rağmen ayakta kalmayı başaran eserlerin korunması
konusunda, sivil yüreklilik, bireysel girişimcilik ve irade bağlamında her
birimize örnek teşkil ediyor.
Hiçbir şey
unutulmadı
Ermeniler
binlerce yıldır bu topraklarda yaşamışlar, onların varisleri bugün dünyanın
dört bir yanına dağılmış durumda ve hiçbir şeyi unutmuş değiller. Nereli
olduklarını biliyorlar. Arkalarında bıraktıkları bağbahçelerin, evlerin,
mezarlıkların nerede olduğunu da biliyorlar. Bu gerçek Türkiyelileri
korkutmamalı.
“Geri dönün”
çağrısı
Binlerce
yıldır bu topraklarda yaşayan Ermenilerin varisleri bugün on milyondan fazla ve
dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda. Kimliklerini, tarihlerini,
yurtlarından men edilmiş olmanın sebeplerini ve sonuçlarını biliyorlar.
Diaspora Ermenilerine geri dönün çağrısı yapmadan önce, Türkiye’de kalan Ermeni
toplumunun etnik kimliğine saygı gösterilmesi, onların özgür bir ortamda ve
güven içinde yaşam hakkının korunması gerekmektedir.
Müslümanlaştırılan
Ermeniler
1915’te
hayatta kalmak için zorla veya tercihen Müslümanlaşmak zorunda bırakılan
Ermeniler ile, 1915’le hayatları gasp edilen Ermeni kadınlarının torunları ve
Türkiye’de kalan Ermeni asıllı her birey özgürleşmeli. Böyle bir ortamda,
Hıristiyan ve Müslümanlaştırılan Ermeniler, eşit vatandaşlar olarak Türkler ve
Kürtler tarafından kabul görürse, ayrımcı tutumdan vazgeçilirse, o zaman
dünyadaki tüm Ermeniler, “Geri dönün” çağrısının samimiyetine inanmaya
başlayabilir.
Eşit
yurttaşlık
Elbette bu
arada yapılması gereken önemli şeyler de var. Modern Türkiye’de birarada yaşam
fikrinin oluşması, olgunlaşması ve Ermeniler bakımından buna güven ve imkan
sağlanabilmesi için, Osmanlı yurttaşlarının torunları ve varisleri olan Batı
Ermenilerinin yeniden eşit vatandaş olarak kabul edilmesi gerekiyor.
Gerekiyorsa, Ermenilere özel bir statü belirlenmeli, onlarla vatandaşlık ile
yeniden bağ kurarak sivil kimlik verilmeli, arşivlerden yararlanmak da dahil
olmak üzere, yerel haklar tanınmalı. Milyonlarca Ermeni, geçmişle olan bütün
bağlarını kaybetmiş durumda. Dedelerimiz kim, nereye gömülmüşler? Bunları
bilmek, öğrenmek istiyorlar. Makul olan, Ermenilerin yaşadıkları toprakla
yeniden bağ kurmasını sağlamak ve bu bağla ülkedeki halklarla birarada yaşamın
yeniden inşasını mümkün kılabilmek.
Anayasa
süreci
Türkiye,
dünyanın dört bir yanındaki Batı Ermenilerinin varlığını ve haklarını er ya da
geç tanıyacak. Kurtulan ve hayatta kalmayı başaranların hakları, talepleri,
manevi ve maddi olarak uğradıkları zararın tanınması önemli. Türkiye anayasası
Ermenileri kabul etmeli ve onlara eşdeğer bir konum vermeli. Türkiye, Batı
Ermenilerinin varlığı ve yasal yollarla onların hak talep etme iradesiyle
hesaplaşabilmelidir. Batı Ermenileri, tüm dünyada hukuki ve siyasi bir
gerçekliktir. Mevcut Türkiye Cumhuriyeti, gereken öncelikli adımı atmalı ve
anayasal düzenlemeyle bu gerçeği tanımalıdır. Bu, Ermeni soykırımının ve
Türk-Ermeni sorununun kökten çözümü için en kestirme adımlardan biri olacaktır.
25 Nisan da
önemli
24 Nisan
cürümün işlendiği tarihi sembolize ediyor. Biz 25 Nisan’ın anlamını da
önemsiyoruz. Çeşitli anlamlar barındıran bu tarih, belirleyici bir öneme sahip.
25 Nisan’ın, Türkler ve Ermenilerin bir araya gelerek, İttihatçılar tarafından
Osmanlı İmparatorluğu’nun Ermeni vatandaşlarına uygulanan büyük cürümü birlikte
andıkları ve işlenen suçun sonuçlarını telafi etmek için çabalanan bir tarih
olabileceğine inanıyoruz. Böyle olduğunda ilerlemek mümkün olacak ve birlikte
25 Nisan’ı da anlamlandırıyor olabileceğiz. 25 Nisan’ın ezilenlerin teselli
edildiği, yaraların sarıldığı, zarara uğrayanların zararlarının telafi ve
tazmin edildiği bir tarih olması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye toplumu er ya
da geç bu sorumluluğu üstlenmeli. 24 Nisan Ermenilerin yas günüdür. 25 Nisan,
insanlık için ikrar, ümit, adalet ve barış günü olsun.
