Zeynep Tozduman
Din adına, Allah adına İslam devleti kurmak isteyen İŞİD ve varsılları El
Kaide- El Nusra- Öso terör örgütleri, Orta doğuyu 3,5 yıldır kan gölüne çevirdiler. Günlerdir
sosyal medyada kan ve dehşet fotoğrafları, clipleri sergilenmekte. Savaş
görüntülerini kanıksadık mı ne? Tepkisiz bir toplum olduk, çıktık. Komşumuza
ateş düşünce bizim ciğerimiz yanmıyorsa o zaman insanlığımızı ve vicdanlarımızı
sorgulamak gerek. Sınır komşularımızın yangına dönüşmüş hayatları; acıtmalı, kanırtmalı bir kez olsun
yüreklerimizi. Radikal İslami terör örgütlerini besleyen/büyüten, orta
doğu halklarının başına bela eden, başta ABD olmak üzere, Türkiye, İsrail,
Suudi Arabistan ve Katar'dır...
Libya'dan sonra Suriye ve Irak'ta kanla beslenen İslami
terör örgütlerinin Sünni olmayan halklar ( Ermeni- Süryani / Keldani, Ezidi,
Şiiler ) dışında, kendileri gibi düşünmeyen/hareket etmeyen Sünnilere karşı da
uyguladıkları akıl almaz ölümler ve tecavüzler neredeyse günlük hayatın bir
parçası haline geldi. Türkiye'de ve Avrupa'da insanlar her gün sokaklara çıkıp
neden ''Orta doğuda savaşa hayır '' demiyor?.demekten kendimi alamıyorum.
Büyük insanlığa neler oluyor?
Bizler neden/ ne zaman/ niçin bu kadar duyarsız ve
umarsız olduk. Orta doğuda yaşatılan zulüm karşısında bizim insanlığımız
kirleniyor. Vicdanlarımız kararıyor görmüyor musunuz? Neredesiniz vicdanlı
insanlar?
Dünya, sanki sessiz bir sinema. Senaristleri; savaş
baronları.Oyuncuları ise kadim mazlum halklar ve inançlar.
Savaşa hayır diyen kesimlerin sesleri neden hep cılız
çıkıyor. ? Ya da medyada niçin yer almıyor? 2 gün önce Paris ve Marsilya'da
Süryani/ Keldanilerin örgütleyici olduğu protesto yürüyüşünde medyadan
öğrendiğimiz kadarıyla Süryani, Ermeni,
Alevi, Kürt ve Fransız vatandaşlarından oluşan kitleyle birlikte yaklaşık 2000
kişiydi. Koca Paris’te savaşa hayır diyen 2000 yürek!
Orta doğu'da ( Savaşa hayır demek! ) küresel güçlere
karşı, inanıyorum ki bizim en güçlü silahımız, 1968 ruhunu yeniden
yeşertmektir. Orta doğuda daha fazla insan ölmeden savaştan etkilenen tüm
halklar, her yeri direniş, her yeri mücadele alanı yapmalı. Dünyanın birçok ülkesinde Suriye ve Irak için
eşzamanlı protestolar yapılmalı.1968 ruhu dünyayı öyle sarmalı ki yobaz
çetelerinin, silah tüccarlarının ve emperyallerin korkulu rüyaları olsun.
Emperyallerin Orta doğuda çıkarları uğruna, kafa kesme,
gövdeden ikiye ayırma, masum çocukları katletme, kadınlara tecavüz etme, her
türlü işkence yöntemlerini kullanma gibi vahşete karşı, dünya hala göz yummaya
devam ediyor.
Musul ve Kerkük'te Kürtler, Ezidiler, Şiiler, Ermeniler,
Süryaniler ve Türkmenler kanla yazılan bir senaryonun ölüm yolcularıdır. Rojava
ve Kobane kantonunda ise günlerdir İŞİD ile savaşan Kürt grupları (PYJ ve PYD )
'nın direnişi, İŞİD'i geri püskürtmeye devam ediyor. Danışıklı dövüşle birkaç
saatte Musul’u alan İŞİD, 5-6 gündür Kobane’de ağır kayıplar veriyor. Çünkü
Kürtler savaşıyor… Orta doğuda ordusuyla İŞİD'e direnebilen tek halktır
Kürtler.
Türkiye ise Rojava ve Kobane'de, Kürt halkının direnişini
kırmak, halk iktidarını boğmak isteyen
baş aktördür. Şimdilerde Orta doğu kanla örülen bir tarihe tanıklık ediyor.
Kadim topraklarda Ana yurdunda, ışığın ve ateşin çocukları yok ediliyor.
Irak ve Suriye'de tüm bunlar yaşanırken, 3 gündür
İsrail'in Gazze şeridinde Filistinliler katlediliyor. Kimyasal gazlarla İsrail
katliam yapıyor. Filistin’de Müslümanlara sıkılan gazlar; Gezi- Lice- Soma direnişlerinde, Biber ve
Portakal gazıyla ünlenen Türkiye'den gidiyor. Sözde İsrail’e düşman gibi
görünen Türkiye, özünde İsrail ile ekonomik iş birliği ve gayrı menkul dostluğu
yaşıyor. Türkiye’den giden gazlar Filistin’de Müslümanları öldürüyor. 3 gündür
Filistin'e operasyonlar düzenleyen İsrail’i, kınamak için göreceksiniz en başta
( öncelikle İsrail'e Gazı veren Türkiye kınanmalı) radikal İslamcı çevreler
sonra da demokratik kurum- kuruluşlar sokaklara dökülecek. Filistin'de katliama
uğrayan mazlum Arap halkı içinde sokağa dökülmeli, Irak’ta 2 aydır İŞİD’in
vahşice saldırıları için de sokaklar işgal edilmeli. Birinin acısını görüp de
diğerini görmemek takiyyeciliktir. Nerede bir vahşet yaşatılıyorsa bu kınanmalı
ve protesto edilmeli.
ABD emperyalizmi 22 ülkede sınırları kanla çiziyor. Onca
insan katlediliyor. Onca kadim halk yerinden, yurdundan ediliyor tık yok
kimsede. Ey insanlar! Ölü toprağı mı serildi üstünüze.
Neredeyse insanlık tarihi kadar kadim olan Hıristiyan
halklar ve inançlar ( Alevilik, Ezidilik) bu topraklardan bir bir siliniyor.
Kimin umurunda? Anayurdunda, Ata toprağında salt inancı uğruna ölüm mangaları
tarafından öldürülüyorlar. Ve insanlık susuyor!
Susmayın ey güzel insanlar! Sustukça, bir gün aynı vahşetin hem tanığı,
hem mağduru siz olursunuz.1400 yıldır yaşatılan karanlığa inat, ışığın peşinde
olmadığımız sürece bu acılar devam edecektir.
Işık direnmektir, ışık vahşet yaşayanların sesine ses
olmaktır, ışık; karanlık güçlerin elinde bomba olmaktır, ışık barıştır, ışık
özgürlüktür. Işık, sevgidir.
Ne mutlu ışığa tutunanlara...
Zeynep Tozduman zeynoege35@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.