Politikacılar ve tarihçiler,-sadece Almanya'dakiler
değil-,Hitler'in müstakbel soykırımlarla ilgili uyarı saydıkları bir cümlesine
atıfta bulunmayı severler.(1) 22 Ağustos 1939'da,Polonya ulusuna dönük radikal
bir kırımı planlamaktayken,generallerinin dikkat çektiği olası tereddütlere şu
lakonik karşılığı verdiği söylenir:"Bugün Ermenilerin yok edilişinden söz
eden kimse var mı?"(2) Dikkatle bakıldığında,bu sözler sadece Almanya'da
artık kimsenin Ermenilerden söz etmediği anlamına gelir,onların başına gelenin
unutulmuş olduğu anlamına değil. Bu nedenle,bu makalede bu yaygın kabulün
aksini göstermekle kalmayacak,(3) Birinci Dünya Savaşı'ndaki
Soykırımın,Nasyonal Sosyalist devletin takibatına uğrayan Alman Yahudileri için
bir uyarı işlevi görmüş olmasını ve bu işlevi nasıl görmüş olduğunu tahlil
edeceğim.
Victor Klemperer'in bugün şöhret kazanmış olan günlüğüne bir göz attığınızda,buna işaret eden bir notu gündeme taşıyabilirsiniz.Latin dilleri profesörü,NSDAP'nin örgütlediği Yahudi karşıtı boykotun arifesi akşamı,şunu yazar: "Her gün,biraz daha ümitsiz.Yarın boykot başlıyor.Sarı tabelalar,nöbet tutanlar,Hristiyan memurlara çift maaş ödeme,Yahudileri işten çıkarma dayatması.Yahudilerin Cumhurbaşkanına ve hükümete yolladıkları sarsıcı mektuba cevap yok.Soğukkanlılıkla veya 'sürüncemeye bırakarak' öldürüyorlar.'Saçının bir teline dokunmuyor',yalnızca açlığa terkediyorlar." Bu bölüm şu şaşırtıcı cümleyle sona erer:"Almanya yerine gelecekte Ermenya denebilir.Sesli harfler fazla ve Ermenistan'ı çağrıştırıyor."(4) Dresden'de bir Yahudi olarak "karışık evlilik" yapmış olan akademisyen Klemperer,anlaşılan 1933'te Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu'ndaki kaderi hakkında yeterince bilgi sahibi bulunuyordu ki,başlamakta olan Yahudi takibatına bu etkili mecazı yakıştırabiliyordu.Peki o bir istisna mıydı?Halkın çoğunluğu ne biliyordu? 1933 Öncesinde Ermeni Soykırımı ve Alman Kamuoyu Ermeni Soykırımı,devlet eliyle kitlesel öldürmelerin tarihine ilişkin mukayeseli çalışmalar yapan birçok araştırmacı için,yirminci yüzyıl jenositlerinin prototipini oluşturur.(5) İlk kuş bakışı araştırmaların ardından,(6) yeni bir uluslararası tarihçi kuşağı,Genç Türkler denen Enver Paşa (1881-1922),Cemal Paşa (1872-1922) ve Talat Paşa (1874-1921) tarafından yönetilen 1915-1916 takibatının değişik veçhelerini araştırmıştır.Bu paşaların üyesi olduğu iktidar partisi İttihat ve Terakki Komitesi,etnik ve dinsel olarak homojen bir millet yaratma
Victor Klemperer'in bugün şöhret kazanmış olan günlüğüne bir göz attığınızda,buna işaret eden bir notu gündeme taşıyabilirsiniz.Latin dilleri profesörü,NSDAP'nin örgütlediği Yahudi karşıtı boykotun arifesi akşamı,şunu yazar: "Her gün,biraz daha ümitsiz.Yarın boykot başlıyor.Sarı tabelalar,nöbet tutanlar,Hristiyan memurlara çift maaş ödeme,Yahudileri işten çıkarma dayatması.Yahudilerin Cumhurbaşkanına ve hükümete yolladıkları sarsıcı mektuba cevap yok.Soğukkanlılıkla veya 'sürüncemeye bırakarak' öldürüyorlar.'Saçının bir teline dokunmuyor',yalnızca açlığa terkediyorlar." Bu bölüm şu şaşırtıcı cümleyle sona erer:"Almanya yerine gelecekte Ermenya denebilir.Sesli harfler fazla ve Ermenistan'ı çağrıştırıyor."