Demokratikleşme
ve AB süreci
Türkiye’nin
AB’ye üye olduğu gün, Batı Ermenilerinin en iyi günü olacaktır. AB, Türkiye’nin
ve Türkiye’yle birlikte Sünni âleminin önemli bir bölümünün
demokratikleşebilmesi için bir piston görevi üstlenebilir. İlerlemekte olan
özgürlükçü ve ılımlı İslam yapılanması, sadece Ortadoğu’da değil, aynı zamanda
Avrasya bölgesinin istikrarı, ekonomik kalkınması için de önemli. Ermeniler
arasında elbette bizler gibi düşünmeyenler de var. Onlara göre, Türkiye,
Almanya’nın yaptığı gibi kabahatli geçmişiyle samimi bir şekilde yüzleşmedikçe
kabul göremeyecek. Türkiye Cumhuriyeti’nin doğu bölgesi, Batı Ermenilerinin
tarihsel anavatanıdır ve Avrupa’nın en geri kalmış, demokratik değerlerden
uzak, yoksul, istikrarsız bölgelerinden biridir. Ermenistan ile olan sınırın
Türkiye tarafından kapalı tutulması, söz konusu bölgenin gelişim, kalkınma ve
istikrar perspektifini iyice daraltmaktadır. Sınırın açılmasını, Azerbaycan’ın
uluslararası yasalarla bağdaşmayan ve meşru olmayan taleplerine bağlamak
mantıksızlık ve öngörüsüzlükten başka bir şey değil. Avrupa ve AB değerleri,
demokratik bir devlet yapılanması, sosyal kurumların inşası, insan haklarının
üstünlüğünün kabul edilmesi, Ermeni-Türk sorununun doğrudan ve en kısa yolla
çözümünü sağlayacaktır.
Türkiye
halklarına tarihî çağrı
Öncelikle,
işlenen cürüme ve geçen yüz yıla rağmen, adaletin galip gelmesi ümidiyle dolu
olan Osmanlı Ermenilerinin var olduğunu ve insanlık tarihi boyunca varlıklarını
sürdürdüklerini müjdelemek isteriz.
Türkiye’de
devam eden özgürleşme süreci, Ortadoğu’da farklı etnik kimliklerin birarada
yaşadığı modern bir politika ortamı oluşturulması bakımından iyi bir fırsat.
İttihatçıların
Türkiye’deki demografik şekillendirme denemesi, sadece ülke için değil, aynı
zamanda tüm bölgeye mal olan bir başarısızlığa, on yıllar süren diktatör
yönetimlere, nefret tohumlarının ekilmesine, yoksullaşmaya, zarardan başka bir
şey getirmeyen aşırılığın ve gericiliğin artmasına yol açan öngörüsüz bir
sisteme neden oldu.
Ermeniler,
altı asırdan daha fazla bir süre Osmanlı İmparatorluğu’nun refahı, kalkınması
ve gelişimi için emek veren en önemli unsurlardan biri. Kesintiye uğrayan bu
gerçeği yeniden inşa etmek mümkün. Bunun için Ermenilerin gasp edilen
haklarının iade edilmesi ve maruz kaldıkları zararların telafi ve tazmin
edilmesi gerekir. Türkiye toplumu ve yönetimi, ancak bu yolla istikrarlı, dinamik
ve gelişmekte olan küresel sistemde hak ettiği yeri alabilir. Bu süreçte,
Ermeni tarihi eserlerinin korunması, yenilenmesi, yer isimlerinin aslına uygun
olarak yeniden düzenlenmesi, ülkede Ermenilerin varlığının yeniden inşa
edilmesi önemli, görünürlük bakımından da öncelikli. Ermenistan Kültür
Bakanlığı tarafından Yaşar Kemal’e nişan verilmesi önerimizin başlıca nedeni,
onun Ahtamar’daki Surp Haç Ermeni Kilisesi’nin yıkımdan kurtarılması konusunda
göstermiş olduğu duyarlılıktır.
» Kaynak:
Taraf

1 yorum:
Yaklasik bir asirdir Bati Ermenistan disinda degisik yabanci ulkelere dagilmis ve bu ulkelerde rahat ve birinci sinif vatandasligi haketmis Diaspora Ermenileri neden kalkip gelip de tekrar kendilerine bu kadar eziyet ve soykirimi etmis bir gecmise sahip milletle,onlarin egemenligi altina tekrar girip birlikde yasamayi yegleyecekler?
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.