Türk Tarih Kurumu, Ermeni Araştırmalar Masası Başkanı
Kemal Çiçek Ermeni meselesinde Türkiye'nin resmi bir tezinin olmadığını
söylemektedir. Oysa elde olan fotoğraflar ve toplu mezarlar bir tez için
yeterli değil midir? Ya da olaya canlı şahit olan halk buna şahit değil midir?
Aynı zamanda tehcir zamanında birçok Ermeni'nin öldüğünü belirten kurumlar, bu
ölümlerin kasti olmadığını belirtmektedir. Peki kasti değilse bu kadar çok ölüm
nasıl gerçekleşti, salgın mı vardı? Şaşırtıcı olan taraf hem bu katliamları
kabul etmeyip, hem de Ermeni çetelerinin saldırısı sonucu Ermenilerin Osmanlı
tebaasını öldürüldüğünü savunan tezler yazmış olsa da, Ermenilerin
katliamlarında katledilen Ermeni resimleri bile Osmanlı tebası olarak
gösterilmiştir. Bu Osmanlı ve Türkiye'nin bu durumda ne kadar çaresiz olduğunun
göstergesidir.
Taner Akçam'a göre, Doğu Anadolu üzerindeki Ermeni
talepleri 1870'lerde Osmanlı Devleti içinde siyesi bir sorun oldu. Hınçak
partisi üyeleri 20 Haziran 1890 isyanı, İstanbul'da ki Kumkapı Nümayişi ile
kanlı olarak ilk Ermeni-Türk kanlı çatışmaları başlamıştır. Bu ilk olaylarda
iki taraftan 10 kişi öldü. Bu olaylar üzerine batılı ülkelerin baskıları
üzerine hafif ceza ve nerdeyse hiç ceza almamışlardır. Bu da ilerleyen dönemlerde
Ermenileri cesaretlendirmiş, daha fazla olayların çıkmasına sebebiyet
vermiştir.1891 yılında 2.Aptülhamid olaylara karışan Ermenileri af etmiş, ama
olaylar devam etmiştir. 1892-1893 yıllarında, Kayseri, Yozgat, Çorum, Merzifon
olayları yaşandı. Taner Akçam'a göre Hınçak ve Taşnakseytun gibi Ermeni Militan
örgütleri 1894'de tedhiş eylemlerine giriştiler. 1895'de bu baskınlar ve
isyanlar, ölümlerle durduruldu. 1894'de Sason İsyanı, Bab-ı Ali Gösterisi,
Zeytun İsyanı gerçekleşmiştir. 1896 Yılında Osmanlı bankası Ermeniler
tarafından basıldı, 1896 yılında Van isyanı, 1903'te ikinci Sason İsyanı,
1909'da Abdülhanid'e suikast düzenlemeleri ve 1909'da Adana Olayları'nın ortaya
çıkması sonucu birçok Ermeni katledildi. (Bu döneme kadar yaklaşık 100,000 bin
Ermeni'nin hayatını kaybettiği ve çoğunun da sivil halk olduğu Adana
katliamları ile bilinmektedir.) 1.Dünya savaşı iktidarında ki İttihat ve
Terakki yönetimi, Doğu Ermenilerinin Ruslara destek olacağını düşünerek,
Osmanlı'nın parçalanması ve bu parçalanma sonucu Türk Ulusal Kurma amaçları
için, Ermeniler üzerinde büyük bir kırım ve tehcir uygulamıştır.
