Mehmed Şevket Eygi
Medyada hayli Ermeni var. Bir kısmı tek kimlikli Ermeni.
İsimleri Ermeni ismi, dinleri ya Gregoryen, ya Katolik, yahut Protestan. Ateist
veya marksist olanı da vardır her halde… İnançlarımız, fikir ve görüşlerimiz
birbirine uymasa da bunlardan rahatsız değilim. İçlerinde Türkçelerini,
kültürlerini takdir ettiklerim de vardır.
Bir de Kripto Ermeniler var. Onlar iki kimlikli, dıştan
Müslüman gibi görünüyorlar ama asıl kimlikleri Ermenilik. Hayır, isim
vermeyeceğim, buna hem hakkım yok, hem de fitne fesat çıkartmak istemem. Bu
Kripto Ermenilerin bir kısmı çok yıkıcı hareket ediyor.Bazıları dıştan Alevî
görünüyor, Aleviliğe de zarar veriyor. Artık Türkiye’ye hayli hürriyet geldi.
Keşke iki kimlikliliği bıraksalar, asıl kimlikleriyle arz-ı endam etseler.
Müteveffa Hırant Dink böyle yapmıştı.
Türkiye gazetesinin 9 Şubat 2012 tarihli nüshasında
“Ermeniler Kendi Kimliklerine Dönüyor” başlıklı haberde anlatılan, mahkeme
kararıyla iğreti Türk (veya Kürt), Müslüman kimliklerini bırakıp, tek kimlikli
Ermeni olan vatandaşlarımız…
Osmanlı imparatorluğunun varisi Türkiye Cumhuriyeti bir
çeşitlilikler meşheriydi.
Ana kimlik Türkiyeliliktir.
Rivayete göre halen yetmiş sekiz ırk ve kavim varmış.
Nüfusun bir kısmı iki kimlikli.
Kripto Yahudiler: Dönme denilen ama dönmemiş
Sabataycılar… Sabataycı olmayan Kripto Yahudiler… Pakradunileri Yahudi mi
sayacağız, Ermeni mi?
Ülkemizdeki Kripto Yahudilerin yekun sayısı bir milyondan
az değil.
Yine en az bir milyon Kripto Hıristiyan var.
Türkiye, bu Kriptolar meselesini halletmedikçe güvende
olmayacaktır.
Somadaki faciadan sonra oraya dıştan Alevî görünen
ekipler gönderildi, fitne fesat kargaşa çıkartılmak istendi.
Gezi hadiselerini yapanlar Sünnî midir?... Alevî midir,
Kripto mudur?
Kriptolara karşı devekuşu gibi başını kuma gömmekle
hiçbir çıkış yoluna ulaşılamaz.
Milyonlarca Kripto Türkiye’nin acı ve çetin realitesidir.
Yahudiler, Ermeniler, Rumlar, diğer gayr-i müslim
unsurlar Osmanlının Milletler Birliği sisteminde barış, din ve kimlik hürriyeti
içinde yaşadılar ve var oldular.
Sömürgeci devletler bu unsurları Devlet’e düşman etti,
devlet yıkıldı, yerine laik Cumhuriyet rejimi kuruldu ve hepsi târümar oldu.
Ortodoks Rumlar Osmanlı devleti sisteminde,
Müslümanlardan sonra ikinci Milletti. Osmanlı sistemi devam etmiş olsaydı,
bugünkü sınırlarımız içinde en az beş milyon Rum yaşayacaktı… Yine en az beş
milyon Ermeni…
Rumların ve Ermeniler bir kısmı (hepsi değil) emperyalist,
sömürgeci devletlere, misyonerlere uydular, bindikleri dalları kesip düştüler.
Onlar yanlış ata oynadı ve kaybetti.
Laik faşist rejim sadece Rumları, Ermenileri mahv etmedi,
çoğunluktaki Sünnîlerin de canına okudu.
Alevîleri de rahat bırakmadı.
Keşte Ermeniler tebaa-i sâdıka olmakta devam etseydiler.
Keşke Osmanlı vatandaşı İzmir Rum metropoliti
Hrisostomos, düşman Yunan ordusunu karşılayıp takdis etmemiş olsaydı, Osmanlı
tarafından yer alsaydı.
Keşke Osmanlı devleti birinci dünya savaşını kayb etmemiş
olsaydı.
Keşke keşke keşke… Ah bu keşkeler!
* (İkinci yazı)
En Büyük Hizmet ve Himmet nedir?
2014 Türkiye’sindeyiz. Ülkenin ve dünyanın hali mâlum.
Acaba bugünkü şartlar içinde halkımıza yapabileceğimiz en hayırlı hizmet nedir?
Bu soruya hiç tereddüt etmeden “İman ve Kur’an
hizmetleri” cevabını verebiliriz. Milyonlarca vatandaşımızın bu hizmetlere
büyük ihtiyacı vardır.
Altmış küsur yıldan beri Müslüman halk cami binası
yaptırtmayı en büyük hizmet biliyor ve yurt sathını kubbeli, uzun minareli,
çinili, nakışlı, halılı, klimalı, kaloriferli sanatsız müzeyyen yeni camilerle
doldurmuş bulunuyor.
Keşke basit, süssüz camiler inşa edilseydi de, hizmet
paralarının geri kalan büyük kısmı ile halkın ve bilhassa gençliğin imanını
kurtarma hizmetleri yapılmış olsaydı.
