Türkiye’yi 12 yıldır yöneten başbakan ve hükümetin en
büyük problemi tarih cahili olmalarıdır. Başbakan Erdoğan’ın 23 nisan günü 1915
olaylarına ilişkin mesajı. Mesajı yayınlanır yayınlamaz aynı anda tepkimizi
gösterdik. Yazılan mesajda adil duruştan, o dönemde yaşanan acıları anlamaktan
bahsetmiştik. Biz kendi acılarımızın yasını hala tutarken, ne hakla hangi
yetkiyle karşılıksız taziyelerde bulunuyorsun? Doğrudur, acıları yarıştırmak,
kategorik ayrımlar yapmak insani ve İslami değildir. Fakat ermeni çetelerinin
katlettiği 518 bin 105 Müslüman Türkü nereye koyacağız?“Oldu bir kere ne
yapalım, ölenle ölünmez” diyerek şahadetlere sırt mı çevireceğiz? Haksız yere
suçsuz yere ölen her kim olursa olsun üzülmek insanlık gereğidir. İstanbul’da
hepimiz Ermeni’yiz demek haktır da, Erivan’da hepimiz Türk’üz demek niçin
imkansızdır? Empatiyi sadece Türk milleti mi yapacaktır? (İstiklal Savaşlarında toplam 9500 Şehit, 1.200.000 olduğu söylenen Ermenilerden 518.00 cinayet. Neredeyse adam başına bir cinayet düşüyor. Hem de azınlıkta oldukları halde. HYTERT)
***
MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında
sert mesajlar verdi. Başbakan'ın Ermenilere yönelik taziyesini 'Bir nevi
soykırım özrü' olarak nitelendirdi
Başbakan dağ kadrosunun güçlenmesine çanak tutmuştur.
PKK’lı militanlar tarafından yollar kesilmekte, haraç toplanmakta, kimlik
kontrolü yapılmakta, insan kaçırılmakta, karakollar taciz ateşi altında
tutulmaktadır. Gelin görün ki Başbakan Erdoğan’a göre sözde barış süreci umut
vaat etmektedir. PKK'lılar öylesine cesaret kazanmışlardır ki, alçaklıkları
peşpeşe sergilemekten geri durmamıştır. Çoktandır karakol ve kalekol
inşaatları, bölücü kalabalıklar tarafından ablukaya alınmaktadır. Bunun son
örneği Tunceli’de yapımı süren kalekola karşı gerçekleştirilmiştir. Bir grup
ayak takımı taşkınlıklara neden olmuşlardır. Birisi ağır olmak üzere üç kişi
yaralanmıştır.
Diğer yandan Diyarbakır’daki jandarma karakoluna ek
binayı protesto etmek amacıyla, bir haftadır süren bölücü grubun
provokasyonları henüz durulmamıştır. Diyarbakır-Bingöl Karayolu'nu kapatan
PKK’lılar iki uzman çavuşumuzu namertçe kaçırmışlardır. Karakol inşaatı
durdurulma sözü verilmeden, kaçırılan uzman çavuşlarını serbest
bırakılmayacaklarını açıklamışlardır. Devletin düştüğü duruma bakınız. Buna
karşı duracak hükümet iradesinden iz dahi yoktur.
"MİLLİ GÜVENLİK DENİLİNCE AKLA CEMAATLER Mİ
GELMEKTEDİR?"
Başbakan Erdoğan nerededir? Niçin sus pus haldedirler?
Başbakan’ın gözüne girmeye çalışan içişleri bakanı ve diğer hükümet üyeleri neyle
meşguldür? Başbakan Erdoğan daha birkaç gün önce, Kayseri’de ulusal
güvenliğimizi tehdit eden babamız dahi olsa tanımayız demiştir. Doğu ve
güneydoğuda milli güvenliğimiz tehdit edilmesine karşılık başbakan ne
yapmıştır?
Milli güvenlik denilince akla dini cemaatler mi
gelmektedir? Gerçek hainleri, bölücü odakları gündemine ve ağzına ne zaman
alacaktır? Epey zamandır bölücü mihraklar zevkten dört köşedir. Başbakan’ı ne
isterlerse alacakları bir kıvama getirmişlerdir. Başbakan PKK’nın gizli
hatyranı mensubu gibi hareket etmektedir. Türkiye’nin bir bölgesinde yaşanan
bölücü tartışmalar saklanmaya uğraşılmaktadır.
