Dünyanın hiçbir
yerinde geçmişinde bu kadar çok katliam ve soykırımlara imza atmış bir parti
sözkonusu iken o partiye yüzleşme çağrılarına bu denli vurdumduymaz ve inkarcı tutum sergilendiği görülmemiştir
sanırım. En trajiği de bu partinin, tüm bu inkar ve vurdumduymazlık
politikasını sürdürürken partinin başına bir soykırım kurbanı Dersimliyi parti
başkanı yapmış olmasıdır! Gerçekler, resmi belgeler, tanıklıklar her daim
kamuoyuna yansıdığında CHP’nin bu suskunluğu, inkarcılığı yada dönemi savunan
tavrı utanç verici olmaktan öte dediğimiz gibi kan dondurucu bir haldir. Öyle
ki Dersimli CHP’li Kılıçdaroğlu, bu tartışmalar her defasında karşısına soru
olarak çıktığında “o tarihte doğmamış olduğunu” ileri sürecek kadar pervasızca
sözler sarf ederek acısı halen en ağır biçimde süren kıyım ve geride kalan
mağdurlarla adeta alay edebilmektedir.
***
Dersim kültürel çeşitliliği, tarihi birikimi, usanmadan
üzerinde oynanan oyunlara karşı varolabilmeyi başarabilmiş yeryüzündeki ender
coğrafyalardan biridir.O yüzdendir ki tekçi ve ırkçı devlet ideolojisi,
Dersim’i kendi kulvarına sokmaya çabalamaktan ve üzerinde hesaplar yapmaktan hiçbir zaman
vazgeçmemiştir.Onlar için herzaman çok stratejik bir yere tekabbül
etmiştir.Çünkü Dersim düşse Yakın Doğu ya da Anatolia bugün kü söylemle Anadolu
büyük oranda düşecektir.Yani yüzyıllardır süren savaş en kirli halleri ile
Dersim’de sürdürülmeye devam edilmektedir.
Tüm saldırılara, kıyım ve soykırımlara rağmen küllerinden
doğmaya başarabilmiş Dersim’in, bu özelliğini büyük oranda doğa merkezli inanç
kültü Kızılbaşlığına borçlu olduğunu söylersek abartmış olmayız.Bugün sayıları
soykırımlardan dolayı çok az sayıya düşmüş kadim Ermeni halkının Hıristiyan
inancının doğuş toprakları da yine eski Dersim coğrafyasındaki bu doğa inanç
kültürüdür.Soykırımlara kadar yoğun biçimde iç içe yaşamış bu halklar için
Dersim hep bir kutsalliyet taşımıştır.Halen de öyledir.
Tarihin
sandukasını halen içinde barındıran Dersim’de, bugün Kızılbaş inancıyla
yaşamaya direnen Kırmançlar ve Kurmançlara yönelik düşmanlık ve asimilasyonun
halen tüm şiddeti ile sürmesi o nedenledir.Çünkü insanlık tarihinin o canlı
varlığı eskiden olduğu üzere bugün de o tekçi politikaların temsilcisi ve
devamcısı İttihatçı/Kemalist yönetimler için en büyük tehdittir!
Kızılbaşlık ve
onun doğuş kaynakları olan Dersim ormanları,ırmakları,dağları,vadileri aynen
Kürt ve ve Ermeni varlığı ile birlikte ilk yok edilmesi gereken hedefler
arasındadır.Bu imha ve düşmanlaştırma araç ve söylemleri en usturuplu halleri
ve en görünmez biçimleri ile bölgeye çeşitli biçim ve içerikleri sürekli boca
edilmektedir.
Dersim’in
psikolojik harp unsurlarının en ince tatktiklerinin uygulandığı faaliyet
sahalarından biri olarak belirtirsek abartılmış
olmayız.Neredeyse mevcut nüfusuna yakın asker, polis ve istihbarat
elemanın Dersim’e onlarca yıldır konuşlandırılıyor oluşu bu gerçeği açık ve
somut biçimde görünür kılmıyor mu?Dersim onlarca yıldır devletçe hem içerden
hem de coğrafı bakımından çepe çevre kuşatılmıştır.Bugün kent merkezi olarak
kullanılan yerin bir açık toplama kampı gibi çepe çevre karakol gözetleme kuleleriyle
kuşatılması sanırım bu tabloyu bir başka pencereden de olsa bu görünür kılmıyor
mu?
Tüm bunlara rağmen inatçı Dersimliler Dersim’i Dersim
olarak yaşatmaya kararlılar.
