« Mardin’de yüzyıllarca farklı din, dil, ırk ve kültürleriyle halk kardeşce ve özgürce hoşgörü ortamında yaşamaktadır. » derler. Derler ya, ama radikal müslüman baskısı, ulusalcı dayatması, bazı ırk ve kültürleri ortadan silmiştir. Müslüman/hristiyan, katolik/ortodoks/gregoryan/protestan çekişmeleri kardeşliği ve hoşgörüyü uzaktan bile sağlanmasını engellemiştir. Günümüzde Ermeni ve Keldani bulamazsınız. Neymiş, 1915’de ‘göç’ etmişler !Mardin’li ailelerde Ermeni ninlerler eksik değildir. Islamlaştırılan, Suryanileştirilen, Araplaştırılan, Kürtleştirilen Ermeniler, zorunlu tehcirle ölüme gidenlerden daha şanslı olmuşlardır.
***
(*) Sarkiz, Şarkız , Sarkis, Serkis, Sarkoz, Lole, Löle
Levon, Gilo
Ardaşes S. Hocasaryan
http://team-aow.discuforum.info/t15934-Mardinli-Mimarba-Lole-Serkiz-Gizo.htm#p56335
« Mardin’de yüzyıllarca farklı din, dil, ırk ve
kültürleriyle halk kardeşce ve özgürce hoşgörü ortamında yaşamaktadır. »
derler. Derler ya, ama radikal müslüman baskısı, ulusalcı dayatması, bazı ırk
ve kültürleri ortadan silmiştir.
Müslüman/hristiyan, katolik/ortodoks/gregoryan/protestan
çekişmeleri kardeşliği ve hoşgörüyü uzaktan bile sağlanmasını engellemiştir.
Günümüzde Ermeni ve Keldani bulamazsınız. Neymiş, 1915’de ‘göç’ etmişler !
Mardin’li ailelerde Ermeni ninlerler eksik değildir.
Islamlaştırılan, Suryanileştirilen, Araplaştırılan, Kürtleştirilen Ermeniler,
zorunlu tehcirle ölüme gidenlerden daha şanslı olmuşlardır.
Mardin’de ‘buharlaşan’ Ermenilerin mal varlıklarına ne
olmuştur ?
18. ve 19. yüzyıllarda yaşıyan Mimarbaşı Lole, Mardin ve
civarında çok sayıda kamu binasını ve sivil anıtsal yapıları kazandırmış Ermeni
bir mimardır. Hemen her sokakta imzası bulunur. Mardin’in ünlü Ermeni mimarı ve
oğlu Mimarbaşı nakkaş Selim Gizo, Corc ve Josef Gizo aynı zamanda taş
süslemeleri ile de tanınmışlardır.
1926 yılına kadar eşdeğer bir mimar bulunamazken, kentin
merkez mimarisinin yaratıcıları Ermeniler olmuşlar, Suryaniler ise daha çok
şehir dışında varlıklarını sürdürmüşlerdir.
Mardin’in 1915 öncesi başlıca Ermeni mimarları :
1. Sarkis Lole (levon) mimarbaşı.
2. Selim lole Ertaş Sarkis lole’ninoğludur, mimarbaşı.
3. Corc Lole Ertaş, nakkaş va mimar.
4.Jozef Lole Ertaş, Selim Lole’nin oğlu, nakkaş va mimar.
5. Sait el Abyad, nakkaş va mimar.
6.Hanna Mimarbaşı, nakkaş va mimar.
7. Sait Mimarbaşı, Hanna’nın oğludur, nakkaş va mimar.
8. Cercis Sane, nakkaş ve benne(kalfa).
9. Jozef Sane, Cercis’in oğludur, nakkaş ve benne.
10. Sabri Sane, nakkaş ve bene, Cercis’in oğludur.
11. İlyas Gendora( Mengelyan), benne ve mimar.
