Pınar Öğünç
Ermeni Soykırımı'ndan yarım asır sonra, ilk kitlesel
anmaların yapıldığı 1965 yılı yazılı basınına bakmak, 2015'e dair de işaretler
içeriyor. Bu kez iki neden var. Hem bu yılın 24 Nisan'ına az
kalmış, hem de 2015'teki 100. yıl anmasına. İçinde 'sözde', 'mezalim' geçen
haberler bazen açıktan işaret ediyor 2015'i. Bazen 'Kepçeyle verdik, kaşıkla
alamadık' diye Avrupa'daki Müslümanlar üzerinden, Türkiye'nin Ermenilere, Rumlara
mallarını iade etmekteki bonkörlüğü vurgulanıyor. Soykırım tarifine karşı 'Ermeniler
de Türkleri öldürdü', hızla öne sürülen kadim bir argümandır. Hafta içinde TRT'de
yayınlanan bir haber, bu savunmayı daha da ileri bir iddiaya taşıyordu; 'Kimin
kime soykırım uyguladığı da tekrar düşünülmeli' minvalinde konuşan bir yetkili
geçti mesela ekrandan. Resmi söylemin verileri dahi bu izansızlığı
kaldırmazken, fazlasını demek galiba abes. En azından etrafına bakar, düşünür,
en azından sayı sayar insan.
Başımızı kuma gömersek!
Gayet tanıdık... "Ermenilerle ilgili bir makale
yayınlayan 23 Nisan tarihli Le Monde gazetesinin Türkiye'de satılmasına İçişleri
Bakanlığı tarafından engel olundu. Gazeteye daha yurda girerken el kondu."
28 Nisan 1965'te Ulus Gazetesi'nde yayımlanan bir haber
bu. Frederic Feydit imzalı, 'Acı bir yıldönümü–Türkiye'deki Ermeniler
50 yıl önce bugün katliama uğramışlardı' başlıklı yazının muhteviyatını Aris
Nalcı ve Serdar Korucu'nın hazırladığı kitaptan okuyorum. '1965 - 2015'ten 50
yıl önce, 1915'ten 50 yıl sonra', Ermeni Kültür Yayınları'ndan yeni çıktı.
'Bir insan neslini tamamıyla ortadan kaldırmak için
toptan imha suçu olan genosidin ilk defa Türkler tarafından Ermenilere karşı
işlendiği, bunu Kızıl Sultan Abdülhamit'in ilk defa düşündüğü, Sultan Reşat
zamanında Genç Türkler hareketinin önderleri Enver, Talat ve Kemal Paşalar
tarafından 24 Nisan 1915 tarihinde uygulama alanına geçirildiği, Hitler'in de
onlardan örnek ve ilham aldığı' üzerine olan Le Monde haberini Ulus gazetesi, 'Başımızı
kuma gömersek!' başlığıyla tercüme edip bilhassa yayımlamış. Buradaki öncelikli
niyet Türkler aleyhine yazılanları yasaklamaktansa okuyup bilmenin daha
kıymetli oluşu. Bir de tabii böyle ufak meselelerin Fransa'yla münasebetlerimizi
asla ve kat'a etkileyemeyeceği vurgusu var.
Gazeteci olan Korucu ve Nalcı kitapta, dünyanın farklı
yerlerinde yaşamakta olan Ermenilerin ilk defa kitlesel soykırım anması yaptığı
(Türkiye'de Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde bir grup Ermeni öğrencinin
protestosu da bir ilk), dünyanın ve de Türkiye'nin Ermeni Soykırımı'yla ilk kez
böyle karşılaştığı ellinci yıla dair bir basın taraması yapmış. Bahsettiğimiz
Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Haber, Hürriyet, Milliyet, Ulus, Tercüman, Yeni
İstanbul, Yeni Gazete, Zafer gazeteleri, Akbaba ve Yön dergileri, Ermenice
yayımlanan Jamanak ve Marmara gazeteleri...
1965'in yazılı basınındaki dil ve yaklaşım birçok açıdan
2015'e dair işaretler taşıyor. Belki 'sözde' o zaman daha icat edilmemiş ama
bazı haberleri hakikaten bu kelime seçimiyle kimi gazeteler bugün bassa da
şaşırmazsınız.
Fakat dikkat uyandıran kimi farklılıklar da var. Dönemin
getirdiği, soykırıma dair her tür hatırlatma ve protestonun 'Rum tahriği' oluşu
örneğin. 'Her şeyin sorumlusu Kıbrıs ve Rumlar', 'Ermenileri kışkırtan
Rumlardır', 'Rum propagandası'...
Ellinci yılında uluslararası mecrada karşı karşıya
kalınan 'genosid suçu'na mukabele etmenin bir yöntemi olarak da 'iyi Ermenileri
sunmak' seçilmiş. Taranan birçok gazetede, Türkiye'den ve Türkiye dışından 'sadakatini'
dile getiren 'makbul Ermeniler'le ilgili haberler ve söyleşiler mevcut dizi
dizi.
Kimi köşe yazılarında göze çarpan bir diğer yaklaşımı da,
yarım asır önce yaşanan üzücü olayları 1965'te tekrar açmanın lüzumsuzluğu
şeklinde özetlemek mümkün. Birtakım tahrikler anılsa da eskinin küllerini
deşmemeyi önermekte 'ıstıraplı günlerin' bir tür kabulü var aslında.
Bu 24 Nisan geçer, Türkiye ve medyası asıl 2015'e
hazırlanacak daha.
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/pinar_ogunc/50_yil_once_100_yil_sonra_soykirim-1187714
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.