“Osmanlı’da Ermeni mallarına el koyma süreci devlet
tarafından sistematik olarak yürütüldü. Ermeni mallarına el koyma 1915’ten önce
başlamıştı. Soykırım öncesi katliamlarla el konulan malların yanı sıra, iç
düşman olarak görünen Ermenilerin yasal haklardan mahrum bırakılması sonucu mal
gaspları “1890’ların sonunda günlük bir olay haline gelmişti. Yani mal gaspları
Ermeni soykırımı ile birlikte başlamadı... “Soykırım ile birlikte merkez
yönetim, gaspı bizzat kendi eliyle gerçekleştirmeye başladı. Bunun için 27
Mayıs 1915’te tehcir kararı, 30 Mayıs 1915’te Ermenilerin tehcirine ilişkin
meclis kararı alındı. 10 Haziran 1915’te Ermeni mallarına ilişkin gizli
kararname ile 27 Mayıs 1915’te Terk Edilmiş Mallar Kanunu çıkarıldı. 8 Kasım
1915’te de terk edilmiş mallara ilişkin yönetmelik oluşturuldu. Bu yasal
çerçevede taşınmazdan eşyalara tüm Ermeni malları devletin düzenlediği açık
arttırma gibi yöntemlerle el değiştirdi... “Bu gasp ile Balkan Savaşı ve 1.
Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı İmparatorluğu’na göç eden Müslümanlar bu
Ermeni mülklerine yerleştirildi. Merkez yönetim Müslüman olmayan burjuvayı
elemine ederek Müslüman ve Türk ulusal ekonomi oluşturmayı amaçladı. Ulusal
ekonomi çabası 1923’ten sonra da devam etti.”
***
‘Bir Yüzleşme Serüveni: Holokost Sonrası Fransa’da Hafıza
Politikaları’ etkinlikleri kapsamında tarihçiler Tal Bruttmann ile Mehmet
Polatel el konulan malları tartıştı. Paris 8 Üniversitesi, Shoah Memorial ve
Anadolu Kültür’ün İstanbul’da düzenlediği ‘Bir Yüzleşme Serüveni: Holokost
Sonrası Fransa’da Hafıza Politikaları’ kapsamında tarihçiler Tal Bruttmann ile
Mehmet Polatel el konulan malları tartıştı.
Paris 8 Üniversitesi’nden Nora Şeni’nin moderasyonunu
yaptığı oturumda Brutmann Vichy döneminde Yahudi mallarının gaspını ve
arileştirmeyi anlatırken Polatel de Osmanlı’da Ermeni mülklerine el koyma
sürecini aktardı.
Bruttmann: Fransa toplumu da Arileştirme projesinde
“Arileştirme (Arianisation) çok özel bir sözcük, bir Nazi
sözcüğü, 1932’de Nazilerin başlattığı bir siyasi proje. Yahudilerin mallarına
el koyma anlamına gelen bu yüzden masum olmayan bir sözcük.
“İlk olarak Almanya içinde Yahudilerin mallarına el
konarak onları Almanya dışına göç etmeyi amaçlayan bu proje bir süre sonra tüm
Nazi Avrupa’sına yayıldı. Bu anlamda Yahudi soykırımının ve Nihai Çözüm
politikasının ilk adımıydı.
“Fransa’daysa Yahudi işletmeleri, Fransa hükümetinin
(Vichy hükümeti) bu politikayı benimsemesinden çok önce hedef haline
getirilmişti. Fransa’nın pek çok bölgesinde Yahudi işletmeleri saldırıya
uğruyordu.
“Peki Yahudilerin ya da Sinagogların değil de Yahudi
işletmelerinin saldırıya uğramasının nedeni neydi? Çünkü bu sayede Yahudiler
sosyal ölüm yaşıyor, ekonomik ve sosyal hayattan dışlanıyordu. Çünkü bu
işletmeler Yahudilerin toplumun başarılı birer üyesi olabileceklerinin bir
göstergesiydi.
Yahudilere yasak meslekler
“Nazilerin Arileştirme politikasının benimsenmesinin
ardından da Fransa’da her bir Yahudi belediyelere gidip Yahudi olduklarını,
ailelerini ve hangi mallara sahip olduklarını beyan etmek zorundaydı. Bu
dönemde Yahudilerin doktorluk, gazetecilik de dahil yaklaşık 40 meslek dalında
çalışması yasaktı. Bu şekilde Yahudileri toplumda etkili meslek alanlarından
uzaklaştırmayı amaçladılar.
“Yahudilerin el konulan malları açık arttırmayla halka
satıldı. Bu açık arttırmaları duyuran afişler sokaklara asılmış, reklamları
gazetelerde yayımlanmıştı. Yani Fransa toplumu da ne olduğunun ve ne
olmadığının farkındaydı. El konulan işletmeler “Arileştirilmiş” el konulmayan
işletmelere ise “Bu bir Yahudi İşletmesidir” posteri asılması zorunlu hale
getirildi.
