Nilay Vardar nilay@bianet.org
Üçüncü kuşak Müslümanlaş(tırıl)mış Ermeni Gaffur Türkan, oğluna
dedesinin ismi İbrahim'i koydu; çünkü dokuz yaşında Müslümanlaştırılan
dedesinin gerçek ismini hiçbir zaman öğrenemedi."'Bak sen Ermenisin, senin kemiğin bile haramdır' diyen Müslüman arkadaşlar, iyi ki bize Ermeniliğimizi unutturmadınız. Bizler artık merak ediyoruz kimliğimizi. "Böyle anlatıyor, müslümanlaş(tırıl)mış Ermenilerin torunlarından Gaffur Türkan. Şimdi 48 yaşında, dört yıl önce vaftiz oldu, hem de 30 yıl sonra açılan Surp Giragos Ermeni Kilisesi'nde. (Vaftiz olup dinine dönen, çocuğunu Ermeni okuluna gönderen Ermenice öğrenmek isteyen herkese cemaat kalbini de kapılarını da açacaktır. HYETERT)
***
Nilay VARDAR nilay@bianet.org
İstanbul - BİA Haber Merkezi 02 Kasım 2013, Cumartesi 00:01
"'Bak sen Ermenisin, senin kemiğin bile haramdır' diyen Müslüman
arkadaşlar, iyi ki bize Ermeniliğimizi unutturmadınız. Bizler artık merak
ediyoruz kimliğimizi. "
Böyle anlatıyor, müslümanlaş(tırıl)mış Ermenilerin torunlarından
Gaffur Türkan.
Şimdi 48 yaşında, dört yıl önce vaftiz oldu, hem de 30 yıl sonra
açılan Surp Giragos Ermeni Kilisesi'nde.
Oğluna dedesinin ismi İbrahim'i koydu; çünkü dokuz yaşında
Müslümanlaştırılan dedesinin gerçek ismini hiçbir zaman öğrenemedi.
Müslümanlaş(tırıl)mış Ermeniler konusu, ilk kez Hrant Dink Vakfı'nın düzenlediği üç gün
sürecek bir konferansta konuşulacak.
Biz de Diyarbakır'daki Surp Giragos Ermeni Kilisesi Vakfı'nın Genel
Sekreteri Gaffur Türkan'la buluştuk.
Çocukluğunuzdan beri Ermeni olduğunuzu biliyor muydunuz?
Tabii, çocukluğumuzdan beri müslümanlaştırılmış olduğumuzu ama
ırkımızın Ermeni olduğunu biliyorduk. Evde dedemizin soykırımdan kurtulduğu hep
konuşulurdu.
Hikayeniz dedenizle başlıyor?
Biz Batman Sason’un Ramed köyündeniz. Soykırımdan sonra sülalemden
sadece üç çocuk kurtuluyor. Dedem, kardeşi ve yeğeni. Yeğeni annesi alıp
Suriye’ye kaçıyor. Diğer iki çocuk burada Kürt evlerinde büyüyorlar.
Dedem, Kürtlerin evinde onların hizmetkarlığını, çobanlığını kısaca
tüm ağır işlerini yaparak karnını doyuruyor ve kalıyor. Kürt kültürüne, İslam
kültürüne göre büyüyor. Yani Ermenliğinden hiçbir şey yaşamıyor. Zaten kilise
kalmamış, ortak sosyal yaşam alanı kalmamış...Tamamen Kürtleşerek büyüyor.
Babam da bu ortamda doğdu, ama mesela Ermeni annesi ona gizli gizli Ermeni
ninniler söylermiş. Biz de bu ortamda doğduğumuz için anadilimiz Kürtçe. Ben de
Kürt bölgesindeki çocuklar gibi okula gidince Türkçe öğrenebildim. Ermenice ya
da Ermenilikle ilgili hiçbir şey yaşamamış oldum
O zamanki aileler dedenizi nasıl bir güdüyle korumuşlar ?
O zamanlar Ermenilerin tüm genç kızları ve gelinleri gruplar halinde
getiriliyor. En güzellerini, en gençlerini ikinci, üçüncü cariye olarak
alıyorlar. Eş olarak aldığınız zaman zaten müslümanlaştırılıyorlar; başka şansı
yok. Ya da o günün koşullarında kırsalda örneğin nalbanta ihtiyaç varsa onu sağ
bırakmışlardır ve müslümanlaştırmışlardır.
Çocukları niye korumuşlar? Doğrusu zaman zaman ben de çok merak
ediyorum. Genel anlamıyla o zaman Osmanlı devletinde devşirmelik vardı.
Muhtemelen o mantıkla sağ bırakılmıştır. Yoksa istense tüm aile yok edilebilir;
üç tane çocuğu sağ bırakmazlardı.
Vaftiz olarak dinimi değil kimliğimi vurguladım
Siz 3. kuşak yani, müslümanlaştırılmış Ermenilerin torunlarısınız.
Tabii, aslında bizim durum biraz dramatik. İlk kuşak zaten çocuk
olarak kurtuldu, sersemleşmişti, korkudan ne olduğunu kendilerine dahi
söyleyemiyorlardı. İkinci kuşak müslüman olarak doğdu, ne olduğunu bilmeden
yaşadılar. Üçüncü kuşak olarak biz biraz daha merak etmeye başladık. Biz kimiz,
neyiz ? Sorguluyor ve parçaları yanyana getirmeye çalışıyoruz.
