24 TV'de
Murat Çiçek'in sunduğu 'Açık Görüş' programına Etyen Mahçupyan katıldı. Yirmidorthaber.com
- 'Açık Görüş'te Etyen Mahçupyan Murat Çiçek'in gündeme ilişkin sorularını
yanıtladı. Murat Çiçek'in Ermenistan "bu açıklamayı yapıyorsunuz ama
soykırımı tanıyın, gelin" der mi sorusunda Etyen Mahçupyan; "böyle
bir şey demesinin kötü bir siyaset olacağını" ifade etti. Mahçupyan, bu
gelişmeden AB'nin de Türkiye'ye müteşekkir olduğunu aktardı... Mahçupyan,
yeniyi kurmak için, eskilerle yüzleşmek gerektiğini ifade etti. “Yeniden inşa
sürecindeyiz biz. Ve bu yeniden inşa süreci bir tarihsel parantezi kapatıyor.
Eski hafızayı geri çağırıyor. Bir anlamda biraz Osmanlıvâri, yani daha çoğulcu,
daha kozmopolit, çok kimlikli, çok etkili, bu toprakların bugüne kadarki
birikimini yansıtabilecek olan bir yeni arayış var. Ve bu yeni arayış yeni bir
toplum kurmak, buradan adı konmamış yeni bir millet üretmekle de ilgili.
***
24 TV'de
Murat Çiçek'in sunduğu 'Açık Görüş' programına Etyen Mahçupyan katıldı. Yirmidorthaber.com
- 'Açık Görüş'te Etyen Mahçupyan Murat Çiçek'in gündeme ilişkin sorularını
yanıtladı.
Murat
Çiçek'in Ermenistan "bu açıklamayı yapıyorsunuz ama soykırımı tanıyın,
gelin" der mi sorusunda Etyen Mahçupyan; "böyle bir şey demesinin
kötü bir siyaset olacağını" ifade etti. Mahçupyan, bu gelişmeden AB'nin de
Türkiye'ye müteşekkir olduğunu aktardı.
BAŞBAKAN NE
YAPTIĞINI BİLİYOR
Etyen
Mahçupyan, AK Parti’nin ve Erdoğan’ın nereye doğru gitmek istediğini, neyi
hedeflediğini bildiğini ve Erdoğan’ın ne yaptığını bildiğini açıkladı.
Mahçupyan şunları söyledi:
“Başbakan ne
yaptığını biliyor. Türkiye’de AK Parti’nin iktidarıyla nereye doğru gidilmek
istendiği, neyin hedeflendiği bence epeyce belli. AK Parti’deki herkes için çok
açık olmayabilir ama bence Başbakan ve çevresindeki bir grup insan için çok
net.”
YENİYİ İNŞA
ETMEK İÇİN ESKİLERDEN KURTULMAK GEREKİYOR
Mahçupyan,
yeniyi kurmak için, eskilerle yüzleşmek gerektiğini ifade etti.
“Yeniden
inşa sürecindeyiz biz. Ve bu yeniden inşa süreci bir tarihsel parantezi
kapatıyor. Eski hafızayı geri çağırıyor. Bir anlamda biraz Osmanlıvâri, yani
daha çoğulcu, daha kozmopolit, çok kimlikli, çok etkili, bu toprakların bugüne
kadarki birikimini yansıtabilecek olan bir yeni arayış var. Ve bu yeni arayış
yeni bir toplum kurmak, buradan adı konmamış yeni bir millet üretmekle de
ilgili. Aslında şöyle bir şey deseydik; Osmanlı’yı 1880’lerde kesseydik, sonra
tarihsel bir sıçramayla yeniden o kapıyı açsaydık, hangi problemlere sahip
değilsek o senelere gene aynı problemleri şuanda tartışıyoruz. Çözülmemiş
problemler bunlar. Böyle bakıldığı zaman bu yeniyi kuracaksanız bunun birkaç
tane ayağı var. Bir tabi eskiden kurtulma ayağı var ama tabi yeniyi inşa
ederken daha eskiye o Osmanlı beyliğine de dönmeyi gerektiriyor. O zaman Kürt
meselesi, Alevi meselesi, Gayri Müslim meselesi, içinde Ermeni meselesi. Bütün
bunlarla bir şekilde yüzleşmek, helalleşmek zorundasınız. Yoksa o yeniyi de
inşa etme şansınız yok. Yeniyi inşa edemediğiniz sürece de geriye gitme
ihtimaliniz hep baki kalabilir.”
BAŞBAKAN
“YARIN DÜN GİBİ OLMAYACAK” DİYOR
“Şuandaki
gelen hamle çok önemli çünkü bu resmi hamle. Başbakan’ın ağzından çıkmış bir
hamle ve şunu söylüyor çok basite indirgersek: Yarın dün gibi olmayacak.
