Evrim Kepenek evrimkepenek@gmail.com
"Hamşen (Hemşin) Yer İsimleri" kitabının yazarı
Erivan Üniversitesi profesörlerinden Lusine Sahakyan araştırmalarından
hareketle Hemşin'i anlattı.
Evrim KEPENEK evrimkepenek@gmail.com
İstanbul - BİA Haber Merkezi 04 Ekim 2013, Cuma 17:01
Video:
http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=pI1ertwtDCk
"Şu Lazlar'ın termuni Hemşinli yemez oni,
Hemşinli'nin her zaman bal dolidur kovani" türkü böyle başlıyor ama
bilmiyoruz, gerçekten öyle mi?
Hemşinliler kimdir? Nerelerde yaşarlar? Ne yer ne
içerler?
“Karadeniz'in en gizemli halklarından biri
Hemşinlilerdir” demek çok mu iddialı olur?
Hiç sanmıyorum.
Çünkü Hemşinlileri anlatan tarihlerine ışık tutan
araştırmalar ne yazık ki çok fazla değil.
Kuşkusuz, kendisini Hemşinli olarak tanımlayanların
üzerinde düşünmesi gereken mevzulardan biri de bu. Hatta bölgede kültür ve halk
bilim araştırmaları yapanların da görevlerinden biri dersem ukalalık mı yapmış
olurum? UNESCO’nun kaybolmaya yüz tutmuş diller arasında gösterdiği Hemşince,
kayıt altına alınmayı, sonraki kuşaklara aktarılmayı hak edecek derecede güzel
ve değerli, tüm diller gibi.
Peki tüm Hemşinliler Hemşince konuşuyor mu?
Hemşinliler, kendilerini Ermeni olarak mı Türk olarak mı
tanımlıyor? Yoksa, kendilerini sadece Hemşinli olarak mı tanımlıyorlar?
İşte bu soruların yanıtlarını aramak için Ermenistan'dan
Türkiye'ye gelen bir halk bilim araştırmacıyla tanıştıracağım sizi: Erivan
Üniversitesi profesörlerinden Lusine Sahakyan.
2010, 2011 ve 2012 yıllarının yaz aylarının tamamını
bölgede geçiren Sahakyan, Hemşince duaları, ezgileri kaydetti. Eski yer
isimlerinin kök yapılarını inceledi. Araştırmalarının sonucunu, “Hamşen
(Hemşin) Yer İsimleri” isimli kitapla okuyucuları ile paylaştı.
Lusine Sahakyan hakkında
Yerevan Devlet
Üniversitesi Doğu Bilimleri Fakültesi Türkoloji Kürsüsü'nde doçent. Türk Dili
ve Edebiyatı alanında ve bilimsel çalışmalara dair Tarihi Demografi, Osmanlı
İmparatorluğu'nda yürütülen etnopolitika ve yer isimlerine ilişkin dersler
veriyor. Aynı zamanda 2008'den itibaren Yerevan Devlet Üniversitesi Ermeni
Araştırmaları Enstitüsü'nün Ermeni Osmanl İlişkileri Araştırma Merkezi
yöneticisi. "Hamşen (Hemşin) Yer İsimleri" kitabından önce, iki
monografisi yayınlandı; "XVI Asır Osmanlı Tahrir Defterlerinde Yüksek
Hayk'ın Babert, Sper, Derjan Sancaklarının Yer isimleri ve Demografisi" ve
"Osmanlı İmparatorluğu'nda ve Cumhuriyet Türkiye'sinde Yer İsimlerini
Türkleştirme Politikası" Tarihi Ermeni demografisine, Ermeni yer
isimlerine ve Hemşinlilerin (Hamşentsi) tarihine ilişkin makaleler yazmaya
devam ediyor.
Sahakyan gözlemlerini de, “Geçmiş ve Günümüzde Önemli bir
Kavşak: Hemşin” ismiyle belgesele aktardı. Belgesel, 2 Aralık 2012'de
Hollywood’da “PREMIERE at 15th Annual Arpa International Film Festivalinde
“Hakikati görmek ve onu söyleyebilme cesareti olduğu” referansı ile Armin T.
Wegner ismiyle İnsanseverlik baş ödülünü kazandı. Sahakyan’la Hemşin üzerine
yapmış olduğu araştırmalar üzerine konuştuk.
Hemşinlilerle ilgili kısa bir tarihsel bilgi aktarır
mısınız?
Bildiğimiz gibi XVIII. asırda Hamşen Ermeni nüfusunun
İslamlaştırılması sonrasında Hemşinlilerin bir bölümü asıl Hamşen’i (günümüzde
Rize’nin Çamlıhemşin, Hemşin ve Çayeli ilçelerinin bir bölümünü kapsıyor) terk
ederek Hopa ve Borçka ilçelerine (Artvin’e) yerleşmişler, diğer kısmı
geleneksel bölgelerde kalmış. Hıristiyanlığını koruyan kesim ise Karadeniz'in
güney-doğusuna dağılmış, devamında da yani XVIII. asrın sonunda ve XIX. asrın
başında kuzey-doğu sahilleri (Rusya) ve Doğu Ermenistan'a göçmüşler.
