Mücahid Bilici
Kürtler devletin sahipliğine ortak olmadıkça, zımmi
seviyesinde ihsan-ı şahaneler ve müsaade edilmeler ile muhatap olmaya devam
edecekler... Devletin, uzun süre ne azınlık ne de çoğunluk sayılmadığı için yok
hükmünde olan Kürde şimdilik layık gördüğü en yüksek makam, içimizdeki
yabancılara gösterilen “müsaade” lütfudur. Antalya’daki Almanlara okul veya
kilise açma izni vermekteki demokratlığı takdir ettiğimiz gibi Kürtlere
gösterilen anadil hoşgörüsüne de sevinmemiz bekleniyor. İyi sevinelim. Kürtler
yabancı azınlık statüsünü daha yeni kazanıyorlar. Kendi yerli gayrimüslim
vatandaşlarını bile yabancı görmek zaten yanlış iken, devletin ortağı olması
gereken Kürtleri yabancı saydığın azınlıklara gösterilen “tolerans”ın muhatabı
kılmak, devletin hâlâ hasta olduğunu gösteriyor.
***
Kürtler devletin sahipliğine ortak olmadıkça, zımmi
seviyesinde ihsan-ı şahaneler ve müsaade edilmeler ile muhatap olmaya devam
edecekler.
Kürtler, Türkiye’de devletin hastasıdır ama doktoru
değildir. Devlet, Kürtlerin ihtiyacını görür ama onlardan emir almaz.
Kürtler devletin kurucu bir cüzü değil, kurulu bir Türk
devletin atomize Kürt vatandaşlarıdır. Devlet denen doktorluğun sadece hasta
olarak muhataplarıdır. Yoksa devletin hastalıklarına doktorluk yapma salahiyeti
onlara hâlen geri verilmiş değildir. Çünkü Kürtler devlet denen hastaya
doktorluk yapmak için gerekli politik ergenlik çağına henüz varmadılar. Hastane
kayıtları ve anadilde eğitim için öngörülen dozaj bunu söylüyor: Anadilde
eğitim özel okullarda mümkün olacak ama devlet bu eğitimi vermeyecek.
Devletin, uzun süre ne azınlık ne de çoğunluk sayılmadığı
için yok hükmünde olan Kürde şimdilik layık gördüğü en yüksek makam, içimizdeki
yabancılara gösterilen “müsaade” lütfudur. Antalya’daki Almanlara okul veya
kilise açma izni vermekteki demokratlığı takdir ettiğimiz gibi Kürtlere
gösterilen anadil hoşgörüsüne de sevinmemiz bekleniyor. İyi sevinelim.
Kürtler yabancı azınlık statüsünü daha yeni kazanıyorlar.
Kendi yerli gayrimüslim vatandaşlarını bile yabancı görmek zaten yanlış iken,
devletin ortağı olması gereken Kürtleri yabancı saydığın azınlıklara gösterilen
“tolerans”ın muhatabı kılmak, devletin hâlâ hasta olduğunu gösteriyor.
Maalesef hâlâ Kürt devletin tesirine açıktır ama devlet
Kürdün tesirine kapalıdır. Evet, Kürt, birey olarak Kürt olabiliyor. Hatta
sivil toplumda bu birey Kürtler biraraya gelip ufak tefek taleplerde
bulunabilirler. Ama cemaat olarak Kürtler hâlâ Kürt olamıyor. Yani Kürdün Kürt
olarak ferdiyeti tanınmışken, cemaat olarak Kürtlük tanınmış değildir. Hele
hele Kürtlerin devletin kurucu unsuru olduğu iddiasının hiçbir somut ve
müfredatsal karşılığı yoktur.
Kürtler bugün en fazla devletin bütün dikkat ve iyi
niyeti ile ilgilendiği bir hasta konumundadır. Hâlbuki demokraside doktor en
büyük hastadır. Yönetilen, yöneteni yönetendir. Ta ki kendi kendini yönetme
tahakkuk edebilsin.
Kürtlerin bırakın kurucu unsur olmayı, demokratik
teamüller gereğince eşit vatandaşlar olabilmesi için şimdiki devletin
egemenliğine ortak olması gerekir. Egemenlik hâlâ millette değil Türklüktedir.
Hâlihazırda Kürtlerin devletin egemenliğine ortak olduğunu söylemek mümkün
olmadığı gibi, bunu istemek de ulus-devlet tapıcıları için hâlâ şirk gibi büyük
bir günahtır. Türkçe dışında anadilde eğitim, evet, egemenlikte şirktir.
Kürtler devlete şerik sayılmadıkça dilin ikileşmesi, kültürün çoğullaşması,
devletin demokratikleşmesi tamamlanmayacaktır.
İnsanların mecbur olmadıkları bir dili onlara zorunlu,
Allah’ın verdiği anadillerini ise onlara seçmeli hâle getirmenin neresi adalet?
Düşünün, Türklere eğitim dili olarak Kürtçe zorunlu olacak ama Türkçe ise
seçmeli olacak. Mümkün mü?
Peki, Türk için tasavvuru bile ayıp olacak bir egemenlik
ihlali, neden Kürt için bir lütuf olarak algılanıyor? Çünkü Kürt Türkiye’de
tebaadır. Kürtlüğün Türkiye’deki hukuki statüsü ise “zımmi”liktir. Yani Kürtler
Türklerin zımmisidir. Müslüman olarak eşit olan bu vatandaşlar, Türk ve Kürt
olarak eşit değiller. Müslüman olarak eşit ve reşit olan Kürt, Kürt olarak
zımmi ve çocuktur. Zira Kürtlük, Türkiye’de Türklüğün zimmetindedir.
Osmanlı’daki zımmilik (geriye gayrimüslim bırakmadığımız için) bugün
ulus-devletin elinde seküler bir hâl almıştır. Kürt nebati, hayvani, beşeri ve
hatta sosyal olarak Kürt olabilir, lakin Kürt politik olarak Kürt olamaz.
Devlete Kürt olarak hükmedemez. Kürtler devletin sahipliğine ortak olmadıkça,
zımmi seviyesinde ihsan-ı şahaneler ve müsaade edilmeler ile muhatap olmaya
devam edecekler.(Taraf)
Kaynak:
http://www.haberdiyarbakir.com/kurtler-zimmi-midir-60315h/#ixzz2fqIJD1Qo
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.