21 Şubat, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür
Teşkilatı (UNESCO) tarafından, 17 Kasım 1999’da, 30C/62 kararla "Uluslararası Anadil
Günü” ilân edildi. Asıl adı Anadil Hareketi Günü olan 21 Şubat, Bengali Dili
Hareketi için Bangladeş polisi ile çatışan Bangladeşli üniversite
öğrencilerinin öldürülmesinin yıldönümüdür. Uluslararası Anadil Günü her yıl,
Türkiye’nin de kurucu üyeleri arasında yer aldığı UNESCO’ya üye ülkeler
tarafından kutlanıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 16 Mayıs 2007'de
A/RES/61/266 kararıyla "dünya halkları tarafından kullanılan tüm dillerin
korunması ve korunmasını teşvik etmek " için üye Devletlere çağrıda
bulunurken, 2008 yılını da Uluslararası Diller Yılı ilan etti.
HYETERT
İstanbul'da Kutlamalar:
Tarih: 21 Şubat Cuma
Yer:: Taksim/Galatasaray Meydanı
"Türkiye’de 18 dil yok oluyor
2008 yılını “Uluslararası Diller Yılı” ilan eden
Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 19 Şubat’ta
yayınladığı “Tehlike Altındaki Diller Atlası” (Atlas of the World’s Languages
in Danger) mevcut 6700 dilin 2400’ünün yok olma tehdidi altında olduğunu
belirtiyor. Bu atlasa göre Türkiye’de 18 dil kaybolma tehlikesi yaşıyor.
UNESCO, 21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeniyle yayınladığı
duyuruda bu yılın, sadece dil çeşitliliğinin kutlanması için değil,
yeryüzündeki tüm dillerin ve özellikle de kaybolmaya yüz tutanların tanıtılması
ve korunması için bir şans olduğunu vurguluyor. Kurum bu amaçla ve 33 dil
bilimcinin katkısıyla oluşturulan atlasta dünya dillerini, karşı karşı olduğu
tehlike seviyelerine göre beş gruba ayırıyor.
Ermenice “açıkça tehlikede”
Bu sınıflandırmaya göre kaybolma tehlikesini en az
hisseden diller “güvensiz” (unsafe) olarak nitelendiriliyor. Bir dilin bu
kategoride yer alması “çocuklar tarafından da konuşulmasına rağmen bazı
alanlarda kısıtlanması” anlamına geliyor. UNESCO’nun çalışmasında Abhazca,
Adığece, Çerkesçe (Kabartayca) ve Zazaca Türkiye’de “güvensiz” olarak
nitelendirilen diller.
“Açıkça tehlikede” (definitely endangered) seviyesinde
değerlendirilen ikinci grupta Abazaca, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası,
Romanca, Süryanice ve Ermenice (Batı) yer alıyor. Bu dillerin kaybolma
tehlikesine gerekçe olarak “çocuklar tarafından anadili olarak öğrenilmemesi”
gösteriliyor.
“Ciddi anlamda tehlikede” (severely endangered)
kategorisi genelde toplumun en yaşlı nesli tarafından konuşulan, orta nesil
tarafından anlaşılabilen ancak kullanılmayan ve çocuklara öğretilmeyen dilleri
içeriyor. Gagauzca, Ladino ve Turoyo bu kategoride değerlendiriliyor.
“Son derece tehlikede” (critically endangered)
kategorisine Türkiye’den giren tek dil Hertevin. Bu dilin sadece en yaşlılar
tarafından, nadiren kullanıldığı kabul ediliyor.
“Kaybolmuş” (extinct) diller Kapadokya Yunancası ve
Ubıhça, adı üzerinde, dünyada tek bir kişi tarafından bile konuşulmuyor.