12. Cebrail (Hekimyan), mimar.
13. Mihail (Hekimyan), mimar, nahhat (taş yontucusu),
Cebrail’in kardeşi.
14. Cercis (Hekimyan), mimar.
15. Jak (Hekimyan), mimar.
16. Yusuf gerzelo, Mimar, nakkaş, bene.
17. Corc Gerzelo, Yusufun kardeşi, nahhat ve nakkaş.
18. Enis (bismarcı Negüzel, Nakkaş, taş işlemecisi.
19. Yusuf (Sahhar) Uğurel, Nahhat.
20. Sayit (Sayığ) Dilli, sıvacı duvarcı.
21. Abdulmesih (Sunucu) nakkaş ve mimar.
22. Cercis (Sunucu) nakkaş ve mimar, kalfa.
23. Cemil (Sunucu) nakkaş ve kalfa.
24. Sıdık Kayri, makta (taş kesici).
25. Hovsep Sarrafyan, mimarbaşı.
Mimarbaşı Lole Serkiz Gizo’nun tanınmış sivil mimari
eserlerdinden birkaçı :
Abdülkadir Paşa Konağı - Incemyan Ailesi mâlikanesi
Mardin Teker Mahallesi, Bakırkıre taraflarında meşhur
Abdülkadir Paşa Konağı vardır. Bu mâlikane Ermeni Incemyan Ailesi’ne aittir.
İncemyanların konağına Meclis-i Idare azası Abdülkadir Paşa (yeni soyadları
Göze) el koymuştur.
Konak, 19. yüzyılda mimarbaşı Sarkis Lole tarafından
yapılmıştır. Yapı üç katlı olup doğu-batı yönünde oldukça geniş bir alana
yayılmış olup teraslı bir özelliktedir. Yapı’nın doğu yakasında yer alan
mekânın güneye bakan cephesi cumbalı olarak inşa edilmiştir. Günümüzde bu
cumbalı ev yapıdan ayrı tutulmuştur ve farklı bir konak görünümdedir.
Konak’ta gerek iç mekân gerekse dış cephe duvarlarında
yoğun bir şekilde Ermeni ustaların taş süsleme örneklerinin yanında günümüze
kadar kendini koruyabilmiş orijinal ahşap süslemeciliğine ait güzel örnekler de
bulunmaktadır. Giriş kapısının ahşap kanatları ceviz işlemeli olup, bu
kapıların bir kısmı günümüzde Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi’nde
sergilenmektedir
I. Armalé’ya göre Amsiẖ Nucaym’in tutuklanmasından sonra
komşusu Mardin’in en önemli ileri gelen Müslümanlarından biri olan Hacı Göze
eşine ve 7, 9 yaşlarındaki iki çocuğuna himaye vaat edilmiştir. Kabul edilmiş,
evin ve dükkanın anahtarlarını almıştır. Hacı Göze dükkan ve evi talan etmiş
çocukları ve annelerini öldürmüş cesetleri şehrin dışına atmıştır. I. Armalé
ayrıca Mardinli kadınların Hacı Göze’yi ziyaretlerini anlatır.
2-
1- Abdülkadir Paşa Konağı, Incemyan Ailesi mülkü
2- Foto-Selman Saglam- Site survey in Mardin, concern for
Unesco World Heritage Listing
Cumbalı Ev
Evlerin dışa, caddeye bakan ön cephelerinde “cumba” adı
verilen çıkıntılar hem pencere görevi, hemde günün vakitlerini belirlemede
kullanılır. Ismail Efendi için Mimarbaşı Lole Mardin’in ender cumbalı evlerden
birini inşa ettmiştir. Üçgen alınlıklı pencere söveleri ve bezemeleri ile
İtalyan Rönesans üslubunu yansıtır. Kemerli pencerenin bordürü bezemelidir. 3
katlı ve ahşap çatılı olarak inşa edilmiştir. Üst kat şu anda eyvan ve eyvana
açılan cumbalı oda ile başoda olmak üzere iki odadan oluşuyor. Avluya bakan
diğer odanın arka tarafında yapıldığı dönemde evin ortak hamamı olarak
kullanılan ancak şu anda bütün geçişleri kapatılmış, kubbeli ve aydınlık
fenerli bir mekan bulunur.
