Yazar Sait Çetinoğlu’nun
Ermeni Soykırımı üzerine Ermenistan'da gazetecilik yapan Haykanush Aloyan’la
yaptığı röportajı okurlarımızla paylaşıyoruz... "1915 Soykırımı’nın
hazırlayıcılarından İttihat Terakki, tetikçileri ise Kürtler olmuştur. Kürtler,
İttihat Terakki’den yüz bulmuş ve durumdan nemalanmıştır. Sağlanan bu fayda ve
çıkar hâlâ devam ediyor. Bu durum, Soykırımın 100. Yıl dönümünde hala en önemli handikaplardan biri.
Soykırımdan nemalananlar devlet tarafından
rehin alınmışlardır. Diğer yandan, “Özgürlükten”
yana olduğunu ifade edenler, “sosyalizm” iddiasında olanlar da, “Kürt
Özgürlük Hareketi” denen o yapıya bağımlı oldukları için, seslerini çıkaramaz
durumdadır. Dolayısıyla bu yıl, 2015’e bir kala, yapılabilecek fazla bir şey
olduğunu sanmıyorum. Bu bizim, hepimizin ayıbı, toplumun büyük bir ayıbı.
***
Yazar Sait Çetinoğlu’nun
Ermeni Soykırımı üzerine Ermenistan'da gazetecilik yapan Haykanush Aloyan’la
yaptığı röportajı okurlarımızla paylaşıyoruz
HABER MERKEZİ (30.05.2014)-
Yazar Sait Çetinoğlu’nun Ermenistan’da gazetecilik yapan Haykanush Aloyan’la
Ermeni Soykırımı üzerine gerçekleştirdiği röportajı okurlarımızla paylaşıyoruz.
Ermeni Soykırımı’nın 100. Yıl
dönümüne bir yıl kala ne tür gelişmeler yaşanabilir?
Haykanush Aloyan: Devletin bu
konuda dört yıllık bir projesi var. Proje, Türk Tarih Kurumu’nun internet
sitesinden de görülebilir. Ne tesadüf ki, tam da böyle bir süreçte Sevan
Nişanyan gibi, sözünü esirgemeyen cesur bir Ermeni aydın, bir bahane üretilerek
dört yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Bir diğer önemli olay da Türkiye’yi
sıçrama tahtası olarak kullanan cihadistlerin Suriye’deki Ermeni kasabası
Kessab’ın işgal edilerek Soykırımın ikinci kez yurt dışına uzatılmasıdır.
Armenian Weekly’deki bir
yazıda Soykırımın 100. Yıl dönümü konusunda, Türkler, yani devlet, bizden daha
iyi çalışıyor deniyordu. Ki doğrudur. Türkiye’deki “Muhalif” olan kesim de bu
konuda bir şey yapmaktan ve üretmekten uzak. Soykırımın 100. Yıl dönümünün
startı, yani başlangıç süreci Öcalan’ın 2013 Newroz konuşmasında görülebilir. Önemli
ipuçları orada var. KCK Eşbaşkanı Besê Hozat’ın konuşmaları da bu çerçevede
okunabilir. “Beni en iyi anlayan Besê Hozat’tır” diyen Abdullah Öcalan’ın ve
diğerlerinin bu konudaki aynı yönde açıklamalarıyla devletin yanında nasıl
hazırlandıklarını görüyoruz. Bu konuda devletin kontrolündeki Öcalan’ın
söylediklerine itibar edilmemeli yanında durulmamalıdır.
-Neden böyle bir tablo ortaya
çıkıyor?
1915 Soykırımı’nın
hazırlayıcılarından İttihat Terakki, tetikçileri ise Kürtler olmuştur. Kürtler,
İttihat Terakki’den yüz bulmuş ve durumdan nemalanmıştır. Sağlanan bu fayda ve
çıkar hâlâ devam ediyor. Bu durum, Soykırımın 100. Yıl dönümünde hala en önemli handikaplardan biri.
Soykırımdan nemalananlar devlet tarafından
rehin alınmışlardır.