Zazaca
Özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da konuşulan
Zazaca, Irak ve İran’da da yoğun kullanılıyor. UNESCO atlasında Türkiye’de
yaklaşık 2 milyon kişi tarafından konuşulduğu belirtilen buna rağmen “güvensiz”
kategorisinde değerlendiriliyor. Yazım kuralları Frankfurt Üniversitesi Zaza
Dili Enstitüsü tarafından belirlenen Zazaca, Hint Avrupa dil ailesine üye ve üç
farklı lehçeye sahip. Kuzey Zazaca Erzincan, Erzurum, Sivas, Muş dolaylarında
Alevi Zazalar tarafından kullanılıyor. Merkez Zazaca Elazığ ve Bingöl’de Şafi
Zazalar tarafından, üçüncü lehçe Güney Zazaca ise Şanlıurfa, Adıyaman, Bitlis,
Diyarbakır dolaylarında Hanefi Zazalar tarafından konuşuluyor. (Zazaca’yı
Yılmaz Güney’in Duvar ve Mahsun Kırmızıgül’ün Beyaz Melek filminde de duyduk.
Lazca
Türkiye’nin Doğu Karadeniz kıyı şeridinde Rize’den
başlayarak Batum’a kadar Laz halkı tarafından konuşulan Lazca “açıkça
tehlikede” diller arasında. Rize’nin Pazar, Ardeşen, Çamlıhemşin ve Fındıklı
ilçelerinde, Artvin’in Arhavi, Hopa, Borçka ve Sarp ilçelerinde ve kısmen, Laz
göçmenlerin yoğunlaştığı Sakarya, Kocaeli ve Bolu’nun bazı yerlerinde aklaşık
250 bin kişi tarafından kullanılıyor. Türkiye haricinde Gürcistan’da da
konuşulan dil, göçler nedeniyle Almanya’da da yaşıyor. Kafkas dilleri ailesine
ait. 1984 yılında edebiyat öğretmeni Fahri Kahraman tarafından alfabesi
oluşturulan Lazca bugüne kadar yazılmadığı için standart bir yazım dili yok.
Lazca ders kitabı “Nana Nena” ile Lazca dergi “Ogni Sk’ani Nena” da bu dildeki
nadir yayınlardan.
Rakamlarla dillerin durumu
* 2 bin 400 dil tehlike altında. Dünya son üç kuşakta,
kısıtlı sayıda konuşulan dillerin son temsilcilerinin ölmesiyle 200 dilini
yitirdi.
* Gezegendeki toplam 6 bin dilin 538’i “son derece”,
502’si “ciddi anlamda”, 602’si “açıkça” tehlike altında. 607 dilse “güvensiz”
durumda.
* 199 dili 10’dan az insan konuşuyor. 178 dilse, 10 ile
50 kişi kullnıyor.
* Dil açısından en zengin ülke, 800 lisanın bulunduğu
Papua Yeni Gine. Ülkede 88 dil tehlike altında.
* Dillerin yüzde 96’sı dünya nüfusunun yalnızca yüzde 4’ü
tarafından konuşuluyor.
Hemşince
Genellikle Lazca’yla bir tutulan ama aslında tamamen
farklı bir dil olan Hemşince de UNESCO’ya göre “açıkça tehlikede”. Batı
Ermenice’nin bir lehçesi ve Artvin’in Hopa ilçesinde yaşayan, tarihte
Müslümanlaşan Ermeniler olarak geçen Hemşinliler tarafından kullanılıyor. Bugün
yaklaşık 44 bin kişi tarafından bilinen dil, Türkiye haricinde Ermenistan,
Gürcistan ve Rusya’da da yaşıyor. Hint-Avrupa dil ailesine ait ve Ermeni
alfabesiyle yazılıyor.
Abazaca ve Abhazaca
“Açıkça tehlikede” görülen Abazaca, çoğunluğu 1864’de
Osmanlı topraklarına sürülen ve yüzde 80’inden fazlası Türkiye’de yaşayan
Abazaların dili. Kuzeybatı Kafkas dil ailesinde yer alıyor ve 45 bin kişi
tarafından konuşuluyor. Rusya Federasyonu’na bağlı Karaçay-Çerkez
Cumhuriyeti’nin resmi dillerinden. Abazaca ile büyük yakınlık gösteren, 125 bin
kişi tarafından Rusya ve Gürcüstan’da konuşulan Abhazca ise UNESCO’ya göre
“güvensiz” durumda.
Romanca
Balkanlar başta olmak üzere, birçok Avrupa ülkesinde
konuşulan Roman dili 3 milyon 500 bin konuşanına rağmen “açıkça tehlikede”
kategorisinde. Hint-Avrupa dil ailesinden ve günümüze ulaşmayan Sanskritçe’yle
büyük benzerlikler taşıyor. Sözcük dağarcığında Yunanca, Türkçe ve Farsça
sözcükler de barındıran Roman dili, Avrupa’da konuşulduğu yere göre farklılıklar
gösteriyor.
