Eddi Ante Miami Mektubu/
haber@salom.com.tr
Çocukluğum “Türk müsün, Yahudi misin?” sorusuna cevap
vermekle geçti. Verdiğim cevabı çoğu zaman anlamadılar ya da anlamak işlerine
gelmedi. Hem Türk hem Yahudi olmak... Aynı şekilde Fransız ve Yahudi
olmak, Alman ve Yahudi olmak ya da
Amerikalı ve Yahudi hatta Avustralyalı ve Yahudi olmak var. Din kelimesinin
kökeni kurallar veya itaat altında geçiyor. Yani ben anne ve babamdan Allah’a
ulaşmak için, dua ederken, namaza gidip zikrederken Yahudi olmayı seçtiysem
bunun hangi milletten olduğumla ne alakası var acaba? Allah yolunda ben ve O,
ikimiz Bir değil miyiz? Savaşları sevmem, barıştan yanayım. Bir ülkenin politik
kararlarını medenice eleştirmekle o ülkenin dinine bağlı tüm insanlardan nefret
etmenin anlamını bulamıyorum. Neden ben Yahudi’yim diye beni sevmiyorlar? Niçin
ben inancımdan ötürü eleştiriliyorum? Ne diye olan biten her şeyden ben ve
benim inancıma sahip insanlar bir tutulup suçlanıyorlar? Burası Türkiye ve ben
Türk’üm.
***
Çocukluğum “Türk müsün, Yahudi misin?” sorusuna cevap
vermekle geçti. Verdiğim cevabı çoğu zaman anlamadılar ya da anlamak işlerine
gelmedi. Hem Türk hem Yahudi olmak... Aynı şekilde Fransız ve Yahudi olmak,
Alman ve Yahudi olmak ya da Amerikalı ve Yahudi hatta Avustralyalı ve Yahudi
olmak var.
Çocukluğum “Türk müsün, Yahudi misin?” sorusuna cevap
vermekle geçti. Verdiğim cevabı çoğu zaman anlamadılar ya da anlamak işlerine
gelmedi. Hem Türk hem Yahudi olmak... Aynı şekilde Fransız ve Yahudi
olmak, Alman ve Yahudi olmak ya da
Amerikalı ve Yahudi hatta Avustralyalı ve Yahudi olmak var. Din kelimesinin
kökeni kurallar veya itaat altında geçiyor. Yani ben anne ve babamdan Allah’a
ulaşmak için, dua ederken, namaza gidip zikrederken Yahudi olmayı seçtiysem
bunun hangi milletten olduğumla ne alakası var acaba? Allah yolunda ben ve O,
ikimiz Bir değil miyiz? Savaşları sevmem, barıştan yanayım. Bir ülkenin politik
kararlarını medenice eleştirmekle o ülkenin dinine bağlı tüm insanlardan nefret
etmenin anlamını bulamıyorum. Neden ben Yahudi’yim diye beni sevmiyorlar? Niçin
ben inancımdan ötürü eleştiriliyorum? Ne diye olan biten her şeyden ben ve
benim inancıma sahip insanlar bir tutulup suçlanıyorlar? Burası Türkiye ve ben
Türk’üm.
Olan biten pek çok olayın, doğal afet veya kazaların
sebebinin Yahudiliğe bağlanması beni yıpratıyor. Üzülüyorum ve elimden fazla
bir şey gelmiyor. Ben insanım. Sizin gibi, onlar gibi. Ve savaşı sevmeyen
biriyim. Kin, öfke ve nefreti taşıdıkça hiç bir zaman “yurtta sulh, cihanda
sulh” olmayacak çünkü içimizde barış yoksa dışarıya da aynısını yansıtacağız.
Bizler insan olarak aynı toprak üzerinde yaşamayı bilmezsek paylaşmak nasıl
gerçekleşecek? Bu dünya hepimizin ve inanın 7 milyar kişiye yettiği gibi 17
milyar kişiye de yeterlidir. Hepimize yer var. İhtiyaç olan sadece su ve
havadır. Besin kaynakları da doğadan geliyor. Bunları görüp kabullenmek yerine
ahkâm kesip yargıya varmak sizce ne kadar doğrudur? Hak mıdır? İyi midir? İnsan
olmak bu mudur? Ben kendimi sizin yerinize koyup sizin açınızdan kendimi
göremiyorsam zaten hatanın içindeyimdir. Ben sizi ya da sizler beni yargılarken
gerçekten olan biteni ne kadar biliyoruz? Bildiğini zannetmekle olan biten
gerçek arasında elbette fark vardır.
Ezan çağrı demektir ve günde beş kez duymaya alışık
olduğum Arapça kelimeler “Allahüekber” yani en büyük Allah’tır sözleri ve hemen
ardından gelen “La ilahe illAllah” yani Allah vardır başka ilahlar olamaz
kelimelerini dinlerken benim inancımda da aynı sözcüklerin farklı bir dilde
anlatıldığını biliyorum. Adonai ehad uşmo ehad. Bu kelimelerin hangi lisanda
dile getirildiği mi önemlidir yoksa insanoğlunun inancı mı daha fazla önem
taşır? Bunu sizler düşünün lütfen...
Annem ve rahmetli babam 6-7 Eylül olaylarını Taksim’de
yaşamış insanlardır. Trakya olayları halen zihinlerimizde taptazedir. Yakında
belki unutulacak. Binlerce Türk Yahudi vatandaş, evlerini, iş, dost ve
arkadaşlarını terk etmek zorunda kalıp her şeyi geride bırakıp farklı
şehirlere, değişik yeni hayatlara yol almışlardı. İspanya’da engizisyonundan
kurtulmanın tek seçeneği Allah’a inanç yolunu değiştirip Hıristiyan olmaktı.