Peki, Hemşinlilerle ilgili araştırma yaparken kimlerle
görüştünüz? Nerelere gittiniz?
Aralarında aydınlar ve köylülerin de bulunduğu çok sayıda
Hemşinliyle görüştüm. Artvin’in Hopa İlçesi, Kemalpaşa (Makriyal) beldesinde ve
Ardahan İli’ndeki Bilbilan Yaylası’nda diyalektoloji alanında saha çalışması
yapma olanağı da buldum. Buralarda, yaşlı Hemşinlilerden (Hamşentsi)
Ermenicenin Hamşen lehçesinde söylenmiş, asırların derinliklerinden gelen,
yöreye özgü ezgiler, öykü ve masallar kaydettim.
İlk gözlemleriniz neler?
Söz konusu ilçelerdeki Hemşinlilerin bir bölümü,
çevrelerinde konuşma dili olarak Ermenice’nin Hamşen lehçesinin korunuyor
olmasından etkilenerek, Ermeni kökenli oldukları gerçeğini kabulleniyor. Bu
kabullenişin kaynağında, Hopa ve Borçka ilçelerinde Hemşinliler arasında
Marksist ve ateist fikirlerin yaygın olması, Türk İslam etkisine karşı yerel
kültürünü savunma işlevi de gördüğünü düşünüyorum.
"Hafızadan silemediler"
Peki, kendilerini Türk veya sadece Hemşinli olarak
tanımlayanlar yok mu?
Kendilerini Türk olarak kabul eden, kökenleri hakkında
kendi aralarında konuşmaktan ısrarla kaçınan ve en makul ihtimalle kendilerini
Homşetsi (Hemşinli)diye adlandıranlar mevcut. Ardaşen’in Oce köyüne, Rize’nin
Çamlıhemşin ve Çayeli ilçelerine de gittim. Hemşinlilerin etnografik,
demografik ve folklorik malzemelerini, kendi dilinde günümüze kadar muhafaza
edilmiş çok sayıda Ermenice kelimeleri, yer isimlerini, hatta duaları
kaydettim. Ardeşen’in Oce köyünde ve Rize’nin Çamlıhemşin İlçesine bağlı
Makrevis, Kuşiva, Tap (yeni Çat), Yeğnovit (Elevit) köylerinde, Gito (Kito) ve
Cerovit/Crhovit (Ambarlı) yaylasında ve Çayeli ilçesine bağlı Senoz vadisinde
bulunan Cutinç köyünde saha çalışmalarında bulundum. Rize'de yaşayan ve
geçmişte zorla İslamlaştırılıp Türkleştirilen Hemşinlilerin genç kuşakları,
atalarının ana dili Ermenice ve Ermenice’nin Hamşen lehçesini unutmuşlar hatta
Ermeni kimliğini kaybetmişler. Ancak, yaşadıkları yerleşim birimleri için hâlâ
büyüklerinden kalan Ermenice eski yer isimleri ile mikro yer adlarını,
bitkilerin, ağaçların isimleri ve günlük yaşama ilişkin kelimeleri kullanmayı
sürdürüyorlar. Bunlar, dilbilim tarihi, diyalektoloji açısından çok değerli ve
önemli dil belgeleridir.
Bildiğim kadarıyla sadece Hopalılar anadilleri olan
Hemşinceyi konuşabiliyor…
Hopalı Hemşinliler’den farklı olarak, ana dilini unutarak
Türkçeyi benimseyen Rizeli Hemşinliler için durum tamamen farklı. Çünkü burada
Türkleşmenin izleri çok daha derin. Aralarında Ermeni kökenlerini inkâr
etmeyenler bulunmakla birlikte, artık kendilerini tamamen Türk sayanlar da var.
Türk boylarından gelmiş olduğu fikri de bu bölgede bir hayli yaygın. Marksist
ideolojiye yatkın olanlara az da olsa burada da rastladık. Ancak kendilerini
Türk değil, sadece Hemşinli sayanların mevcudiyetini de unutmamak gerekir.
“Hamşen (Hemşin) Yer İsimleri” isimli kitabınıza gelecek
olursak.
Altın arayıcıları
manastıra zarar verdi
Çamlıhemşin'e bağlı Gito
(Kito) yaylasında Hemşinli yaşlı bir ninenin ağzından eski bir dua kaydettim.
