Liberal Düşünce Topluluğunun sözünü ettiğim toplantıya
merkezi Paris’te bulunan Batı Ermenileri Kongresi’ni temsilen Garen Mikaelyan
ve Sevag Arsuni katıldı.Sevag ve Garen, Ermeni Diyasporasının önemli bir kısmı
tarafından dillendirilen taleplerin başında gelen en önemli konunun vatandaşlık
hakkı olduğunu ifade ettiler. Batı Ermenileri Kongresi çok açık bir şekilde
diyalogtan yana bir tavır koyuyor. Örgüt bu amaçla Türkiyeli sivil toplum
örgütlerine, aydınlara ve politikacılara ulaşmaya çalışıyor.Ermeni Diyasporası
içinde, baskın eğilimin, 1915’te yaşanan büyük acılar için, özür dileme talebi
olduğu biliniyor. Ama bu talep toplantıdan benim kişisel olarak çıkardığım bir
sonuca göre en azından Batı Ermenileri için öncelikli bir talep
değil.Vatandaşlık elde etmenin daha önemli ve öncelikli olduğunu düşünüyorlar
ve bunu açıkça ifade ediyorlardı.(Korkarız şeyhin kerameti kendinden menkul.Daha -maalesef- diyasporanın büyük bölümünü temsil eden bir kurum ABD'de bile yok. Bu etkili (!) kurumun etkilerini de bilen yok. Kaldı ki diyasporada yaşayanların yüzde birinin bile derdinin soykırımın tanınmasından önce vatandaşlık olduğunu düşünmek, olsa olsa temennidir. HYETERT)
***
Türkiye’nin Ermenistan’la geliştirdiği diyalog umut
vericiydi. Süreç daha sonra tıkandı. Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu,
geçenlerde yaptığı bir açıklamada Karabağ’daki işgal sürdükçe, Ermenistan’la
geliştirilen süreçte bir ilerleme sağlamanın mümkün olmadığını ifade etti.Peki
Ermeni diyasporasıyla daha farklı bir zeminde, Osmanlı Ermenilerinin dünyanın
dört bir yanında yaşayan ve sayılarının 8-10 milyon arası olduğu söylenen torunlarıyla
Türkiye ilişki kurabilir ve 1915’in yüzüncü yıldönümüne yaklaşmaktayken, Ermeni
meselesinde rahatlatıcı adımlar atılabilir mi? Bu soruyu merak eder
dururdum.Merakımı bu hafta başında Ankara’da gerçekleşen bir toplantıda kısmen
de olsa giderme fırsatı buldum.Liberal Düşünce Topluluğu Ankara’da önemli bir
çalışmaya ev sahipliği yaptı. LDT, Merkezi Paris’te bulunan Batı Ermenileri
Kongresi’nin iki temsilcisi ile insan hakları aktivistleri, politikacılar ve
aydınları buluşturdu.***Batı Ermenileri, Ermeni diyasporası içinde anladığım
kadarıyla en etkili kesimi oluşturuyor.Batı Ermenileri kim sorusuna karşılık
olarak, Taraf gazetesinden Hrant Kasparyan, şu tanımı yapıyor:‘Bilimsel
tanımlar dışında, yaygın olan ortak kanıya göre Batı Ermenileri, şu an dünyanın
dört bir yanındaki Ermeni Diyasporasını oluşturan, aynı zamanda Türkiye ve
Ermenistan’da da yaşamakta olan, Osmanlı İmparatorluğunun Ermeni yurttaşlarının
‘vatansız’ torunlarıdır. Onlar tarihi Ermenistan’ın Batı coğrafyasındaki nüfusu oluşturuyordu, şimdi ise dünyaya
dağılmış durumdalar ve on milyondan fazlalar.’Batı Ermenilerinin vatanı,
bugünkü Türkiye’nin Doğu’sudur. Bu bölgenin Ermenileri, Van, Ağrı, Bitlis, Muş
gibi illerde 1915’e kadar Kürtlerle beraber ve iç içe yaşadılar. 1895-94
yılında başlayan olaylar bu illerde beraber yaşayan Kürt ve Ermeni
topluluklarının ilişkilerinde de bir dönüm noktası oldu.Son yüzyılın tarihi,
Kürt Musa Bey ile Ermeni kızı Gülê arasında yaşanan tatsız olaylar, ve trajik
hadiselerle doludur. 1915 felaketinden sonra Osmanlı yurttaşı Ermeniler ana
yurtlarını terk etmeye zorlandılar. Çoğu yollarda telef oldu ve katliama
uğradı. Kurtulabilenler, Rusya’ya ve dünyanın daha uzak bölgelerine
gittiler.***Liberal Düşünce Topluluğunun sözünü ettiğim toplantıya merkezi
Paris’te bulunan Batı Ermenileri Kongresi’ni temsilen Garen Mikaelyan ve Sevag
Arsuni katıldı.Sevag ve Garen, Ermeni Diyasporasının önemli bir kısmı
tarafından dillendirilen taleplerin başında gelen en önemli konunun vatandaşlık
hakkı olduğunu ifade ettiler. Batı Ermenileri Kongresi çok açık bir şekilde
diyalogtan yana bir tavır koyuyor. Örgüt bu amaçla Türkiyeli sivil toplum
örgütlerine, aydınlara ve politikacılara ulaşmaya çalışıyor.Ermeni Diyasporası
içinde, baskın eğilimin, 1915’te yaşanan büyük acılar için, özür dileme talebi
olduğu biliniyor. Ama bu talep toplantıdan benim kişisel olarak çıkardığım bir
sonuca göre en azından Batı Ermenileri için öncelikli bir talep
değil.Vatandaşlık elde etmenin daha önemli ve öncelikli olduğunu düşünüyorlar
ve bunu açıkça ifade ediyorlardı.***Son on yılda Türkiye’de meydana gelen
değişimi hatırlattığımızda, Ermeni misafirlerimizin de aslında bu değişimin
farkında olduklarını gördük. Türkiye’nin Batı’da yanlış algılanmasına yol açan
bir yığın olay ve hadiseye rağmen, bizlerden pek de farklı düşünmüyorlardı.
