Hepimiz aynı ecdadın, aynı kültürün ve aynı medeniyetin
aynı tarihin evlatlarıyız. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Yaşam
tarzlarımız farklı olabilir. İnançlarımız mezheplerimiz etnik köken ve
dillerimiz farklı olabilir. Ama biz hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Hepimiz bu
ay yıldızlı bayrağın gölgesi altındayız. Müslüman Hristiyan Musevi Süryani
ezidi'den önce Türkiyeli vardır. Alevi'den Sünni'den önce Türkiyeli var. Türk
Kürt Arap Laz Gürcü Boşnak Çerkez, Rum, Ermeni'den önce Türkiyeli vardır. Ortak
değerlerimizi öne çıkararak yeni bir istikbali inşa etmek istiyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sonuçlarının ardından
Ankara'da AK Parti Genel Merkezi'nin balkonundan vatandaşlara seslendi
İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
"Kardeşlerim aziz milletim sevgili vatandaşlarım bu
zafer gecesinde en kalbi muhabbetlerimle selamlıyorum. Cumhuriyet tarihimizde
ilk kez gerçekleşen halk oyuyla cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkemize milletimize
tüm dost ve kardeş ülkelere hayırlı olmasını rabbimden niyaz ediyorum.
Şahsımı Türkiye Cumhuriyeti'nin 12'nci cumhurbaşkanı
olarak tayin eden aziz milletime buradan şükranlarımı sunuyorum. Sandık başına
giden her bir kardeşime teşekkür ediyorum. bize oy versin yada vermesin oyunu
kullanan bu tarihi günde tarihin yapılmasına ve yazılmasına katkıda bulunan her
bir vatandaşıma teşekkür ediyorum.
Yurt dışında bütün zorluklara rağmen sandığa gidip bu
tarihi seçimde ilk kez oy kullanan kardeşlerime gümrük kapılarında oy kullanan
kardeşlerime huzurlarınızda teşekkür ediyorum.
Bugün Avustralya'dan, ABD'ye, Güney Afrika
Cumhuriyeti'nden Bosna Hersek'e kadar Türkiye için dualar eden tüm gönül
dostlarına teşekkür ediyorum. Bugün bu seçimi kazanan sadece Recep Tayyip Erdoğan
değildir. Bugün milli irade bir kez daha kazanmıştır. Bugün demokrasi bir kez
daha kazanmıştır. Bugün şahsıma oy verenler kadar, şahsıma oy vermeyenlerde
sevenlerimiz kadar sevmeyenlerimiz de kazanmıştır.
Bugün 77 milyon 81 vilayet kazanmıştır. Hiç kuşkusuz
bugün yeni Türkiye öncü Türkiye kazanmıştır. Sadece Türkiye değil, bugün
Bağdat'ta İslamabad'da Beyrut, Saraybosna Üsküp de kazanmıştır. Bugün Şam,
Halep, Hama, Humus, bugün Ramallah, Nablus, Gazze, Kudüs de kazanmıştır.
Artık devletin ve milletin iki ayrı istikameti
bulunmuyor. Bugünden itibaren aynı istikamete bakıyor. Bir olarak aynı rotada
yürüyor. 12 Eylül 2010 tarihinde yüzde 58 oy oranıyla kabul edilen anayasa
değişikliği 12 Eylül darbesinin izlerini hatırlayın silmişti. Bugün ise 27
Mayıs 1960 parantezi artık kapanmıştır. 27 Mayıs'ın bir vesayet aracı olarak
Türkiye'ye dayattığı cumhurbaşkanlığı anlayışı artık tedavülden kalkmıştır. Biz
13 yıl önce 14 ağustos 2001'de Ak Parti'yi kurarken ne demiştik? Menderes gibi
"yeter" demiştik. Yeter söz milletindir demiştik. Ama bir şey daha
ilave etmiştik. "Yeter söz de milletin, karar da milletindir"
demiştik. İşte şimdi söz de karar da milletin uhdesine geçti. Aracılar
vasıtasıyla cumhurbaşkanı seçmediniz. Bizzat kendiniz seçtiniz. Önemli olan
burası.
Millet sadece TBMM'yi sadece hükümeti tayin eden değil
cumhurbaşkanını da tayin eden bir gücü ele geçirmiş, Türkiye'nin istikametini
artık kendisi bizzat belirlemeye başlamıştır. Biliniz ki bugün dünden çok daha
iyidir. Emin olunuz yarınlar bugünden çok daha iyi olacaktır. Zira bugün
Türkiye'nin gücüne güç katılmıştır. Bugün 2023 hedefleri 2053 ve 2071 hedefleri
artık çok daha yakınımıza gelmiştir. Bundan 13 yıl önce AK Partiyi kurduk.
