Hollanda’dan AP seçimlerine, yedi Türk kökenli aday katıldı. Türk kökenli adayların hiç biri, doğrudan seçilecek yerde olmadıklarından seçilmeleri, tercih oylarına bağlıydı. En az 20 bin tercih oyu almaları durumunda seçilebileceklerdi; ancak hiç bir aday bu sayıya ulaşamadı...Hollanda’da dikkat çeken diğer bir gelişme de şudur; Hollanda Almelo kentindeki Ermeniler tarafından Ermeni Kilisesi’nin bahçesine 25 Nisan 2014’te, 1915 olaylarına ilişkin ‘Soykırım Anıtı’ dikildi. Bu olay, Türk sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar tarafından Almelo Belediyesi önünde protesto edildi. İçinde, Hollanda Türk Federasyonu, Milli Görüş Güney Hollanda, Hollanda İslam Vakfı gibi birçok kuruluşların imzasını taşıyan bir bildiri okundu. Okunan Hollandaca bildiri, daha sonra Belediye Başkan Yardımcısı Jan van Male’ya verildi. Bildiride Türk toplumunun “soykırım” ifadesinin kullanılmasına itirazı olduğuna vurgu yapıldı.
***
22 Mayıs 2014′ te Avrupa
Birliği üyesi 28 ülkede Avrupa Parlamentosu seçimleri geçekleşti ve katılım
oranı yüzde 43,1 oldu. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın
seçimlere katılım oranı, öteden beri yüksek olmamıştı; ancak Türk
vatandaşlarımızın bu yıl yapılan Parlamento seçimlerine katılımında ciddi bir
düşüş var. Seçimler bitti ve akabinde tartışmalar ve eleştiriler başladı.
Hollanda’dan AP seçimlerine,
yedi Türk kökenli aday katıldı. Türk kökenli adayların hiç biri, doğrudan
seçilecek yerde olmadıklarından seçilmeleri, tercih oylarına bağlıydı. En az 20
bin tercih oyu almaları durumunda seçilebileceklerdi; ancak hiç bir aday bu sayıya
ulaşamadı. Yaklaşık 400 bin soydaşımızın yaşadığı Hollanda’da maalesef
demokratik katılım bilinci tam manasıyla oturmadığından, Türk kökenli
vatandaşlarımızın hakları, Avrupa Parlamentosunda temsil edilemeyecek. Oysa 400
bin Türk’ün yaşadığı ülkede 200 bin civarında Türk kökenli seçmen bulunuyor. Bu
adayların bu kadar düşük oy almış olmaları, hem adayların kendisi, hem de
Avrupa Türk Toplumu örgütlü demokratik bilincinin sorgulanması bakımından
gözden geçirilmesi gereken önemli bir mesele olduğunu düşünüyorum.
“Türk toplumu yaşanan
gelişmelere duyarsız” deniliyor; yerel ve ulusal medya, sivil toplum
kuruluşlarını sorumlu tutuyor, siyasetçiler halkı eleştiriyor, yani herkes
birbirini suçluyor. Adaylar, kampanyalarını sadece Türklere yönlendirdikleri sürece
ve Avrupa’daki Türk seçmenler, Avrupa meselesine bu kadar ilgisiz ve duyarsız
kaldıkları sürece, maalesef önümüzdeki yıllarda gerçekleşecek olan gerek
milletvekilliği gerekse Avrupa Parlamentosu seçimlerinde var olan siyasi
tabloda pek fazla değişiklik olmayacak gibi. Türkiye’deki siyasi gelişmeler,
Avrupa’daki yaşayan Türk toplumunun daha çok ilgisini çekmektedir.
Televizyonlarda her bir tartışma programı kaçırılmadan izleniyor ve Hollanda’da
Türk toplumuna yönelik yayın yapan yerel ve ulusal bazda gazete ve kanallarında
Türkiye’deki siyasi çekişmeler tartışılıyor. Avrupa’da yaşayan ve örgütlü
demokratik bilince ulaşmış bireyler olarak her bir vatandaşımıza şunu iyi
öğretmemiz lazım: “oy kullanmak bir güçtür”. Oy kullanmayan topluluklar,
dikkate alınmaz ve söz sahibi olamazlar. Bu gücü demokratik bir şekilde
kullanmak, sadece bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluktur. Ayrıca Avrupa
Birliği içinde yaşayan soydaşlarımız, siyasi bir güç olarak yek vücut bir duruş
sergilerlerse, bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti, stratejik olarak daha da etkin
bir noktaya gelecektir.