Nasıl olmuşsa Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyetinde
olan yapı uzunca bir süre konut olarak kiraya verilmiştir. Yapının üst katı
2005 yılından beri Mardin Kültür Turizm ve Tanıtım Derneği’nin ofis mekanı
olarak kullanılıyor.
1- Ismail Efendi cumbalı evi; 2- Pencere süslemeleri; 3-
PTT binası ve cumbası
Mardin Cercis Konağı - Tüfenkçiyan konağı
Mardin’de Cercis Murat Paşa Konağı olarak anılan ve
İstanbul Ataşehir’de bir şubesi bulunan meşhur Lokanta binası Mardin’in Ermeni
ailelerinden Tüfenkçiyan’ların konağıdır.
Mimarbaşı Lole Serkiz’in sivil mimari örneklerinden olan
konak 1888’de Tüfekçioğlu ailesi için inşa edildi. Ailenin 1947 yılında
Mardin’den ayrılıp Halep’e yerleşmesi üzerine konağın mülkiyeti Hacı Tahir Şaar
ve Hacı Ahmet Bilezikçi ailelerine geçer. 1956′da konağı bugün adını taşıyan
Cercis Murat (Dilmener) satın alır ve 1976 yılına kadar konakta yaşar. 1977
yılında bir kez daha el değiştirerek Hacı Hıdır Yılmaz mülkiyetine girer. Konak
1992-1998 yılları arasında Mardin Il Turizm Müdürlüğü hizmet binası olarak
kullanılır. Tarihi ve turistik bir mekan olması nedeniyle bir müze niteliği
taşıyan konağı 2001 yılında turizmci Ebru Baykara Demir Hanım alır, restore
ettirerek restoran olarak hizmete açar.
Mardin Cercis Konağı, Tüfekçioğlu ailesi mülkü
Ermeni Şalleme’nin kasrı
17 Temmuz 1915 tarihinde katledilen Ermeni Şalleme
ailesinin konağı yakın zamana kadar Sakarya İlkokulu olarak hizmet gördü, daha
sonra milli emlaktan avukat Celil Can satın aldı. Celil, Osmanlı Meclis-i
Mebusan üyesi Kazazyan efendinin kızına el koyan Daşi aşireti üyesidir.
Çermeyan Kasrı, Çermelerin Mâlikanesi, Abdulaziz
Şahkulubey Konağı
Bugün Şahkulu Konağı olarak bilinen ancak Çermeyan
Ailesi’nden Rafi ve Tomas Cermeyan’ait ana caddedeki bu bina
mimarbaşı Sarkis Lole tarafından inşa edilmiştir.
Abdulaziz Şahkulubey buna sonradan malik olmuştur.
Arazi eğimine oturtularak ve 3 katlı olarak yapılmıı olan
bu ev 2040 m2'lik bir alanı kaplamaktadır. Ev, arazi sahibi olan Çermeyan
ailesinin büyümesine parallel olarak üç safhada tamamlanmıştır. Evi Rafi Tomas
Çerme bitirmiştir.
Avrupa Birliği desteğiyle yapılan restorasyonundan sonra
üzerine yeni harflerle “Şahkulubey Konağı” yazılmıştır.
Merkez Gazipaşa İlkokulu - Dikran Mükellefi malikanesi
Okul binası Mardin merkezinde bulunan tarihi eserlerden
biridir. Dikran Mükellefi’in malikanesidir. Zorunlu tehcir esnasında el
değiştirmiştir.