"ASIL GAYE KÜRDİSTAN'IN KURULMASIDIR"
Muhtemeldir ki başbakan Erdoğan’ın müzakereler sonucunda
PKK’ya verilmiş bir sözü vardır. Asıl gaye Türkiye’nin bölünüp parçalanarak
Kürdistan’ın kurulmasıdır. Cumhurbaşkanı sayın Gül’ün MİT yasasındaki
değişikliğin onaylanmasıyla yasal güvenceye kavuşmuştur. Şayet bu düzenleme
AYM’den dönmezse, İmralı’yla yürütülen müzakereler meşruiyet kazanacaktır. Bu
güvenliğe darbedir. Yasa makyajlı operasyondur. Şimdi de sırayı başka talepler
almıştır.
'İMRALI CANİSİ BAŞBAKAN'A YENİ AYAR VERMİŞTİR'
İmralı canisi Başbakan’a yeni bir ayar vermiş, bazı yasal
değişiklikler elini çabuk tutması mesajı gönderilmiştir. Anlaşılan İmralı
Başbakan'ın müşavirlik hizmeti aldığı bir adaya dönmüştür. Cani başı, TBMM’de
neyin görüşülüp görüşülmeyeceğine akıl ve tavsiye vermeyi kendisinde görecek
kadar şımarmış ve şımartılmıştır.Türkiye aşama aşama parçalanmaya
götürülmektedir. Etap etap bölünmenin dipsiz kuyusuna götürmektedir.
Başbakan görevli yıkım memuru gibi uğraşmaktadır. AKP’nin
yıkım ortağı BDP. Kılıktan kılığa giren, isimden isme değişen, bir gün öyle bir
gün böyle görünen, boğazına geçirdiği halatla sürüklenen BDP şimdilerde yeniden
deri değiştirmiş, HDP’ye katılmıştır. BDP’nin ismiyle haziran ayında yapılacak
kongreyle, demokratik kongreler partisi olacak sadece doğu ve Güneydoğu’da
faaliyet gösterecektir. Başbakan İmralı canisi kandil Barzani küresel güç
merkezleri ve siyasi bölücüler tüm planlarını bölünmüş Türkiye üzerine
yapmaktadır. Türk milleti her tarafından kuşatılmıştır.
"TEK KELİMEYLE İHANETTİR"
İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin daha dün Kandil’deki
teröristlerle temas kurup görüşmeler yaptığı basına yansımıştır. Şu manidar
zamanlamaya bakınız ki, bağımsız Kürdistan amacı güden partilerce
kuşatılmıştır. AKP son derece uysal yaklaşmaktadır. Geçtiğimiz Mayıs ayında,
Barzani’yi bağrına basmış, Kürdistan sözünü patavatsızca kullanmıştır. AKP’nin
BDP, HDP veya bir başka PKK artığı yetmezmiş gibi, Kürdistan adını kullanan
Barzani temsilciliğine izin vermesi tek kelimeyle ihanettir. Sayın Erdoğan bu
gelişmeler milli güvenliğe tehdit değil midir? Sen ve yandaşların üniter bir
devletten başka bir devlet çıkartma teşebbüsünün kolay olacağını mı
zannediyorsun?
Diyorlar ki İtalya’nın 21 İspanya’nın 17 İngiltere’nin 4
özerk bölgesi varmış. Almanya’nın 16 federe bölgesi, Rusya’nın özel birliği
varmış. Varsa var ne yapalım, ne diyelim? Türkiye’nin toprak bütünlüğünü, milli
kimliğini bozmak için gerekçe üretenlerin alayı bilsin ki biz bu ülkeyi
pazardan almadık, sokakta bulmadık.
MHP hepinizi bozguna uğratmaya muktedirdir. Türk milletinin
içinden yeni bir millet çıkmaz. Türk vatanından hiçbir kanlı niyete bir tek
çakıl tanesi bile verilemez. Herkes teslim olsa da biz varız. Başbakan Erdoğan
zokayı yutup zalimlerin havarisi kesilse de milliyetçi vatanseverler türkiye’yi
bin yıllık kardeşlik hukukuna yeminlidir.
MISIR’DAKİ İDAM KARARLARI
Mısır’daki idam kararları insanım diyenleri hayal
kırıklığına uğratmıştır. 683 kişi hakkında yeni bir idam cezası verilmiştir.
Bize göre Mısır ve Mısır halkı böyle bir zalimliği hak etmemektedir. Bu idam
kararlarının hukuk tanımaz bu mahkeme hükümlerinin mısır’ın bütünlüğüne zarar
vereceği gerçektir. Dileğim Kahire’nin yattığı kabustan bir an önce uyanarak,
insan hak ve hürriyetlerine sadakat gösterilmesidir.