Her seçim döneminde merkezi devletin simge kale partisi
olagelen CHP’nin en hararetli biçimde Dersim’de haklı olarak yine tartışma
konusu olması şaşırtıcı değildir.Nasıl olsun ki?
Şu geçtiğimiz son 6-7 yıl içinde 1925,1930 ve 1937-38’de
olan biten herşey daha somut görünür biçim kamuoyunda yer alırken ve dönemin
yönetici tek partisi CHP ve dönemin kadrolarının hemen hemen tümünün rolü
ortaya açıkca çıkmışken, tüm bu olup bitenler karşısındaki CHP’nin dehşetvari
sorumsuz tutumu insanların kanını dondurur haldedir.
Dünyanın hiçbir yerinde geçmişinde bu kadar çok katliam
ve soykırımlara imza atmış bir parti sözkonusu iken o partiye yüzleşme
çağrılarına bu denli vurdumduymaz ve
inkarcı tutum sergilendiği görülmemiştir sanırım. En trajiği de bu partinin,
tüm bu inkar ve vurdumduymazlık politikasını sürdürürken partinin başına bir
soykırım kurbanı Dersimliyi parti başkanı yapmış olmasıdır!
Gerçekler, resmi belgeler,tanıklıklar her daim kamuoyuna
yansıdığında CHP’nin bu suskunluğu,inkarcılığı yada dönemi savunan tavrı utanç
verici olmaktan öte dediğimiz gibi kan dondurucu bir haldir.
Öyle ki Dersimli CHP’li Kılıçdaroğlu, bu tartışmalar her
defasında karşısına soru olarak çıktığında “o tarihte doğmamış olduğunu” ileri
sürecek kadar pervasızca sözler sarf ederek acısı halen en ağır biçimde süren
kıyım ve geride kalan mağdurlarla adeta alay edebilmektedir.Bu cevap bile
sorumluluk ve vicdandan yoksun Kılıçdaroğlu devletinin ne kadar başarılı
olduğunu göstermesi bakımından ibret vericidir.
Kılıçdaroğlu yalnız bu cevapla mı bu ibretliği bizlere
gösterdi?
Elbette hayır! Kılıçdaroğlu buna benzer tutumunu çoğu kez
açık açık sergilemekten hiç çekinmedi. Hatta 22 Kasım 2011’de 1937-38 Dersim soykırımı konusunda samimi olmasa da
özür dileyen Erdoğan’a “devletin altına dinamit koyduğunu ve aynı Ermeni
Diasporası gibi konuştuğunu” söyleyecek
kadar yalnız soykırım inkarcısı olmadığını aynı zamanda Ermeni düşmanlığını
temel almış o katil jitem devlet dilini kullanmış olması da belleklerimizde
tazeliğini korumaktadır.
Daha çok kanın akmasını ve daha çok bedenin toprağa
düşmesini isteyen o kaos ve savaş çığırtkanları ile beraber Kılıçdaroğlu’nun
barış sürecindeki engelleyici tutumu unutulur gibi midir?
Kılıçdaroğlu, aslında her daim kendi misyonunu
sergilemekten hiç çekinmedi.Çoğu zaman oldukça dürüst davrandı. Ama o dürüst
davrandıkça O’nu anlamamak için direnildi! Belki bu kadar dürüstlüğüne rağmen
onun Dersimlilerin kafasını karıştıran yine O’nun Dersimlilere “ben sizdenim ya
da sizin Kemalinizm” deyişi olmasın?
Bunlara rağmen O
yine de kendini unutturmamayı ve misyonunu gösterecek başarılı bir
çalışmaya imza atmaktan geri durmadı. Kılıçdaroğlu bu başarısını Ankara seçim turunda
(19/03/2014) göstermişti.Bozkurt işaretleri ile Ankara sokaklarında MHP’dan
devşirdiği aday ile kameralar karşısında poz verirken oldukça rahat ve kendinden
emindi.İlk anda sandık ki hani bu ülkede son zamanlarda yayınlanan her somut
ses ve görüntüye montaj yada kumpas denildiği gibi bu görüntülere de aynısı
denilecekti.Hayır denilmedi.Kılıçdaroğlu hiçbir düzeltme yapmayacak kadar
davranışından ve yaptığı işten emindi.Nasıl emin olmasın ki yıllar önce
kendisini Soner Yalçın’a Türkoğlu Türk olarak inandırma çabasının belki de bu
ülkücü eylemi olarak devamıydı.
Kılıçdaroğlu bu çabayı takdir edici biçimde çoğu kez
zaten sergilemişti.Bu bakımdan tutarlığına diyecek hiçbirşey yok.Fakat demek ki
geçmişteki yapı ettikleri yetmemişti O’na.
