Sadullah Çağlar
Dünya genelinde mezhep çatışması geçmişten günümüze kadar yaşanmıştır. Irkçı anlayış, halkların yaşamında unutulmaz acılar yaşanmasına neden olmuştur. Şimdi günümüzde dünya genelinde tartışılan Ermeni tehciri yada Ermeni soykırımı olmadı mı? Geçmiş tarihi kısaca incelediğimiz zaman tehcir soykırım olayı yaşanmıştır. Gerçeğin üzerine kırmızı şal örtmenin anlamı yoktur. Osmanlı nüfusunun önemli bir halkı olan Hıristiyan kavimi, nereye gittiler söyler misiniz? Onların kiliseleri, okulları, kütüphaneleri ne oldu?...Genelde ülkenin aydın geçinen başta büyük elçi Şükrü Elekdağ, yada Örsen Öymen, CHP eski milletvekili Birgül Ayman Güler, konuşmalarında Ermeni tehciri yada soykırım diye yaşanmış bir tasfiye yoktur. Bu batı devletlerinin Türkiyeyi parçalamaya yönelik bölücü uygulamalardır. Peki o zaman Mezapotamya'nın yerleşik kavimin aynı zamanda Anadolu'nun en eski kavimi bir buçuk milyon Ermeni, resmi kayıtlara göre nereye gitti? Bu topraklarda Araplar, Kürtler sonra tüm halklar yaşarken Ermenilere ne oldu? Uzaya mı gittiler? yoksa yoksa yerin altında mı yaşıyorlar?
***
Dünya genelinde mezhep çatışması geçmişten günümüze kadar
yaşanmıştır. Irkçı anlayış, halkların yaşamında unutulmaz acılar yaşanmasına
neden olmuştur. Şimdi günümüzde dünya genelinde tartışılan Ermeni tehciri yada
Ermeni soykırımı olmadı mı? Geçmiş tarihi kısaca incelediğimiz zaman tehcir
soykırım olayı yaşanmıştır. Gerçeğin üzerine kırmızı şal örtmenin anlamı
yoktur. Osmanlı nüfusunun önemli bir halkı olan Hıristiyan kavimi, nereye
gittiler söyler misiniz? Onların kiliseleri, okulları, kütüphaneleri ne oldu?
Heybeliada'daki ruhani
Rum Tarihi Okulu, hala kapalı.
Geçmişte bu insanlar ülkede aydınlanmanın öncüsüydü.
Selanik'ten ilk yazı matbaasını Osmanlı Ermenileri
getirdi.
İstanbul'da 31 Mart gerici isyanında ittihatçi yazarların
Ermeni aydınları evlerinde saklayarak kendilerini tehlikeye attılar.
İkinci meşrutiyet 1908 yeniliği Selanik'te doğdu. İttihat
ve Terakki Cemiyeti genelde Balkan'larda gelişti. Hareketi destekleyen Ermeni
bilim adamlarıydı.
İkinci Meşrutiyet mücadelesinin temel ilkesi neydi?
Sultan Abdulhamit rejiminin İstibdat dipta yönetimini yıkmaktı.
İttihatçılar, önüne HÜRRİYET, MUSAVVAT, ADALET ilkelerini
koyarak sonuçta Abdulhamit rejimini yıktılar.
Selanik, Rumeli halkları, hürriyet hareketini coşkuyla
karşıladılar. Peki hürriyet yeniliğinin kadrosu kimlerdi? Dağa çıkan Enver Bey,
sonra Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa. Yine dağa çıkan Resneli Niyazi Bey.
Peki hareketin beyin adamları kimlerdi? Yada politik
kişileri?
Osmanlı Mebusan Meclis Üyesi Kirikor Zahrab, hukuk
fakültesinde öğretim üyesi. Erzurum Mebusan Meclis Üyesi Varkez, Sivas Mebusu
Dr. Nazaret Doğaryan... Bu kişiler politika üreten siyasi kadroydu.
Osmanlı'nın mebusan meclisinin politik ekibi, ermeni
kimlikliydi. Bu siyasi kişiler aynı zamanda sosyal, evrensel düşünen yapıdan
oluşuyordu.
İttihatçi kadro süreç içinde bilimi önüne koymadı. Pan İslam'a kaydı. Tıpkı günümüzde sağcı yöneticiler gibi.
Tek millet, tek dil. Sonra neler oldu? Yemen'e seferler
düzenlendi. Sarıkamışta Allahuekber dağlarında 90 bin masum insan ellerinde
silahlarıyla karlara gömüldüler. Evet sonra Yemen'e seferler düzenlendi.
Anadolu'nun yoksul gençleri Arap çöllerine gömüldü.
İki sene yol yürüyen gencecik insanlar tıpkı
Sarıkamış'taki gibi toprağa gömüldüler.
Onlar için genç gelinler ağıt yaptılar.
Yemen'e giden gelir mi sandın?
Söyleyin Sultan Aziz'e 10 sene askerliği iki yıla
indirsin.
Yemen, Yemen, kanlı Yemen, ölümü seven Yemen.
Sarıkamış'ta kara gömülen fukara gençleri, yada Yemen'in
kanlı topraklarına gömülen masum insanlar için günümüzde onlar destan yarattı
dediler. Acaba söyler misiniz bu destan nasıl bir destandı?
