Teofani (Yunanca'da “görünmek” “zuhur etmek”
anlamına gelen “Theophania” sözcüğünden türemiştir), Ortodoks Kilisesi’nin
başlıca yortularından biri olup 6 Ocak’ta kutlanmaktadır. Bu yortuda İsa
Mesih’in vaftizi aracılığıyla Kutsal Üçleme'nin kendini dünyaya gösterip ilan
etmesi kutlanıyor.Bu yortuya Teofani (görünme, zuhur etme) isminin verilme
sebebi, Mesih’in vaftiz edilişi esnasında Kutsal Üçleme’nin kendisini
...insanlığa ilk kez açık bir şekilde göstermesidir: Baba’nın sesi göklerden
duyulmuştur, vücut bulup insan olmuş olan Oğul fiziksel bir şekilde Ürdün
Nehri’ndedir, Kutsal Ruh bir güvercin şeklinde Oğul’un üzerine inmiştir.
Ana dili
İngilizce olan Ortodoks Hristiyanlar bazen bu yortuyu “Epifani” olarak
adlandırmaktadırlar; ancak Epifani terimi daha çok Batı Kiliselerinde aynı
tarihte kutlanan ve bebek Isa'nin doğulu 3 bilge kral tarafından ziyaret
edilmesinin anıldığı yortuya atıfta bulunmak için kullanılmaktadır.
Epifani,James
Joyce'un eserlerinde bol bol kullandığı, bir durum, bir dialog, ya da bir
rüyanın, yaşamın genel bağlamı içerisinde çok küçük bir anlamı olmasına karşın
birey üzerinde bıraktığı anlık aydınlanma etkisidir. incil'deki anlamına
ilaveten antik yunan tiyatrosunda sahnede bir tanrının gözükmesi anlamına da
gelir. joyce bu iki tanımdan hareketle kendi epiphany kavramını geliştirmiş ve
kendi yaşamında tanık olduğu durumları romanlarındaki kahramanlarının bilinç
akışına "epiphany" olarak uyarlamıştır. Bu nedenle Joyce'un
romanlarindan psikanalitik diye sozedilir.
Fransada ve
bircok Avrupa ulkesinde bu ozel gunde icine meyve sekerlemeleri ve badem
kremasi olan milfoy hamurundan yapilmis bir tatli yenir...Gallette des rois..
uc bilge kralin getirdigi hediyeleri sembolize der..davetli sayisindan bir
fazla dilime bolunur, butun diimler esit olur. fazla dilim ayrilir , adi tanri
dilimidir ve bir fakire verilir. Bu coregin icine bir bakla konur ve kimin
dilimine rast gelirse o kral/kralice olur, yani yeni yli cok ugurlu gececek
demektir.
Bizim evde,
Babaannem, buna benzer bir corek yapardi ve icine bir madeni para
saklardi.Nedir deyince, "bizim Tokat'ta boyle yapilir, gelenektir" ,
demisti.. Yillara sonra Paris'te bu corekleri gorunce, Fransizlar Tokat'tan
ogrenmisler diye kendime kendime sokakta gulmustum....
Nadya
Nadya Uygun
[NAD0910@HOTMAIL.COM]

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.