Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana uygulanan tek dilli,
tek ırklı, tek dinli, tek ideolojili, tek mezhepli homojen bir millet yaratma
çabası, toplumda var olan farklılıkları ortadan kaldırmaya çalışmasından dolayı
bütün toplumu değiştirmeyi hedeflemiştir. Kürtler, dindarlar, Aleviler,
Gayrimüslim azınlıklar mağdur edilen kesimin başında gelmektedir... Bugün
gelinen nokta şunu gösteriyor ki; resmi devlet paradigması çürümeye yüz
tutmuştur. Şimdi kadar dışlanan kesimler mücadele ederek kendilerini hep
görünür kıldılar. Kendilerini görünür kılan gruplardan biri de Alevilerdir.
***
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana uygulanan tek dilli,
tek ırklı, tek dinli, tek ideolojili, tek mezhepli homojen bir millet yaratma
çabası, toplumda var olan farklılıkları ortadan kaldırmaya çalışmasından dolayı
bütün toplumu değiştirmeyi hedeflemiştir. Kürtler, dindarlar, Aleviler,
Gayrimüslim azınlıklar mağdur edilen kesimin başında gelmektedir. Son yıllarda
mağdur olan dindarların desteğiyle başa gelen AKP de Kemalist programı zamanın
ruhuna uygun bir şekilde yürütmektedir. Farklılıkları yok etmek isteten eski
Kemalist yaklaşım yerine, farklıkları kendince tasarlamaya çalışan yeni bir Kemalist
yaklaşım var karşımızda. Bu durum bir demokrasi tuzağını da beraberinde
getiriyor çünkü.
Bugün gelinen nokta şunu gösteriyor ki; resmi devlet
paradigması çürümeye yüz tutmuştur. Şimdi kadar dışlanan kesimler mücadele
ederek kendilerini hep görünür kıldılar. Kendilerini görünür kılan gruplardan
biri de Alevilerdir. Alevileri yıllarca yedeğinde tutan CHP’nin ve İzzettin
Doğan gibiler üzerinden Alevileri kontrol altında tutmaya çalışan merkez sağ
partilerin gerçek yüzü artık apaçık ortadadır. Alevilerin artık bu yapıların
elinden kurtulup, yeni bir söylem geliştirmeleri gerekiyor ve bu konuda şu an
çok iyi bir düzeyde olduklarını söyleyebiliriz. CHP yıllarca laiklik ekseninde
Alevileri yedeğinde tuttu. Aleviler, CHP’nin bir nevi oy deposu haline geldi.
Özelikle 90’lı yıllardan sonra Kürt hareketinin yükselişi bu durumu sarstı.
CHP, Kürt illerinden, Kürt Alevilerden epey oy alıyordu. Ama şu an durum CHP
için çok vahim.
İçerde Alevilere baskı kuran devlet, AB müzakere
süreçlerinde Alevilerin varlığı konusunu koz olarak kullandı: “Siz, Türkiye’de
şeriat istemi var diyorsunuz ama bakın ülkemizde çok büyük Alevi nüfusu var”
söylemiyle bu durumu koz olarak kullanıyor ama içerde Alevilerin taleplerine
kulaklarını tamamen tıkamış durumda.
Bu ülkede Alevilik konusundaki tartışmalar hep sığ bir
alana çekilmek isteniyor. Alevilerin sorunlarına, taleplerine özgürlük,
çoğulculuk ve hukuk açısından yaklaşmak yerine “Alevilik bir din mi yoksa
mezhep mi?” ekseninden bakmayı dayatıp sığ bir tartışma yaratılıyor. Alevilik
sorunu, her şeyden önce bir özgürlük sorunudur, bir varlık meselesidir, bundan
dolayı Alevi sorunu, daha fazla özgürlüğü talep eden bir perspektifle gündeme
getirilmelidir.
Devlet, Kürt kimliğine yaklaştığı gibi Alevi kimliğine de
hamur gibi şekil verilecek, yeniden tasarlanacak bir şey olarak bakmaktan
vazgeçmelidir. Bu yaklaşım sorunları çözmekten ziyade daha da
derinleştirmektedir. Kürtler kendi kimlikleri kendileri tanımlamalıdır,
Aleviler kendi kimliklerini kendileri tanımlamalıdır. Alevilik, devletin
ihtiyaç ve arzularına göre değil, Alevilerin talepleri ışığında
tanımlanmalıdır. Alevilerin kendilerini tanımlamaları, anayasal güvenceye
kavuşturulmalıdır. Devlet, Alevilikten elini çekmesi gerektiği gibi, bütün
kimliklerden ve mezheplerden de elini çekmelidir. Devletin kontrolündeki bir
Kürtlük, Alevilik çözüm değil, sorundur. Kürt kimliği, Alevi kimliği, hiçbir
toplumsal mühendisliği projesinin bir unsuru olarak görülmemelidir.
Mevcut anayasanın ve bir önceki anayasanın
“değiştirilemez” maddelerinden biri de “Laiklik” maddesidir. Alevilik sorunu,
devletin laiklik anlayışının aslında ne kadar da faşizan olduğunu gözler önüne
sermektedir.
Alevilik sorununun demokratik yollardan çözülmesi için
devletin Aleviliği tanımlamaktan vazgeçmesi, cemevlerine hukuki, anayasal statü
verilmesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Diyanet’in lağv edilip,
anayasal bir kurum olmaktan çıkarılıp, teknik bir koordinasyon kurumu olarak
yeniden düzenlenmesi, nüfus cüzdanlarındaki din hanesinin kaldırılması, Dersim,
Sivas, Gazi, Maraş, Çorum başta olmak üzere bütün katliamların ve cinayetlerin
sorumluların ortaya çıkartılıp, cezalandırılması gerekiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.