Ragıp Zarakolu- Albatros
Şiir her dilin sadece müziğini, tınısını değil, aynı
zamanda ruhunu yansıtır. Zazaca/Dımilki bence dünyada müzikal tınısı olan en
ahenkli dillerden biridir. Onu hep Portekizcenin İspanyolca ile olan ilişkisine
benzetirim, Kürtçeyle olan ilişkisi bakımından. İspanyolca güzeldir, ama
Portekizcenin ayrı bir tadı vardır. Zazaki türkülerde de inanılmaz bir lirizm vardır. Bir
dili alfabeleştirmek, yazılı hale getirmek dünyanın en zor, en sancılı,
tartışmalı işlerinden biridir. Örneğin Kürtçenin Arap, Kiril, Ermeni ve Latin
alfabesi ile çok farklı yazılımları vardır.
Bir Arnavutçanın, bugünkü Latin harfleri ile yazılımı
için, 19. yy. boyunca inanılmaz çabalar harcanmış, adeta bir alfabeler savaşı
yaşanmıştır. Latin, Arap, Kiril ve Yunan Alfabeleri ile. Üstelik aynı alfabe
içinde. Bunun Zazaki alfabesinin yerleşmesinde de yaşanması kaçınılmaz. Bunu
belli bir anlayışla karşılamak gerek. Frankfurt’taki Zazaki Enstitüsü de bu
alanda büyük emek harcayan kurumlar arasında.
İstanbul’daki Wate Yayınları, Zazaki dilinin sözlük ve
gramerinin yerleşmesinde, edebi ürünlerin basılmasında son derece saygıdeğer
bir emek harcıyor.
Zaten Osmanlı coğrafyası, dünyanın sadece en çok dilli
bölgelerinden biri olmakla kalmamış, aynı zamanda en farklı alfabeleri
bünyesinde barındırmıştır. İbrani, Yunan, Arap, Ermeni, Latin, Gürcü, Kiril
alfabeleri ile… Üstelik bu alfabelerin bir de farklı dillere uygulanışları
mevcuttu. Örneğin Arap alfabesi ile Yunanca İslami metinlere, ya da Yunan
alfabesi ile, ya da Ermeni harfleri ile Türkçe metinlere ve de kitap ve
gazetelere tanık olunmuştu. Ya da İbrani harfleri ile Ladino (Yahudi
İspanyolcası) ve Türkçe metinlere tanık olunmuştur. İlk Türkçe romanlar Ermeni
ve de Yunan harfleri ile yayınlanmıştır 19. Yüzyılda… Arkadaşım, eski Kültür
Bakanı Ertuğrul Günay sayesinde, Türkiye birkaç yıl önce Frankfurt Kitap
Fuarı’nda konuk ülke olduğunda, bu alfabe zenginliği izleyicilere
yansıtılabilmişti.
Şu sıralarda Berfin Jêle’nin, inanılmaz bir emekle
hazırladığı ‘Antolojiyê Sairunê Dina’yı (Dünya Şairleri Antolojisi) baskıya
hazırladık.
Bu sayede, şiir okyanusunu bir de Zazaki ile
dolaşabileceğiz. Bu antoloji de yok yok. Mevlana, Nesimi, Ömer Hayyam’dan
Dante, Shakespeare, Hugo, Schiller, Goethe’ye, Lorca, Brecht, Neruda, Pavase,
Morante, Kavafis ve Ritsos’tan, Durrell, Yeats, Hesse, Bachman’a, Kürt, Arap,
Ermeni, Rus şiirinin örneklerinden, Nâzım Hikmet, Külebi, Ahmet Arif’e kadar
bir çok şairi Zaza dilinde okuma olanağına sahibiz artık.
Aşağı da birkaç alıntı yaparak, orijinal dildeki hali ve
Zazaca ve Türkçe tercümeleri ile, sizlere, bu dillerin tadını iletmek
istiyorum. Önce Talat S. Halman’ın Türkçe çevirisi ile Shakespeare’in 18.
Sonet’inden bir tadımlık sunalım:
When in eternal lines to time thou grow’st;
So long as men can breathe or eyes can see,
So long lives this, and this gives life to thee.
Sen çağları
aşarken bu ölmez satırlarda;
İnsanlar nefes
alsın, gözler görsün elverir,
Yaşadıkça
şiirim, sana da hayat verir. (Talat S. Halman).
Ve Zaza dilindeki Berfin Jel’in tercümesi:
Tı ke mısraunê ebediyu ra düstê zaman de biya
Hata ke insoni cıwiyay, çımu ke di
Ni qesey serva weşiya to cıwinê.
Sonra Brecht’in 19. Sonet’i:
Du weisst es: wer gebraucht wird, ist nicht frei.
Ich aber brauche dich, wie’s immer sei
Ich sage ich und könnt auch sagen wir.
Bilirsin özgür
değildir gereksinilen kimse
Gönlüm herşeyden
önce seni ister
Biz de
diyebilirim, ben yerine.
Zonena, mordemo ke pinino serbest niyo
Zerria mı her çi ra avêri to wazena
Hurendia ez de, şikin ma ki vacine.
Ve İrlandalı Şair Yeats:
Sing on: somewhere at some new moon,
We’ll learn that sleeping is not death,
Hearing the whole earth change its tune,
Its flesh being wild, and it again
Crying aloud as the racecourse is,
And we find hearteners among men
That ride upon horses.
Sürdürün türkünüzü: bir yerde doğarken yeni bir ay,
Göreceğiz uyumanın ölmek olmadığını,
Ve yeryüzünün yeni bir hava tutturduğunu -
O hep delikanlıdır çünkü -
Sonra bağıranlar çıkacak yarışlardaki gibi,
Ve insanlar olacak bizi yüreklendiren,
Caê de ke asma newiye vejiye, lawıkunê xo vazê
Vineme, hewn ra şiyaene merdene niya
Heşime pê, hardo dewrêsi hewaê de newiye kerda xo ver
Çıke hardo dewrês her waxt xırt u çhêro
Dıma insoni vejinê, jê qırayısê çırri qırenê
İyê ke ostorunê xo ramenê, sonê
Werte dine ra taê cesaret danê ma.
Ve Hermann Hesse ile noktalayalım alıntılarımızı:
Wie eine weisse Wolke
Am hohen Himmel steht,
So weiß und schön und ferne
Bist du, Elisabeth.
Hermann Hesse
Yüksek gökyüzünde
Beyaz bir bulut gibi
Beyazsın, güzelsin, uzaksın
Elisabeth.
Asmêno berz de
Jê hewrê de sıpêy
Sıpiya, rındeka, düria
Elizabet...
İyi okumalar.
http://www.evrensel.net/kose-yazisi/71927/zaza-dilinin-tinisi-ile-dunya-siirini-okumak.html#.U9diZ_l_vC0
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.