Serdar Korucu
Kilise olarak kurulan, camiye, sonra da müzeye çevrilen
Ayasofya'nın yeniden camiye çevrileceği yönünde tartışmalar sürüyor.
Hıristiyanlar "Bu tarihi değer müze olarak kalmalı" diyor… Bu konuda
ilk kez konuşan Fener Rum Patrikhanesi Basın Sözcüsü Dositheos Anağnostopulos,
binanın kiliseye çevrilmesi taleplerinin olmadığının altını çiziyor.
Patrikhane’nin isteği, bugünkü gibi müze olarak kalması.
***
Serdar Korucu / Radikal
537 yılında inşa edildi. Tam 916 yıl dünyanın en büyük
kilisesi oldu, ta ki Bizans’ın başkenti Konstantinopolis el değiştirinceye
kadar. Ardından 478 yıl şehrin en önemli camisiydi. 1935’ten bu yana ise müze
olarak kapılarını açtı. Ayasofya’nın geleceği bugünün sıcak tartışmalarından
biri. MHP, camiye çevrilmesi için yasa tasarısı verdi. Başbakan Yardımcısı
Bülent Arınç geçen günlerde “İnşallah güleceği günlerin yakın olmasını
Allah’tan diliyoruz” dedi. Ayasofya konusunda Hıristiyanlara ne istediğini,
tartışmalara nasıl yaklaştıklarını sorduk. Bu konuda ilk kez konuşan Fener Rum
Patrikhanesi Basın Sözcüsü Dositheos Anağnostopulos, binanın kiliseye
çevrilmesi taleplerinin olmadığının altını çiziyor. Patrikhane’nin isteği,
bugünkü gibi müze olarak kalması.
Hıristiyan dünyası için Ayasofya neden önemli?
Bizanslılar, Ayasofya’yı ‘İsa’nın büyük kilisesi’ olarak
nitelerlerdi. Uzun zaman Roma’daki St. Pierre Kilisesi ile birlikte
Hıristiyanlığın en önemli kilisesiydi. Bugün de önemini sürdürüyor.
Camiye çevrilme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fatih İstanbul’u fethettiğinde şehirde kiliseyi
dolduracak kadar Rum var mıydı? Yoktu. O kadar Türk var mıydı? O da yoktu.
Kanaatimce camiye çevirme kararı iktidarı eline aldığını göstermek içindi.
Bunun benzeri İspanya’da da yapılmadı mı?
Tabii, Hıristiyanlar da bunu yaptı. İspanya’da büyük bir
camiyi, Kortoba’yı katedrale çevirdiler. Bu her yerde oldu.
Ama Ayasofya’nın farkı Cumhuriyet döneminde müzeye
çevrilmesi.
Eğer Mustafa Kemal müzeye çevirmemiş olsaydı bugün böyle
bir yaygara kopar mıydı? Kopmazdı. Tartışma müzeye çevrilmiş olan abidelerin
camiye dönüştürülmesiyle ortaya çıkıyor. Aslında biz kendi kendimize problem
yaratıyoruz.
TEPKİ GÖSTERİLİR
MHP’nin ortaya attığı iddia Mustafa Kemal’in imzasının
sahte olması.
“Bu belge sahtedir” diyorlar. Eğer bu ispat edilebilirse
o zaman çok büyük bir mesele ortaya çıkacak. Hastalığında imzaladığı pek çok
belge var. Tarihi yeniden incelemek, yazmak gerek. Vakfiye kitapları yeni değil
ki. Mustafa Kemal’e bunu neden söylemediler? Herhalde biri kalkıp “Bunu
yapamazsınız” diyebilirdi. Mustafa Kemal maske olarak kullanılabiliyor. Pozitif
ya da negatif yönden sürekli onu konuşuyoruz.
Siz bu tartışmanın zamanlamasını neye bağlıyorsunuz?
Durup dururken Ayasofya’yı camiye çevirmek neden? Neden,
ne sebeple bunu yapıyorlar? Ya oy için ya da İslam dünyasında “Biz birinciyiz”
sloganı içindir. Başka sebep bulamıyorum. Eğer burada yaşayanlar cami
bulamıyorsa böyle bir binanın boş durmaması gerektiğini anlayabilirim. Ama bu
olmaz. Ayasofya’nın camiye çevrilmesi dünya medeniyetinin bir abidesi olan bir
kilisenin artık ziyarete açık olmayabileceği anlamına da gelebilir. İhtiyaç var
mı hakikaten?
Böyle bir karara tepki gelir mi?
Bizans döneminde kilise olan, Cumhuriyet dönemindeyse
müzeye dönüştürülen binalar Osmanlı’daki gibi yeniden cami olarak açıldı. İznik
ve Trabzon’dakiler için çok sert bir tepki gelmedi. Batı dünyası laikleşmiş
durumda. Fransa ya da Almanya’da bu binaları sorsanız bilmeyebilirler. Ama
İstanbul’daki Ayasofya için tepki olacaktır. Ne kadar olur bilmiyorum ama
gösterirler bundan eminim. Trabzon’da bazı kesimler binanın müze olmasını da
istemişti. Hem halkın düşüncesinin hem de realitenin camiye çevirmeye karşı olduğuna
inanıyorum.
