Tarık Yiğit
Amerika`ya ilk Büyükelçimiz 1914 yılında Osmanlı Devleti
zamanında atanmış. O günden bu güne tam bir asır geçmiş. Ermeni meselesi ise
Amerika`da hala asırlık sıcaklığını koruyor. Geçen hafta Ahmet Davutoğlu`nun
sözde “İhanet mektupları” iftirası ve arkasından Davutoğlu`ndan aldıkları gazla
hızını alamayan “Havuz medyası”nın Camia`ya çirkin saldırılarına şahit olduk.
Erdoğan ve Davutoğlu Senato`da kabul edilen Ermeni tasarısının faturasını Hizmet`e
keserek asırlık Ermeni meselesini bir hamlede çözüverdi!.. Yüz yıllık suçlu
bulundu!.. Utanmasalar şunu diyecekler. “Evet Ermeni mezalimi de oldu bu
ülkede. Ama onu da bu Hizmet yaptı. O Ermenileri de Hizmet katletti. Bakmayın
siz bunlar öyle bir örgüt ki kendilerini bir asırdır saklamışlar. Gelin ey
Ermeniler el ele verelim bu Hizmet`i ortadan kaldıralım ve bu işi çözelim”...
Davutoğlu koca devletin dışişlerini “kanaatle” idare ediyorsa bende de sıradan
bir vatandaş olarak bu “kanaat” hasıl oldu... Amerika`da 42 eyalet Ermeni tasarısını zaten tanıyor.
Devletimiz, Davutoğlu, hariciyemiz bu konuda ne yapmıştır? Hizmet bu yıl
itibariyle 48 eyalette Türkiye tanıtım günü organize ediyor. Sen devlet olarak
tam yüz yıldır kulağının üstüne yan gelip yat. (Bu da Cemaat'in soykırımla ilgili görüşü, al birini vur ötekine. HYETERT)
Hariciye olarak yüz yılda ve güya en görkemli olduğunuz
son on yılda bu konuda bir çuvaldız boyu dahi mesafe katetme... Sonra da çık
kirli ve adice iftiralarla milletin en hassas olduğu Ermeni konusunda Hizmet`i
hedef haline getir. Bu tam anlamıyla millete Hizmeti alçakca düşman olarak
gösterme hamlesidir. Bunu Ankara`daki “süzme sızıntılar”ın yaptığında kimsenin
şüphesi omasın.
Türkiye`yi idare edenlerin yıllarca Türkiye`yi anlatma
gibi bir derdi ve programı olmamıştı. Hele Ermeni meselesini çözme Amerika,
Avrupa ve dünyaya anlatma gibi bir meselesi de olmamıştır. Hariciyecilerimizin
en güzel yaptıkları gurbette yaşayan Anadolu insanından olabildiğince uzak
durmak, yok yok alabildiğine kaçmaktı. Devletin kendini 'tanıtma' gibi bir
derdi olmayınca halk da kendi aş ve iş derdine düşmüş ve derken yıllar yılları
devirmiş milletin de böyle bir derdi olmamıştır. Ta ki Hizmet bu işe el
atıncaya kadar. Dolayısıyla da hariciyecilerimiz ile halkımız arasında
katmanlar oluşmuş. Bütün bunlar dünyada ve Amerika`da uzun yıllar böyle oldu.
Bundan sonra Erdoğan ve Davutoğlu marifetiyle bu bölünmüşlük Amerika ve bütün
dünyada artarak devam eder. Yani Erdoğan`ın saçtığı iftirak tohumları artık
bütün dünyayı sarar.
Türkiye`nin Amerika`da en büyük ve ses getiren programı
nedir? 'Türk günü yürüyüşü'. Türkiye`den bir kaç milletvekili ve bakan gelir.
En ön safta yerlerini aldıklarında öyle bir yürürlerki sanki dünya onlarla
beraber yürür. İşte öyle yürürler. Peki katılımcılar arasında Amerika`lı bir
senatör, milletvekili, belediye başkanı, yazar, gazeteci, vs. varmıdır? Amerika
medyasında yer alırmı bu büyük nümayiş? Hayır mümkün değil. Boş sokaklara
yürüdük yıllarca. Türkiye`de bazı medya organları yıllarca bu yürüyüşü öyle bir
sundular ki Türkiye`de izleyenler zannettiler ki Amerika`yı fethettik. İnlettik
Manhattan sokaklarını. Hele birde mehter yürüdüyse o meşhur sokaklarda iş
bitmiştir. Halbuki bu koca yürüyüşün sonunda puan tablosuna baktığınızda bir
puan bile yok. Yıllarca Ermeni Tasarısı konusunda da yine aynı oldu. Bir grup
insan sokakta ellerinde bir iki pankart ve bayrakla bu işi çözeceğini
zannettiler. Hariciyemiz yıllarca bu cılız ve silik adımlarla avundular. Oysa
hariciyemiz Vaşington`da, Kongre`de, Senato`da yoktu.