“BAŞBAKAN’IN SİVRİ DİLİ TÜRKİYE’Yİ YALNIZLIĞA İTTİ”
Eğer ki Başbakan Erdoğan Mısır’la diyalogları askıya
almamış olsaydı, içişlerine karışarak taraf olmasaydı, girişimde bulunabilirdi.
Şimdi yalnızca uzaktan eleştiri yapan AKP hükümeti, hiçbir konuya doğrudan
doğruya müdahil olamamaktadır. Bu ülkemiz adına kayıptır. Başbakanın sivri
dili, kontrolsüz üslubu Türkiye’yi bölgesinde yalnızlığa itmiştir.
“17 – 25 DERSENİZ ARKASINA BAKMADAN KAÇACAK”
Şu an hiçbir komşu ülke sözümüzü dinlemeyecek durumdadır.
Irak Türkmenlerinin kaderini etkileyecek bu seçimler hem ülkemiz hem de
milletimiz adına çok mühimdir. Başbakan’ın kulağı kardeşi Barzani’den alacağı
haberlere çevrilmiştir. Başbakanı tanımak için bazı şifreli sözlerin söylenmesi
yeterlidir. Buna göre İmralı derseniz yüzü gülecek, Kandil derseniz ağzı
kulaklarına varacak, BOP derseniz sevinç taklaları atacak, Türk düşmanları
derseniz sırıtacak, 36 derseniz saymaya başlayacak, ‘papaz’ derseniz ‘cüppe’
nerede diyecek, çiftçi memur derseniz kaşlarını çatacak, Washington derseniz
kırmızı oda anılarını anlatacak, 17-25 derseniz arkasına bakmadan kaçacak.
Bunların denemesi bedavadır. Bu şahsiyet için önemli olan başkalarını memnun
etmek, Türk milletini zora sokacak ilişki içine girmektedir.
“TARİH HÜKMÜNÜ VERMİŞTİR”
Dünden ders almamış, sonuç çıkartmamış, geçmişine yabancı
kalmış milletlerin tarih merdivenlerini tırmanmaları, kimliklerini canlı
tutmaları olmayacak bir şeydir. Tarih zorlama yorumlarla yalancı şahitlik
yaptıracağı, serüven yığını da değildir. Adı üzerinde, bizim bir milli
tarihimiz vardır, sahip olduğumuz tarih şuuru bizi köklerimize bağlamaktadır.
Tarihe şaşı bakmak, katliam izi sürmek, soykırım çetelesi tutmak, arşivlerin
tozlu raflarını kurcalamak, hakikati değiştiremeyecektir. Yaşananları kağıt
üzerine ısmarlama kürsülerde çarpıtmak mümkünse de tarihin asırlara uzanan
vicdanında gizleme çabası katiyen tutmayacaktır. Tarih hükmünü vermiştir. İster
beğenelim ister beğenmeyelim, tarihi silmek talihsizliğin tuzağına düşmek bir
toplumun yok oluşu demektir.
Milletler mücadelesinde en büyük koz güç kaynağı,
geçmişten bugüne süren değer ve milli cevherlerdir. Tarihsiz insan millet esir
olmaya, zaman içinde de insanlık aleminden sürülmeye mahkumdur.
“EN BÜYÜK PROBLEMİ CAHİL OLMALARI”
Türkiye’yi 12 yıldır yöneten başbakan ve hükümetin en
büyük problemi tarih cahili olmalarıdır. Başbakan Erdoğan’ın 23 nisan günü 1915
olaylarına ilişkin mesajı. Mesajı yayınlanır yayınlamaz aynı anda tepkimizi
gösterdik. Yazılan mesajda adil duruştan, o dönemde yaşanan acıları anlamaktan
bahsetmiştik. Biz kendi acılarımızın yasını hala tutarken, ne hakla hangi
yetkiyle karşılıksız taziyelerde bulunuyorsun? Doğrudur, acıları yarıştırmak,
kategorik ayrımlar yapmak insani ve İslami değildir. Fakat ermeni çetelerinin
katlettiği 518 bin 105 Müslüman Türkü nereye koyacağız?
“ERİVAN’DA ‘HEPİMİZ TÜRK’ÜZ DEMEK NEDEN İMKANSIZ”
“Oldu bir kere ne yapalım, ölenle ölünmez” diyerek
şahadetlere sırt mı çevireceğiz? Haksız yere suçsuz yere ölen her kim olursa
olsun üzülmek insanlık gereğidir. İstanbul’da hepimiz Ermeni’yiz demek haktır
da, Erivan’da hepimiz Türk’üz demek niçin imkansızdır?