Mardin merkez Gazipaşa İlköğretim Okulu olarak kullanılan
binanın yapımı 1892 yılında Ermeni mimarbaşı Lole tarafından
gerçekleştirilmiştir. II.Meşrutiyet döneminde 1907 tarihinde Süryani Kadim Cemaatinden
Cebbur adında zengin bir kişiye ev olarak hizmet etmiştir. Ermeni Sallame
Ailesi’nin mustakili de olan ev 1937’den bu yana okul olarak kullanılmaktadır.
Bina 4 katlıdır :
1. Kat : Mahzen ve tavla amacı ile yapılmıştır. Şu an ev
olarak kullanılmaktadır.
2. Kat : Sokaktan büyük bir kapı ile geniş salona
girilir. Bu katta 8 oda bulunmaktadır.
3. Kat : Bu katta 3 oda bulunmaktadır.
4. Kat : Bu katta 10 oda bulunmaktadır. Odaların içi
mükemmel bir şekilde oyma taşlarla süslenmiş ve her odanın süslemeciliği, diğer
odalardan farklıdır. Salon girişleri ve salonların içi adeta bir müzeyi
andırmaktadır.
Bina Cumhuriyetin ilk yıllarında eski Mardin Milletvekili
Abdurrezzak ŞATANA’ya 12.500 TL karşılığında satılmış; aynı bina bir süre sonra
Özel İdare Müdürlüğü’ne 17.500 TL karşılığında satılmıştır.
Kız Sanat okulu - Kespo (Kasparyan) ailesinin evi
Kespo ailesinin Mardin’deki malikaneleri, cadde’nin
kuzeyinde kalan basamaklı bir sokağın sonunda, görkemli taş işçiliğiyle anıtsal
bir taç kapı ile karşımıza çıkar.
Ermeni Mimarbaşı Lole’nin yaptığı bu bina Rönesans etkili
üslubu ile de dikkat çeker. Aile Mardin'i terk etme mecburiyetinde kalınca
Mardin Devlet Hastanesi, Kız Sanat Okulu olarak kullanılır.
Büyük bir avlu çevresinde gelişen ana yapı ikinci katlı
olup üst kattaki çıkmayı taşıyan kolonlu portikodan girilir. Merdiven, kapı
aksında yer alır ve iki kollu başlayıp ara sahanlıkta tek kola düşer. Alt
katında farklı tonoz örtüleri bulunur.
Lole Mimarbaşı ailesinin evi, olur Acem Ismail Evi
Mimarbaşı Lole Serkis Ailesinin konutu Mardin’de
Diyarbakır Kapısı yakınlarında bulunmaktadır. 1915 zorunlu tehcir sonucu aile
fertleri şehri terk edince, PTT binası olarak kullanılmış sonrasında mülk Acem
Ismail mülkiyetine geçmiştir.
Irak veya İran taraflarından geldiği sanılan Beyt Acem
İsmail Araplaşmış geniş bir ailedir.
Kasparyan ailesi konağı - PTT binası
Mardin sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan
yapı, ana cadde üzerindeki Şehidiye Camii’nin karşısında zengin ve görkemli taş
işçiliğiyle dikkati çeker. Konak, Mardin'in en ünlü mimarlarından Mimarbaşı
Sarkoz Lole tarafından fertleri 1915 yılında Ermenilere karşı işlenen
katliamlarda öldürülen Kasparyan ailesi için 1890 yılında inşa edilmiştir.
Mardin’deki en büyük U planlı evlerden biridir. İki Katlı Olan Binaya Güneydeki
Kapıdan Girilir.giriş Katı Ve Üst Katı Bir Avlunun Çevresinde U Şeklinde
Dizilmiş Revaklar, Eyvanlar Ve Odalardan Meydana Gelir. Kapı Ve Pencere
Sövelerinde, Iç Mekânlarda Yer Alan Nişlerde Ve Mihrabiyedeki Ince Taş Işçiliği
Dikkat Çekicidir. 1930Ların Sonlarında Memleket Hastanesi Olarak Kullanılan
Yapı, Daha Sonra Palas Otel Olur.otele Dönüştürülünce Şu Anda Yapının Ortasında
Bulunan Kapı Arabaların Girebilmesi Için Açılır.