Erzurum Kongresi (1914), 28 Temmuz ve 14 Ağustos
tarihleri arasında yapılan görüşmelere göre, Taşnaklar İttihatçılara bir komite
göndermişlerdir. Olacak savaş sırasında Ermenilerin alacakları tavrı temsil
eden Taşnak heyeti, İttihatçıların önemli isimlerinden Naci Bey ve Bahattin
Şakir ile görüşmeleri sonucu, alınan karar şöyleydi. Osmanlı devleti içinde
olan Ermenilerin Osmanlı'ya sadık kalacakları yalnız Osmanlı dışında ki
Ermenilerin Rus taraftarı olduğu belirtilmişti. Hovannisian'a göre Osmanlı
Ermenileri Osmanlı'ya sadık kalmış, hatta cephede Ruslara ve Rus taraftarı olan
Ermenilerde meydan okumuştur. Erikson'a göre ise İttihatçıların görüşü, Osmanlı
Ermenilerinin Ruslarla sağlam bağlantısı olduğunu ve Ruslara destek verecekleri
sonucuna varılmıştı. Oysa Osmanlı tarafından sadık millet olarak tanımlanan
Ermeniler Osmanlı'ya onca savaşta hiç sırtını dönmemişti. Oysa Arap Devletler
ve Müslüman devletler Osmanlı Devleti'ni parçalamak için daha çok uğraş
vermişti. Ahmet Esat Uras'a göre ise Taşnaklar Rus tarafına geçmiş, bu katliam
ve tehcirler böyle gerçekleştirilmiştir diyor. Tehcir kelimesini kullanıyorum
ama tehcir edilenden çok katledilen insan var.
1.Dünya savaşı,1914'de başlarken, Kafkasya cephesi açılma
nedeni Osmanlı'nın ilk olarak Rus limanları ve gemilerini bombalaması ile
başlar. 1 Kasım'da Osmanlı topraklarına giren Ruslar, Kafkasya Cephesi'ni
yenilgiye uğratır. O dönem Osmanlı Ordularının Kafkasya cephesini organizasyonu
İngiliz elçisi Cannig Startfot (Civinis Efendi) kurar. Oysa İngilizler savaşta
nerdeydi? Bu adam nasıl olur da bu konuma getirilir bu da ayrı bir sır
meselesi. Rusların askeri müdahaleleri, bazı Ermeni faaliyetleri gören
Ermenileri cesaretlendirmiş Rus saflarına katılmasına sebep olmuştur. (Ruslara
katılan gurup, Kafkasya'da bulanan ve Osmanlı içinde ki Ermenilerin tam olarak
örgütlemeyi başaramayan Rus taraftarlarıdır. Sayısı 5 ve 7 bin arasından
değişir.) Daha sonra Kafkas sınırında Ermeni köylerine, siyasi ve dini
liderlerine, saldırılar ve katliamlar aynı anda başlamıştır. Erzurum'da
Bahattin Şakir çeteleri, Hasan İzzet Paşa emriyle 9-ordu birlikleri, civarda ki Ermeni
köylerine baskınlar düzenlemiş, sömürüler ve talanlar yetmemiş gibi kadın,
çocuk ayırt etmeden herkes öldürülüp yakılıp yıkılmıştır.
Bir Ermeni Nenesi olayı şöyle anlatır,"Üzerimize
ateş attılar, büyük kuyular kazdılar, gaz yağı ile kuyuyu yakıp, ölenleri
kalanları orda yaktılar, sonra da atlarıyla üzerimize basıp basıp gittiler..
Oysa Türkçe konuşuyorduk, bizi anlıyorlardı, ama biz yalvardıkça, onlar
karnımızı deşiyorlardı..."
Aynı zamanda bu katliamlar yetmiyormuş gibi 20-45 yaş
gurubu seferlik dolayısıyla askere alınmış, 15-20 ve 45-60 yaş gurubu ise
angara işlerde yol yapımı ve buna bezer alanlarda kullanılmışlardır. Van'da
görev yapan Alman subay Friedrich-Werner Von ve büyük elçisi Hans Von
Wangenheim bu katliamların durması için komiteyi uyarmıştır. Aynı zamanda Alman
Subay Louis Mosel "Canilik" diye nitelendirdiği bu olaylardan dolayı
Jön Türklerin bu olaylardan el çekmesini istemiş ve rapor etmiştir.
Devam Edecek..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.