Sultan Abdulhamit, neden acaba Hamidiye alayları
kurdurdu? Osmanlı'nın en üretken toplumu olan Ermenileri tasfiye etmek için iİlam
adına Kürt Ermeni çatışması yaratıldı. Genelde ülkenin aydın geçinen başta
büyük elçi Şükrü Elekdağ, yada Örsen Öymen, CHP eski milletvekili Birgül Ayman
Güler, konuşmalarında Ermeni tehciri yada soykırım diye yaşanmış bir tasfiye
yoktur.
Bu batı devletlerinin Türkiye'yi parçalamaya yönelik
bölücü uygulamalardır.
Peki o zaman Mezapotamya'nın yerleşik kavimin aynı zamanda
Anadolu'nun en eski kavimi bir buçuk milyon Ermeni, resmi kayıtlara göre nereye
gitti?
Bu topraklarda Araplar, Kürtler sonra tüm halklar
yaşarken Ermenilere ne oldu? Uzaya mı gittiler? yoksa yoksa yerin altında mı
yaşıyorlar?
Biz geçmişte tehcir yaşandığı dönemde 1914'de dönemin
dahiliye nazırı Talat Paşa'nın Valiliklere gönderdiği genelgeye bakalım.
Adana Valiliği'ne şehrin belirli yerlerinde toplanan
Ermeniler, kitle halinde Adana, Konya illerimize trenle Diyarbakır'a
götürülecek. Zaman içinde Ermeniler, Suriye'ye yollanacak. Uzun yürüyüşler
halinde Halep'te kitlesel olarak Suriye'nin içlerine doğru kafileler halinde
yola çıkarılacaktır.
Gereğinin yapılmasını rica ederim. Dahiliye nazırı Talat
Paşa.
Tehcir olayının en önemli üç kişisi, harbiye nazırı
Başkomutan Enver Paşa. Dahiliye vekili Talat Paşa. Sadrazam Sait Halim Paşa.
Tabi bunlara ek olarak Suriye, Kudüs, Beyrut genel valisi
Cemal Paşa.
Şimdi biz bu üçlü ittihatçi iktidar kadrosunun en önemli
adamı Talat Paşa üzerinde duralım.
Osmanlı Mebusan Meclisi'nin en güçlü adamı Talat Paşa
idi. Peki ona en yakın kişi kimdi?
İstanbul Mebusu Krikor Zohrab, Talat Paşa ile İstanbul
şehir kulübünde bu ikili sık sık bir araya gelirdi. Aynı zamanda Zahrab efendi,
mebusan meclisin en gelişken aydınıydı. Üstelik hitabesi, güçlü bir
konuşmacıydı.
Birgün gece yarısı mazhar şehri İstanbul, bahar gecesinin
yıldızlarla donanmış sabaha karşı mebusan meclisin en saygın estetik giyimli
edebiyatçı Zohrab'ın kapısı vurulur. Sivil giyimli kişiler, Zohrob Bey evde mi
derler. Sonra evet sonra onun eşi korku içerisinde çocuklar ürkek sivil
giyimliler endişe edecek bir şey yok diye eşini teskin ederler.
Gözyaşları içerisinde olan Zohrab'ın eşi, 'Onu nereye
götürüyorsunuz' diye sorar. Sonra onu Haydarpaşa Garı'nda Konya trenine
bindirirler.
Krikor efendi, yanındaki kişilere arkadaşım Talat Paşa'ya
bir telgraf çekeceğim der. Anma ona hiçbir zaman cevap gelmez.
Çünkü mebusan meclis üyesi uluslararası hukukçu süreç
içerisinde durumu anlar. O ölüm yolculuğuna götürülüyordu.
Eşine yazdığı bir veda mektubunda "Sevgili
karıcığım, bizim için son perde açılırken arkadaşlarıma Talat'a, Halil'e Cavit
Bey'e, Dr. Nazım'a yazdığım mektuplara cevap alamadım.
Ne hazin bir tecelliki en yakın dostlarım beni yalnızlığa
terk ettiler.
Aslında onlar, benim ölüm fermanımın altına imzalarını
attılar. Biz geçmişte yola çıktığımız en yakın arkadaşımız beni ve halkımızı
sonsuzluğa yolluyorlar.
Sevgili karıcığım daha fazla yazacak gücüm kalmadı.
Hayatta kalmazsam çocuklarıma son öğüdüm ve son arzum,
uyum içinde olsunlar. Sana saygı göstersinler. Senin kalbini kırmasınlar.
Beni hatırlasınlar. Ölürsem iki bin lira al ve bu miktarı
hayırsever kuruluşlara bağışla ve senden son arzum, boğazda bebeğe git, benim
yerime martılara yem ver. Sonra onların uçuşunu seyret. Seni ve çocuklarımın
gözlerinden öperim. Ben herzaman yanınızda olucağım. Mebusan meclis üyesi
Krikor Zohrab.
Evet bu güzel insanlar bir gün gittiler. Onlarla beraber
uygarlık son buldu.
Acaba bir zamanlar evrensel dünya şehri olan İstanbul, ne
durumda?
Tüm dünya dillerinin konuşulduğu bu antik şehirden geriye
ne kaldı? Aydınlanma tasviye edildi.
Genel olarak 24 nisan kara bir gündür.
Özetle söylemek gerekirse insanlığın geleceği halkların
barış içerisinde bir arada yaşamasıdır.
http://www.iskenderunses.net/yazar.asp?yaziID=18379
2 yorum:
Örsan öymen yaşamıyor, yanlışlık yapılmış.
Gerceklere bir kez daha dokundugunuz icin tesekkürler.
Saygilar
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.