Uydurma efsanelere konu olmuştur.
Bina 1950 (1953) yılından itibaren PTT binası olarak
kullanılmıştır. Günümüzde Artuklu Üniversitesi Turizm Uygulama Oteli olarak
restorasyon çalışmaları devam etmektedir.
1915’de Mardin’deki soykırım esnasında Ermeni mallarının
talan ve tutuklamaların başlıca nedeni kazanç ve ganimettir. Malikaneler,
dükkanlar ve içindekiler, araziler, kilise ve manastırlar, okullar…her şeye el
konulur. Aileler katledildikten ve zorunlu tehcir edilir edimez komite adamları
her şeyi görürürler. Osmanlı İdaresi öldürttüğü Ermenilerin mallarını kendi
hakkı kabul etmekteydi.
Mardin’in en ünlü ve varlıklı ailelerinden olan Kasparyan
(Beyt Kespo) ailesi bölgenin en büyük ve yaygın yün toplayan ve depolayan
kişilerdi. Kendilerine ait olan kapalı çarşıları “Arasa” yün ve kumaşların
depolandığı dükkanlarla doluydu.
Kasparyan ailesi hem kalabalık hem de nüfuzlu bir
ailedir. Aile, Osmanlı döneminde çocuklarını Berlin, Londra ve Paris gibi
Avrupa başkentlerinde okutmaktaydılar.
Kasparyan ailesinin bir ferdi olan Tavit, 1915 Haziranında
öğrenim gördüğü Berlin şehrinden Mardin’e tatilini geçirmek için gelir. Ancak
ailesinin imha olduğunu, mal varlıklarının tümünün el konulup talan edildiğini
görünce aklı dengesi bozulur. 1915 Tavit Kasparyan için hayatının bir dönüm
noktasıdır. Artık Berlin’e geri dönemez, aldığı ağır darbeden dolayı kendinde
değildir. Büyük malikaneleri Müslüman aileler tarafından ellerinden alınmış ve
gasp edilmiş olmasına rağmen Tavit Kasparyan evinin duvar eşiğinden ayrılmaz ve
orada yaşamaya devam eder. Istanbul’daki bir zamanlar Fransız karargahi
sonradan akıl hastanesi La Paix’de hayata gözlerini yumar.
Mülkiyet, 1930’ların sonlarında Memleket Hastanesi, daha
sonra Palas Otel olur. 1953’te de Şahtanalar’dan satın alınan konak PTT
tarafından kullanılmaya başlanır. 2010 yılında Artuklu Üniversitesi bünyesinde
açılan Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu Uygulama Oteli için PTT
tarafından üniversiteye 10 yıllığına kiralanır.
Sıla adlı dizinin bazı sahnelerinin burada
gerçekleştirilmiştir.
Sabancı Mardin Kent Müzesi
Mardin Savurkapı Mahallesi’ndeki eski Cumhuriyet
Meydanında bulunmaktadır. Sakıp Sabancı Kent Müzesi’nin bulunduğu yapı, 1889
yılında ‘Süvari Kışlası’ olarak Ermeni mimar Sarkis Elyas Lole tasarlamıştır.
Diğer Ermeni mimar Cebrail Hekimyandır. 19 yy’ın sonlarına doğru Sultan
II.Abdülhamit zamanında Hamidiye alayları Süvari Kışlası olarak kullanıldıktan
sonra, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden 2003 yılına kadar da Askerlik Şubesi ve
Vergi Dairesi Binası olarak kullanılmıştır. 2007 yılında Sabancı Vakfı
tarafından restore edilmeye başlanmış, 2009 yılında Sakıp Sabancı Mardin Kenti
Müzesi ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi olarak hizmete açılmıştır.