Rabbime ne kadar hamd etsek azdır. 9 seçime girdik, her birinden zaferle çıktık.
Ve dikkat ediyor musunuz oylarımız hep yükselerek
sandıklardan çıktık. Hemen hemen her seçimde bir balkon konuşması yaptım. Aziz
milletime seslendim. Her bir balkon konuşmamda gönül diliyle konuştum. Aziz
milletimize her bir seslenişimde akıldan ziyade kalbin ve vicdanın
kelimeleriyle seslendim. Kardeşlerim meydanlarda mikrofonların önünde balkonda
ne söylediysem 12 yıl boyunca söylediğimin arkasında durdum. Sözüme vefanın
mücadelesini verdim. Bu dokuzuncu seçim konuşmamda da gönlümün ruhumun vicdanımın
hissiyatını sizlere aktarıyorum.
İşte onun için bütün kalbimle söylüyorum ki milletimiz
içinde 77 milyonun her bir ferdi içinde bu seçimin mağlubu yoktur. Milletimiz
içinde bu seçimin kaybedeni yoktur. Kaybeden vardır statüko kaybetmiştir.
Elbette vesayet bugün en büyük mağlubiyetini yaşamıştır. Elbette kirli siyaset
ve siyaset dışı güç odakları bugün ibretlik bir ders almıştır.
İnanıyorum ki muhalefet bugünden itibaren politikalarını
gözden geçirecek ve yeni Türkiye ile örtüşen bir siyaset tarzı inşa edilecektir.
Ancak bize oy vermeyenler bizi onaylamayanlar bizi sevmeyenler bu seçimin
mağlubu değildir. Bugün onlar da kazanmıştır. Kardeşlerim gönülden ifade
ediyorum. bugün yeni bir toplumsal uzlaşma sürecini hep birlikte başlatalım
diyorum. eski tartışmaları eski Türkiye'de bırakalım istiyorum. Gerilimleri
çatışma kültürünü sanal sorunları eski Türkiye'de bırakalım istiyorum.
Biz her adımda kendi iç muhasebemizi yaptık. Yeni anayasa
dedik değil mi? Kardeşlerim 326 milletvekiliyle anayasa uzlaşma komisyonunda üç
kişiyle temsil edilmeyi kabul ettik. Üç diğer partinin toplamı 220 vekildi.
Onlar ise 9 kişiyle temsil edildi. Biz neden bunu yaptık? İstedik ki derdimiz
bağcıyı dövmek değil üzümü yemekti. Ne yazık ki başarılı olamadık. Neden? Çünkü
uzlaşma olmuyordu. Ve en sonunda Meclis Başkanı açıklamasını yaptı. Burada bir
şey vardı. Uzlaşma kendi inandıklarını karşıya dayatma değildir. 47 maddede
uzlaşıldı. Altında imzalar var, daha sonra 60 madde var. dört siyasi partinin
imzası var. hadi gelin bunu çıkaralım dedik yanaşmadılar. Üzüntüm var, böyle
olmaz. Türkiye'de muhalefet siyaha beyaz deme sanatı değildir. Onun için
inanıyorum ki muhalefet de kendisini çek edecektir.
Bu kardeşiniz Beyoğlu gençlik kolları olduğum günden
bugüne kadar her başarının ve her başarısızlığın ardından kendi kendini hesaba
çeken bir kardeşinizdir. Başarısız olduğumuz alanlarda kendimizi sorguya
çektik. Başarılı olduğumuzda da asla ve asla kibrin tuzağına düşmedik. 40 yıla
yaklaşan siyasi mücadelemiz bizim bu anlayışımızın şahididir. Yanlış
yaptığımızda hiç gocunmadan ifade ettik. Değişimden hiçbir zaman çekinmedik.
Ortak akıl ve değerlerle örtüşmeyen her meselede kendimizi sorguladık ve
değişim mücadelesi verdik. Bize yaşatılanların, bize yasaklananların
başkalarına yapılmaması için azami dikkat azami hassasiyet gösterdik. Hiç
kimsenin yaşam tarzına müdahale etmedik. Hiç kimsenin değerlerini tahkir
etmedik. Kimliklere, kültürlere inançlara hor gözle bakmadık. Bize oy verenleri
yücelten, bize oy verenlere hizmet götüren, oy vermeyenleri terk eden bir
siyasi anlayışımız hiçbir zaman olmadı. Bunu sadece sözle değil eylemlerimizle
fiiliyatımızla da ortaya koyduk.