Diğer yandan, “Özgürlükten”
yana olduğunu ifade edenler, “sosyalizm” iddiasında olanlar da, “Kürt Özgürlük
Hareketi” denen o yapıya bağımlı oldukları için, seslerini çıkaramaz
durumdadır. Dolayısıyla bu yıl, 2015’e bir kala, yapılabilecek fazla bir şey
olduğunu sanmıyorum. Bu bizim, hepimizin ayıbı, toplumun büyük bir ayıbı. Kaldı
ki Kessab örneği çok şeyi açıklamaktadır:
Soykırımın 100. Yılına bir
kala, bir Ermeni kasabası ve bir yeryüzü cenneti Kessab’a Türkiye üslerinden
yapılan saldırıyla kasabanın boşaltılması, Türkiye üzerinden yapılan yağma ve
talanlara karşı sürdürülen sessizlik düşündürücüdür. Kessab’ın sakinleri
Musadağ’da 40 gün direnenlerin çocukları ve torunlarıdır. Kessab’a karşı
yapılan bu hareket 1915 Soykırımının
günümüze uzanması olarak okunmalıdır.
İnsanlar atalarının doğup
büyüdüğü yöreleri gönül rahatlığıyla gidip ziyaret bile edemiyor. Bu durum
Soykırım sürecinin hâlâ devam ettiğinin göstergesidir.
-Türkiye devletinin
geleneksel inkârcı tutumunda 100. Yıl dönümünde bir değişime yol açması
beklenebilir mi?
Hayır, devleti bir yere
zorlayacak olan kesin taban var olmalı. Tabanda böyle bir eğilim yok. Mesela
“Kürt Özgürlük Hareketi”nin bazı temsilcileri, “Dedelerimiz böyle bir şey
yaptı, bunu kınıyoruz” demekle yetiniyor. Bunun ötesine giden yok.
Burada, “soykırımdan sorumlu
değilim” iması var ve evrensel
normlarına göre böyle bir yaklaşım, Nazi anlayışı olarak eşleştiriliyor
ve cezaya tabi tutuluyor. Türkiye’de ise “özgürlük savaşçısı” denilebiliyor.
Türkiye izole bir yer,
kendini dünyadan soyutlamış bir ülke ve buradaki “sosyalizm” iddiasındaki
insanlar ve “yapılar” da enternasyonalizmden
uzaklar. Kendi kendileriyle
yetiniyorlar, sorunlara yaklaşımlarında da enternasyonel bir kaygı yok, dolayısıyla Soykırımın 100. Yılında
Soykırımın tanınması ve yüzleşmede
uluslararası adalet arayışı hareketinin içerisinde Türkiyeliler yer
alamayacaktır demek mümkün. Şimdiye
kadar yer alabileceğine dair bir işaret görmedim.
-Ermeni Soykırımı’nın 100.
Yıl dönümü vesilesiyle dünya çapında yaygınlaşan ve daha yoğun etkinlikler
beklenebilir mi?
Adalet arayışı dünyanın her
tarafında devam ediyor ve bu önümüzdeki yıl çok daha yükselecek. 1915 Soykırımı
sürecinde katledilen, veya bir şekilde hayatta kalmayı başararak başka
ülkelerde yaşamak zorunda bırakılan Batı Ermenilerinin bugünkü torunlarının ve
bunların adalet arayışının yanında olan ve
destekleyenlerin giderek ivmesi yükselen bir eylemlilikler içinde olacaklarını
düşünüyorum.
Ne kadar izole bir ülke olsa
da bunun Türkiye’ye yansımaması düşünülemez.
Türkiye’den yükselecek
vatandaşlık hakkının iade edilmesinin istemesi ve bu doğrultuda nüfus kayıt
bilgilerine erişimin sağlanmasının talep edilmesi gibi son derece yerinde
ve haklı taleplerin destek bulması,
başlangıç için önemli bir adım olabilir.
