Zeynep Tozduman
Size bu yazımda binlerce hatta yüz binlerce insanın, sırf
Hıristiyan din adamı olduğu için bu ülkede başına gelenlerden sadece Süryani
Papaz Matta Hrimo'yu anlatacağım... Yaşadığı onca işkencelerden ve zulümlerden sonra şans eseri sağ kalan Süryani papazın başına gelenler, insanım diyen herkesin ibret alması gereken bir hikayedir.
Bıtrıs, Yusuf Rume, Brahim Quryo, Süryani Katolik papaz
Brahim Gabro ve Papaz Tomas Mırjan, Siirt Keldani Kilisesi Başpiskoposu
sekreteri, yazar, arşivci Peder Gabriyel Kappo. Siirt Keldani Başpiskoposu,
doğu bilimci, tanrı bilimci, dil bilimci, tarihçi Aday Şer. Süryani Tuma
Udo Urmiye Keldani kilisesi başpiskoposu,
doğu bilimci, dil bilimci, tanrı bilimci, tarihçi.
Elazığ Harputlu Prf. Dr Ashur Yosuf ve Midyad Belediye
başkanı Galle Hermez Efendi gibi binlerce Süryani aydın ve din adamları
hunharca katledilerek ya da idam edilerek öldürülmüşlerdir.
Yaşadığı onca işkencelerden ve zulümlerden sonra şans
eseri sağ kalan Süryani papazın başına gelenler, insanım diyen herkesin ibret alması gereken
bir hikayedir.
Yıl 1915... İnsanlığın bittiği, sistematik katliamların
yapıldığı yıllar.
Hükümetin tehcir kararı almasıyla öncelikle Ermeniler
daha sonra Süryaniler, Pontus Rumlar ve Ezidiler için kabus dolu yıllar
başlamıştır.
1915'de yapılan etno-dinsel katliamların ana amacı; bir zamanlar Hırıstiyan coğrafyası olan bu
toprakları tek tipleştirmektir. Panislamist politikalarla özünde Sermayeyi;
Ermeni’den, Süryani’den, Pontus Rum'un elinden alarak yeni bir Türkiye
yaratmaktı. Osmanlıda 1895 katliamlarını yaşayan bu halklar, Devlette
devamlılık esastır ilkesiyle Jön Türklerin başrolü oynadığı 1909 Klikya
katliamından sonra en sistematik katliamları 1915 soykırımı ile
yaşamışlardır.
Bu kabus dolu yıllarda , Papaz Matta Hrimo Mardin'e 23
Haziran'da döner. Mardin'de 2. kafilede tutuklananlardan biridir. 1855 Mardin doğumlu olan papaz tutuklandığı
sırada 60 yaşlarındaydı. Mardin'e
yorgun, aç, soykırıma katılan Kürtler ayakkabılarını çaldığı için çıplak ayakla
geri gelirken tutuklanarak, hapiste önce iki tam gün tutulur. Acı ve işkence
dolu günlerden sonra Sultanın affı onu şartsız özgür kılmaktaydı. Lakin
cellâtlar onu daha fazla aşağılamadan, işkence yapmadan bırakmak
istemiyorlardı. Onu yine hapse aldılar. 25 Haziran Cuma sabahı saat 10
sularında polis şefi ona ''köpek evladı Fransız mısın? Diye sordu. Fransız
olması ya da Fransız dostu olması onun işkence görmesi için cinayet suçu mu
sayılmalı mıydı? Papaz Matta Hrimo ısrarla ben Osmanlıyım demesine rağmen sözde
suç istinat edilerek sorgu devam ettirildi.
Bizim ülkemizde
Osmanlıdan günümüze değin sorgu dediğimiz şey, Falaka, Filistin askısı,
eğer sorgulanan Hıristiyan ise çarmıha ( Haç'a)
germe, darp, işkence etme, tazyikli su sıkma, Taciz, Tecavüz, aşağılama,
linç etme, işkencede öldürme anlamına
gelir.
Sorgu sırasında Süryani papaz yere yatırılarak önce
ayaklarına 300 kere vurulur, ta ki bu işlem cellatlar yorulup, bir diğeri
başına geçene Kadar işkence devam Eder. Papaz falakanın acısına dayanamaz ve
bayılır. Ayılması ve yeniden işkence görmesi için başından bir kova soğuk su
dökülür, ayak tabanları şişinceye ve kan gelinceye kadar bu insanlık dışı
muamele devam eder ( 12 Eylül 1980'li yıllarda Diyarbakır zindanlarında
devrimciler ve Kürt hareketinden tutuklular bu işkence yöntemlerini çok iyi
bilirler ). İşkence sırasında birde sözlü olarak her türlü hakaret edilir.
