Sennur Baybuğa (Avukat)
Yüz yıldır bize unutturulmaya çalışılan lanetimizle
yüzleşmenin, yolumuza günahlarımızı da sererek yürümenin nasıl olacağı, nasıl
olması gerektiği ile ilgili her yerde konuşuyoruz. Hem konuşan insan sayısı her
geçen gür artıyor ve hem de konuşulan mecralar her geçen gün çoğalıyor.
Soykırıma ‘soykırım’ demenin cezalandırıldığı zamanlardan Ermeni meselesinin
‘sözde’ olmaktan devlet dilinde bile çıkarıldığı zamanlara doğru yavaş da olsa
yürüyerek geliyoruz... Toplumda ve özellikle siyasetin dilinde geri dönüşler,
eski kirli hafızaya kaçmalar olmuyor değil. Siyasetçinin biri çıkıp “Affedersin
Rum, Ermeni” demekten kendini alıkoyamıyor ama toplumda oluşan duyarlılık ve
gelişme en azından bu lanetli sözün yanlışlığı ve işlenen ırkçılık suçunun
ciddiyeti üzerine itirazını bağırarak dile getiriyor…
***
Yüz yıldır bize unutturulmaya çalışılan lanetimizle
yüzleşmenin,yolumuza günahlarımızı da sererek yürümenin nasıl olacağı, nasıl
olması gerektiği ile ilgili her yerde konuşuyoruz
T24
Sennur Baybuğa (Avukat)
Coğrafyamızın kadim halklarından Ermenilere yapılan
soykırımın 100. yılına yaklaşılırken,
ülkemizdeki duyarlı kamuoyunda da farklı sesler çıkmaya başladı....
Yüz yıldır bize unutturulmaya çalışılan lanetimizle
yüzleşmenin,yolumuza günahlarımızı da sererek yürümenin nasıl olacağı, nasıl
olması gerektiği ile ilgili her yerde konuşuyoruz. Hem konuşan insan sayısı her
geçen gür artıyor ve hem de konuşulan mecralar her geçen gün çoğalıyor.
Soykırıma ‘soykırım’ demenin cezalandırıldığı zamanlardan Ermeni meselesinin
‘sözde’ olmaktan devlet dilinde bile çıkarıldığı zamanlara doğru yavaş da olsa
yürüyerek geliyoruz...
Toplumda ve özellikle siyasetin dilinde geri dönüşler,
eski kirli hafızaya kaçmalar olmuyor değil. Siyasetçinin biri çıkıp “Affedersin
Rum,Ermeni” demekten kendini alıkoyamıyor ama toplumda oluşan duyarlılık ve
gelişme en azından bu lanetli sözün yanlışlığı ve işlenen ırkçılık suçunun
ciddiyeti üzerine itirazını bağırarak dile getiriyor…Yavaş da olsa bunlar
ciddiye alınması ve arkasından gidilmesi geren adımlar elbette...
Bu küçük, cesaretli yürekli adımlara çok ciddi bir adım daha eklendi bu hafta
sonunda... Türkiye’de siyaset yapmaya soyunmuş bir küçük parti, Yeşiller ve Sol
Gelecek Partisi (YSGP) bir yıl önce kurulduğunda programına Ermenilere yapılan
kıyımın adını soykırım olarak cesurca koyduktan sonra, geçtiğimiz hafta sonu
yapılan ilk olağan kongresinde 2015 yılını da hedef alarak tartışmaya açacak kadar cesur ve ciddi
kararlarla çıktı...
Kongrede tüm parti üyelerince kabul gören kararın
gerekçesinde şöyle deniyor:
“...Şüphesiz
siyasi bir parti hastalığın teşhisi ve durumun analizi ile birlikte çözüm ve
siyaset önerilerini de ortaya koymak zorundadır. Bu çerçevede; özellikle 2015
yılında Ermeni soykırımının 100. yılının idrak edileceği ve bununla ilgili
olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti de dahil olmak üzere, yurtdışına sürülmüş ya
da bu coğrafyada yaşayan mağdur edilmiş tüm Ermenilerin, mağduriyetlerinin
giderilmesi için siyasi parti olarak temennilerin ötesinde bir siyaset
geliştirmesi, bir söz söylemesi gerektiği açıktır.
Ermeni halkına yönelik kıyımın soykırım olduğu artık aklı
vicdanı olan hiç kimse tarafından tartışılacak bir husus değildir. Partimiz
dışında birçok siyasi çevre ve anlayış da olayın adını koymuştur. Bu anlamda
partimizin ismini koyduğu gerçekliğin siyasetteki çözümleri üzerine düşünmesi
ve bir politik hat belirlemesi gerekir.”
Alınan kararların içeriğine bakıldığında, Toplumsal
hafızanın yenilenmesi ve bu ülkede yaşayan herkesin “Atalarım 1915 yılında ne
yapıyordu” sorusunu kendilerine sormalarından, mirasçısı bulunan mülklerin
talep halinde sahiplerine iadesine, tazminat taleplerinin karşılanmasına,
devlet arşivlerinin açılmasına, tapu kayıtlarının şeffaflaştırılmasına,
Ermenistan-Türkiye sınırının açılmasına, bu ülkeden gitmek zorunda bırakılmış
Ermenilerin çocuklarına çifte vatandaşlık hakkının verilmesine, anadilde eğitim
hakkının temini ve korunmasına, soykırım karşıtı faaliyet ve operasyonlardan
vazgeçilmesine,geri dönmek isteyen Ermenilere izin verilmesine, ülkede kaçak
olarak çalıştırılan Ermenilere çalışma ve eğitim olanaklarının tanınmasına
kadar onlarca hüküm bulunmakta…
Somut taleplerin karşılanmasından başka milli eğitim
müfredatının baştan ayağa tekrar elden geçirilerek tüm ırkçı ifadelerin
kitaplardan çıkarılması da partice alınan kararlardan birisi.
Sol siyaset artık bu ülkede, Ermeni halkına yapılan,
yapılmış bulunan zulmün ve haksızlığın tarafı olmuştur ve elini taşın altına
koyarak hem devlete ve hem de bu ülkede yaşayan tüm halklara bir cevap vermeyi
kendisi için bir vazife olarak görmektedir. Görmesi de gerekir… “Yurtta sulh
cihanda sulh” cümlesi ile okullarda tümümüze yıllardır ‘okutulmaya’ çalışılan
barışın anlamı, bunu arzulayan tüm samimiyetlerin bir arada karşılıkla soru ve
sorunlarını dinlemekle ve sorunları çözecek siyaseti birlikte örmesiyle sağlanabilir.
Alınan kararların ne kadarının gönümüz koşullarında
uygulanıp hayata geçirilebileceği bir yana, entelektüel bir çabanın ya da sivil
toplum hareketlerinin çalışmaların ötesine geçememiş bulunan Türkiye’nin çok
önemli ve hayati bir meselesi hakkında bir siyasi partinin kongresinde böylesi
kararlar alması, bu coğrafyada kardeşçe bir arada yaşamak isteyen tüm halklar
bakımından umut vericidir.
Unutmayalım: Yaralar karşılıklı sarılarak ve mağdurlar
değil failler konuşmaya başladıkça çözülür.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.