Çünkü birinci kuşak dediğimiz insanlar birebir yaşadıkları için hiç
bahsetmezlermiş. İkinci kuşak gizliden gizliye bize anlatırdı. Bugün bizlerin Ermeniliğimizi
unutmamamızın sebeplerinden biri de yine Müslüman çevrenin bize uyguladığı
uygulamalar. Mesela insanlar müslüman olmuş kendini kamufle etmek için; bu
yüzden bir müslümandan daha fazla namaz kılıyor. Benim babam hacca gitmiş bir
adam ama ne zamanki biriyle bir tartışmaya girse karşı taraf ona ‘’bak sen
Ermenisin, senin kemiğin bile haramdır‘’ diye iğnelemede bulunmuş. Ben de aynı
şeyleri yaşadım. İşte bu insanlar aslında bu iğnemelerle bize Ermeniliğimizi
unutturmadılar. Bunu espiri konusu yaparım; müslüman arkadaşlar iyi ki
Ermenliğimizi bize unutturmadınız diye…
Peki ne zaman vaftiz oldunuz?
Dört sene önce, yani 44 yaşında. Dinsel anlamda çok iyi biri
değilimdir. Müslümanken de değildim, şimdi hıristiyanken de değilim. Yarın
kafana eser dinini değiştirebilirsin. Benim esas vurgulamak istediğim Ermeni
kimliğimdir. Sabah akşam kiliseye gideyim diye vaftiz olmadım. Bir tepki olarak
değil , tamamen kendi doğallığında gelişen bir durumdu. Biz kimliksel olarak
Ermeniliğimizin farkındaysak, gerisi tercihtir. Örneğin babam bu yaştan sonra
Müslüman olabilir mi, olamaz.
Bugün 4-5 milyona vardığını düşündüğümüz müslümanlaştırılmış Ermeni
var. Birçoğu Ermeni olduğunu bilmiyor. Kimisi kendisini sadece dar çevrelerde
ifade ediyor. Eskiden kendilerini saklıyordu insanlar, kendini ifade etme
cesaretini bulamıyordu. Hrant'ın cesur adımları hayatına mal oldu ama birçok
şeyin önünü de açtı.
Cemaat yok ama kilise buluşma yeri
Vaftiz olduğunuz Surp Giragos Kilisesi'nin açılmasının nasıl bir
etkisi oldu?
Bu kilise Ortadoğu'nun en büyük Ermeni kilisesidir. Şimdi bu kilisede
ilkler yaşanıyor. Çan kulesi yüzyıldır yoktu ve bugün çan çalıyor o kilisede,
vaftizler yapılıyor. Ermeni bir çiftin ilk düğünü de yapıldı. Ermeni,
hıristiyan, müslüman birçok ziyaretçisi var. Kiliseyi sosyal bir buluşma yerine
çevirmeye çalışıyoruz. Cemaat kalmadı ancak müslümanlaştırılmış Ermeniler
kiliseye gelip, kendilerini buluyorlar. Paskalya bayramını da kutladık.
Dördüncü kuşağın nasıl olacağını düşünüyorsunuz, yani sizin
çocuklarınız?
Dördüncü kuşak bizden daha şanslı. Bizden daha çok kurcalayan,
araştıran bir kuşak olmalı. Çünkü bugün 1.kuşak ile 4.kuşak arasında bir uçurum
var. İkinci kuşak da neredeyse bitti bitiyor. Ermenilere ait kültürel, sosyal
yaşam, sanat, edebiyat , müzik bunları bilmek benim için çok anlamlı.
Çocukların kilisede paskalya kutlamalarını görmeleri çok önemli. Aileler bir
arada yemeğe oturunca HAYMER dediğimiz bir dua ile başlarız, bu semboliktir ama
çocuklarımız bu kültürü, geleneği görüyor benim için önemli olan bu.
Bizleri görmek vicdanları tamir edecek
Çocuklarınızın isimleri Ermenice mi?
Üç çocuğum var. Diyarbakır'da yüzyıl sonra ilk defa bir Ermenice dil
kursu açtık. Benle birlikte onlar da
Ermenice öğrenmeye çalışıyor ama zorlanıyorlar. İsimleri Gülbin, İbrahim ve
Hüseyin. Ermenice isim koymadık çünkü ben genç yaşta evlendim, o zaman o
isimleri koyacak bilinçte değildim. Ermeniliğimizi yaşamayan insanlardık biz,
Ermeniyiz diye bağırmaya çalışıyorduk. Bugün olsa belki koyabilirdik. İkinci
çocuğuma 1915'ten kurtulan dedemin ismini koyduk: İbrahim. Ama ne acıdır ki
Ermenice ismini hiçbir zaman öğrenemedik.
Sizin varlığınızdan haberdar olmak Ermeni olmayanlara neyi gösterecek?
Bu ülkede bir trajedi yaşanmıştır. Bize göre bir soykırımdır. Yüzyıl
sonra insanların bu trajedinin somut kanıtları yani bizleri bilmesi gerekiyor.
Bu bir düşmanlık değil. Birisi bir günah yapmışsa günahının farkında olması ve
herkesin kepini önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Bu vicdanların tamir olmasına
yarayacak. (NV)
* Kilise fotoğrafı Agos gazetesinden Berge Arabian'a ait.
http://www.bianet.org/biamag/toplum/150990-musluman-arkadaslar-iyi-ki-ermeniligimizi-unutturmadiniz

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.