Günümüzde Süryaniler’in sosyal, siyasal, kültürel, dilsel
ve dinsel alanlarda yaşadıkları sorunların kapsamlı bir şekilde araştırılıp
tespit edilmesi ve bu sorunların çözümü İle ilgili olarak Anayasa’nın 98’inci,
İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması
açılmasını saygılarımla arz ederim.
Erol Dora Mardin Milletvekili
***
Türkiye'de yaşayan Süryanilerin sorunlarının incelenmesi
ve tespit edilen sorunların çözülmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı'na BDP Mardin Milletvekili Erol Dora tarafından bir araştırma
önergesi açılma talebi sunuldu. Meclis Başkanlığına sunulan bu talebin tamamını
aşağıda okuyabilirsiniz;
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Günümüzde Süryaniler’in sosyal, siyasal, kültürel, dilsel
ve dinsel alanlarda yaşadıkları sorunların kapsamlı bir şekilde araştırılıp
tespit edilmesi ve bu sorunların çözümü İle ilgili olarak Anayasa’nın 98’inci,
İçtüzüğün 104’üncü ve 105’inci Maddeleri gereğince Meclis Araştırması
açılmasını saygılarımla arz ederim.
Erol DORA Mardin Milletvekili
GEREKÇE
Kökenleri iki nehir diyarı Mezopotamya’nın (Bethnahrin)
eski halklarına dayanan Süryaniler, tarih boyunca Anadolu’da, Suriye’de ve
Irak’ta bir kısmı hala ayakta olan çok sayıda tarihi eser ve değerli bir kültür
mirası bırakmışlardır. Millattan önceki dönemlere ait saray, anıt ve eserler,
Hristiyanlığın ilk çağlarına ait 1600 yıllık kilise ve manastırlar (Mor
Gabriel, Deyrulzafaran, Mor Evgin, Musul yakınlarındakı Mor Matay Manastırı
gibi), 1500 yıl önce yazılan ve hala mevcut olan dinsel ve edebi yazılı
metinler, otantik bir kültür ve antik bir dil (Aramice), bu kültür mirasının
tanıklarıdır.
Uygarlıkları boyunca, Ortadoğu’da inşa ettikleri dünyanın
ilk anıtsal kuleleri olan ziguratlar, Tevrat’ta geçen Babil Kulesi, muazzam
saray ve tapınaklar (İştar tapınağı) ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan
eşsiz Babil Asma Bahçeleri, Asur İmparatorluğu döneminden kalma Ninova (Ninve),
Asur, Nimrut (Kalah), Babil, Horşabad gibi antik kentler, Aramiler’den kalma
Petra ve Tadmor (Palmyra) kentleri ile tarihte bilinen ilk yazılı kanunlar olan
Hammurabi Kanunları, Ninova şehrinde kurulan kütüphane ve Antakya, Urfa, Nsibin
ve Kenneşrin gibi büyük okullar, Babilliler, Keldaniler, Asuriler ve
Aramiler’in devamı olan Süryaniler’in sanat, mimarlık ve bilim alanındaki
ustalığını gözler önüne sermektedir.
Binyıllar boyunca, Anadolu’nun doğu ve güneydoğu
bölgelerinde, Suriye’de, Irak’ta ve Lübnan’da yerleşik olarak yaşayan bu halk,
bugün dünyanın dört bir yanına dağılmış durumdadır. Son yüzyılın ilk çeyreğinde
maruz kaldıkları büyük katliamlar (Seyfo) ve zorunlu göçler sebebiyle bu halkın
nüfusu binlerce yıldır yaşadıkları bu topraklarda sürekli azaldı. 1900’lü
yılların başından itibaren ilkin Ortadoğu ülkelerine ve daha sonra Amerika’ya,
1960’lı yıllardan sonra ise Avrupa ve Avustralya kıtalarına göç etmek zorunda
kaldılar. Bu göçlerin siyasal, sosyal, kültürel ve dinsel gibi birçok nedeni
vardır.
