Uluslararası
tiyatro enstitüsü’nün oyun yazarı güney Afrikalı sanatçı Brett Bailey
tarafından yazılan dünya tiyatro günü uluslararası bildirisi:"Bastırılması
olanaksız gösteri ruhu insanların toplandığı her yerde açığa çıkar. Ufacık
köylerin ağaçları altında, küresel metropollerin yüksek teknik donanımlı
sahnelerinde; okul salonlarında ve tarlalarda ve tapınaklarda; kenar
mahallelerde, kent meydanlarında, toplantı merkezlerinde ve yoksul bölgelerin
bodrum katlarında insanlar türümüzün karmaşıklığını, çeşitliliğini,
kırılganlığını kanlı canlı varlıklarıyla, nefesleriyle, sesleriyle dile
getirerek sohbet etmek için yarattığımız kısacık ömürlü tiyatro dünyalarında
birbirlerine sokulurlar. Toplanmamızın
hedefi ağlamak ve anımsamaktır; gülmek ve düşüncelere dalmaktır; öğrenmek ve
onaylamak ve hayal etmektir. teknik hünerlere şaşıp kalmak, tanrıları
canlandırmaktır. güzellik ve şefkat ve canavarlık yaratma gücümüz karşısında
hayranlıktan hep birlikte soluksuz kalmaktır.
oralarda enerjimizi artırmak ve
daha da güçlenmek için toplanırız. değişik kültürlerimizin zenginliğini
kutlamak, bizi bölen sınır çizgilerini eritmek için.
bastırılması
olanaksız gösteri ruhu insanların toplandığı her yerde açığa çıkar. ortak
özelliklerden kaynaklanır, değişik geleneklerimizin maskelerini takınır,
kılıklarına bürünür. dillerimizi ve ahenklerimizi ve el hareketlerimizi
hizmetine alır, topluluğumuzun ortasında bir ortak boşluk yaratır.
ve
bizler, o kadim ruhla işbirliği yapan sanatçılar, onu kalplerimize,
düşüncelerimize ve gövdelerimize sindirerek benimsemek zorunda kaldığımızı
hissederiz. öylece gerçeklerimizi bütün olağanlıkları ve pırıl pırıl
gizemleriyle açığa vurmuş oluruz.
gelin
görün ki şu çağda milyonlarca insan hayatta kalmak için çabalamakta, baskıcı
düzenlerin ve yırtıcı kapitalizmin pençesinde acı çekmekte, çatışmalar ve
cefalardan kaçışmakta; özel yaşantımıza gizli servisler burunlarını sokmakta ve
sözlerimiz mahremliğe saygısız hükümetlerce sansürlenmekte; ormanlar
bitirilmekte, canlı türleri yok edilmekte, okyanuslar zehirlenmekte; açığa
vurmak zorunda kalacağımız ne var ki?
bu
dünyada güçler eşit değil. değişik egemenlik düzenleri tek ulusun, tek ırkın,
tek cinsin, tek cinsel tercihin, tek dinin, tek ideolojinin, tek kültürel
çerçevenin ötekilere üstün olduğuna hepimizi inandırma çabasında. böyle bir
dünyada sanatlarla toplum gündemleri arasındaki bağların koparılması için
direnmek gerçekten savunulabilir bir tutum mudur?
bizler,
arenaların ve sahnelerin sanatçıları, piyasanın kendi işine gelen siparişlerine
uymakta mıyız? yoksa elimizdeki gücü sağlamca kavrayarak toplumun kalbinde ve
kafasında temiz bir yer açıyor, insanları çevremizde topluyor, onları
esinliyor, büyülüyor, bilgilendiriyor, öylece bir umut ve açık yürekli
işbirliği dünyası yaratıyor muyuz?
çeviren
: refik erduran

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.