Patrik Bartholomeos’un bu konuyla ilgili düşüncesi nedir?
Camiye çevrilen müzelerin aslında müze olarak kalması
gerektiğini söylemişti. Alanya’ya gitmeden önce de konuştuk. “Anlamıyorum”
dedi. Başbakan’ın ‘Etraftaki büyük camiler dolmadığına göre bunun cami olması
için bir sebep görmüyorum” imasının doğru olduğunu söyledi. Bir patriğin bu
konuyla ilgili konuşması zor. Çünkü hemen ardından “Ayasofya’yı istiyorlar”
diyorlar. Böyle bir politikamız yoktur. Bizim kiliselerimiz zaten var. Müze
olarak kalması en doğru yoldur. Hem Türkiye hem dünya medeniyeti için.
Serbestçe Ayasofya’ya girip çıkabiliyoruz. Bu bizim için yeterli. Hiçbir zaman
“Bize verin” demedik. Realist olmak gerek.
BİR YANDAN SÜMELA AÇILIRKEN...
Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, “İstanbul’daki
Ayasofya Camisi vakfiyesine göre camidir ve cami olarak ilelebet yaşayacaktır”
diyor. Müdürlüğün çatısı altında bulunan cemaat vakıfları meclisi azınlık
vakıfları temsilcisi Laki Vingas’a göre ise Ayasofya bir kültür mirası ve müze statüsünün
korunması gerekiyor. Vingas’ın da altını çizdiği en önemli nokta Ayasofya’nın
camiye dönüştürülmesine sadece Rum cemaatinin değil Hıristiyan dünyanın tepki
göstereceği: “Ayasofya inşa edildiğinde bütün Hıristiyanlar aynı kiliseye
tabiydi. Bu nedenle geleceği sadece Türkiye’deki 2-3 bin İstanbul Rum’una
endekslenemez. Ayasofya Hıristiyan dünyasının ortak değeridir. Rusların
Ortodoksları seçmesindeki nedendir. Camiye çevrilmesi Mescid’i Aksa’nın altında
kazı yapmak gibidir. Bu adımları seçim arifesi olarak değerlendiriyorum. Bu
kadar hassas bir ortamdayken kiliseler ve camiler üzerinde politika
yapılmamalı. Bir yandan Sümela ve Ahtamar yılda bir ibadete açılırken şimdi
Hıristiyan mabetlerini camiye çevirmek iyi intiba bırakmaz.”
AYASOFYA SİYASET DIŞI KALMALI
Ayasofya’nın geçmişinde söz sahibi olanlardan biri de
Ermeni cemaati. Nedeni 989 yılındaki büyük depremde Bizans imparatorunun
restorasyon için çağırdığı, bugün Kars sınırları içinde bulunan Ani
Katedrali’nin de mimarı olan Trdat’ın izleri ve 1960’lı yıllarda iki minarenin
çökme tehlikesi üzerine İstepan Aratan’ın binayı güçlendirmesi… Ermeni Mimar
Mühendisler Dayanışma Derneği (HAYCAR) kurucu üyesi, Agos gazetesi yazarı,
kamuoyunun Ahtamar Kilisesi’ni restore etmesiyle tanındığı mimar Zakarya Mildanoğlu’na
göre Ayasofya’nın politikanın dışında tutulması gerekiyor: “Öyle yapılar, öyle
eserler vardır ki bunların dini yapı olmasına gerek yok, insanlık tarihinin
ortak ürünleridir. Bu tip eserler sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin malı değil.
Aynı şey Ermenistan’da da olsa yine aynısını söylerdim. Fakat bazı insanların
kimi duyguları seçim öncesinde depreşiyor. Bu konuyu gündeme getiriyorlar. Bu
adım delilik olur. Burası artık Louvre Müzesi gibi bir değer.” Mildanoğlu’nun
Ayasofya için bir önerisi var. Minarelerin yanında sembolik bir çan kulesi inşa
edilmesi. Mildanoğlu, “Sürekli bu ülkede çan sesi ve ezan sesi birlikte
yükseliyor deniliyor. O zaman burası ne cami ne kilise yapılsın. Onun yerine
sembolik de olsa bir çan kulesi dikilmeli.”
EĞER DEĞİŞECEKSE
İstanbul’daki en büyük Katolik kiliselerinden St.
Espirit’nin Pederi Felice Suriano “Ayasofya inşa edildiğinde, 4. asırda mezhep
farklılığımız yoktu. İbadethaneye çevrilecekse, eski niteliği kazandırılacaksa
kilise olması gerekiyor” diye konuştu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.