Olgu Kundakçı
Paket açıklanmadan önce zaten anadilde eğitim sorunu
bizim için çözülmüştü. Türkiye’de yaşayan Kürtlerin ve diğer Müslüman grupların
anadilde eğitim istemesiyle bizim anadilde eğitim istememiz apayrı iki konu.
Onların önünde Anayasa engeli vardı, bizim ise Lozan’da tanınan anadilde eğitim
hakkımız var. Lozan’a göre tamamen yasal olan okul açma hakkımız Cumhuriyet
tarihi boyunca yok sayıldı. Lozan çok net olarak tarif ediyor, azınlık olmayı,
o da Müslüman olmamak.
***
Mor Gabriel arazisi iade edilse de Süryaniler için
mülkiyet sorunu devam ediyor
Süryani cemaat
temsilcisi Sait Susin, Süryanilerin geri dönüşü için mülkiyet sorununun
çözülmesi gerektiğini söyledi
OLGU KUNDAKÇI
Türkiye’nin en eski halklarından olan ve dünyanın dört
bir yanına dağılarak bugün nüfusları 25 bine inen Süryaniler anayurtlarına geri
dönmek istiyor. Mor Gabriel Manastırı arazileri iade edilse de Süryaniler için
mülkiyet sorunu devam ediyor. Süryani Kadim MeryemAna Kilisesi Vakfı Başkanı
Sait Susin ile son birkaç ayda Süryani cemaatinin gündemindeki gelişmeleri,
cemaatin taleplerini, sorunlarını konuştuk. “Biz Süryaniler dünyanın neresinde
yaşıyor olursak olalım, burası bizim anayurdumuz. Buradan kopamayız” diyen
Susin, mülkiyet sorunu çözülmeden geri dönüşün gerçekleşemeyeceğini söyledi.
Patriklik merkezinin bulunduğu Suriye’deki savaş konusunda ise çok endişeli olduklarını
belirterek “Savaşın bir an önce sonlanmasını istiyoruz” dedi.
»Demokratikleşme Paketi’nden Süryanilerin beklentisi
neydi, bu beklentinin ne kadarı karşılandı?
Mor Gabriel konusu 2008’den beri bütün Süryanilerin
endişeyle takip ettiği bir konuydu. Çünkü Mor Gabriel Manastırı dünyadaki en
büyük manastırlardan biri ve bizim ikinci Kudüsümüz gibi. MS. 397 yılında
kurulmuş; arazisi belli, yeri belli. 2008’deki kadastro çalışmalarıyla Maliye
hazinesi ve Orman Bakanlığı’nın 244 ve 276 dönümlük iki yeri almak istemesiyle
başladı davalar. Bu davalar sonucunda yerel mahkeme iki defa lehimize karar
vermiş olduğu halde, iki karar da Yargıtay tarafından bozulmuştu. AİHM’e gitmek
dışında yapacak bir şey kalmamıştı. Paketle bu konunun çözülmüş olması bizler için
sevinç kaynağı oldu. Mor Gabriel birçok din adamı yetiştirmiştir. Bizim için
çok önemlidir. Ruhban okulu da açılmış olsaydı daha memnun olurduk.
»AİHM’den çıkacak karar Mor Gabriel arazilerinin iadesi
yönünde olacaktı. Hükümet, AİHM karar vermeden arazilerin iadesiyle aslında
imajının zedelenmesine karşı da bir hamle yapmış oldu. Bu tür yorumlar Süryani
cemaatinden de geldi, siz ne diyorsunuz?
Türkiye’deki Süryanilerin yüzde 80’i İstanbul’da yaşıyor.
Ve bu yüzde 80’inin tek yasal temsilcisi bizim vakfımız. Süryaniler adına o
kadar yorum yapılıyor ki… Söylenenlerden bir tanesi de sizin söylediğiniz.
Devlet vermeseydi bile biz alacaktık düşüncesine katılmıyoruz. AİHM’e gitmek
bizim için çok istenen bir konu da değildi. Dosya Vakıflar Meclisi’ndeydi. Bu paket
çıkmasa dahi Vakıflar Meclisi artık bu sorunu çözecekti.
‘ANADİL SORUNUMUZ ZATEN ÇÖZÜLMÜŞTÜ’
» Anadil sorununun Süryaniler için çözülmesi bazı
gazetelerde paketle birlikte hallolmuş bir mesele gibi yansıtıldı. Ancak
paketten önce bir yargı kararı var ve vakfınız Süryanice anaokulu için
çalışmalara başlamıştı bile…
Paket açıklanmadan önce zaten anadilde eğitim sorunu
bizim için çözülmüştü. Türkiye’de yaşayan Kürtlerin ve diğer Müslüman grupların
anadilde eğitim istemesiyle bizim anadilde eğitim istememiz apayrı iki konu.