Löle Serkiz Gizo’nun adı 2010 yılında Mardin’deki Sakıp
Sabancı Müzesi’nin önünden geçen sokağa verildi.
Eski Hükümet Konağı
Eski Hükümet Konağı, Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi
bitişiğinde, Gül Mahallesinde bulunmaktadır.
Tapu kayıtlarında binanın 1937 yıllında Hükümet Konağı
olarak hazine adına tescilli olduğu görülmüştür.
İnce kesme taştan yapılan zemin ve birinci kat 1874
tarihlidir; üç katlı olarak inşa edilmiştir. Yapının en üst katı 1930‘lu
yıllardan sonra eklenmiş ve betonarme inşa edilmiştir. 1996 yıllına kadar
Hükümet Konağı olarak kullanılan binanın restorasyonu zamanın Mardin Milletvekili
Muammer Güler‘in katkılaıyla ‘hayırsever’ iş adamlarından oluşan Kayseri
Tekstil İşverenleri Sendikası tarafından Artuklu Üniversitesi’nin Mimarlık
Fakültesi Tekstil Konfeksiyon Bölümü olarak düzenlenmiştir.
Eski Hükümet Konağı, Mimarbaşı Serkis Elyas Lole’nin oğlu
Selim Lole tarafından restore edilmiştir. Mimar, burada babasının Kendiryan
Aile malikanesinde, kapı aksında kullandığı iki kollu başlayıp ara sahanlıkta
tek kola düşen merdiven yapımından esinlenmiştir.
Mardin Surp Hovsep Ermeni Kilisesi - Mar Yusuf Kilisesi
Kilise, Meclis-i Mebusan Üyesi Hovsep Kazasyan'ın
öncülüğünde ve Mardin Ermeni Katolik Cemeati katkılarıyla Patrik VIII.
Grigoryus tarafından Mardin Metropolitliğine getirilen Melkun Nazaryan’ın
görevi sırasında, 1864’te inşaasına mimarbaşı Sarkis Lole tarafından başlanmış,
1894 yılında ibadete açılmıştır. Mimar Lole bu binada nemi önlemek için temele
tonlarca tuz koymuştur. Tepede çan kulesi ve çatıda büyük teras bulunmaktadır.
Kilisenin yanına ruhbanların ikametine ayrılan bir bina ile ruhban okulu da
eklenir.
1915′te Mardin merkezdeki Surp Kevork (metropolitlik
merkezi) ve Surp Hovsep Kilisesi ve kütüphanesi talan edilir. S. Hovsep Surp
Kevork’un çan kulesi ve haçı yıkılır. Kilise ve piskoposluk binası,
Müslümanlaşan Ermeni çocuklar için yetimhane olur. Daha sonra Surp Hovsep
kilisesi Müslüman mültecilere verilir.
Bu iki kilise 1949 yılında Ermeni cemaatine iade edilir.
Bir yıl içinde ünlü Mardinli, Ermeni mimarbaşı Sarkis Lole‘nin (Levon) oğlu
mimarbaşı Selim Lole ve Cebrail Hakimyan başkanlığında Surp Hovsep (Aziz Yusuf)
kilisesinin onarımı yapılır.
Günümüzde cemaati olmadığı için Suryaniler tarafından
kullanılmaktadır.
Kırklar Kilisesi - Mar Behnam
Mor Behnam ile kız kardeşi Saro adına yapılan ve şu anda
Kırklar Kilisesi olarak tanınan kilise iki ismini de erken dönem Hıristiyan
efsanelerinden almıştır ve 6. yüzyılın ortalarına ait bir yapıdır. 1170 yılında
kırk şehitlere ait kemikler bu kiliseye getirilmiş ve bu tarihten sonra Kırklar
Kilisesi olarak anılmaya başlanmıştır. Kırklar adı ise, Hristiyanlığı kabul
eden 40 kişinin, imparator tarafından cezalandırılıp, Sivas’ta bir göle atılıp,
öldürülmesinden kaynaklanıyor. Asıl Kırklar Kilisesi 12. yüzyılda Şehidiye
Camiiye dönüştürülünce, kırk şehitlere ait kemikler bu kiliseye getirilmiş
gömülmüştür.