Süryanice, Turoyo ve Mlahsö
240 bin konuşanıyla “açıkça tehlikede” görülen Süryanice,
2. yüzyılda Hıristiyanlığı kabul eden Urfa merkezli Süryaniler tarafından
konuşuluyor. Sami dillerine dahil ve Aramice’ye dayanıyor. 22 harften oluşan
bir alfabeye sahip. ve sağdan sola doğru yazılan Süryanice’nin en önemli eseri
kutsal kitap sayılan Peşitta. UNESCO’nun listesinde “ciddi anlamda tehlikede”
görülen bir dil olarak değerlendirilen Turoyo ve yok olduğu belirtilen Mlahsö,
çoğu uzman tarafından Süryanice’nin lehçeleri olarak görülüyor. Turoyo,
Mardin’in Midyat ilçesi, Suriye ile Almanya ve İsviçre’deki göçmenlerce ve
toplam 50 bin kişi tarafından konuşuluyor. Mlahsö ise 1995 yılında
Diyarbakır’dan Suriye’ye göçen köylülerden İbrahim Hanna’nın ölümüyle yok oldu.
Kapadokya ve Pontus Yunancası
UNESCO’nun “açıkça tehlikede” kategorine aldığı Pontus
Yunancası’nın Karadeniz kıyı şeridinde ve Gürcistan’ın Türkiye’ye yakın
bölgelerinde, kısmen Trabzon’un Of ve Sürmene ilçelerinde ve buradan göçenler
tarafından Rusya’nın güneyi ve Yunanistan’da yaşatıldığını ve 300 bin kişi
tarafından konuşulduğunu belirtiyor. Kapadokya Yunancası olarak isimlendirdiği
dilin, mübadele öncesinde tüm Kapadokya, Konya Sille, Kayseri civarı ve Adana
Faraşa’da konuşulduğunu ve Türkiye’de bugün tümüyle kaybolduğunu belirtiyor.
Araştırmada yer alan bilgi notunda, 2005 yılında Mark Janse ve Dimitris
Papazachariou tarafından bu dili konuşan birkaç kişinin keşfedildiği yazıyor.
Ladino
Türkiye’de, İspanya’dan Osmanlı topraklarına göç eden
Yahudiler tarafından konuşulan Ladino, İspanyolca’nın 15. yüzyıldaki halini
yansıtıyor. Hint-Avrupa dil ailesine bağlı. UNESCO atlasında, bir zamanlar
Türkiye ve Yunanistan’a, ağırlıkla Trakya ve Makedonya’nın tarihi bölgelerinde
ve dağınık olarak Balkanlar ve Kuzey Afrika’da yaygın bu dil Yahudi soykırımı
sonrasında büyük oranda azaldı ya da kayboldu. UNESCO’ya göre bugün
İstanbul’da, özellikle Hasköy ve Balat kökenli 10 binin altında kişi tarafından
kullanılıyor. Alliance İsrailite Universelle tarafından düzenlenen Ladino’ya,
İstanbul’da yayınlanan Şalom gazetesinde ayrı bir sayfada yer veriliyor.
Türkiye’de Sefarad, Yasmin Levy gibi şarkıcılar bu dilde şarkılar söylüyor.
Gagavuzca
Çoğunluğu Moldova’daki Gagavuz Yeri Özerk Bölgesi’nde
yaşayan Gagavuzlar tarafından konuşulan Gagavuzca, Türkçe ile büyük yakınlık
gösteriyor. Yaklaşık 150 bin kişinin konuştuğu, Oğuz dil grubuna bağlı bu lisan
ciddi anlamda tehlike altında olan dillerden biri. 1957’ye kadar Yunan
alfabesiyle yazılmasına karşın 1957’de Kiril alfabesine geçen Gagavuzca,
Moldova’nın bağımsızlığına kavuşmasıyla Türk alfabesine geçti. Rusya, Ukrayna
ve Bulgaristan’da da konuşuluyor.
