Ermeniler soykırımdan 100 yıl sonra yine Suriye'de
katlediliyor ve mabetleri yıkılıyor, ülkeden kaçmak zorunda bırakılıyor. 30 küsur yıl önce Suriye’de Habur Nehri’ne bakan
tepelikte Ermeni soykırımı kurbanlarının kafataslarını ve kemiklerini
çıkarmıştım. Dişlerinde çürüme olmadığına göre genç insanlardı ve 20’nci
yüzyılın ilk ‘holocaut’unda -1915’te Osmanlı Türkleri tarafından bir halkın
planlı şekilde ortadan kaldırılmasında- katledilen 1.5 milyon Hıristiyan
Ermeniden sadece birkaçıydı... Ve şimdi, medyada hemen hiç yer almasa da bu
tüyler ürpertici ölüm tarlaları yeni bir savaşın ölüm tarlalarına dönüştü.
Ermeni kurbanların kemikleri üzerinde Suriye iç savaşı yürütülüyor. Ve tarihi
Suriye topraklarında sığınacak yer bulmuş Ermeni soykırımından kurtulanların
torunları, yeniden kaçmak zorunda bırakılıyor Lübnan’a, Avrupa’ya, Amerika’ya.
Ermeni kurbanların kemiklerinin güya son dinlenme yeri olması gereken kilise de
yeni savaşta hasar gördü ama kimse failleri bilmiyor.
***
Ermeniler soykırımdan 100 yıl sonra yine Suriye'de
katlediliyor ve mabetleri yıkılıyor, ülkeden kaçmak zorunda bırakılıyor.
30 küsur yıl önce Suriye’de Habur Nehri’ne bakan
tepelikte Ermeni soykırımı kurbanlarının kafataslarını ve kemiklerini
çıkarmıştım. Dişlerinde çürüme olmadığına göre genç insanlardı ve 20’nci
yüzyılın ilk ‘holocaut’unda -1915’te Osmanlı Türkleri tarafından bir halkın
planlı şekilde ortadan kaldırılmasında- katledilen 1.5 milyon Hıristiyan
Ermeniden sadece birkaçıydı.
Suriye’nin Deyr ez Zor şehrinin kuzeyine düşen Habur
Nehri değiştiğinden kemikleri bulmak zordu. O kadar çok ceset tepeleme
yığılınca akışı bozulmuştu ve sular doğuya kaymıştı. Koskoca nehrin bu yüzden
yönü değişmişti. Yanımdaki Ermeni arkadaşlar kemikleri aldı ve –Holocaust’u
hâlâ inkâr eden ‘modern’ Türk devleti utansın ki- seri kitle katliamında
öldürülen Ermenilerin anısına ithaf edilen Deyr ez Zor’daki büyük Ermeni
kilisesinin yeraltı mezarlığına koydu.
Ve şimdi, medyada hemen hiç yer almasa da bu tüyler
ürpertici ölüm tarlaları yeni bir savaşın ölüm tarlalarına dönüştü. Ermeni
kurbanların kemikleri üzerinde Suriye iç savaşı yürütülüyor. Ve tarihi Suriye
topraklarında sığınacak yer bulmuş Ermeni soykırımından kurtulanların
torunları, yeniden kaçmak zorunda bırakılıyor Lübnan’a, Avrupa’ya, Amerika’ya.
Ermeni kurbanların kemiklerinin güya son dinlenme yeri olması gereken kilise de
yeni savaşta hasar gördü ama kimse failleri bilmiyor.
Şam Piskoposu Armash Nalbandyan’ı aradım, bana kilise
hasar görse de mihraba bir şey olmadığını söyledi. Kilisenin Ermeni
soykırımının hatırası kadar önemli olmadığını ve asıl endişelenilmesi gerekenin
bu hatıranın zarar görmesi olduğunu belirtti. İtiraf etmeliyim ki pek de güzel
bir bina olmayan kilise, her şeye rağmen bir tanıktır ve Ermeni soykırımının
bir anıtı olarak, her taşı, İsrail’de Yahudi Holocaust’u kurbanları için
dikilen Yad Vaşem anıtı kadar kutsaldır. Ve İsrail devleti –Türkler kadar utanç
verici biçimde- Ermeni soykırımının soykırım olmadığını iddia etse de
İsrailliler, Ermeni katliamlarından kendi dillerinde holocaust anlamına gelen
Şoah diye söz eder.
Halep’teki Ermeni kilisesi, Özgür Suriye Ordusu
tarafından yakılıp yıkıldı, hani şu Amerikalılar ve Körfez’deki Sünni Araplar
tarafından finanse edilip silahlandırılarak Esad rejimiyle savaştırılan ‘iyi’
isyancılar tarafından. Suriye muhalefetinin tümüyle kontrolündeki tek eyalet
başkenti olan Rakka’da, Selefi savaşçılar Ermeni Şehitler Katolik Kilisesi’ni
kırıp döküp içindeki eşyaları yaktı. Ve 1915’te Ermeni ırkını yok etmeye
çalışmış Türklerin torunları olan yüzlerce Türk savaşçı, Ermeni kilisesine
saldıran Kaide bağlantılı savaşçıların saflarına katılmış vaziyette. Saat
kulesinin tepesindeki haç yıkılmış, yerine Irak Şam İslam Devleti’nin bayrağı çekilmiş.
Hepsi bu değil. Ermenilere hak ettikleri devleti vermeyen
1. Dünya Savaşı’nın kurbanları 11 Kasım’da anılırken Şam’daki Ermeni Ulusal
Mukaddes Tercümanlar Okulu’na bir, iki okul otobüsüne de iki top mermisi düştü.
Ermeni öğrenciler Hovhannes Atokanian ve Vanessa Bedros öldü. Bir gün sonra
Beyrut’tan Halep’e giden bir otobüs dolusu Ermeni, yolları kesilerek soyuldu.
İki gün sonra Halep’te Kevork Bogasian top mermisiyle öldürüldü. Suriye’de
Ermenilerin can kaybı sadece 65 ama bence biz bunu 1.500.065 olarak
düşünmeliyiz. 100’den fazla Ermeni de kaçırıldı. Elbette Suriye’deki pek çok
Hıristiyan gibi Ermeniler de Esad destekçisi olarak nitelenemeyecekleri halde,
Esad rejimine karşı devrimin destekçileri değil.
Ermeniler, iki yıl sonra, kendi holocaust’larının
100’üncü yılı için anma etkinlikleri düzenleyecek. Ermeni soykırımından
kurtulmuş pek çok kişiyle tanışmıştım, hiçbiri artık hayatta değil.
Halihazırdaki Suriye devrimini destekleyen Türkiye devleti de aynı yıl, Mustafa
Kemal Atatürk ’ün ülkesini ittifak devletlerinin işgalinden kurtardığı
kahramanca bir savaş olan Çanakkale Zaferi’ni anacak. Orada Ermeniler de
savaşmıştı, elbette Türk üniformalarıyla. Zaferden çok kısa süre sonra onların
ailelerini yok etmiş olan Türk devletinin, 2015 gelip çattığında,
Çanakkale’deki Ermeni askerlerini hatırlamayacağına istediğiniz paraya bahse
girerim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.