Dolayısıyla Diaspora’ya “sen de yarına hazırlan” diyor. “Sen dünkü söylemi
devam edeceksen hiçbir yere varamazsın” diyor. Eğer Diaspora buraya adapte
olamazsa bence siyasetin dışında kalır.”
CHP’NİN O
SÖZÜ İLE ASLINDA BİR KAYIP YAŞADĞINI İTİRAFI
Mahçupyan,
CHP’nin “niye bu kadar beklendi?” sözünün karşısında aslında bir kayıp
yaşadığının itirafı olduğunu belirtti. Bu tartışmanın anlamlı bir tartışma
olmadığını aktardı.
“Bizler
yüzeysel baktığımız zaman aktörleri gördüğümüz için, aktörlerin sözleri
arasında da bir denge kuruyoruz. Fakat bu aktörlerin temsiliyetine ve
tabanlarına indiğimiz zaman buradaki aktörlerin bir çoğu zaten marjinalleşmiş
durumda ve hiçbir etkisi olmayacak. CHP’nin o sözü ile aslında bir kayıp
yaşadığının itirafı. “Niye bu kadar beklendi” sözünün karşısına da şunu
söyleyecektir; “sen niye bu söz için bu kadar bekledin ki?” Yani niye o zaman
çıkıp da “taziye mesajı yayımlasın devlet demedin?” Yani dolayısıyla bu çok
anlamı bir tartışma değil.”
ERDOĞAN’IN
KARŞISINA ÇIKACAK BİR RAKİP YOK ARTIK
“Tayyip
Erdoğan’ın karşısına çıkacak rakip yok artık. Belki bir hafta önce vardı ama
şuanda artık yok. Çünkü, bu açıklamaya cevap olamadığı için. Bu açıklamanın
kendisi bir şey değil. Hiçbir zaman siyasette attığın adım kendisi adına bir
anlam ifade etmez ama tepki o adımı anlamlı hale getirir veya getirmez. Burada
o adıma daha ileri şekilde tepki verecek bir tek Kürt hareketi var.”
BU AÇIKLAMA
TOPRAK TALEBİNİ VEYA TAZMİNATI MEŞRU KILAR MI?
Murat
Çiçek’in “Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasına karşı çıkan ya da 1915 olaylarına
karşı duran, sözde soykırım iddiası olarak niteleyen kesimlerin temel
argümanlarından bir tanesi şuydu: “Biz eğer böyle bir şeyi kabul edersek, var
olduğuna tamam dersek, Diaspora’nın, Ermeni’lerin Türkiye’den talepleri vardı.
Daha önce hatırlarsınız, Amerikalı bir sigorta şirketi tarafından Türkiye’nin
topraklarının ya da Türkiye’den tazminat anlamında bir şeylerin istendiği,
bunun da milyar milyar milyar dolarlarca tutarında bir borcu beraberinde
getireceği ifade edilmişti. Argümanlardan bir tanesi bu. Şimdi, böyle bir
taziyenin olması otomatikman bu talepleri de meşru mu kılar? Ya da böyle
taleplerin gelmesinden Türkiye korkmalı mı? Ya da bu açıklama bu taleplere
zemin mi hazırlar?” sorusuna şu cevabı verdi:
YUGOSLAVYA
DAĞILDIĞI ZAMAN BİR ÇOK İNSANIN SİGORTASI VARDI. NE OLDU?
Mahçupyan,
toprak istemenin fazla uzakta kalan bir şey olduğunu aktardı. Aslında
insanların kendilerini sigorta ettikleri şirketten taleplerinin olduğunu
aktaran Mahçupyan, “Yugoslavya dağıldığı zaman da bir çok insanın sigortası
vardı ama ne oldu?” sorusuyla başka ülkelerde de yaşandığını ifade etti.
"Ben
öyle olduğunu sanmıyorum. Çünkü bu talepleri zaten engellemeniz mümkün değil,
bunlar hukuki bir prosedür. Zaten insanların elinde o sigorta boneleri,
kağıtları mevcut. İnsanlar bunları saklamışlar ve de bunların parasını
istiyorlar. Bunların parasını da direk Türkiye’den istemiyorlar. Kendilerini
sigortalamış şirketten istiyorlar. O şirket de Türkiye’den talep edecek ama o
apayrı bir dava ve ne kadar gerçekçi bir dava o ayrı bir soru işareti. O
sigorta şirketleri bütün o riskleri alarak hemen her yerde insanları
sigortalıyorlar. Mesela Yugoslavya dağıldığı zaman herhalde bir sürü insanın
sigortası vardı. Ne oldu, ya da herhangi bir ülkede bu tür olaylar yaşandığı
zaman. Onun için o biraz fazla uzakta kalan bir şey."