Öyle ki Kılıçdaroğlu kurumsal olarak CHP’nin gerçek
yüzünü göstermekte de hiç çekinmedi.1990
lı yıllarda yüzlerce Dersim köyünü yakıp yıkan onbinlerce kişiyi yine yerinden
yurdundan eden, yüzlerce Dersimliyi katledenlerin bir kısmının adının sanık
olarak yer aldığı Ergenekon kovuşturması sürerken kendisi CHP lideri olarak
“söyleyin, nerede şu Ergenekon gideyim üye olayım” demiş yine bu da yetmemiş
kendisini Ergenekonun avukatı ilan etmiş.Tüm bunları yaparken bir an için
tereddüt dahi duymadığı gözlemlenmiştir.
Kılıçdaroğlu tüm yapıp etmeleri pekale kendi adına
yapabilir.Ama O bunu yaparken O Chp’nin lideri olarak yapmış olması ve
Dersim’li kimliğini kullanıyor olmasıdır
mesele.Ve O tüm bunları yapıp ederken Dersimlilerden ben sizdenim ve sizin
Kemalinizm demiş olmasıdır.Ve o tüm bunları yapıp ederken 1937-38 Dersim
soykırımını gerçekleştiren partinin lideri olarak yapıyor olmasıdır.Ve O
bunları yapıp ederken partisi adına geçmişte yapılanlardan dolayı ne sahici ne de
yalan da olsa bir özür bile dememiş olması ve hatta inkardan öte o dönemi
savunuyor olmasıdır. Ve O bunları yapıyor ederken Kızılbaşlığın doğal
kaynakları ile beraber katledilmeye ve asimile edilmeye devam ediliyor
olmasıdır. Ve O bunları yapıp ederken Diyanetin varlığına hiç ses çıkarmayarak
yapıyor olmasıdır.Ve O bunları yapıyor ederken zorunlu din derslerine karşı hiç
sesini çıkarmayarak yapıyor olmasıdır.Ve O bunları yapıyor ederken Kırmançki ve
Kurmançki’de anadilde eğitime karşı çıkarak yapıyor olmasıdır.Ve O bunları
yapıyor ederken Anadolu’nun ve haliyle Dersim’inde soykırımdan kurtulmuş
çocuklarının hayatta kalmayı başarabilmiş çocukları diaspora Ermenilerini
düşmanlaştırarak yapıyor olmasıdır. Yani O yapıyor da yapıyor.
Tüm bu hallerden
vazgeçmeyen bir CHP ve Dersimli lideri Dersim’de yine politik olarak varlık
göstermek istiyor! Halbuki tüm bu hallerden bir adım geri adım atmayan bir
CHP’nin Dersim’de varlığı bile travmatik acıları depreştirmeye yetiyor ve artıyor.
Dersim’deki CHP’nin varlığı, CHP adına aday olanlardan
kendilerinde bağımsız olarak durumu budur.CHP’li Dersim adayların büyük
çoğunluğu da kuvvetle muhtemel bu gerçeklerin de farkındadırlar.Belki de tüm bu
olup bitenler karşısında iyiniyetliliklerini koruyarak birşeylerin değişeceklerini
yada değiştireceklerini düşünüyorlardır.Öyleyse üzgünüz ama çok büyük bir
yanılgı içindedirler.Çünkü tüm bu olup bitenlerden de gördüğümüz üzere CHP’nin
vazgeçmeyi düşünmediği tek politik düstur;1937-38 den bir adım geri atmamaktır
ve Ankara’dan bozkurt işareti ile merkeze bağlılığı en görünür ve somut biçimde
tescillemektir.
Bu nedenle yereldeki iyiniyetli hiçbir CHP’li adayın yada
seçmenin; yüzleşmeyi ret eden, inkarı, imhayı,Türkleştirmeyi,asimilasyonu
savunan bu çelik kararlılıktaki CHP genel merkezine sözü ve anlayışı geç(e)mez.
Dersim’in daha fazla zaman ve enerji kaybına ve yanılgıya
düşme lüksü yoktur.
Çünkü sürdürülen bu yanılgı Dersim’de hergeçen gün
dilden,inançtan ve doğadan birşeyler alıp götürüyor.
Dersim için acil olan:Dersim için Dersimin Özerkliğidir!
« 'Pülümür’de 100 yıllık CHP iktidarına son verilecek'
Dersim Kazanacak / Ergin DOĞRU »
http://www.newededersim.com/index.php/category-table/item/318-dersim-icin-dersim-oezerkligi-erdal-dogan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.