Süryanilerin en önemli kiliselerindendir. Mardin’in
merkezinde, Şar mahallesinde bulunmaktadır. Kuruluşundan bu yana Süryani
Metropolitlik merkezi olmuştur.
Üç giriş kapılı, ince taş işçiliği ile işlenmiş
mihrapları, 400 yıllık ahşap mihrap kapıları, kök boya ile yapılan 1500 yıllık
orijinal baskı perdeleri, geniş avlusu içinde çan kulesi evi ve adeta dantel
gibi işlenmiş taş oymacılığı örneklerinin yer aldığı divan bulunuyor. Kilise
diktortgrn, tam beşik tonozlu, doğu-Batı yönünde, 12 masif sütun üzerine
oturtulmuş kemerlerle taşınan tavan bölümü, düzgün kesme taşlarla örülüdür.
Kilise, kilise çanı, mezarlık ve okul ile bir külliye oluşturmaktadır.
17 ve 18 yy sonlarında tadilat görmüş. Papaz Gabriel
Akyüz’ün görevli olduğu kilisenin restorasyonuna Mimarbaşı Lole katılmıştır.
Ermeni Katolik Kilisesi
Suriçi , Hasırlı Mahallesi, Muallak Sokak'ta yer alan
kilise, 17 yy’da Vatikan’ın girişimleri ile kurulmuş 19. yüzyıl'da ise
Ermeni Mimar Sarkis Lole tarafından restore edilmiştir.
İki katlı olan kilisenin üst katında kadınlar mahfili, giriş katında
ayin salonu, lojmanları ve bir de avlusu bulunmaktadır.
Çinicilik bu kilisede bolca kullanılmıştır. Ermenice
yazıtlar ve çeşitli din görevlilerine ait mezar taşları bulunmaktadır.
1850'li yıllarda bir süre cami olarak kullanılan Ermeni
Katolik Kilisesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce geçtikten sonra 2009
Yılında ‘restore’ edilerek papaz evi bölümü göçle gelen
'Anne Çocuk Eğitim Merkezi' oluşturulmuştur; niyet cemaati
kalmayan Ermeni kilisesini metruk halinden kurtarmak...
Der Zafaran manastırının ikinci katı, patrik odası ve
ilaveleri Mimarbaşı Sarkis Lole tarafından yapılmıştır.
Mardin ilinin 3 km. doğusunda bulunmaktadır. Yukarı
Mezopotamya’nın tarihi yapıtlarından ve en tanınmış olanlarından biridir.
Süryani Kadim cemaatinin dini merkezidir. Manastır, 4. yüzyılda kurulmuştur. O
dönemden kalma mozaikler bugün de görülebilmektedir. Çeşitli devirlere ait üç
ibadethane mevcuttur. Canlı bir tarih görünümünde olan manastırın en büyük
özelliklerinden biri de içinde 52 Süryani Patriğinin mezarlarının bulunmasıdır.
Süryani Katolik Patrikhanesi - Mardin (Arkeoloji) Müzesi
Mardin Merkezde Cumhuriyet Meydanı’ndadır. Binanın doğu
tarafına bitişik olan Meryem Ana Kilisesi'nin müzeye bakan kapalı portalındaki
kitabede, 1895 yılında Antakya Patriği İgnatios Behnam Banni tarafından Süryani
katolik patrikhanesi olarak Mimarbaşı Sarkis Lole tarafından inşa edildiği
yazılıdır.
Eski Patrikhane binasının bir kısmı, 1914-1915 yıllarında
yapılan genişletme çalışmalarında yıkılmıştır. Patrikhane makam binası 1929
yılında Lübnan’ın baskenti Beyrut’a taşınmıştır. 1979 yılında Mardin İl Özel
İdaresi tarafından müze yapmak amacıyla istimlak edilen Mardin Süryani Katolik
Patrikhanesi’nin iadesini istenmektedir.