Evet, gayret ve himmetlerimizin yüzde 90’ını imanî ve
Kur’anî hizmetlere yönlendirmeliyiz.
Bir insan için imansızlık en büyük felaket ve hüsrandır.
Geçerli bir imanı yok ama Karun kadar serveti var,
Firavun gibi lüks ve ihtişamlı bir hayat sürüyor, özel uçaklarla, limuzinlerle
geziyor… Ne işe yarar? Yarın ölecek, cesedi iki metrelik bir çukura konulacak,
mirası paylaşılacak… İmanı yoksa kabir azaba başlayacak. Daha sonra Kıyamet
kopacak, insanlar Mahşerde toplanacak, Mahkeme-i Kübra kurulacak ve imansızlar
Cehenneme atılacak. Dünyadaki muazzam serveti hiçbir imansızı ahirette
kurtaramaz.
Şu üniversitede okuyan delikanlı fena bir insan değil ama
imansız kalmış. Ailesi ona imanı öğretmemiş, okullardaki mecburî din kültürü
dersi de iman kazandırmamış. Çevresindeki Müslümanlar da ona iyi bir örnek
olmamışlar. Zavallı imansız yetişiyor. Yok mu ona imanı öğretecek bir şahıs
veya teşkilat?
Yüksek tabakaya mensup bir gencin eline Mızraklı İlmihal
vermekle onun hidayetine sebep ve vesile olamazsınız. Yanlış anlamayın,
Mızraklı İlmihali hafife almıyorum, o çok kıymetle bir eserdir ama bizim gencin
gönlü onu okumakla ihtizaza (titreşim) gelmez. Ona başka bir üslupla, başka bir
edebiyatla hitap edilmelidir.
Camiyle ilgileri kopmuş gençleri ve halkı nasıl imana
çağıracağız?
Bu iş parayla satılan ticarî kitap, risale, CD ve
kasetlerle olur mu sanıyorsunuz?
İman ve Kur’an hizmetleri parasız, ticaretsiz
yapılmalıdır.
Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam İslamı ve Kur’anı
tebliğ ederken para, ücret, maaş almadı.
İman ve Kur’an hizmetleri Allah için ihlasla ücretsiz
yapılır.
Yaratanın rızası için yapılan hizmetlerin ücreti
yaratıklardan istenmez ve alınmaz.
Cahiller, ilimsizler, irfansızlar, hikmet fukaraları
böyle hizmet yapamaz.
İman ve Kur’an hizmetleri aşkla ve şekle yapılır ancak.
Allahın Resulü müjdeliyor: Allahın bir kulunu, senin
vasıtanla hidayete kavuşturması (iman etmesi), senin için, üzerine güneşin
doğduğu ve battığı her şeye sahip olmandan daha hayırlıdır.
Şu dünyadaki büyük ticaretlerden biri de, rızaen lillah
iman ve Kur’an hizmetleri yapmak, insanların mü’min olması için gerektiği gibi
çalışmaktır.
Sen bu çalışmaların ve çırpınmaların sonunda bir kişinin
bile imanına vesile olmasan bile Ekremülekremîn olan Allahü Teala ve Tekaddes
hazretleri seni ücretsiz ve mükafatsız bırakmaz.
Ah ah ah!.. Ramazan geliyor ve bizler Türkiye ve Ümmet
çapında iman ve Kur’an hizmetleri hazırlıkları içinde değiliz.
Camilerde ve her yerde bedava dağıtılacak yüzlerce çeşit,
milyonlarca adet faydalı broşürler yayınladık mı?
Bırakın yahu şu cemaat ve baron holiganlığı yapan
yayınları!.. Bendeniz iman ve Kur’an tebliği yapan broşürlerden bahs ediyorum.
Darphane gibi para basan şu büyük camiin derneğinin
idarecileri, elinizdeki büyük paralarla ne gibi yayınlar hazırladınız halk ve
gençlik için?
İslamî camianın sayın bilenleri!.. Bu konuda ne gibi
hazırlıklarınız var sorabilir miyim?
Biz Müslümanlar hak dinimiz için, Yahova Şahitlerinin
kendi sektleri için çalıştığı kadar niçin çalışmıyoruz?
İslam İslam deyip duruyoruz ama niçin İslamı hakkıyla
yaşamıyoruz?
Önümüzdeki Ramazanda bakalım, kaç içkili ve fuhuşlu lüks
otelde israflı (israf haramdır, gösterişli iftar ziyafetleri verilecek?
Kaç Ramazan çadırının kapısına “Bu akşamki iftarı zengin
zade zengin bey veriyor, duyduk duymadık demeyiniz” levhaları konulacak?
Bakalım yurt çapında kaç Müslüman evinde gösterişli,
riyalı, rekabetli, şatafatlı, ihtişamlı iftar ziyafeti verilecek.
Tellioğullarının iftarı mı daha zengindi, Zilloğullarınınki mi?
Ziyade ailesinin büyük iftarında masalarda 11 ayrı çeşit
hurma varmış!.. Ya öyle mi?
Ramazan perhiz ayı, bizim bazılarımız bayrama kilosu
artmış çıkar.
İmamı Rabbanî hazretleri buyurmuş: Siz Ashab-ı kiram
hazeratını görmüş olsaydınız onlara deli derdiniz, onlar sizi görselerdi, size
Müslüman demezlerdi.
5.6.2014
http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Medyadaki_Kripto_Ermeniler/20212#.U5Fppfl_vC2
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.