Ayşe Günaysu
Paris’in Ermeni nüfusunun yoğun olduğu banliyölerden biri
Alfortville. Avrupa Ermeni Konseyi’nin (ACE) düzenlediği 2015’e Doğru Perspektifler
konulu bir toplantının davetlisiyim. Paris’teki Boğos Nubar Paşa
Kütüphanesi’nde bir çalışma yürütmekte olan, Münih Ludwig Maximilian
Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Talin Suciyan’la birlikte kürsüdeyiz.
Karşımızda, (ACE’nin) gençlik örgütünün küçük toplantı salonunu dolduran her
yaştan meraklı bir dinleyici topluluğu.Benden soykırımın 100. yılına doğru Türkiye’de nasıl bir
ortam olduğunu ve ne gibi hazırlıklar yapıldığını anlatmamı bekliyorlar. Genel
duruma ilişkin gözlemlerimden sonra İHD’nin “Soykırımın 100. Yılına Doğru
İnkara Son” kampanyasını kısaca özetliyorum. “Ama, Türkiye’de İHD ile birlikte
diğer soykırım ve inkar karşıtları tarafından ne gibi ortak çalışmalar
yürütüldüğünü soruyorsanız, bana durum pek parlak gibi görünmüyor,” diyorum.
“Çeşitli
çevreler tarafından yürütülen hazırlıklar birbirinden kopuk. İki yıl önce
başlayan koordinasyon toplantılarının devamı gelemedi. Geçen yıl uluslararası
ölçekte başka bir toplantılar ve görüşmeler dizisi başladı, ama o da kapsayıcı
ortak bir girişim olarak varlığını sürdüremedi. 24 Nisan 2015’e aylar kala
kurumlar ve çevreler arasında şu an sessizlik hakim. İHD dışında çalışmalar
olduğunu tahmin ediyorum, ama aramızda iletişim yok.”
Karşımdaki yüzlerde gördüğüm gerçek bir düş kırıklığı.
Sivil toplumun giderek yoğunluğu artan çalışmalarını, bu alanda gözlemlenen
gelişmeleri aktararak hayal kırıklığını dağıtmaya çalışıyorum.
Talin Suciyan ise 100. yıla doğru uluslararası alanda
gözlemlediği genel tabloyu anlatıyor. Avrupa’da ve hatta ABD’de 100. yıla
yönelik projelerin uzlaşma/barışma perspektifinden yola çıktığını, bir günlük
konferanslarla, konserlerle herkesin üzerine düşeni yapacağı hissinin
yaratıldığını, 100. yıl ve sonrasına yönelik uzun vadeli planlar konusunda bir
belirsizlik olduğunu söylüyor. “Böyle bir yaklaşım, Ermenilerin halihazırda
yaşamakta oldukları ülkelerin hükümetlerinden talepte bulunma haklarını da görünmez
kılıyor. Üstelik Avrupa ya da ABD, Ermeni Soykırımı’nın muhatap devletleri
olarak Ermenistan ve Türkiye’yi işaret ediyor. Kendi ülkelerinde yaşayan
Ermenileri bir kenara koyup, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ‘diyalog’u
desteklemekle yetinince üzerlerine düşeni yapmış oldukları kanaati uyanıyor”
diye devam ediyor. “Avrupa ülkelerinin sağ kalan Ermenilere bir borcu var. Bu
borç ancak Ermenilerin yasal, kurumsal ve entelektüel ihtiyaçlarının
karşılanması, bunlar için alanların açılması ve bu alanların desteklenmesi ile
mümkündür – ki bu yönde bir irade hali hazırda gözükmüyor. Örneğin 1915’de
Osmanlı’da önemli bir varlık gösteren Almanların bugün dahi üniversitelerinde
kurumsallaşmış Ermeni Çalışmaları kürsüleri yok. Ermeni tarihi üzerine
çalışanlar için Avrupa’da bir akademik kariyer neredeyse imkansız. Ayrıca,
ABD’deki Ermeni organizasyonları ile Avrupa’dakiler arasında gerek 2015,
gerekse ilerisi için ortak vizyon geliştirme perspektifi yok.”
Salonda, olumlu gelişmeler duymaya ihtiyacı olanlar
mutsuz, gerçeği duymak isteyenler aradığını bulmuş görünüyor.
Söyleşinin ardından sıcak kucaklaşmalar ve gruplar
halinde sohbetler geliyor. Bir ara kalabalığın arasından esmer, orta yaşlara
daha yeni adım atmakta olan, uzun boylu, kara kaş, kara göz bir genç adam
çıkıyor karşıma. Kırık bir Türkçe konuşuyor. Levon Ekmekçiyan’ın en küçük
kardeşiyim, diyor. Söyleşinin duyurusu eline geçince mutlaka gelip görüşmek
istemiş. Hem ilk kez cenazelerine sahip çıkma isteklerini ilettikleri kişiyle
tanışmak, hem de Avukat Eren Keskin’in takip ettiği, Levon’un cenazesinin
Fransa’ya nakil işlemleriyle ilgili bilgi almak istiyormuş. Gülümsemeyen, biraz
gergin yüzüne baktığımda, Türkiyeli sosyalistlerin yakın zamana kadar 12
Eylül’de idam edilenler arasında adını anmadığı, cunta tarafından bir çırpıda
idam cezası infaz edilen, fotoğraflarından tanıdığım Levon Ekmekçiyan’ın yüzünü
görüyorum. Bana öylece, sessiz, sitemsiz bakıyor.
http://ermenistan.de/ayse-gunaysu-yazi-alfortville-sicak-bir-bulusma-ve-ekmekciyanin-kardesi/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.