Onların önünde Anayasa engeli vardı, bizim ise Lozan’da tanınan anadilde eğitim
hakkımız var. Lozan’a göre tamamen yasal olan okul açma hakkımız Cumhuriyet
tarihi boyunca yok sayıldı. Lozan çok net olarak tarif ediyor, azınlık olmayı,
o da Müslüman olmamak. Müslüman değilseniz azınlıksınız ve kilisenizi açmada,
dilinizi öğretmede özgürsünüz. Lozan’a aykırı olarak konan Milli Eğitim
yönetmeliği’nde Rumlar, Ermeniler ve Museviler okul açabilir diye bir ifade
geçiyor ve Süryaniler dışarıda bırakılıyor. Süryaniler, 1928’de kapatılmış olan
son Süryani okulundan bu yana okul açamıyorlardı. Milli Eğitim Bakanlığı’na
(MEB) okul açmak için yaptığımız müracaatı İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Yönetmeliği göstererek reddetti. Yönetmelik
Bakanlığın da elini kolunu bağlıyordu açıkçası. Yargıya başvurmamız ardından
Ankara 13. İdare Mahkemesi bizi haklı buldu ve MEB de kararı temyiz etmedi. Şu
anda okul kurmamızın önünde engel yok. Anaokuluyla başlayacağız.
»Cumhuriyetin ilk yıllarında faaliyette olan Süryani
okulları neden kapandı?
19. yy’da Osmanlı’da 29 tane Süryani okulu vardı. Ama son
Süryani okulu Mardin’deydi, Kırklar Kilisesi’nde kurulmuştu. 1928’de Süryaniler
kendi isteğiyle kapattılar o okulu. Maddi imkânsızlıklar yüzünden kapandığı
söyleniyor. Başka bir teze göre o dönemde çok yüksek harçlar çıkarılmış ve bu
yüzden okulu idame etme imkânı kalmamış. 1928’den sonra okullar bir daha
açılamadı. Cumhuriyet tarihi boyunca biz her okul açalım dediğimizde siz
azınlık değilsiniz, asli unsursunuz diyorlardı. Peki, asli unsursak muvazzaf
subay yapın bizi, polis yapın, emniyet müdürü yapın diye gittiğimizde de
Hristiyansınız, deniyordu. Mardin’de Milli Eğitim’e bağlı okullara giden yoksul
çocuklar manastırlarda kalırdı. Yurt görevi gören bu manastırlarda oradaki çocuklara
Süryanice ders ve dini bilgiler verildiği için 1980’lerde kovuşturmalar dahi
yapıldı.
»Anaokulu için çalışmalar ne durumda?
Özellikle anaokulundan başlıyoruz. Cumhuriyet tarihi
boyunca bu konuda hiç tecrübemiz yok. 3-4-5 yaşlarla başlayacağız. Cemaatin
büyük kısmı Yeşilköy, Bakırköy civarında yaşıyor. Belli bir standartta bir okul
kurmalıyız ki insanlar çocuklarını göndersinler. Onun için aceleye getirmedik.
Şu an yer bulma konusunda çalışmalar yapıyoruz. İki kapanmış azınlık okulunu
düşündük önce ama harap vaziyette olduğu için vazgeçtik. Kiralık yer arıyoruz.
‘MÜLKİYET SORUNU İÇİN DESTEK GEREK’
»Mor Gabriel arazileri iade edildi, ancak Süryanilerin
mülkiyet sorunu devam ediyor. Hükümetten bu anlamda nasıl bir adım
bekliyorsunuz?
O konuda ciddi sıkıntılar var tabii. Dünyadaki Süryani
nüfusunun yüzde 95’i Ortadoğu’da yaşıyordu. 1950’lerden itibaren dünyanın her
yerine yayıldılar, Avrupa’ya, Amerika’ya, Kanada’ya, Avustralya’ya, Arjantin’e,
Brezilya’ya göçtüler. Giderken topraklarını, evlerini bırakıp gittiler.
Süryanilerin göçüyle boş kalan yerlere yerleşti insanlar, toprak ağaları o
arazileri işgal ettiler. Kadastro çalışmaları sonucu hazineye geçmiş olan
araziler var, şahıslara geçmiş olanlar var. Bu arazilerin Süryanilere iade
edilmesi için resmi kurumların, yerel yönetimlerin ve hükümetin desteği
gerekiyor. Onu bekliyoruz.
»Avrupa’da Süryani nüfusu ne kadar? Türkiye’de ne kadar?
Türkiye’de 25 bin Süryani var. Bu nüfusun büyük çoğunluğu
İstanbul’da yaşıyor. Mardin’de 73 aile kaldı. Midyat ve Turabdin’de 3 bin kişi
var. Adıyaman’da 150 aile, Diyarbakır’da 2-3 aile var. Bu bölgeler hep
Süryanilerin merkeziydi zamanında. Eskiden patriklik merkezi olan Malatya’da
tek bir aile yok. Avrupa’da ciddi bir Süryani nüfusu var.
‘GERİ DÖNÜŞÜN ŞARTLARI OLUŞMADI’
»Geri dönüş basına yansıdığı düzeyde mi?
Maalesef basının abarttığı gibi değil. Yazın hangi uçağa
binerseniz orada 3-5 Süryani ailesi görürsünüz Avrupa’dan gelen. Buraya büyük
bir akın var ama yerleşmek için değil. Yurtdışında Süryaniler artık üçüncü
jenerasyonu yaşıyor. Bırakın köyde, Mardin’de, İstanbul’da dahi yaşamaları zor.