Yıllar önce bir arkadaşımla New York`un başkenti Albany
şehrine meclis ziyaretine gitmiştik. Bizi orada o dönem 'demokratların duayeni'
diye bilinen çok kıymetli bir vekil karşılamıştı. Geçmiş yaşına rağmen bizi çok
sıcak ağırlamış ve meclisi ve senatoyu bizzat gezdirmişti. Sonra odasında
otururken kendisini Türkiye`ye davet etmiştik. Bize şöyle demişti. Hiç
unutmuyorum. "Davetiniz için çok teşekkür ederim. Ama size samimi bir şey
söyleyeyim mi? Siz bu konuda çok geç kaldınız. Bu çatının altından İsrail`e en
az giden üç kere gitmiştir. Bende gittim. Odamda ve duvarda asılı hediyelerden
de anlamalısınız" dedi. Odası İsrail bayrakları ve birçok hediyelerle
süslüydü. Ve şöyle devam etti. "Artık sizin hediyeler de odamı
süslüyor". Ve duvarda asılı kilime gözlerim takıldı. Asılacak kilimler,
hediyeler ve süs eşyaları için daha çok yerler vardı duvarda...
Buradan şu sonuç da çıkar. demek ki New York`un başkenti
yıllarca bir hariciyemiz tarafından ziyaret edilmemiş. Sadece New York mu?
Hayır bütün eyaletler. İddia ediyorum ki bütün hariciyemiz Amerika`nın eyelet
senato ve meclislerini Hizmet vesilesiyle tanımış ve ziyaret etme imkanı
bulmuştur. Bir çok Vali, Senatör ve Milletvekillerini Hizmet vesilesiyle tanıma
imkanı bulmuştur. Yıllar önce bir Ermeni tasarısı öncesi New York Başkonsolosu
Camia`dan birisini arıyor ve diyor ki, “Albany sehrinde bir milletvekili bu
tasarıyı çok hararetle destekliyor sizin orda arkadaşlarınız vardır lütfen
söyelesiniz de ziyaret edip görüşseler”.. Bu AKP döneminin hariciyesi bir
sahıstır yani Hizmet`in “günah” ortağıdır.
İddia ediyorum devletimizin Amerika`da Türkiye lobiciliği
adına yüz yılda yapamadığını Hizmet Hareketi on yılda yapmıştır. Dolayısıyla
Hizmet`in Türkiye Lobiciliği adına on yılda yaptığını bundan sonra AKP yüz
yılda ya-pa-maz. Yıllarca Camia`nın kurumlarının bir çok programına katılıp
taktirlerini her mahfilde dile getiren hariciyemizdi. Kendileri tarafından
“Türkiye`nin gerçek temsilcileri” diye lanse edilen bu Hizmet kurumları nasıl
oldu da bir anda “hain” ilan edildi? Şayet bu kurumlar bir ihanet için de ise
Başta Abdullah Gül, Erdoğan sonra Davutoğlu ve bütün hariceye bu ihanetin
ortağıdır. Hizmet`in Türkiye`yi tanıtımı adına yaptığı fedakarlıkları en iyi
bilen Gül, Erdoğan ve Davutoğlu`dur. Erdoğan ve Davutoğlu`nun Amerika`daki
faaliyetlerden ciddi rahatsızlık duyduğunu biliyorum. Çünkü devlet ve dışişleri
Hizmet`in yaptığı programları rüyasında dahi görememiştir. Onların ve devletin
bu manada hayal ettiklerini Hizmet nokta koyuyor ve geçiyordu...
Bugün Türkiye`nin sesi Amerika`da, Vaşington`da biraz
çıkıyorsa, Türkiye diye bir devletin varlığı biliniyorsa, Amerikalı`lar hindi
ile Türkiye`yi ayırt edebiliyorsa bu Hizmet`in fedakarca, özveriyle samimi
çalışmalarıyla olmuştur. Şimdi sen kalkacaksın Türkiye`nin Amerika`da en gür
sesi ve sedası olan Hizmet`i İhanetle suçlayacaksın. Bu Türkiye`ye ihanetin en
büyüğüdür. Bu ihanet ve iftira tarihin sayfalarında Erdoğan ve Davutoğlu adına
kara bir leke olarak yerini almıştır…
http://www.hurhaber.com/tarik-yigit/amerika-daki-turkiye-camia-ve-ihanet/yazi-16549
2 yorum:
Ayni bu cemaatin ta kendisi ABDnin muhtelif eyaletlerinde sozde okullar kurup sanki orada ogretmen yokmus gibi TCden ithal getirdikleri ogretmenleri bu okullarda calisdirip ABD vatandaslarinin vergileriyle bu ogretmenlere verilen maaslarin buyuk bir bolumunu Turkiyedeki Hizmete aktararak yolsuzluk etmislerdir,,bu yuzden de CIA destegine sahip cemaat ABDde FBI tarafin dan takibe alinmis ve belli yorelerde acilmis okullarin kapatilarak yeni acilmasi beklenilen bu sahte okullarin ise acilmasina izin verilmemisdir..
Hizmete bu aslinda buyuk bir darbedir cunku yolsuzluklarin en basinda kendileri gelmektedirler ,,bosuna da AKP iktidarina leke surup camur atmasinlar.
...her şey iyi hoş da bunları güçlendiren,devlet kademelerine getiren kim?? aralarında ayrılık,anlaşmazlık olmasaydı bu böyle sürüp gidecekti...
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.