Manastırı sahiplerine hibe edeceğini belirten Evin şu çağrıyı yaptı: “Biz bu Kilisenin yok olmasını istemiyoruz. Tadilat edecek bir gücüm yok. Burası dünyanın bir tarihidir. Ben buradan tüm Ermeni, Süryani ve dünyada ki halkalara çağrı yapıyorum özelikle Mor Yakup Manastırı'nın tarihi mirasçılarına çağrı yapıyorum. Dünyanın neresinde olursa olsunlar gelsinler manastırı kendilerine hibe edeceğim. Burası onların atalarının. Burada onların tarihi yatıyor...”
***
Türkiye
ve Kuzey Kürdistan'da çok sayıda manastır ve kilise onyıllardır kendi kaderine
terk edilmiş durumdalar. Kilise ve manastırların bir kısmı, bulundukları arazi
ile birlikte Hazine’ye intikal ederken, bir kısmı da şahısların üzerine kayıtlı
görünüyor. Ancak bugün manastır ve kiliseleri gerçek sahiplerine iade etmek
isteyenler de var. Siirt
Gökçebağ beldesinde yaşayan Evin ailesi onlardan biri. Evin ailesinin Siirt’tin
5 km güneyinde olan arazileri üzerinde bir Süryani manastırı bulunuyor: Mor
Yakup Hbişoyo Manastırı. Ailenin elinde manastıra ait bir tapu var.
EN
ESKİ MANASTIRLARDAN BİRİ
Mor
Yakup Hbişoyo en eski Süryani manastırlarından biri olarak biliniyor. Bu
manastır 9-12. yüzyıllarda, yani Süryani Rönesansı döneminde, din ve ilim
merkezi olarak uluslararası ün kazanmıştı.
Diğer
bütün eski manastırlar gibi Mor Yakup Manastırı da çok geniş arazilere ve
köylere sahipti. Manastır 1915 yılına kadar Keldani Kilisesinin (Doğu Süryani)
kuzey Mezopotamya dini merkezi olarak işliyordu. 1915 yılında manastırda
yaşayan son Keldani Metropoliti Mor Ayad Şer öldürülünce manastır boş kaldı,
ardından da define avcıları tarafından harabeye çevrildi.
Manastırın
tarihinin manastır yakınında bulunan 10 tonluk bir taşın üzerinde yazılı
olduğunu söyleyen M. Emin Evin, “Bu Mor
Yakup manastırdır. Bu çevrede yedi kilise var. Buradaki tüm kiliseler bu
manastıra bağlıdır. Ninem eskiden bize buranın şehir olduğunu, pazarı olduğunu, bir dokuma işletmesinin olduğunu ve gidip
buradan alışveriş yaptıklarını anlatırdı" dedi.
ANF'ye
konuşan Evin, şöyle devam etti:
"Ferman kararı çıkmadan önce Süryani bir kadın nineme bir kemer
altın veriyor. Dedem nineme bunun haram
olduğunu söyleyerek, geri vermesini istiyor.
Ninem de gidip geri veriyor. Katliam fermanı çıkmadan önce burada
Hıristiyan mensubu insanlar yaşıyordu. Buranın yıkılması 1920'li yılardan sonra
olmuştur. Burası daha önce Siirtli bir Arap’ın elindeydi. Buranın tabusunu
Osmanlı döneminde kendi üzerlerine nasıl almışlar bilmiyorum. Buradaki
Süryaniler öldürüldükten sonra kendi üzerine almışlar. Hayvanlarımız fazla
olduğu için arazi alma ihtiyacı duyduk bizde burayı aldık."
Kürt
siyasetinde aktif olarak yer aldığını ve bu yüzden cezaevine girdiğini ifade
eden Evin, “11 yıl yattım. Daha önceden bağcılık ve hayvancılık yapıyordum ama
cezaevine girdikten sonra bu işlerim dağıldı" diye ekledi.
Manastırı
korumak için elerinden gelen çabayı sarf etiklerini belirten Evin,
"Mardin’deki Süryanilere ulaştım, ‘Kiliseyi yıkılmaktan kurtaralım’ dedim.
Daha sonra ne olduysa gelemediler" ifadelerini kullandı.
2 ÖZEL
HAREKATÇI ŞAHİN'DEN İŞKENCE GÖRDÜM'
1993yılının
başlarında başında Siirt Emniyet Müdürlüğü Özel Harekât Şube Müdürü İbrahim
Şahin’in adamlarının kendisini tehdit ettiği söyleyen Evin, yaşadıklarını şu
sözlerle anlattı: “İşkence yaptılar. Kiliseyi kendilerine hibe etmem için tugay
komutanı ve Şahin’in ekibi beni ölümle tehdit etti. Orda benimle beraber olan
arkadaşım işkenceden öldü. Ne yaptıysalar vermedim.
Amaçları
kilise etrafında define aramaktı. Süryanilere ait olan bu manastırı yıkmaktı.
Gerekçe olarak PKK'nin burayı sığınak olarak kullanmasını gösteriyorlardı.
Detektörlerle define aramaya çalışan da çok oldu, yakaladık. Arazi civarında
çok fazla mağara da var, her biri 500 metrekareye yakın bir büyüklükte;
hayvanlarımızı oralarda besliyorduk. Şahin ve adamları buradan çok tarihi eser
götürdü. Mağaralarda azizleri temsil eden kabartmalar vardı, bu mağaralarda
bunları kopartıp götürdüler."
'SAHİPLERİ
GELSİN, HİBE EDECEĞİM'
Manastırı
sahiplerine hibe edeceğini belirten Evin şu çağrıyı yaptı: “Biz bu Kilisenin
yok olmasını istemiyoruz. Tadilat edecek bir gücüm yok. Burası dünyanın bir
tarihidir.
Ben
buradan tüm Ermeni, Süryani ve dünyada ki halkalara çağrı yapıyorum özelikle
Mor Yakup Manastırı'nın tarihi mirasçılarına çağrı yapıyorum. Dünyanın
neresinde olursa olsunlar gelsinler manastırı kendilerine hibe edeceğim. Burası
onların atalarının. Burada onların tarihi yatıyor. Bugüne kadar tüm kendi kısık
imkânlarımızla sahip çıktık. Bu saatten sonra tadilat edecek durumum yok.
Burada tüm Ermeni ve Süryani halkına çağrı yapıyorum: gelsinler bu manastırı
onlara hibe edeceğim, yeterki bu manastır yıkılmasın, bu tarih yok olmasın.”
http://www.aykiridogrular.com/haber-3892-Hibe-edilecek-bu-manastirin-sahipleri-araniyor.html#.Uvkbyvl_uWZ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.