Dönenler belli yaş grubundaki insanlar. Evlerini, köylerini özlüyorlar, ikinci
Kudüsümüz olan Mor Gabriel’i ziyaret etmeye geliyorlar. Biz Süryaniler dünyanın
neresinde yaşıyor olursak olalım, burası bizim anayurdumuz. Biz buradan
kopamayız. Süryanilerin dönüşüne zemin hazırlanması, basının söylediği gibi bir
ortamın yaratılması için başta iş imkânlarının yaratılması, mülkiyet sorununun
çözülmesi lazım.
»İstanbul’da yaşayan Süryaniler ibadet için yer sıkıntısı
çekiyor. Yeşilköy’e kurulması planlanan kilise ne aşamada?
Süryaniler, gittikleri her yere kendi kiliselerini
yaptılar. Sadece Almanya’da 63 tane Süryani kilisesi var. Güneydoğudan göç eden
Süryanilerin kilise yapmadıkları tek yer var o da İstanbul. Şu an Süryani
Ortodoksların tek kilisesi Tarlabaşı’ndaki Süryani Kadim MeryemAna Kilisesi. Şu
an ayinlerimizi yedi ayrı kilisede yapıyoruz. Kullandığımız bütün kiliseler
Katolik kilisesi. Zamanlar uymuyor, ritüeller uymuyor, hiçbir kiliseye
sığamıyoruz. Yeşilköy’de metruk İtalyan mezarlığı bölgesi üzerinde çalışıyoruz
ancak alınması gereken bir hayli yol var. Anıtlar Kurulu’ndan izin çıkmasını
bekliyoruz.
‘DİN ADAMLARINA MAAŞ BAĞLANMALI’
»Diyanet İşleri Başkanlığı’nda gayrimüslimlerin temsil
edilmesi konusu Anayasa çalışmaları sırasında gündeme gelmişti. Sizin
düşünceniz nedir?
Temsiliyet olsa iyi olur, ancak daha acil sorunlarımız
var. Müslüman din adamlarına nasıl maaş bağlanıyorsa, gayrimüslim din
adamlarımıza da maaş bağlanmalı. Biz din adamları olarak cemaatin bağışlarıyla
ayakta kalıyoruz. 1950’lerden sonra İstanbul’a geldiğimiz için burada vakıf
malımız, gelir kaynağımız yok.
***
‘Kaçırılan metropolitlerden hiçbir haber yok’
»Suriye’deki savaş Süryanilere nasıl yansıyor, Süryani
cemaati olarak hükümetin dış politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz, ne talep
ediyorsunuz?
Biz Suriye’deki bu iç savaşın bir an önce bitmesini
istiyoruz. Şu anki iç savaş durumu bizi çok endişelendiriyor, iki din adamımız
kaçırıldı. Suriye, Süryaniler için çok önemli bir yer çünkü en kalabalık
Süryani nüfusu ve Patriklik merkezimiz Suriye’deydi. Suriye’de Süryanilere ait
pek çok okul var. Patrikliğin bünyesindeki yüksekokullarda rahipler ve
rahibeler yetişiyor. Patrikliğin Türkiye’ye taşınması zaman zaman basına
yansıyor ancak ne bizim ne de Patrikliğin gündeminde böyle bir konu var.
Suriye’den kaçıp gelen çok sayıda Hristiyan Süryani var. Bunların 500’e
yakınına İstanbul’da biz bakıyoruz. Mardin Midyat’ta bakılanlar var. Bir yere
kadar gücümüz yetiyor. Suriyeli Hristiyanlar, muhaliflerin olduğu kamplarda da
kalamıyorlar. Dışişleri Bakanımız’a talebimiz sonrasında Midyat’ta
Hristiyanlara yönelik 1000 kişilik bir kamp kuruldu; ancak orada da sürekli
kalmak istemiyorlar.
»Kaçırılan metropolitlere ne olduğuna dair bir gelişme
var mı?
Hiçbir gelişme yok. Patriğin yerine geçecek Halep
Metropoliti Yuhanna İbrahim, çok aktif ve bilgili bir insandı. Rum Ortodoks
metropolitiyle birlikte 22 Nisan’da kaçırıldılar. Ancak o zamandan bugüne
maalesef hiçbir haber yok. Dışişleri Bakanlığı ile sürekli temas halindeyiz.
Sayın Davutoğlu ile bire bir konuştuk, bu konuyla ilgili Ankara’ya gittik. Bize
söylediği şu oldu. Sayısız grup, sayısız amaç var. Birileri fidye için
kaçırıyor, kimisi yıldırmak için… Basında pek çok haber çıkmış olmasına rağmen,
bizde net bir haber yok diyor. Bütün Dışişleri yetkilileri aynı şeyi söylüyor.
Hiçbir bilgimiz yok. Basında yaşadıklarına veya öldüklerine dair pek çok haber
çıktı ama bunların hiçbirini Dışişleri Bakanlığı doğrulamadı. 22 Nisan’dan bu
yana çok zaman geçti ve çok ciddi endişelerimiz var.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.