Kısa süre önce Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan
ciddi gerginlik pek ön plana çıkmadı. Halbuki, savaş tehlikesi bu bölgede de
gündeme gelmişti… Dağlık Karabağ anlaşmazlığı konusunda dış faktörlerin rolü
genellikle abartılır. Kıbrıs sorununda olduğu gibi Ermenistan-Azerbaycan
anlaşmazlığında da iplerin dış güçlerin elinde olduğu, isterlerse anlaşmazlığı
hemen çözümleyebilecekleri, istemedikleri için çözüm olmadığı savunulur.
Kafkasları ve Azerbaycan-Ermenistan anlaşmazlığını çok iyi bilen, bu konularda
kitaplar yazmış olan Carnagie düşünce kuruluşunun Rusya, Avrasya Programı
uzmanı Thomas de Waal, bu görüşe katılmıyor.
Ben de katılmıyorum. De Waal, “Out of ideas in Sochi” başlıklı
makalesinde, çözümsüzlüğün dış dinamiklerden değil, iç dinamiklerden
kaynaklandığını vurguluyor. Ne Ermenistan, ne de Azerbaycan dış güçlerin
kendilerine çözüm empoze etmesini kabul eder. Taraflar, kendi temel
pozisyonlarında ısrar ediyorlar. Dış güçler istedi diye kendi pozisyonlarından
taviz vermiyorlar. Dolayısıyla, dış güçler çözüm çabalarına yardımcı olabilir.
Fakat, (tıpkı Kıbrıs’ta olduğu gibi) çözümü bulacak olan taraflardır.
***
Dünyanın dikkatleri Gazze, Irak, Ukrayna ve Suriye
üzerinde yoğunlaşmış durumda. Kısa süre önce Azerbaycan ile Ermenistan arasında
yaşanan ciddi gerginlik pek ön plana çıkmadı. Halbuki, savaş tehlikesi bu
bölgede de gündeme gelmişti. Küçük çaplı çatışmalar sonucu askerlerin ölmesi
gerginliğin epey artmasına neden oldu. Bunun üzerine Azerbaycan Cumhurbaşkanı
İlham Aliyev, Twitter üzerinden arka arkaya sert mesajlar gönderdi. “Donmuş
anlaşmazlık” (frozen conflict) olarak anılan Dağlık Karabağ anlaşmazlığı sıcak
anlaşmazlığa dönüşecek miydi? Herkesin kafasında bu soru işareti vardı.
Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki anlaşmazlık Türkiye
ve Rusya’yı yakından ilgilendirdiği için anlaşmazlığın savaşa dönüşmesi tüm
bölgeyi etkiler. Bilindiği gibi Ermenistan’ın stratejik müttefiki
Rusya’dır. Moskova hem askeri, hem de
diplomatik olarak Ermenistan’a tam destek veriyor. Aynı zamanda Azerbaycan’a da
silah satıyor. Dağlık Karabağ anlaşmazlığının devamı Rusya’nın işine geliyor.
“Böl ve yönet” taktiği ile hem Azerbaycan, hem de Ermenistan’ı kendine muhtaç
durumda bırakarak Kafkaslar’da nüfuzunu koruyor. Azerbaycan’ın stratejik
müttefiki ise Türkiye. Türkiye’nin askeri yönden Azerbaycan’a destek verdiği
sır değil. Ancak, Azerbaycan İsrail ve Pakistan’la da yakın ilişkiler
geliştiriyor.
Azerbaycan-Ermenistan gerginliğinin tırmanması üzerine
Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, iki ülkenin liderlerini Sochi’ye davet
etti. 10 Ağustos’ta Sochi’de Putin, Aliyev, Sargsyan üçlü görüşmesi yapıldı. Bu
çerçevede, krizi Rusya’nın yarattığı ve arabulucu rolü ile diplomatik kazanç
elde etmeye çalıştığı spekülasyonları da yapıldı. Sochi görüşmesi, iki ordu
arasındaki küçük çaplı çatışmaları durdurma açısından başarılı oldu. Üçlü
görüşmeden sonra yapılan ortak açıklama çok geneldi. Aliyev ve Sargsyan,
aralarındaki anlaşmazlığa barışçı çözüm bulmaktan yana olduklarını
tekrarladılar. Ama bunun ötesinde somut bir şey ortaya koymadılar. Putin’in amacı
gerginliğin savaşa dönüşmesini önlemekseydi bunu başardı. Anlaşmazlığa çözüm
bulma konusunda ise hiç bir ilerleme sağlanmadı. Rusya’nın bölgeye barış gücü
gönderebileceği yönündeki haberleri Ermenistan Cumhurbaşkanı Serzh Sargsyan
yalanladı. Rusya’nın stratejik müttefiki bile Rus barış gücü fikrini
desteklemedi.
Dağlık Karabağ anlaşmazlığı konusunda dış faktörlerin
rolü genellikle abartılır. Kıbrıs sorununda olduğu gibi Ermenistan-Azerbaycan
anlaşmazlığında da iplerin dış güçlerin elinde olduğu, isterlerse anlaşmazlığı
hemen çözümleyebilecekleri, istemedikleri için çözüm olmadığı savunulur.
Kafkasları ve Azerbaycan-Ermenistan anlaşmazlığını çok iyi bilen, bu konularda
kitaplar yazmış olan Carnagie düşünce kuruluşunun Rusya, Avrasya Programı
uzmanı Thomas de Waal, bu görüşe katılmıyor.
Ben de katılmıyorum. De Waal, “Out of ideas in Sochi” başlıklı
makalesinde, çözümsüzlüğün dış dinamiklerden değil, iç dinamiklerden
kaynaklandığını vurguluyor. Ne Ermenistan, ne de Azerbaycan dış güçlerin
kendilerine çözüm empoze etmesini kabul eder. Taraflar, kendi temel
pozisyonlarında ısrar ediyorlar. Dış güçler istedi diye kendi pozisyonlarından
taviz vermiyorlar. Dolayısıyla, dış güçler çözüm çabalarına yardımcı olabilir.
Fakat, (tıpkı Kıbrıs’ta olduğu gibi) çözümü bulacak olan taraflardır. De Waal,
iç dinamiklerin olumsuz yönde geliştiğine inanıyor. Azerbaycan, petrol-doğal
gaz gelirlerini kullanarak ordusunu güçlendiriyor. Aliyev, askeri dengelerin
kendi lehine değiştiğini görüyor. Ermenistan Cumhurbaşkanı Sargsyan, buna cevap
olarak ellerinde 300 kilometre menzilli füzeler olduğunu hatırlatıyor.
Dağlık Karabağ anlaşmazlığına diplomatik çözüm bulma
çabaları önümüzdeki dönemde de devam edecek. De Waal, Eylül’de, BM Genel Kurulu
çalışmaları çerçevesinde, ABD’nin tarafları biraraya getirmeye çalışacağını,
Fransa Cumhurbaşkanı Francois Hollande’ın İlham Aliyev ve Serzh Sargsyan’ı
Paris’e davet edeceğini yazdı. Uluslararası topluluk anlaşmazlıklara
müzakereler yolu ile çözüm bulunmasını destekliyor. Statükonun devamını isteyen
Ermenistan’la statükonun değişmesini isteyen Azerbaycan arasında diplomatik
çözüme ulaşmanın zorluklarını herkes biliyor. Ne var ki, çözümsüzlük uzadığı
sürece savaş olasılığı ortadan kalkmayacak. Soruna müzakereler yoluyla bir
çözüm bulunması herkesin yararına olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.