-Kürt siyasetinin önemli
isimlerinden Ahmet Türk, 1915 Soykırımı konusunda özür diledi. Bunu nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Ahmet Türk tanıdığımız ve
sevdiğimiz biri. Fakat ortada hazin bir durum da var. Ahmet Türk bugün Mardin
Kızıltepe’yi kontrol ediyor. Kızıltepe’nin asıl adı Tell Ermen yani Ermeni Tepesi, dönemin nüfus
kayıtlarında da bölgede ağırlıklı olarak Ermenilerin yaşadığı görülebilir,
fakat bugün orada hiç Ermeni yok.
Ahmet Türk’ün şu an sahibi
olduğu mülkün, yani Kasrı Kanco’nun nasıl elde edildiği açığa çıkarılmalı.
Kasri Kanco’nun bulunduğu yer, 1894-96 Katliamlarında Tell Ermen’deki tek Rum köyü Pakos, din
adamlarıyla birlikte toptan Müslümanlaştırılmış bir köydür. Kasrı Kanco
Konağı’nın üzerinde Türkçe veya Arapça olmayan yazılar hâlâ duruyor. Bunun bir
açıklaması olmalı değil mi? Hüseyin Kanco burayı nasıl elde etti?
Ahmet Türk dedelerinin
yaptıklarından ötürü özür diledi. Kendi dedesi Hüseyin Kanco adına özür
dilemedi, soyut bir dede üzerinden “kabul” de
başka bir tür inkâr ya da inkarın sürdürülmesidir de denilebilir. Sadece Hamidiye Alayları’yla
yapılan işbirliği üzerinden değil, kendi biyolojik dedesi üzerinden de özür
dilemeli insanlar.
El konulan mülkler
konusunda Yves Ternon’un Mardin 1915,
bir Yıkımın Patolojik Anatomisi adlı çalışmasına yazdığım uzun önsöz ve son
sözlerle yaptığım açıklamalarla birçok örneklere yer verdim.
Bugün el konulan Hıristiyan
mülkleri arasında Mor Gabriel ve Mor Avgin Süryani Manastırlarının arazilerinin
işgali güncelliğini koruyor. Bugün bu mülkler üzerinde Kürt aileler oturuyor
yani işgal edenler Kürtler. Mor Gabriyel’i işgal eden aileleri bir yana
bırakırsak, Mor Avgin’i işgal eden ailelerin BDP’ye olan yakınlıkları biliniyor. Parti yöneticileriyle yapılan onca
görüşmeye karşın, mülklerin asıl sahiplerine iadesi konusunda hiçbir ilerleme
olmadı.
Kürtler Soykırım
kurbanlarının adalet taleplerinin yanında olmalı, en azından Ermenilerden, Süryanilerden ve diğer Hıristiyanlardan
Soykırım sürecinde gasp edilerek alınanların
geri verilmesi konusunda Mor Avgin manastırının topraklarını işgal eden
BDP yanlılarının işgal ettikleri topraklardan çıkaracak bir jestle Soykırım
kurbanlarının adalet arayışında önemli bir başlangıca imza atabilirler.
Son olarak 24 Nisan, Ermeni
Soykırımı’nın yıl dönümü olduğu kadar, 1915 Soykırımının provası olan, 1909
Kilikya Katliamı’nın da yıl dönümüne denk gelmektedir. Bu vesileyle Kilikya’da
katledilen, Ermeni, Süryani, Rum ve diğer Hıristiyanları da unutmamak gerekir.
http://www.halkingunlugu.net/index.php/g%C3%BCncel/item/2390-%E2%80%982015-e-do%C4%9Fru-t%C3%BCrkiye-nin-tuzaklar%C4%B1%E2%80%99.html

1 yorum:
1915 soykırımın tetikçisinin sadece kürtler olduğunu söylemenin bir nedeni olmalı. şüphe yok ki bu neden batı ermenistandır. fakat bunu irdelemenin yolu gerçek dışı bir beyan olmamalıdır. tetikçi ermenilerin olduğu her yerdedir ve bunlar sadece kürtler değildirler, değil mi? ayrıca kürt özgürlük hareketinden olanların ses çıkaramamasının söylemek de tam bir tc devlet dili değil midir?
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.