Hollanda açısından bir diğer
önemli mesele de; Hollanda’da aşırı sağ PVV partisinin (her ne kadar 19 Mart
2014 belediye seçimlerinde oy kaybına uğramış olsa da) Avrupa Parlamentosu
seçimlerinde beklenenin üzerinde oy almasıdır. PVV, %13,2 oy olarak 4 vekili
AP’ye gönderdi. Avrupa genelinde Fransa başta olmak üzere aşırı sağcı partiler,
oy oranlarını artırdı. AB Haberin verdiği bilgilere göre; Avrupa’da aşırı sağcı
partilerin aldıkları oy oranı şöyle sıralanıyor: Fransa’da Jean Marine Le Pen
liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Cephe %24,95 oranında oy alarak Avrupa
Parlamentosu seçimlerinde birinci parti oldu. İngiltere’de Avrupa Birliği
karşıtı Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) %27 oranında oy alarak
seçimlerin galibi oldu. Danimarka’da da aşırı sağcı Danimarka Halk Partisi
(Dansk Folkeparti), %26,60’lık oy oranıyla en çok oyu alan parti oldu.
Avusturya’da ise aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) %19,50 ile üçüncü
sırada yer aldı. Macaristan’da aşırı sağcı Jobbik Partisi % 14,68 ile seçimlerde
ikinci parti oldu. Almanya’da ise resmi olmayan sonuçlara göre, Hristiyan
Birlik Partileri (CDU/CSU) %35,30 ile birinci parti oldu. Almanya’da Avrupa
karşıtı görüşleriyle öne çıkan Almanya için Alternatif Partisi (AfD) ise
tahminlere göre %7 oranında oy almayı başardı.
Hollanda’da dikkat çeken
diğer bir gelişme de şudur; Hollanda Almelo kentindeki Ermeniler tarafından
Ermeni Kilisesi’nin bahçesine 25 Nisan 2014’te, 1915 olaylarına ilişkin
‘Soykırım Anıtı’ dikildi. Bu olay, Türk sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar
tarafından Almelo Belediyesi önünde protesto edildi. İçinde, Hollanda Türk
Federasyonu, Milli Görüş Güney Hollanda, Hollanda İslam Vakfı gibi birçok
kuruluşların imzasını taşıyan bir bildiri okundu. Okunan Hollandaca bildiri,
daha sonra Belediye Başkan Yardımcısı Jan van Male’ya verildi. Bildiride Türk
toplumunun “soykırım” ifadesinin kullanılmasına itirazı olduğuna vurgu yapıldı.
Bu ifadenin, yalnızca uluslararası mahkeme tarafından verilecek karar sonrası
kullanılabileceği hatırlatıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin
Perinçek-İsviçre davasında 17 Aralık 2013 tarihinde verdiği karara da dikkati
çeken STK’lar, mahkemenin 1915 olaylarıyla ilgili olarak “soykırım” ifadesinin
kullanılamayacağını belirttiğini kaydettiler.
Yine 1 Haziran 2014’te,
Hollanda Diyanet Vakfı tarafından Ermeni Kilisesi’nin bahçesine ‘Soykırım
Anıtı’ dikilmek istenmesini protesto etmek için miting yapıldı. Mitinge
katılanlar, gerek ellerindeki dövizlerle gerekse attıkları sloganlarla dikilmek
istenen anıtı protesto etti. Tüm itirazlara, protestolara ve imza
kampanyalarına rağmen sözde soykırım anıtı dikildi.
Bu tarz etkinliklerde sadece
sesimizi duyurmak değil, ses getirmek önemli. Aklımızı ve bilgimizi kullanarak
yaklaşım göstermemiz gerekir. Devletimiz savunmaya odaklanmak yerine, bir hedef
belirlemeli. Yapılan çalışmalar, açılmış olan arşivler, sunulan dokumanlar,
şeffaf bir şekilde dünyaya sunulmalıdır. Öyle bir sunulmalı ki; bu konu bir
daha açılmamak üzere kapatılmalı. Verilen mesajlar bireysel, yöresel ve
toplumsal olarak bütün gerçekleri göz önüne sermeli. Bu olay, bizlere burudan
gösteriyor ki Ermeni diasporası boş durmuyor.
2015 yılı, sözde soykırım
iddialarının 100. yılı olması hasebiyle ülkemiz için zor bir yıl olabilir. 2015
yılında devletimizden bazı alçakça tavizler için önerilerde bulunulabilirler,
kendi bulundukları ülkelerinin meclislerinde karar alma cüretine
girişebilirler. Devletimizin tüm birimleri ile yapacağı şey, bu yöndeki
politikalarını gözden geçirip hiç bir şekilde savunmaya odaklanmadan
politikalar üretmek olmalı. Bizler, gücünü şanlı tarihinden alan ve geleceğe bu
tarih şuuru ile yürüyen aziz milletin evlatları olarak, her zaman ve her şartta
birlik ve beraberlik içinde yaşamasını biliriz. Bunun kanıtları, hem
geçmişimizde var, hem şu andaki yaşantımızda mevcuttur. Yeter ki bizler bir
olalım, diri olalım hep birlikte milletimiz için çalışmaya devam edelim.
Leyla SARIKAMIŞ – SASAM
Hollanda Temsilcisi
http://sahipkiran.org/2014/06/03/hollanda-turk-toplumu/
http://www.turkishny.com/other-news/4-other-news/153241-hollanda-turk-toplumunun-gundemi-ap-secimleri-ve-ermeni-diasporasinin-faaliyetleri

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.