Batı Ermenice
Türkiye’de 50 bin kişi tarafından konuşulan Batı
Ermenice, UNESCO’ya göre “açıkça tehlikede”. Erivan (Doğu) ve İstanbul (Batı)
olarak iki lehçeye ayrılan Ermenice, Türkiye, Ermenistan ve diaspora tarafından
konuşuluyor. UNESCO, Batı Ermenicesi konuşan nüfusu 50 bin kişi olarak
belirtiyor.
Hertevin ve Ubıhça
Türkiye ve Gürcistan’da konuşulan Hervetin’i konuşan kişi
sayısı UNESCO tarafından belirlenemedi. Dil, “son derece tehlikede” görülüyor.
Ubıhça ise en son Marmara Denizi kıyısındaki Hacı Osman köyünde konuşuluyordu.
Köyde bu dili bilen son kişi Tevfik Esenç’in de 1992’deki ölümüyle tarihe gömüldü.
Anadilde eğitim
UNESCO’nun “Tehlike Altındaki Diller Atlası” dünyadaki
dillerin durumunu, koruma altına alınabilmesi için ülkeler tarafından alınması
gereken önlemleri göstermeyi amaçlıyor. Bir dilin kaybolmaması için kuşaktan
kuşağa aktarılması gerektiğini belirten örgüt, ülkelerde azınlık dillerini
koruyan ulusal politikaların ve anadilde eğitimi destekleyen eğitim
sistemlerinin geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Bir dili konuşan insan
sayısı ve toplam nüfusa oranı, kuşaktan kuşağa aktarılması, dille ilgili
belgelerin miktarı gibi etkenler o dilin yaşamasında önemli etkenler.
UNESCO’nun Türkiye için planladığı herhangi bir dil koruma programı yok.
http://www.habervesaire.com/news/turkiye-de-18-dil-yok-oluyor-1150.html
BASINA VE HALKLARA
Dünya Anadil Günü
Çocuklarımıza;
kendi dilimizde gülebildiğimiz, kendi dilimizde ağıt
yaktığımız,
kendi dilimizde sevgi sözcükleri söylediğimiz,
kendi dilimizde masallar okuduğumuz, ninniler
dinlediğimiz, kendi dilimizde oyunlar oynadığımız
bir dünya bırakmak
istiyoruz.
Unutturulan, kaybolan, yok olan diller, kaybolan
hayatlarımızdır, tarihimizdir, geleceğimizdir.
Evet, anadilini bilmeyen yarım insandır.
Evet, anadil yüreğin kapısıdır.
Bu yüzden diyoruz ki;
kendi anadilimizde özgürce konuşacağız, asla asimile
olmayacağız, susmayacağız!
Sesini kaybetmeyip duyurmak için,
anadilini yok olmaktan kurtarıp özgürce konuşabilmek
için,
kültürünü
yarınlara taşıyıp yaşatmak için,
Asimilasyona karşı, sözüyle, kalemiyle, sanatıyla,
yüreğiyle karşı duranlar!
Özgür bir yaşama bir adım daha yaklaşmak için
bir araya geliyoruz.
Anadillerimize özgürlük
taleplerimiz için buluşuyoruz!
Tarih: 21 Şubat Cuma
Yer::
Taksim/Galatasaray Meydanı
Saat: 19:30
İHD İstanbul Şubesi, Asi-Der (Antakya, Samandağ,
İskenderunlular Derneği), Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Jıneps Gazetesi, Hadig ,Demokratik Çerkes
Hareketi, Apoyevmatini Gazetesi, Demokratik Pomak Hareketi, Mezo-Der(
Mezopatamyalılr Derneği), Nor Zartonk,
Kürt Enstitüsü, Suryaniler.com, Laz Enstitüsü, Laz Mektebi, Halkların
Anayasası, Aka-Der ,Zaza Platformu,
Kafkasya Forumu, Sabro Gazetesi, Mektebe Zazaki, Gürcü Kültür Merkezi, Avrupa
Süryaniler Birliği (ESU) Satır içi resim 1
AKA-DER Kadıköy Şube&Kültür Merkezi
Caferağa Mah. Tellalzade Sok. No:17/A Kadıköy/İstanbul
0 216 348 92 60 / 0532 518 05 70
facebook.com/akader.kadikoysube

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.