Empatiyi sadece Türk milleti mi yapacaktır? Başbakan
Erdoğan birinci dünya savaşı esnasında yaşanan hadiselerin hepimizin ortak
acısı olduğuna değinmiştir. Allah için söyleyiniz. Anadolu’yu işgal etme
hedefiyle, Çanakkale kıyılarına kadar gelip te yüzbinlerce vatan evladını şehit
edenlerin torunlarına, şafak ayinlerine ses çıkaran var mıdır? Sizin dedeniz ne
arıyordu? Topraklarımızda pikniğe mi gelmişlerdi ölüm yağdırmaya mı diye
sorgulayıcı baktık mı?
Türk milleti
haremine göz dikenlere nasıl müsamaha göstersin? Bilen varsa söylesin.
Birinci dünya savaşı esnasında düşmanla işbirliği yapıp da arkamızdan
hançerleyen çetelere katillere, canavarlara, kızlarımıza tecavüz eden Yezit
torunlarına 99 yıl sonra ne iyi yaptınız dememiz bekleniyorsa, başbakan ve
yandaşları daha çok bekleyecektir.
'O TAZİYE SÖZDE SOYKIRIM ÖZRÜDÜR'
Başbakan mesajında ayrıca zamanın ruhu anlaşmazlıklara
rağmen uzlaşı yolları arayışlarını değerlendirmeyi, nefreti ayıplayıp saygıyı
yüceltmeyi gerektirir demektedir. Şaşırmayın bu sözler Başbakan’a aittir.
Hayrete kapılmamak elde değildir. Recep Tayyip Erdoğan konuşmaktan, uzlaşma yolları
aramaktan bahsetmektedir. Sen gidip önce önüne konan metni iyice oku anlamaya
çalış. yetmezse yanında gezdir tekrar tekrar gözden geçir. Başbakan kendisini
aklama sinsiliğine soyunmuştur. Başbakanın taziyesi bir nevi sözde soykırım
özrüdür. Başbakan, Erivan’da Türk
bayrağını yakan şerefsizler tarafından şiddetle selamlanmıştır.
“42 ŞEHİT DİPLOMATIMIZDAN KİMSE BAHSETMİYOR”
AKP’nin mantığı şudur, yanan bez parçasıdır ve
önemsizdir. Türk milleti haklı olduğu bir konuda 99 yıldır suçlanmaktadır.
73’ten 85’e kadar ASALA tarafından 16 ayrı ülkede şehit edilen 42
diplomatımızdan bahseden kimse kalmamıştır. Bir insanın cahil olması anlaşılır
bir şeydir, ama hain olması anlaşılacak bir konu değildir.
“DIŞİŞLERİ BAKANI KLİNİK VE AKADEMİK BİR VAKA OLARAK TARİHE
GEÇMİŞTİR”
Başbakan tarihle yüzleşeceğine yolsuzlukla yüzleşmelidir.
Başbakan tarihi açıklama sembolik kopuş resmi görüşü iptal etti tarihi belge
insani davranış cesur çıkış anlamlı mesaj kutluyorum alkışlıyorum kendi
muhitinin tetikçilerine adap izan ve terbiye öğretmelidir. Dışişleri bakanı
ise, tarihin normalleştiği, Türkiye’nin büyük mesafe aldığını hiç utanmadan
yüksünmeden iddia etmiştir. Tarihin normalleştiğini söyleyen bu bakan, klinik
ve akademik bir vaka olarak tarihe geçmiştir.
“İKİ GÖZ İKİ ÇEŞME AĞLA”
Başbakan’a tavsiye ediyorum. Petrosyan Koçaryan ve
Sarkisyan üçlüsünü saygıyla yad et. Sonra da batı Ermenistan sözleriyle
herkesin huzuruna geçmiş, Taşnak, Asala militanlarına, protokolleriyle birlikte
iki göz iki çeşme ağla. Nasılsa benzerini Diyarbakır’da yapmıştın.
Başbakan Türk tarihini lekelemekten uzak durmalıdır. Türk
milletini suçlu ve soykırımcı gösterme densizliği dikiş tutmayacaktır. Soykırım
flamalı çadır kuran başbakan da cumhurbaşkanı olamayacaktır. Ermeni silahlı
terör örgütlerinin saldırılarında hayatlarını kaybedenlerin bedenleri kurban
gitse de bu vatan hiçbir melun emele kurban verilmeyecektir.