Kabul etmeyenlerse sürgüne gönderilmişti. Pek çoğu Avrupa ülkelerine dağılırken,
bazıları da 500 küsur sene evvel Osmanlı topraklarına, Türkiye’ye geldiler.
Benim ailem Lübnan ve Suriye’den buraya gelmişler. Ortalıkta muhacir gibi
dolaşan, vatanı olmayan, elinde belgeleri ve üzerinde sadece kılık kıyafetiyle
kendilerine yer arayan binlerce insan ordusundan biriydiler. Ve nereye
giderlerse gitsinler o toprağın insanı sayılmadılar. O ülkenin gerçekten
vatandaşı olarak görülmediler. Ellerinde kimlik ve pasaportlarıyla resmi bir
vatandaşı olsalar bile hep hoş gürü veya acıyan bir zihniyetle azınlık, geçici
ya da ‘misafir’ sayıldılar.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında şehit veren tüm ülkelere
rağmen en çok ölen insan asker olmayıp sadece ve sadece inancından ötürü
Yahudilerden oldu. Bugün çoğunluğunun Yahudi olduğu tek bir ülke var. Bu iki
veya üç tane olsaydı bugünkü tavır ve düşünceler farklı olur muydu acaba?
Bilemiyorum. Ancak bildiğim tek bir şey var.
Yahudi her yerde Yahudi’dir ve genelde sebepsiz nefretle karşı
karşıyadır.
Çok ilginçtir Yahudi arkadaşlarımla sohbet ederken Salamon
veya Mişon için olumsuz konuşsalar bile konu inanç olunca hep kalpleri acır
çünkü Bir’dirler. Aynı şekilde ateist, Budist, Hıristiyan ya da Müslümanlarla
konuştuğumda Yahudilik genelinde olumsuz konuşsalar bile Salamon veya Mişon’dan
bahsederken olumlu konuşurlar çünkü onları şahsen tanıyorlardır. Sen şahsen
hangi Yahudi’yi tanıyorsun? Kaç tanesiyle birlikte oldun? Yahudiler hakkında
yeterince bilgi veya tecrübeye sahip misin soruları akla geliyor. Tanımadığın
bilmediğin bir inanca mensup, Allah yolu olarak Yahudiliği seçmiş insanların
tümünden nefret edip, onlara öfke duyman ne kadar gerçekçidir? Bunun altında
yatan asıl sebep nedir?
Bugün dünyada iki milyar Hıristiyan, bir buçuk milyar
Müslüman, bir milyar Hindu ve yaklaşık bir milyar hiç bir dine ait olmayan
insan yaşıyor. Kanun ve kuralları
farklı, inancı değişik insanlar. Bunun yanında dünya genelinde topu topu 14
milyon Yahudi var. Ben Türk’üm ve
Yahudi’yim.
Fransa veya Almanya ile itilafa girildiğinde iki milyar
Hıristiyan’dan nefret etmek ne kadar akıllıcadır? Tüm Avrupa ülkeleri, birçok
Orta ve Güney Amerika ülkesi de buna dâhil midir? Bu nasıl bir zihniyettir?
Kavga ve savaşlara son vermek için çözüm üretmek yerine ateşe körükle gitmenin
hangi yüzyılda hangi insana faydası oldu acaba?
Yarım asır evvel bana Türk Yahudi’si misin yoksa Yahudi
Türk müsün diye de soranlar kelime oyunu yapıyorlardı. Ancak ben kim olduğumu,
ne olduğumu her zaman bilendim. Bugün 75 milyonluk bir nüfus içinde yaşarken
aynı dine mensup farklı bir ülkenin vatandaşlarını koruyup, onlar için yürüyüş
yaparken, benim gibi Türk olup, bu ülkenin vatandaşlarına, ayrı inanca sahip
olduğumuzdan ötürü sahip çıkmamak sizce hak mıdır? Yabancı bir ülkenin
politikasını eleştirmek adına beni yargılayıp asmaya çalışmak, beni tanımadan
benden nefret etmek doğru mudur bilemiyorum. 75 milyon kişinin içindeki 15 bin
kişiye sahip çıkacak kimse yok mu? Sesleniyorum size. Sesim çok mu cılız? Barış
istiyorum, burada huzuru arıyorum.
Tarafsız olmak elbette zordur. İnsanın doğası illa bir
tarafı seçmek ister ancak seçilen taraf doğru olan mıdır? Elinizi vicdanınıza
koyup bu soruyu kendinize sorun lütfen. Dürüst olmak zor olmasa gerek. Yıllar
boyunca en yakın Rum, Süryani ve Ermeni arkadaşlarım yanımdan uzaklaştılar. Ben
bir şey yapmadım. Onlar burayı, bu toprakları, vatandaşı oldukları yerleri terk
etmek zorunda kaldılar. Bu topraklar üzerinde, Yahudi neslinin son yüzyılına
girdiğimiz dönemde, insan olarak bizleri anlayıp kabullenmek çok mu zor? Kendinizi tanımayı bir yana bırakın ancak
beni tanıyor musunuz? Hele bir düşünün. Tarih değişse de, sınırlar farklı olsa
bile, insan kendisini ve yaptıklarını anladığında değişmeyecek bazı şeyler var.
Aynen benim hem Yahudi hem de Türk olmam gibi.
http://www.salom.com.tr/haber-91954-hem_turk_hem_de_yahudi_olmayi_kavramak.html?rev=1
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.