M. Serdar Korucu /
serdarkorucu@hotmail.com
Sonunda Ermeni toplumundan biri, Artin Penik, 10 Ağustos’ta
Taksim Meydanı’nda kendini yaktı.... Sonunda kamuoyu beklediği “şehidi”
almıştı. Artık “iyi Ermeni”lerin varlığından kamuoyu emindi. Üzerinden zaman
geçti. Bu kez bu toprakları yönetenlerin günahları nedeniyle doğan silahlı
hareket ülke dışında değil, 80 darbesinin yumruğunu en ağır hissettirdiği doğu
bölgelerinde doğdu. Adı, Kürdistan İşçi Partisi yani PKK’ydi. Artık gözler
Ermeniler’in üzerinden çekilmiş, Kürtler’e yönelmişti. “İyi Ermeni” gibi “iyi
Kürtler” aranıyordu bu kez de. Artin Penik gibi Taksim’de kendini yakan çıkmasa
da, bu kez askere alınan ve çatışmalarda ölen askerler arasında “Kürt şehitler”
öne çıkartılıyor, annelerin Kürtçe ağıtları kamuoyuna yansıtılıyordu. Ankara’nın
politikalarına destek veren Kürtler de hızla göz önünde beliriveriyordu. Hem de
hayatın her alanında…Bugünse hedefte ne Ermeniler ne de Kürtler bulunuyor. Sıra
Türkiye’deki Yahudiler’de…
***
49 yıl önce Türkiye’nin gündemine yeni bir “sorun”
gelmişti.
Beyrut’takilerin öncülüğünde 1915 sonrası dünyanın dört
bir yanına saçılmış Ermeni halkı Ankara’nın unut(tur)mak istediği acılarını ilk
kez aynı anda seslendirme kararı almıştı.
1965, 24 Nisan’ında…
Türkiye’nin tavrı ise netti. Hem inkar edecek, hem de
onlarla mücadele için en güçlü silahını kullanacaktı: Soykırımın ardından hala
anavatanlarında yaşamayı başarmış Ermenileri…
Bu amaçla medya yoluyla kıskaca alınan Ermeni “önde gelen”lerinden
diasporaya karşı yanıt vermeleri istendi, tek tek sadakat mesajı alındı.
Sayısız mektup gazete sütunlarını doldurdu.
Taksim’de Atatürk anıtına çelenk konuldu.
Türkiye Cumhuriyeti devletine bağlılık beyanları
eşliğinde…
24 Nisan geçtikten sonra Ankara sorunu reddederek
çözeceğini düşünse de bu kez yara kangrene dönüşmeye başladı.
Sesini duyuramayan, bir türlü taraf alınmayan diaspora
Ermenileri arasında ASALA yükseldi.
Türkiye’nin dış temsilcilikleri hedef olurken gözler bir
kez daha ülke içindeki Ermeni toplumuna çevrildi. Baskılar arttı, istenen
mesajlar alındı. Ancak ASALA durmuyordu.
Türkiye açısından örgütün 7 Ağustos 1982’de Esenboğa
Havalimanı’ndaki eyleminin ardından ipler koptu.
Sonunda Ermeni toplumundan biri, Artin Penik, 10 Ağustos’ta
Taksim Meydanı’nda kendini yaktı.
Arkasından bıraktığı mektubunda bu eylemini Türkiye’deki
Ermeniler için yaptığını belirtiyordu:
“Patrikhane ve Türkiye’deki bütün Ermeniler namına sizi
protesto edip, kendimi yakıyorum.
Size sesleniyorum ASALA canileri. Masum insanları arkadan
kahpece öldürmekle, bu işler halledilemez. Siz emperyalistlerin oyununa
geliyorsunuz. Size tarihi yanlış anlatıyorlar. O zaman da emperyalistlerin
oyunuyla yüz binlerce insan kayıp oldu.
Kendinize gelin. Sizi kandırıyorlar.
Şurada birkaç bin Ermeni kaldı. Bunları da mı yok etmek
istiyorsunuz ? Fakat buna asla muvaffak olamayacaksınız…”
Sonunda kamuoyu beklediği “şehidi” almıştı.
Artık “iyi Ermeni”lerin varlığından kamuoyu emindi.
Üzerinden zaman geçti.
Bu kez bu toprakları yönetenlerin günahları nedeniyle
doğan silahlı hareket ülke dışında değil, 80 darbesinin yumruğunu en ağır
hissettirdiği doğu bölgelerinde doğdu. Adı, Kürdistan İşçi Partisi yani
PKK’ydi.
Artık gözler Ermeniler’in üzerinden çekilmiş, Kürtler’e
yönelmişti.
“İyi Ermeni” gibi “iyi Kürtler” aranıyordu bu kez de.
Artin Penik gibi Taksim’de kendini yakan çıkmasa da, bu
kez askere alınan ve çatışmalarda ölen askerler arasında “Kürt şehitler” öne
çıkartılıyor, annelerin Kürtçe ağıtları kamuoyuna yansıtılıyordu.
Ankara’nın politikalarına destek veren Kürtler de hızla
göz önünde beliriveriyordu. Hem de hayatın her alanında…
Bugünse hedefte ne Ermeniler ne de Kürtler bulunuyor.
Sıra Türkiye’deki Yahudiler’de…
Türkiye sınırları içinde yer almasa da, doğrudan
çıkarlarını tehdit etmese de, sadece gücünü hissettirmek istediği bir başka
alanda, “Filistin sorunu”nda bu kez Yahudilerin sadakati sınanıyor adeta.
Üç gün önce Türk Musevi Cemaati “Bölgemizde cereyan eden
olaylarda, hayatını kaybeden ve yaralanan tüm sivillerin acısını kalben
hissetmekte ve derin üzüntü duymaktayız.” demiş olmasına rağmen…
Dün Başbakan Erdoğan, “sonunda mağlup olacak olan
İsrail’dir. Bu dünyada belli yerlerde yaşayan Yahudileri de rahatsız
edecektir.” ifadesini kullanması gibi…
Adeta yeni bir “Artin Penik”in ortaya çıkması
beklenircesine…
Kim bilir belki bir gün,
Türkiye’deki Ermeniler’den soykırım tartışmalarına,
Kürtler’den PKK’ye, Yahudiler’den de İsrail’e karşı tepki göstermeleri
talebinden yani sadakat sorgulamasından,
Aynı şekilde Ermeniler’e geçen yüzyıl başında öldürülen
Türkler’in, Kürtler’den ölen askerlerin annelerinin, Yahudiler’den de
Gazze’deki sivillerin cansız bedenlerinin hesabının sorulmasından vazgeçilir…
http://www.demokrathaber.net/yahudi-artin-penik-mi-bekleniyor-makale,7770.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.