1915 soykırımından Türklerin kurtardığı Ermeniler anlatıyor.
'Dedem geceleri sık sık uyanır, kardeşinin ölümünü hatırlayıp ağlardı'.“100
yıl… Gerçek hikayeler” başlığı altında, analitik haber ajansı ‘Armedia’ ve
sivil toplum kuruluşu ‘Avrupa Entegrasyonu’ tarafından gerçekleştirilen ‘Beni
kurtaran Türk’ projesi Soykırımdan kurtulanların, yakınları tarafından
aktarılan gerçek hayat hikayelerini sunuyor. Hikayelerin özelliği, kahraman(lar)ın Ermeni Soykırımı’ndan
doğrudan ya da dolaylı olarak, Türklerin yardımları sayesinde kurtulmuş olması.
Proje, Birleşik Krallık Dış İşleri ve İngiliz Milletler
Topluluğu Ofisi’nin desteğiyle gerçekleştiriliyor.
SUSANNA MANUKYAN ANLATIYOR
Dedem Armenak Manukyan soykırım yıllarında ailesiyle beraber
Şervanşah Köyü’nde yaşıyormuş. Eğitimli bir adammış, İngilizce, Türkçe ve
Kürtçe bilirmiş. Köyün okulunda Ermeni çocuklara Ermenice ve Ermeni edebiyatı
öğretirmiş.
Katliam 1915’te başladığında Türkler köye saldırıp
erkekleri, kadınları ve çocukları ayrı guruplar haline getirerek farklı yönlere
sürgüne gönderiyorlarmış. Dedem sürgün sırasında Ermeni erkekleri ölüme
götürdüklerini anlayıp, kendi ifadesiyle, “Koyun gibi mezbahaya gitmektense”,
onunla aynı köyde yaşayan tifo hastası kardeşi Knyaz Mkrtchyan’ı da alıp Simon
Köyü’nde Osman isimli bir Türk yakınının evinde sığınmaya karar vermiş.
Çok büyük zorluklar aşarak yan köydeki yakınının evine
sığınmışlar. Osman Ağa’nın ve ailesinin sayesinde dedemin kardeşi iyileşmiş.
Dedem anlatırdı, Türkler sık sık yöredeki Türklerin evlerini kontrol etmeye
gelirmiş, çünkü köylülerin Ermenilerle olan iyi ilişkilerini ve soykırımdan
onları kurtarmak için kendi evlerinde sakladıklarını biliyorlarmış.
Türkler bir gün Osman Ağa’nın evini kontrol etmeye gelince
dedem kardeşiyle samanlıkta saklanmaya gitmiş. Türkler onları bulunca Osman Ağa
samanlığın kapısının önünde durup dedemi ve kardeşini götürmelerine izin
vermemiş.
Türkler dedemin kardeşini alınca Osman Ağa yaklaşık on kadar
Ermeni’yi öldürmeye götüren Türklerin peşine düşmüş ve onu serbest bırakmaları
için yalvarmış. Hatta o zaman Türk yetkililerle bu meseleleri çözmek için
bilindik bir yöntem olan rüşvete de başvurmuş. Ancak Türkler ısrarcı olmuş,
biraz daha diretirse Osman Ağa’yı da aynı kadere mahkum edeceklerini
söylemişler.
Sonuç olarak, dedem kardeşinin diğer Ermenilerle beraber
Hınıs Nehri’nin kenarında vurulduğuna tanık olmuş.
Hatırlıyorum, dedem geceleri uyanıp ağlıyordu. Acısının
sebebini sorduğumuzda kardeşinin ölümünü hatırladığını söylerdi.
Dedem soykırım yıllarında kardeşinin yanı sıra sürgün
yollarında tifo hastası olan annesini ve babasını da kaybetmiş, bir de sürgüne
dayanamayan sekiz aylık kızını. Neyse ki dedem Osman Ağa’nın ailesinin
yardımıyla Ermenistan'a kaçabilmiş. Eşi Sıranuyş Mkrtichyan'ı orada bulmuş ve
beraber yaşamaya devam etmişler. Dedemin yedi oğlu olmuş, annesinin “Oğlum, bir
gün sofraya yedi erkek çocuğunla otur” şeklindeki arzusunu gerçekleştirmiş.
Yarın devam edecek…
1. Bölüm:
ELEANORA YAZİÇYAN ANLATIYOR: “DEDEMİN KARDEŞİNİ EVİNİN
ÖNÜNDE KATLETMİŞLER”
Proje yayıncısının notu: Sunulan metin yazarların ve
katılımcıların fikir, görüş ve çıkarımlarını aktarmaktadır, Birleşik Krallık
Hükümetin duruşunu yansıtmaz.
http://www.demokrathaber.net/yasam/dedem-geceleri-sik-sik-uyanir-kardesinin-olumunu-hatirlayip-aglardi-h38480.html

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.