“1942’ye gelindiğinde el konulan malların yüzde ellisi
satılmıştı. Savaşın ardından Fransa
hükümeti bu malları sahiplerine geri vermeyi amaçladı. Ancak o zaman kimse
büyük resmin farkında değildi, kimse soykırımı bilmiyordu. Uluslararası
kamuoyunda el konulan mallar ile ilgili çok büyük bir tartışma yaşandı ve
Fransa hükümeti de bu malları sahiplerine geri verme kararı aldı. 1990’ların
sonuna gelindiğinde el konulan malların yaklaşık yüzde 90’ı iade edildi. Ancak
yüzde onluk kesim soykırımda ölenlere ait olarak devletin elinde kaldı. Bugün
bu yüzde onluk kesim Soykırım ve hafıza politikaları, yardım ve sosyal
politikalar ile soykırımdan kurtulanlar için harcanıyor.”
Polatel: Ermeni malları gaspı 1915’ten önce başladı
“Osmanlı’da Ermeni mallarına el koyma süreci devlet
tarafından sistematik olarak yürütüldü. Ermeni mallarına el koyma 1915’ten önce
başlamıştı. Soykırım öncesi katliamlarla el konulan malların yanı sıra, iç
düşman olarak görünen Ermenilerin yasal haklardan mahrum bırakılması sonucu mal
gaspları “1890’ların sonunda günlük bir olay haline gelmişti. Yani mal gaspları
Ermeni soykırımı ile birlikte başlamadı.
“1915 ile birlikte mal gasplarında karakteristik
değişiklikler oldu. El konulan ve aktarılması gereken mallar arttı. Soykırım
Ermenilerin yaşam alanlarında önemli olan sosyalleşme yerlerini ve kutsal
mekanları da kapsadı.
Mal gaspı için yasal çerçeve
“Soykırım ile birlikte merkez yönetim, gaspı bizzat kendi
eliyle gerçekleştirmeye başladı. Bunun için 27 Mayıs 1915’te tehcir kararı, 30
Mayıs 1915’te Ermenilerin tehcirine ilişkin meclis kararı alındı. 10 Haziran
1915’te Ermeni mallarına ilişkin gizli kararname ile 27 Mayıs 1915’te Terk
Edilmiş Mallar Kanunu çıkarıldı. 8 Kasım 1915’te de terk edilmiş mallara
ilişkin yönetmelik oluşturuldu. Bu yasal çerçevede taşınmazdan eşyalara tüm
Ermeni malları devletin düzenlediği açık arttırma gibi yöntemlerle el
değiştirdi.
“Bu gasp ile Balkan Savaşı ve 1. Dünya Savaşı’nın
ardından Osmanlı İmparatorluğu’na göç eden Müslümanlar bu Ermeni mülklerine
yerleştirildi. Merkez yönetim Müslüman olmayan burjuvayı elemine ederek
Müslüman ve Türk ulusal ekonomi oluşturmayı amaçladı. Ulusal ekonomi çabası
1923’ten sonra da devam etti.”
Tall Bruttmann: EHESS’te (Sosyal Bilimler Yüksekokulu)
araştırmacı olan Fransa’da savaş döneminde Yahudi aleyhtarı politikalar ve
Avrupa’daki "nihai çözüm" konuları hakkında çalışan Bruttmann
"La Logique des bourreaux, 1943-1944" (Cellatların mantığı) (Hachette
Littératures, 2003), "Au bureau des Affaires juives. L’administration
française et l’application de la législation antisémite, 1940-1944" (La
Découverte, 2006) (Yahudi İşleri Dairesinde. Fransız yönetimi ve Yahudi karşıtı
mevzuatın uygulanması) ve "Aryanisationéconomique et spoliations en Isère
(Isere’de Ekonomik 'arileştirme' ve delil karartma) (Presses universitaires de
Grenoble, 2010) kitaplarının da yazarı.
Mehmet Polatel: Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve
İnkılap Tarihi Enstitüsü’nde doktora öğrencisi olan Polatel Osmanlı’da toprak
meselesi ve soykırım sürecinde Ermenilerin el konan mülkleri üzerine çalışıyor.
Polatel’in “Confiscation and Destruction: The Young Turk Seizure of Armenian
Properties” (Uğur Ü. Üngör ile, Continuum, 2011) (El koyma ve Yıkım: Jön
Türklerin Ermeni Mülklerini Gaspı) ve “2012 Beyannamesi: İstanbul Ermeni
Vakıflarının El Konan Mülkleri” (N. Mildanoğlu, Ö. L. Eren, M. Atılgan ile,
Hrant Dink Vakfı, 2012) başlıklı kitapları var.
Bir Yüzleşme Serüveni etkinliği
‘Bir Yüzleşme Serüveni: Holokost Sonrası Fransa’da Hafıza
Politikaları’ Kasım 2013 – Mayıs 2014 arasında sekiz etkinlik olarak
gerçekleşiyor. Fransa örneği üzerinden Türkiye’de 1915 Ermeni Soykırımı’nın
100. Yılı öncesinde bir yüzleşme tartışması başlatmayı amaçlıyor. (EA)
İstanbul - BİA Haber Merkezi
19 Nisan 2014, Cumartesi
Elif Akgül
http://bianet.org/bianet/print/155075-soykirimda-mal-gasplari-tartisildi


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.