İstanbul'da büyükşehir başkanı olduğum dönemde bunu
eylemlerimizle ortaya koyduk. 12 yıllık iktidarımız süresince bunu sözümüzle fiiliyatımızla
ortaya koyduk. Tüm belediyelere adil bir şekilde hazine payı verdik. Ama
muhalefette olduğumuz zaman bizim neler çektiğimizi biz biliriz.Milletimin bunu
takdirine bırakıyorum. Bize diktatör diyenler, lütfen kendi muhasebelerini
yapsınlar. Bize otoriter diyenler lütfen kendi muhasebelerini yapsınlar. Bizi
tek adam olmakla baskıcı olmakla mahalle baskısı yapmakla itham edenler lütfen
kendilerini samimiyetle sorgulasınlar. Kendilerini seçkin, kendileri
dışındakileri sıradan görenler, başkalarını cahil görenler, lütfen vicdan
muhasebesini yapsınlar.
Siyasi tarihimiz boyunca söylediklerimize baksınlar.
Yetki aldığımız dönemlerde yaptıklarımıza baksınlar. 12 yılda Türkiye'ye
kazandırdıklarımıza baksınlar. Lütfen ellerini vicdanlarına koysunlar ve kararlarını
öyle versinler. Biz hepimiz aynı vatan toprakları üzerinde yaşıyoruz. 77 milyon
aynı bayrağın gölgesi altında geleceğe yürüyoruz. Milletimiz bir, bayrağımız
bir, vatanımız bir, devletimiz bir.
Hepimiz aynı ecdadın, aynı kültürün ve aynı medeniyetin
aynı tarihin evlatlarıyız. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Yaşam
tarzlarımız farklı olabilir. İnançlarımız mezheplerimiz etnik köken ve
dillerimiz farklı olabilir. Ama biz hepimiz bu ülkenin evlatlarıyız. Hepimiz bu
ay yıldızlı bayrağın gölgesi altındayız. Müslüman Hristiyan Musevi Süryani
ezidi'den önce Türkiyeli vardır. Alevi'den Sünni'den önce Türkiyeli var. Türk
Kürt Arap Laz Gürcü Boşnak Çerkez, Rum, Ermeni'den önce Türkiyeli vardır. Ortak
değerlerimizi öne çıkararak yeni bir istikbali inşa etmek istiyorum. Bugün her
birimiz kendimizi vicdan muhasebesine tabii tuttum. Muhalefetin korkutma
gerilim siyasetini bir kez daha sorgulayalım. Bugün bir kısım medyanın
pompaladığı korku ve kutuplaştırma siyasetini bir kez daha samimiyetle
sorgulayalım diyorum. İnanın bu sorgulamayı samimiyetle yaparsak, Türk Kürt Laz
Çerkez vesaire hepsinin başörtülü, başı açığın da ne kadar ortak yanı olduğunu
daha iyi göreceğiz.
Şu anda ben karşımda başı örtülüyü de görüyorum başı açık
kardeşlerimi de görüyorum. İşte bunun adı vahdette kesrettir, yani çoklukta
birlik. Bunu başarmaya mecburuz. Bunu halletmeye mecburuz. Bayrağımız bir,
istiklal marşımız bir, dağlarımız nehirlerimiz bir, türkülerimiz şarkılarımız
acılarımız sevinçlerimiz bir. Bizim sadece tarihimiz değil bugünümüz yarınımız
kaderimiz biz. Bırakalım aracıları, bırakalım tercümanları, bırakalım fitne
odaklarını. Birbirimizin gözüne bakalım gözüne. Birbirimize gönlümüzü açalım.
Gönül diliyle konuşalım. Farklı bir Türkiye'yi gelin hep birlikte kuralım.
Ortaya çıkan sonuçlar da çok net gösteriyor ki, uzlaşma çatıda değil, uzlaşma
parti üst yönetimlerinde değil tabanda olmuştur.Unutmayın 2002 sonunda 230
milyar dolar milli gelirle yola çıktık. Şimdi üç kattan fazlasıyla dikkat edin
820 milyar dolara ulaştık. IMF'ye 23,5 milyar dolar borçla devraldık, borcu
sıfırladık. Şimdi IMF'ye 5 milyar dolar borç vereceğiz. Merkez Bankamız adeta
boşaltılmıştı. 27,5 milyar dolar, şimdi ise hamdolsun kasasında 133 milyar
dolar var.