BU TOPRAKLAR
ERMENİLERE AİT DEĞİLDİ Kİ ZATEN
Mahçupyan,
sözü edilen toprakların zaten Ermenistan’a ait olmadığını ifade etti. Bu
toprakların Osmanlı hanedanına ait olduğunu söyleyen Mahçupyan, eğer “tarihsel
olarak yaşadığım yerde yaşamak istiyorum” deniyorsa bu imkanların tanınması
gerektiğini vurguladı.
"Sözü
edilen toprak talebi tamamen anlamsız ve komik bir talep. Onu söylemek lazım.
Temel olarak şundan bir kere Ermenilere ait değildi ki Ermenilere iade edilsin.
Bu topraklar Türklere de ait değildi zaten. Ama savaş koşulları ve Osmanlı’nın
dağılmasında birileri bu topraklara el koymuş oldu. Çoğunluk bir biçimde,
İttihat Terakki döneminde bir takım insanları öldürdü, uzaklaştırdı falan
birilerine kaldı. Ve o noktadan sonra da artık bir defakto durum var. Bu
sonuçta Osmanlı sülalesinin toprağıydı, işin özüne baktığımız zaman. O bir
imparatorluktu yani. Eğer ben tarihsel olarak yaşadığım yerde yaşamak istiyorum
diyorsanız bu bir insani hak bence. Dolayısıyla bunun açılması lazım, bu ayrı
bir mesele."
3-5 SENE
İÇİNDE GERİ DÖNÜP BAKTIĞIMIZDA ÇOK ŞAŞIRABİLİRİZ
Mahçupyan,
bu ilişki başladığı zaman kendiliğinden atlayarak yayılacak bir mekanizma
olduğunu açıkladı. Ve de 3-5 sene önce geri dönüp bakacağımızda çok
şaşırabileceğimizi ifade etti.
“Ermeni
Meselesi gibi bir meselede milyonlarca insandan bahsediyoruz. Ve bu
engellenemez bir ilişki mekanizması. Bu başladığı zaman kendiliğinden atlaya
atlaya yayılacak bir mekanizma. Bunun mesela spor alanına, kültür alanına,
ticaret alanına yansımalarını düşünelim kontrol edilemez bir genişleme olacak.
O yüzden de bir noktadan sonra bu devlet politikası olmaktan da çıkacak. Bir
atmosfere dönüşecek ve atmosfer hükümete hangi adımları atabileceğini işaret
edecek. Ve bunlar her zaman sıçramalı bir şekilde daha ileri adımlar olacaktır
bu noktadan sonra. Bu yüzden çok uzun olacağını sanmıyorum ben, 3-5 sene içinde
bu mesele içinde, eğer bu şans heba edilmezse ve iki taraf da bunu sistematik
biçimde kullanma idaresi gösterirse 3-5 sene içinde geri dönüp baktığımızda çok
şaşırabiliriz.”
ERMENİSTAN
“SOYKIRIMI TANIYIN, GELİN” DERSE BU KÖTÜ SİYASET OLUR
Ermenistan,
“bu açıklamayı yapıyorsunuz ama soykırımı tanıyın, ondan sonra gelin” der mi
sorusuna Etyen Mahçupyan böyle bir şey demesinin kötü bir siyaset olacağını
ifade etti.
"Ermenistan’ın
böyle bir şey söylemesi kötü siyaset olur. Hükümet var, hükümet var,
söyleyebilirler. Hiçbir devlete, hiçbir hükümete kefil olmamak lazım. Ne yapacakları
belli olmaz o anlamda ama bu kötü siyaset olur."
ŞUANDA AB DE
TÜRKİYE’YE MÜTEŞEKKİRDİR
“Avrupa
Birliği bu ilişkiyi bir hamle daha ileri götürmekten çok çok memnun olacaktır.
Türkiye’ye şuanda müteşekkirdir, söylemeseler de. Niçin? Çünkü, Ukranya’da
kaybettiler. Ukrayna’da kaybettikten sonra Kafkaslarda bir daha kaybetmek hiç
hoş bir şey olmaz. Ama orada da şöyle bir problem var, maalesef AB’nin dış
politikası yok gibi bir şey. Buraya İsveç, İngiltere gibi ülkelerin de desteği
olacaktır. Yani bu yeni bir imkan sunuyor şuanda. Ve bu imkan Batıya yarayan
bir imkan. Türkiye’nin attığı bu adım, Batının Ortadoğu Kafkas politikası için
çok önemli bir kaldıraç ve Batı bunu kullanmak isteyebilir. Bu sayede Rusya’ya
“dur” deme şansı var. Bu sayede Kafkas ülkesi, üç ülkenin bir tür işbirliğini
canlandırma şansı var.”
Haber
Kaynağı: Yirmidorthaber.com
http://www.yirmidorthaber.com/Haber/etyen-mahcupyan-ermenistan-soykirimi-taniyin-gelin-derse/haber-874253
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.