İnancına, tanrısına küfür edilir. Bunu yapanlar da Müslüman’dır üstelik. Hz.
İsa'yı peygamber kabul eden Müslümanlar...'' İsa'n gelsin seni kurtarsın'' diyerek
alay edilir. Falakadan sonra Süryani papazını başka bir işkence bekliyordu.
Papazın her bileğine bir ip bağlarlar ve duvardaki iki halkaya bağlanıp ip
gererler, zavallı papaz yerden 10 cm. yüksekte asılı kalır. Bu da haça germe
cezasıdır.
Sonra sakalları yolunur, tokatlanır, yüzüne tükürülür.
Bir saat sonra kolları yerinden çıkacakken indirilir. Papaz çözüldükten sonra
yarı ölü halde yere düşer. Kıpırdayacak halde olmayan papaz bu durumda bile
Hıristiyan inancından ''Sakal bırakmak kutsaldır.'' bir milim sapmaz ve eğilir,
yolunmuş sakalını yerlerden toplar cebine koyar.
Sultanın affı papazın sadece öldürülmesini önler. Bu af
Süryani piskoposluk mali danışmanı papaz Matta Hrimo'ya çok pahalıya patlar.
Aslında aşağılanmak ve tartaklanmak istenen onun şahsında piskoposluk makamı
yani Hıristiyanlıktır.
Yaşadığı onca işkenceden sonra sadece bir nefeslik canı
kalan Süryani papaz nihayet Sultanın
affıyla serbest bırakılır. Fransa ve İsa adına yediği onca dayaktan, işkenceden
sonra iyileşmesi uzun zamanlar aldı.
Matta Hrimo şanslı olan papazlardan biridir. Sultanın affından önce misyoner yazışmalarından belgelerle tanık olduğumuz Ermeni, Rum , Keldani,
Süryani Katolik din adamlarının çoğunluğu
yaşayacak kadar şanslı olmadıkları gibi akla hayale gelmeyecek
işkenceler yaşamışlardır. Ayak tırnaklarının sökülmesinden tutunda, bütün
dişlerinin sökülmesi, diri diri yakılması, altın, para v.s aramak için
bıçaklanarak ciğerlerinin sökülmesi, cematinin önünde çırılçıplak soyularak halkının katledilmesine
tanık olması gibi büyük vahşet
yaşamışlardır.
Din değiştirmedikleri zaman ise gözleri oyulup, kafaları
kesilmiştir. Hoş din değiştirseler de hazin sondan kaçış mümkün olmuyordu. Gözü
dönmüş katiller sürüsü bu ülkede yaklaşık 1.5 milyon insanın ölümüne sebep olduğu,
mallarına el konulduğu yetmezmiş gibi hala yargılanmaması ise büyük bir
utançtır. 1915'de soykırıma bulaşan Kürtler, Türkler, Çerkezler, Araplar ve
Lazlar şimdi birebir aynı olmasa da benzer acılar yaşamaktadır. Özellikle
Kürtler ve Aleviler üzerinde devletin baskısının ardında yatan gerçek 1915 ile
hesaplaşmamaktan kaynaklıdır. Dersim, Sivas, Malatya, Çorum, Maraş, Gazi,
Zilan, Roboski ile hesaplaşmak için öncelikle 1915 ile hesaplaşmak gerek.
Bu topraklar 1915 ile başlayan süreçte, son yüzyılın tanık
olduğu en büyük katliamları yaşamıştır. Bu gün hala Azınlık diye tabir edilen
bu ülkenin soykırım yaşayan en kadim halkları, hala büyük acılar yaşamaktadır.
Hrant Dink , Sevag Balıkçı, Maritsa Küçük'ün hunharca katledilmesi ve
katillerin Adil bir şekilde yargılanmaması nedeniyle bu gün acılar aynı tazelikte devam ediyor. Soykırım
yaşayan halklar özgür ve eşit birey oluncaya kadar soykırımı bir taziye meselesi gibi değil,
resmi özür ve hukuksal olarak yargılanana dek 99 yıllık bu yara kanamaya devam
edecektir.
ZEYNEP TOZDUMAN / zeynoege@mynet.com
Kaynakça: j. Rhetore ve H.Simon'un kitaplarından s. 164
ve 112- 114 derlenmiş bölümler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.