1915 olaylarının Türkiye karşıtlığı için bir bahane olarak kullanılması ve siyasi çatışma konusu haline getirilmesi de kabul edilemez. Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşanan hadiseler, hepimizin ortak acısıdır. Bu acılı tarihe adil hafıza perspektifinden bakılması, insani ve ilmi bir sorumluluktur. Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması, Türkler ile Ermeniler arasında duygudaşlık kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel olmamalıdır. Bugünün dünyasında tarihten husumet çıkarmak ve yeni kavgalar üretmek kabul edilebilir olmadığı gibi ortak geleceğimizin inşası bakımından hiçbir şekilde yararlı da değildir. Zamanın ruhu, anlaşmazlıklara rağmen konuşabilmeyi; karşıdakini dinleyerek anlamaya çalışmayı; uzlaşı yolları arayışlarını değerlendirmeyi; nefreti ayıplayıp saygı ve hoşgörüyü yüceltmeyi gerektirmektedir.
***
Başbakan Erdoğan'ın Ermeni sorununa ilişkin açıklaması
Başbakanlığın internet sitesinde yayınlandı. İlk kez bir Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanı 24 Nisan öncesi taziye mesajında bulundu
“Ermeni vatandaşlarımız ve dünyadaki tüm Ermeniler için
özel bir anlam taşıyan 24 Nisan, tarihi bir meseleye ilişkin düşüncelerin
özgürce paylaşılması için değerli bir
fırsat sunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarının hangi din ve etnik
kökenden olursa olsun, Türk, Kürt, Arap, Ermeni ve diğer milyonlarca Osmanlı
vatandaşı için acılarla dolu zor bir dönem olduğu yadsınamaz.
"ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR"
Adil bir insani ve vicdani duruş, din ve etnik köken
gözetmeden bu dönemde yaşanmış tüm acıları anlamayı gerekli kılar. Tabiatıyla
ne bir acılar hiyerarşisi kurulması ne de acıların birbiriyle mukayese edilmesi
ve yarıştırılması acının öznesi için bir
anlam ifade eder. Atalarımızın dediği gibi ‘ateş düştüğü yeri yakar’.
Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı herkes gibi Ermenilerin
de o dönemde yaşadıkları acıların hatıralarını anmalarını anlamak ve paylaşmak
bir insanlık vazifesidir.
1915 olaylarına ilişkin farklı görüş ve düşüncelerin serbestçe
ifade edilmesi; çoğulcu bir bakış açısının, demokrasi kültürünün ve çağdaşlığın
gereğidir. Türkiye’deki bu özgür ortamı, suçlayıcı, incitici, hatta bazen
kışkırtıcı söylem ve iddiaları seslendirmek için vesile olarak görenler de
bulunabilir.
Ne var ki, tarihi meseleleri hukuki boyutlarıyla birlikte
daha iyi anlamamız, kırgınlıkları yeniden dostluklara dönüştürmemiz mümkün
olacaksa, farklı söylemlerin empati ve hoşgörüyle karşılanması ve bütün
taraflardan benzer bir anlayışın beklenmesi tabiidir. Türkiye Cumhuriyeti
hukukun evrensel değerleriyle uyumlu her düşünceye olgunlukla yaklaşmaya devam
edecektir.
"HEPİMİZİN ORTAK ACISI"
Fakat 1915 olaylarının Türkiye karşıtlığı için bir bahane
olarak kullanılması ve siyasi çatışma konusu haline getirilmesi de kabul
edilemez. Birinci Dünya Savaşı esnasında yaşanan hadiseler, hepimizin ortak
acısıdır. Bu acılı tarihe adil hafıza perspektifinden bakılması, insani ve ilmi
bir sorumluluktur.
Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını
kaybettiği I. Dünya Savaşı esnasında, tehcir gibi gayr-ı insani sonuçlar
doğuran hadiselerin yaşanmış olması, Türkler ile Ermeniler arasında duygudaşlık
kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel
olmamalıdır.
"TARİH KOMİSYONU KURULMASI ÇAĞRISINDA BULUNDUK"
Bugünün dünyasında tarihten husumet çıkarmak ve yeni
kavgalar üretmek kabul edilebilir olmadığı gibi ortak geleceğimizin inşası
bakımından hiçbir şekilde yararlı da değildir. Zamanın ruhu, anlaşmazlıklara
rağmen konuşabilmeyi; karşıdakini dinleyerek anlamaya çalışmayı; uzlaşı yolları arayışlarını değerlendirmeyi;
nefreti ayıplayıp saygı ve hoşgörüyü yüceltmeyi gerektirmektedir.
Bu anlayışla biz Türkiye Cumhuriyeti olarak 1915
olaylarının bilimsel bir şekilde incelenmesi için ortak tarih komisyonu
kurulması çağrısında bulunduk. Bu çağrı geçerliliğini korumaktadır. Türk,
Ermeni ve uluslararası tarihçilerin yapacağı çalışma, 1915 olaylarının
aydınlatılmasında ve tarihin doğru anlaşılmasında önemli bir rol oynayacaktır.
"ARŞİVLERİMİZİ ARAŞTIRMACILARA AÇTIK"
Bu çerçevede arşivlerimizi bütün araştırmacıların
kullanımına açtık. Bugün arşivlerimizde bulunan yüzbinlerce belge, bütün
tarihçilerin hizmetine sunulmaktadır.
Türkiye, geleceğe güvenle bakan bir ülke olarak tarihin
de doğru anlaşılması için ilmi ve
kapsamlı çalışmaları her zaman desteklemiştir. Etnik ve dini kökeni ne olursa
olsun yüzlerce yıl bir arada yaşamış, sanattan diplomasiye, devlet idaresinden
ticarete kadar her alanda ortak değerler üretmiş Anadolu insanları, yeni bir
gelecek inşa edebilecek imkân ve kabiliyetlere bugün de sahiptir.
"TAZİYELERİMİZİ İLETİYORUZ"
Kadim ve eşsiz bir coğrafyanın benzer gelenek ve
göreneklere sahip halklarının, geçmişlerini olgunlukla konuşabileceklerine,
kayıplarını kendilerine yakışır yöntemlerle ve birlikte anacaklarına dair umut
ve inançla, 20. yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin
huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.
Aynı dönemde benzer koşullarda yaşamını yitiren, etnik ve
dini kökeni ne olursa olsun tüm Osmanlı vatandaşlarını da rahmetle ve saygıyla
anıyoruz.”
http://www.posta.com.tr/siyaset/HaberDetay/Erdogan-dan--24-Nisan--mesajlari.htm?ArticleID=225296

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.