Bugün kırgınlıkları unutma günüdür. Küslükleri elimizin
tersiyle itme günüdür. Bugün zihnimizdeki bariyerlerden arınma, ön yargılardan
kurtulma, dayatılmış korkulardan sıyrılma günüdür. Bugün yeni bir Türkiye
kurulurken yeni bir başlangıç yapmanın kapılarını aralama günüdür. Buradan
paralel yapının tabanındaki ihlaslı samimi saf ve temiz kardeşlerime de bir kez
daha sesleniyorum. Onların da kendilerini ve kendilerine öğretilenleri
sorgulamalarını bir kez daha rica ediyorum. ihlasla ve samimiyetle kendilerine
yöneltecekleri her soru inanıyorum ki onların da bizi anlamaları, bizim
mücadelemizdeki iyi niyeti görmelerini sağlayacaktır. Bizim davamız şahsi bir
dava değil, Türkiye davasıdır.
Ulusal güvenliğimizi kim tehdit ederse karşısında bizi
bulacaktır bunu da bilmenizi istiyorum. Bizim davamız medeniyet davasıdır.
Paralel yapının tabanındaki her bir ihlaslı kardeşimin bizimle aynı istikamete
baktığını biliyorum. Aradaki ihanet şebekesini, vatanı milleti için değil başka
ülkeler için çalışan yapıyı sorguladıklarında, bariyerlerin ön yargıların
kırılacağını çok iyi biliyorum.
Beşer şaşar. Lider bildiklerimiz, hoca, alim, gönül dostu
bildiklerimiz, zor zamanlarda maskelerini düşürüp içlerinde olanı ortaya
dökebilir. Bize bedduanın ve beddua edenlerin arkasından gitmek yakışmaz. Ah
benim kardeşlerim, Hazreti Ömer'in sorgulandığı bir dünyada hiç kimse
sorgulanamaz değildir, buna şahsımda değildir. Hiç kimse kusursuz hatasız
günahsız değildir. Paralel yapıya gönül vermiş kardeşlerim de bugün Türkiye'de
yeni bir sayfa açılırken kendi gönül dünyalarında yeni bir sayfa açsınlar
istiyorum. Bugün yeni bir gündür. Bugün Türkiye'nin küllerinden doğuşunun yeni
Türkiye'nin kuruluşunun günüdür.
Altını çizerek ifade ediyorum şahsıma oy verenlerin değil
77 milyonun cumhurbaşkanı olacağım.Hayatım boyunca yaptığım gibi bütün siyasi mücadele
sürecimde yaptığım gibi, ülkesi milleti bayrağı için çalışan bir cumhurbaşkanı
olacağım. Bugün hiç kimse hüzünlenmesin. Bugün hiç kimse kaybettiği hissine
lütfen kapılmasın. Türkiye'nin önü dünden daha çok aydınlıktır. Milletin
istikameti düne göre çok daha parlaktır.
Devletin ve milletin yıldızı düne göre çok daha
parlaktır. Türkiye'nin 12'nci cumhurbaşkanlığı makamını şahsıma tevhit eden
aziz milletime, seccadelerinin üzerinde mırıl mırıl bizim için dua eden
kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.
Bu kampanyada gerçekten şarkılarımıza kendi ruh
dünyalarını katan sanatçılarıma huzurlarınızda özellikle teşekkür ediyorum.
Tabi bu sanatçılarımızdan özellikle Murat Göğebakan kardeşimi hakka uğurladık.
Bu akşam da onu unutmam mümkün değil. diyorum ki hakka uğurladığımız Göğebakan
kardeşime hep birlikte birer fatiha gönderelim. Bizimle beraber yürürken
ebediyete intikal eden genç kardeşlerim var. şehitlerimize birer fatiha
gönderelim. Demokrasinin yücelmesinde katkıda bulunan siyasi partilere teşekkür
ediyorum. bize destek veren CHP MHP HDP Saadet Partisi ve BBP'yi destekleyen
kardeşlerime, siyasi partilere onların mensuplarına da teşekkür ediyorum.
Duaları için Gazze'nin mazlumlarına teşekkür ediyorum.
hayır duaları için Suriyeli mazlumlara teşekkür ediyorum. inşallah bu akşam
itibariyle Gazze'deki yaralı kardeşlerimizi Türkiye'ye aktarmaya başlıyoruz.
Buradaki hastanelerde onları tedavi altına alacağız. Rabbim şifalar versin.
Türkiye'nin barışın ve adaletin umudu olarak gören, her bir dostumuza
kardeşimize teşekkür ediyorum. Bize bu toprakları kutsal bir emanet olarak
bırakan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle yad ediyorum. rabbim yar ve
yardımcımız olsun. rabbim bizi mahcup etmesin. Rabbim dostlarımızı
kardeşlerimizi korusun. Gözün aydın Türkiye, teşekkürler Türkiye. Allah'a
emanet olasın Türkiye.
http://www.avrupagazete.com/turkiye/118449-cumhurbaskani-erdogan-in-balkon-konusmasi-metni.html

1 yorum:
At martiniyi Debreli hasan, daglar cinlasin.....
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.