Hatta Garen bir ara ‘eğer bu değişim olmasaydı, bu toplantıyı Ankara’da
yapabilir miydik’ diye sordu.Kürt meselesinde ve genel olarak demokratikleşme
konusunda atılan adımların arasında Ermeni sorununun yer alması gerektiğini
düşünüyorlar ki, son on yılda bu konuda da sadece Ermeni yurttaşlarımız
bakımından değil, ama gayrı-müslüm yurttaşların hak ve hukukunu korumak
bakımından şimdiye kadar hemen hiçbir hükümetin gündemine almadığı konular
gündeme alındı ve bazı sorunlar sorun olmaktan çıktı.1915 ve sonrasına ait
başta üniversitelerimiz olmak üzere geniş tartışmalar yapıldı. İlk Ermeni
Konferansı yapıldığında evet bir takım nahoş olaylar yaşandı, ama o
konferanstan sonra da birçok konu tabu olmaktan çıktı.***Muhataplık meselesi
LDT’deki toplantıda en çok tartışılan konu oldu. Türkiye kimi muhatap alacak
sorusuna farklı cevaplar, farklı fikirler geldi. Ermeni dostlarımız anladığım
kadarıyla, Ermenistan’la Türkiye’nin ilişkilerinin gelişmesine karşı çıkmıyor,
ama sorunun bu temelde ve merkezinde Ermenistan’ın olduğu bir muhataplık
anlayışıyla çözülebileceğine de pek fazla inanmıyorlar.Ermenistan’ın, nüfusu
itibariyle ve içinde bulunduğu coğrafyanın jeo-poklitik koşulları ve Azerbaycan
ve Karabağ’la yaşadığı sorunlar nedeniyle, Diyasporada yaşamakta olan 7
milyondan fazla Ermeni’yi temsil edemeyeceğine inanıyorlar.1915’in yüzüncü yıl
dönümü yaklaşırken, Ermeni cephesinden bakıldığında Ermeni örgütleri ve Ermeni
devleti arasında, Türkiye’yle diyalog geliştirme ve talepler üzerinden somut
bir programa varma bakımından ciddi sorunlar yaşanacağı çok açık.Ama
vatandaşlık gibi, arşivlerin açılması ve tarihçileri buluşturacak platformların
kurulması gibi temel konularda 2015’e gelinceye kadar atılacak adımların
mutlaka bir muhataplık gerektirmediği de
ortadadır.Türkiye 1915’ten sonra büyük mağduriyetler yaşamış Osmanlı vatandaşı
Ermenilerin, dünyanın dört bir yanına dağılmış torunlarının Türkiye Cumhuriyeti
yurttaşı olma arzularını karşılıksız bırakmamalıdır.Ama Ermeniler de bu muazzam
gelişmenin yani yüzyıl sonra Anadolu topraklarında Türk ve Kürt halkıyla yeni
bir karşılaşma içine girmenin ancak uygun siyasi ve moral koşullar içinde
gerçekleşebileceğini görmeleri gerekir.***LDT’nin değerli konukları, ‘devlet ve
hükümet isterse’ her şeyin bir çırpıda mümkün hale geleceğine inanmış gibi
görünüyorlardı. Oysa Kürt sorununun yakın zaman içinde gelişen tarihi bile
siyasi iradenin önemli olmasına rağmen, halkın ve kamuoyunun da belli bir
olgunluğa erişmesi gerektiğini yeterince anlatıyor. Şöyle bir düşünün ve hayal
edin, ki ben arada bir ediyorum: Türkiye bir zamanlar kendi yurttaşı olan
Ermenilerin torunlarına vatandaşlık statüsü verdiğinde, bu, kendi
coğrafyamızdaki çoğulculuğa ne kadar büyük bir katkı olurdu. Dört-beş milyon
Ermeni’nin bir milyon Süryani’nin, bir milyon Rum’un ve belki bunun yarısı
kadar Yahudi’nin yılın belli bir zamanını-tümünün mümkün olacağını sanmıyorum-
yaşadığı bir Türkiye, kendine daha güvenli, dünyayla daha barışık, demokrasisi
daha ileri bir ülke olmaz mıydı?Benim çocukluğumun geçtiği Midyat’ta bir
zamanlar sokağa çıktığınızda, Arapça ve Kürtçe’nin yanısıra Süryanice de en çok
konuşulan dillerdendi. Süryaniler bizim büyük zenginliğimizdi. Zaman içinde bu
zenginlikten geriye fazla bir şey kalmadı. Medyada Süryaniler’in geri dönüşü
üstüne haberler okursunuz bazen. Kısmen doğru. Bir geriye dönüş var, ama bir o
kadar da çözüm bekleyen sorun var.Osmanlı’nın kültürel mirasının derlenip
toparlanması ve Osmanlı yurttaşı gayrımüslim halklara mensup insanların, bir
zamanlar atalarının yurdu olan topraklarda yurttaşlık statüsü elde etmeleri
Yeni Türkiye’nin olmazsa olmaz hakikatlerinden biridir.Yeni Türkiye’yi, bu
hakikatin bilincinde olan Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu gibi devlet
adamları yönetiyor olması büyük ve çok değerli bir şanstır. "
http://www.haberliyorum.com/md55189-diyaspora_ermenileri_ve_vatandaslik_talebi.html

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.