Bugün Türkiye’de yaşayan Süryaniler’in sayısı yaklaşık 25
bin kişidir. Bu nüfusun yaklaşık üç bini Turabdin bölgesinde (Batıda Mardin,
kuzeyde Hasankeyf, Doğuda Cizre ve güneyde Nusaybin sınırları içinde kalan
bölge), bir kısmı da Adıyaman, Malatya, Urfa ve Elazığ’da yaşarken nüfusun
büyük bir kısmı da İstanbul’da yaşamaktadır. Öte yandan Ortadoğu’da
Süryanilerin en yoğun yaşadıkları Irak ve Suriye’de nüfusları yaklaşık iki
milyon iken 2003 yılında meydana gelen Irak savaşı ve son olarak 2011’de
Suriye’de patlak veren ve hala devam etmekte olan savaş nedeniyle gerçekleşen
göçler ve ölümler sonucu Süryani nüfus büyük oranda azalmıştır.
Günümüzde Süryanilerin yaşadıkları sorunlar Cumhuriyetin
kuruluşundan sonra başlayarak günümüze kadar katlanarak devam etmiştir.
Süryaniler’in genel olarak yaşadığı sorunlar ve maruz kaldığı haksızlıklar
aşağıda sıralanmıştır;
1-) 1923 yılında Türkiye’de yaşayan Gayrimüslim
azınlıkların haklarını garantiye alan Lozan antlaşmasında Süryaniler’in de
Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler gibi azınlık olmasına rağmen bu azınlık hakları
90 yıldır devlet tarafından gasp edilmiştir. Dolayısıyla Süryaniler’in kendi
anadili ve kültürünün öğretilmesi engellenmiştir.
2-)Süryanilere ait tarihi kilise ve manastırların çoğu
tahrip edilmiş, yıkılmış veya depo ve ahır gibi uygunsuz bir biçimde
kullanılmaktadır.
3-)Devlet, Süryani vakıflarına ait gayrimenkullerin
çoğuna el koymuştur.
4-)Türkiye’de son otuz yıldır devam eden çatışmalı
sürecinde boşaltılan Süryani köylerinde bakımsız kalan taşınmazların büyük bir
kısmı, kadastro çalışmaları ile hazine veya orman idaresi adına tescil
edilmiştir.
5-)Süryanilerin tarih boyunca yaşadıkları coğrafyada
kullandıkları Süryanice yer isimleri Türkçeleştirilmiştir.
6-)Çeşitli sebeplerden dolayı yurt dışına göç etmek
zorunda kalmış Süryanilerin terk ettikleri topraklarına tekrar geri
dönmelerinin önüne çeşitli engel ve sorunlar çıkmaktadır.
7-)Okullarda hala Süryani tarihi ve Hıristiyanlık ile
ilgili çarpıtılmış bilgilere yer verilmektedir.
8-)Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Camilere ve Müslüman din
adamlarına sağladığı imkânlardan kiliseler, manastırlar ve Hıristiyan din
adamları faydalanamamaktadır.
9-)Anayasada vatandaşlık temelinde kanun önünde herkesin
eşit olduğu belirtilmesine rağmen Süryaniler her zaman haksızlığa ve
ayrımcılığa maruz kalmışlardır.
Süryaniler’in binyıllardır yaşadıkları ana topraklarında
varlıklarını koruyabilmeleri, sürdürebilmeleri, kendi sosyal, dinsel, dilsel,
kültürel ve ekonomik gelişmelerini yaşayabilmeleri, Türkiye de yaşanacak olan
demokratik ve hukuki iyileştirmelere bağlı olduğu gerçeği göz önüne
bulundurarak bahsi geçen sorunların daha detaylı ve kapsamlı araştırılıp ve bu
sorunların kalıcı bir çözüme kavuşturulması için Meclis Araştırması açılmasını
arz ederim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.