Daha sonraları askeri garnizon, M.S.P. İl teşkilatı,
kooperatif binası, sağlık ocağı ve polis karakolu olarak kullanılmıştır.
Binayı Süryani Katolik Vakfı'ndan satın aldığı iddia
edilen Kültür Bakanlığı 1988 yılında bunu restore etmeye karar vermiş ve 1995
yılında da bina müze olarak hizmete açılmıştır.
Şehidiye Cami
Mardin PTT binası karşısında bulunan camii 1214 yılında
Artuklu Melik Mansur tarafından medrese olarak inşa ettirilmiştir. Önceleri
yerinde Kırklar Kilisesi bulunuyordu.
Mardin Ulu camiin minaresini Suryani mimarın yaptığı
gibi, Şehidiye Camiinin minaresini de Mardinli Ermeni mimar ve ustalar
tarafından yapılmıştır.
Kiliseden dönme caminin minaresi 1916-1917 yıllarında
kent valisinin emiriyle mimar Lole tarafından inşa edilmiştir. Iki şerefeli
olan bu minare çeşitli motiflerle bezenmiştir. Mimarbaşı Lole, iki kişi aynı
anda çıktığında karşılaşmayan bu minareyi, söylenceye göre iskelesiz yapmış.
Minarenin çeşitli sitili değişik tarzların harmanlanarak
kullanıldığı göstermektedir ve taş işçiliğinin harika örneklerinden biridir.
Külliyenin üstünde bir kafeterya var.
Mardin’li Mimarbaşı Lole Serkiz Gizo’nun Balyan’lardan
neyi eksik
Mardin’deki hemen hemen her caddede imzası bulunan
Mimarbaşı Lole Serkis Gizo Mardin şehrinin kimliğinin oluşmasında önemli yeri
vardır. Istanbul’dan Balyanların eserlerini çekerseniz oluşacak boşluk,
Mardin’deki Lole ailesinin eserleri için de geçerlidir. Bu nedenle en tanınmış
olanı, Mimarbaşı Lole, Mardinlilerin medar-ı iftiharıdır.
Mimarlık mesleğini babası Sado yanında çalışarak
öğrenerek kardeşi Cedil ile babadan oğullara geçen meslek geleneğini
sürdürmüşlerdir.
Lole Serkis, Mimarbaşı vasfını Kudüs ve Sicilya’ya
yaptığı ziyaretlerden sonra almıştır.
Lole ailesinde meslek geleneğini sürdürenler:
Sado Lole – Mimar (Sarkis Lole’nin babası)
Sarkis Lole - Mimarbaşı
Selim Lole - Mimarbaşı (Sarkis'ın oğlu)
Corc Lole - Mimar, Nakkaş (Sarkis'ın kardeşi)
Jozef Lole - Mimar, Nakkaş ( Selim'in oğlu)
1895-96 da Sultan II. Abdülhamid ile başlayan Ermenilerin
etnik temizliği, 1915-16'da İttihad ve Terakki Partisi ile tüm Doğu Anadolu'dan
4 bin yıllık kadim bir toplumu sistematik bir şekilde katletmesi, Ermenilerin
ve Süryanilerin tarihin derinliğine itilmesi günümüzde bu kadim toplumların
ürettiği ve kuşaklarla olgunlaşmış sanat ve gelenek tamamen yok olmaktadır. (A.
S./H.)
Kaynak ve fotograflar :Yves Ternon eserleri
Sait Çetinoğlu yazıları
Mardin Turları
http://team-aow.discuforum.info/t15934-Mardinli-Mimarba-Lole-Serkiz-Gizo.htm#p56335


























Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.