AYM BAŞKANI kılıç'IN İFADELERİ
Anayasa Mahkemesi’nin 52. Kuruluş yıl dönümü, devlet ve
siyaset hayatının temsilcilerini buluşturmuştur. Bu vesileyle, Haşim Kılıç
konuşma yapmıştır. Kayda değer gönderme ve tespitleri içeren sözleri başbakan
ve partilileri aşırı derecede rahatsız etmiştir. AYM Başkanı’nın ifadeleri
adresini bulmuş, yarasını bulan sarsıla sarsıla harekete geçmiştir. Başbakan
Erdoğan hemen karalama düğmesine basmıştır.
AYM Başkanı Sayın Kılıç, hukukun üstünlüğüne temas etmiş,
kendisine ve suçlayıcı değerlendirmeye de herkesin gözünün içine baka baka
cevap vermiştir. Başbakan, mahkeme kararlarını gayri milli diyerek kötülemiş,
AYM başkanı bunu sığ eleştiri olarak yorumlamıştır. Başbakan Türkiye’deki son
çete paralel yapıdır demiş, AYM Başkanı bu suçlama yapışık kaldığı sürece
yargının ayakta kalamayacağı uyarısında bulunmuştur. Başbakan yargı kanalıyla
tuzak kuruluyor demiş, AYM Başkanı yargı tuzak kurulacak yer değildir diyerek
reddedilmiştir. Başbakan adaleti zan altında bırakmış, AYM Başkanı vicdan
yolsuzluğu yapıyor diyerek
Başbakan ininize gireceğiz diyerek tehditler savurmuş,
AYM Başkanı tehdit ederek sorunlar çözülemez iddiasına bulunmuştur. Başbakan
biz yaptık ettik demiş, AYM Başkanı kamu gücüne sahip olanların topluma sunduğu
Başbakan cübbenizi çıkarın gelin demiş, AYM Başkanı
gömlek değiştirmeyiz diyerek karşılık vermiştir.
AYM Başkanı’nın konuşması elbette haklı doğru ve yerindedir.
Bizim tuhafımıza giden taraf, sayın başbakanın doğru bildiklerini, oynana
oyunları, endişe verici uygulamaları niçin bu kadar gecikmeyle gündeme
aldığıdır? Ne olmuştur da, AYM Başkanıyla ters düşmüştür? Acaba dostların sözde
savaşıyla ülke gündemi farklı bir mecraya çekilmek mi istenmektedir?
AKP’li bakanların suçlama nöbetine giderek, AYM Başkanına
veryansın etmeleri garip bir çelişkidir. Eğer bugün Başbakan sıfatıyla siyaset
yapıyorsa, bu Haşim Kılıç’ın tavrı yüzündendir. Dün demokrasi kahramanı olduğu
övünülerek söylenen sayın Kılıç, birden bire nasıl paralel yapının avukatı
olarak suçlanmıştır? Şurası tartışmasızdır ki, siyaseti siyasetçiler
yapmalıdır. Yüksek yargı üyelerinin siyasi yorumda bulunmaları kabul edilebilir
değildir.
Başbakan Erdoğan, sağımız solumuz belli olmaz dese de,
yine terse yatan yanlış yere kapanan kendisi olacaktır. Başbakan AYM’nin
dinlendiğini söylemiştir.
Cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanından sonra dinleme
içinin yüksek mahkemeye sıçradığı başbakan tarafından seslendirilmiştir.
Başbakan devletin baştan ayağa dinlendiğini haykırmaktadır? Sen başbakan değil
misin, başbakan bu vahim duruma açıklık getirmelidir. Kimler cumhurbaşkanından
AYM’ye kadar dinlemiştir? Sayın Gül’ün üzerinde durmadığı bu konu neden
başbakan tarafından dile getirmektedir? Ne olursa olsun Başbakan Erdoğan
cumhurun başı olamaz. Yolsuzluktan ötürü yüzü simsiyah kesilmiş bu şahsı
kaldıramaz.
FENERBAHÇE’YE TEBRİK
Süper Lig’i şampiyon olarak bitiren Fenerbahçe’yi,
başkanını, futbolcularını ayrı ayrı kutluyorum. Fenerbahçe’nin şampiyonluğuyla,
inanıyorum ki şampiyonluk adalete yeni bir fener yakacak, haksızlıklarla
mücadelede yeni bir heyecan uyandıracaktır.
http://www.posta.com.tr/siyaset/HaberDetay/Basbakan-in-taziyesi-soykirim-ozrudur-.htm?ArticleID=226053
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.