Duanın kelimeleri yerel lehçe etkisiyle ve bence gizli kodlar gibiydi, ancak
duayı okurken nine çok belirgin bir şeklide "tsavı dani, surbı dani"
("ağrını alsın, İlya götürsün") sözlerini dedi. Ben çok şaşırmış ve
heyecanlanmıştım. Ermenilerle meskûn olan Yeğnovit / Elevit (Yaylaköy) köyüne
gittik. Günümüzde yazlık sayfiye (yayla) merkezine dönüşmüş durumdadır. Ermeni
kaynaklarındaki bilgilere göre Yeğnovit, XV.-XVI. yüzyıllara kadar ruhanî
kültür ve Ermeni yazım merkezlerinden biri olarak ünlüydü. Khaçik hor/ Khaçekar
manastırın yıkıntıları, Elevit Köyü'nden öteye, Cagat (yani Çakat-alın) Dağı
istikametinde bulunan yüksek bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Yerleşim yerinden
45 dakika yürüyerek tepeyi tırmandık ve acı manzarayı gördük. Manastırın sadece
temeli kalmıştı. Sağa sola dağılmış kesilmiş taşlar ve otların örtmüş olduğu çeşme
yalağı veya Hemşinlilerin diliyle avzon (Erm. avazan/havuz). Yer yer kazılmış
çukurlar da bulunuyordu. Yerel halkın anlattığına göre değişik yerlerden
gelenler altın aramak maksadıyla manastır ve çevresine zarar vermişler.
Temellerinden kalanın ölçütlerinden, Khaçik Hor manastırının hayli büyük bir
yapı olduğu anlaşılmaktadır.
Kitap üzerinde bir yıldan fazla çalıştım. Üç dilde,
Ermenice, Türkçe ve Rusça olarak yayınlandı. Kitabımda etimoloji incelemeler
saha çalışmaları esnasında kaydettiğim Hamşen mikro yer isimlerinin bir kısmını
sunuyorum. Umarım yakın zamanda Hamsen'e ilişkin daha büyük araştırmamı bitirip
saha çalışmaları sırasında topladığım tüm bilgilerle yayınlarım. İlk defa
olarak bu kitapta bilim dünyasına sunulan yüz kadar mikro yer ismi, yukarıda
belirtilen bölgelerde kaydedildi. Kelime deformasyondan dolayı ilk bakışta
yabancı, hatta anlamsız olduğu düşünülen yer adları da mevcut, bunlar aslında
ses ayrılıklarına rağmen, yerel şive veya farklı söyleyiş şekilleri ile örtülü
Ermenice kelimelerdir. Kelime-anlamsal incelenmesi sonucunda bu yer isimlerinin
Ermenice kökenli oldukları, içlerinde arkaik ve daha yakın dönem Ermenice
kökler bulundurdukları, Ermenicenin Hamşen lehçesine özgü telaffuz şekillerini
korudukları ve Türkçedeki ses uyumunun belirli etkisi altında kaldıkları tespit
edildi. Ermeni dil biliminin en büyük uzmanlarından Hraçya Acaryan
Hemşinlilerin kullandığı dili, Ermeni lehçelerinin batı grubuna mensup Hamşen
lehçesinin özgün şivelerinden sayıyor. Hraçya Acaryan, Hemşinlilerin konuştukları
dili tarif ederken “içinde Grabar, yani Eski Ermenicede kullanılmış olan ve
hiçbir lehçede rastlanmayan çok nadir kelimeler barındırdığını”vurgular.
Ermenice kelimeler neden değişime maruz kaldı?
Bölgeye sonradan yerleşen Türk boyları da yeni yer
adlarını ya beraberlerinde getirmiş ya da mevcut olan bu adları kendi dil
özelliklerine göre yeniden düzenlemişler. İleriki asırlarda ise Osmanlı
İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti iktidarları, Rize Kazası’na bağlı köylerin
adlarını, bazı istisnalar hariç, bütünüyle değiştirmiş. 15 Aralık 1913’de
Vilayet Umûmî Meclisince hazırlanan Rize kazası ve nahiyeleriyle ilgili eski ve
değiştirilmiş adların listesi Türkiye Başbakanlık Arşivi’nde bulunuyor. Bu
arada, Hamşen nahiyesinin adı da değiştirilmiş. 5 Ocak 1916’da ise Enver
Paşa’nın ülkede Ermeni, Rum, Bulgar ve diğer gayri-müslimlere ait yer
isimlerinin değiştirilmesine ilişkin emri üzerine 3 Temmuz 1916, Trabzon
Valiliği, Samsun’dan Artvin’e uzanan bölgedeki köylerin eski ve yeni adlarını
içeren 23 sayfalık bir liste hazırlamış. Hamşen Ermenileri etnolojisinin en
değerli uzmanlarından, Trabzon’un Küşana Köyü doğumlu ünlü etnograf-folklorcu
B. Torlakyan, zamanında konuyla ilgili olarak “Hamşen yöresinde ve ardından da
Pontus’ta Hamşen Ermenilerinin kurmuş veya ikamet etmiş oldukları tüm bölgeye
yayılan dağınık yerleşim birimlerinin adları Türk hükümetlerince ya tamamen
değiştirilmiş, ya da öylesine tahrif edilmiş ki, buralarda Ermenilikten en ufak
bir iz dâhi kalmamıştır” diye yazmış. Bununla beraber, yapmış olduğumuz
kayıtlardan anlaşıldığı üzere yönetimler, bütün gayretlerine rağmen, asırların
derinliğinden gelen yer isimlerini, özellikle de mikro yer adlarını
Çamlıhemşin, Hemşin ve Ardaşen ilçeleri sakinlerinin hafızasından bütünüyle
silmeyi başaramamışlar. (EK/HK)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.