Ali
Murat İrat / irat2@yahoo.com
Onları
öldürmek gereklidir. Çünkü “onların yoklukları birilerinin varlıklarına armağan
olmalıdır”. Çünkü bütün bir insanlığı, tıpkı Kürtler, tıpkı Türkler ve tıpkı
bilcümle diğerleri gibi insanlıktan çıkarmaktadırlar. En iyisi görüldükleri
yerde ezilmeleridir. Nasıl yapacağınıza gelince… Bunun türlü yolları vardır…
“Maalesef Ermeni” demeniz de öldürecektir onları, anavatanlarında yabancı gibi
hissettirmeniz de. Hiçbirisi yetmiyorsa canlarına kastedip, sokak ortasında
arkasından kurşunlamanız çözecektir sorunu.
***
Çünkü
Ermeni çocukları, akşam anne ve babaları eve döndüğünde boyunlarına sarılıp
koklamazlar onları. Ve anne babaları sabah sıcaklığıyla uğurlamaz çocuklarını
okullarına. “Kendine dikkat et” sözü çıkmaz ağızlarından, her sabah, her
defasında son kez görür gibi sıkıca sarılmazlar oğullarına ve kızlarına.
Çünkü
onların çocukları hiç sevmezler, hiç dokunmazlar birbirlerine. Aynı açlığı
çekmez, aynı şeye ağlamazlar hiçbir zaman. Çünkü o çocuklar annelerinin
ellerindeki kokuyu içlerine çeke çeke hiç uyumamışlar, babalarının güven veren
sıcaklığına hiç sığınmamışlardır. Karanlıktan korkmaz hiçbiri ve gece yarıları
uyanıp anne ve babalarının koyunlarında bulmazlar huzuru.
Çünkü
o babalar ve anneler öldüğünde onlar, bir dünya yitip gittiği için, bir ömür
heba olduğundan, bir sevda son buldu diye, bir soluk eksildi diye, bir renk
solduğu için hiç gözyaşı dökmemişlerdir.
Çünkü
onlar sevgi nedir bilmezler. Hiç aşık olmaz, hiç sevda acısı çekmezler.
Hiçbirisi sevdadan dolayı uykusuz kalmamıştır, yalnızlık nedir tatmamıştır. Ve
onlar öldürülmezlerse ölmezler. Eğer öldürülmezlerse hiç ölmez ve hep hainlik
ederler. Ve onların ağıtları yoktur. Ölenin toprağına dökecek suları yoktur.
Onlar türkü söylemez ve en kadim seslerin atası duduk’tan habersiz yaşar.
Çünkü
onlar rahat durmaz. Taşı taş olmaktan çıkarıp can verendir onlar. Taştan yürek
yaparlar. Elleri öyle marifetlidir. Ve bu cehennem coğrafyada fazlasıyla
ustadırlar.
Çünkü
onlar kendi vatanlarını bile sevmezler. Dağlara, ovalara ve hatta ağaçlara ad
vermez, onlarla konuşmaz, sağlık ve huzuru onlardan dilemezler. Onlar güneşin
ve ayın olmadığı bir coğrafyada ve genelde dağ başlarında gereksiz yer işgal
ederler. Buna rağmen çokturlar. Bu coğrafyada 1,5 milyondan 50 bin nüfusa
indirmek için harcanan bütün çabalara rağmen hâlâ çokturlar. Bütün Türkiye’ye
yetecek kadar çokturlar. Ve durmadan çoğalırlar.
Çünkü
onlar hırsızdırlar. Türkiye’nin en zenginleri onlardandır. Ama bunu gizlemek
için devletin “bahşettiği” okullarını zorlukla ayakta tutar gibi yapıp meteliğe
kurşun atarlar. Çok zengindirler ama vurulmadan önce tabanı yırtık
ayakkabılarını giyer öyle vurulurlar.
Çünkü
onlar bu ülkeyi sevmezler. Bu ülkenin kahraman evlatlarının arkalarından
attıkları kurşunlarla vurulup ölmenin şerefini bilmediklerinden cenazeleri bile
sorunlu olur. Bu ülkeyi sevmediklerinden dolayı hep çalarlar. Ama cimridirler.
Yırtık ayakkabılarıyla vurulup düşerler ama muhtemelen boş ayakkabı kutularında
milyon dolarları saklarlar.
Çünkü
onlar çok güçlüdürler. Bütün günlerini lobi faaliyetleriyle geçirir, ulusal,
uluslararası bütün kamuoylarını etkileyecek şeyler yapmayı görev edinirler.
Türkiye’nin düşmanı herkes onları çok sever. Onların bazılarının konuştuğu bu
nifak tohumları bizim için her zaman müttefiktir ama onlar konuşur konuşmaz
mihrak oluverirler. İç ve dış mihrakların tamamı onlardır. Çünkü onlar mutlak
kötüdürler ve gündem yaratamadıkları yerde kendilerini vurdurup ölüverirler.
Çünkü
onlar devletin bütün kurumlarını ele geçirmişlerdir. Dışişlerinden içişlerine
bütün kadrolar onlardandır. Daha fazla aç kalmamak için yürüyen işçilerin
üzerine bütün bir orduyla yürüyen onlardır. Onlar ÖSYM’deki bütün
yolsuzlukların ve skandalların tek müsebbibidir. Çünkü onlardır parasız eğitim
isteyen öğrencileri bir böcek gibi çiğnemeye çalışan. Ve onlardır Suriye’ye
hiçbir neden yokken savaş açmak isteyen ve Ortadoğu’daki kan gölüne daha fazla
katkı sunmak için fırsat kollayan.
Ve
isimleri hep bizden gibidir. Kimi zaman Adile Naşit, kimi zaman Vahi Öz. Ama
hep saklarlar gerçek isimlerini.
Onları
öldürmek gereklidir. Çünkü “onların yoklukları birilerinin varlıklarına armağan
olmalıdır”. Çünkü bütün bir insanlığı, tıpkı Kürtler, tıpkı Türkler ve tıpkı
bilcümle diğerleri gibi insanlıktan çıkarmaktadırlar. En iyisi görüldükleri
yerde ezilmeleridir. Nasıl yapacağınıza gelince… Bunun türlü yolları vardır…
“Maalesef Ermeni” demeniz de öldürecektir onları, anavatanlarında yabancı gibi
hissettirmeniz de. Hiçbirisi yetmiyorsa canlarına kastedip, sokak ortasında
arkasından kurşunlamanız çözecektir sorunu.
*
Şükrü Erbaş üstada selamla...
http://birgun.net/yazi-goster/ali-murat-irat/18-1-2014/bir-ermeni-neden-ve-nasil-oldurulmelidir-1704.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.