(4) Dresden'de bir Yahudi olarak "karışık evlilik" yapmış olan akademisyen Klemperer,anlaşılan 1933'te Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu'ndaki kaderi hakkında yeterince bilgi sahibi bulunuyordu ki,başlamakta olan Yahudi takibatına bu etkili mecazı yakıştırabiliyordu.Peki o bir istisna mıydı?Halkın çoğunluğu ne biliyordu? 1933 Öncesinde Ermeni Soykırımı ve Alman Kamuoyu Ermeni Soykırımı,devlet eliyle kitlesel öldürmelerin tarihine ilişkin mukayeseli çalışmalar yapan birçok araştırmacı için,yirminci yüzyıl jenositlerinin prototipini oluşturur.(5) İlk kuş bakışı araştırmaların ardından,(6) yeni bir uluslararası tarihçi kuşağı,Genç Türkler denen Enver Paşa (1881-1922),Cemal Paşa (1872-1922) ve Talat Paşa (1874-1921) tarafından yönetilen 1915-1916 takibatının değişik veçhelerini araştırmıştır.Bu paşaların üyesi olduğu iktidar partisi İttihat ve Terakki Komitesi,etnik ve dinsel olarak homojen bir millet yaratma
emelini güdüyordu.(7) Türkiye 1914 sonlarından itibaren
Almanların yanında İtilaf kuvvetlerine karşı savaşmaktaydı.Türkler isyan veya
Rusya'yla işbirliği tehlikesinden söz ederek 1915 Nisan'ına kadar Ermenilerin
çoğunu silahsızlandırmışlardı.24-25 Nisan'da hükümet Konstantinopel ve başka
yerlerdeki yüzlerce tanınmış Ermeni'yi tutuklattı,Mayıs ile Temmuz arasında da
Ermenileri ilkin kendi bölgelerinden ülkenin içlerine tehcir etti.1915
Ağustos'undan 1916 Temmuz'una kadar,bu yok etme siyaseti bütün diğer eyaletlere
yayıldı.Erkeklerin tecridinden ve katledilmesinden sonra jandarmalar
kadınları,çocukları ve yaşlıları,çoğunun açlık ve hastalıktan öleceği çöllere
sürdüler.Sayısız kadın ve çocuk kaçırıldı,Müslüman olmaya zorlandı veya
yurtlarda ya da aileler yanında Türkleştirildi.Mülklerine devlet el koydu ya da
halk yağmaladı.(8) 1919'da Mustafa Kemal hükümeti 800 bin ölü sayısını resmen
kabul etmişti.Bugün yapılan kestirimlere göre kurban sayısı bir buçuk milyona
varmaktadır.(9) Tutuklamalar,cinayetler ve tehcirle ilgili havadisler
Türkiye'deki konsolosluklar üzerinden hızla Alman Büyükelçiliğine,oradan da
Berlin'e ulaştı.Alman hükümeti,bu dramatik bilgileri önce yerel aşırılıklar
veya isyanların gaddarca bastırılmasının sonucu olarak yorumladı.Yine de 7
Temmuz 1915'te Büyükelçi Hans von Wangenheim,Şansölye Theobald von Bethmann
Hollweg'e,yanlış anlaşılmayacak bir açıklıkla,"tehcirin yürütülme
tarzının","hükümetin sahiden Türk imparatorluğu içindeki Ermeni
ırkını yok etme emelini güdüyor olduğunu" gösterdiğini yazmıştı.(10)
Wangenheim'ın halefi Büyükelçi Wolff Metternich,Babıali'ye yararsız
başvurulardan,Enver ve Cemal paşalarla görüşmelerden sonra en nihayet Bethmann
Hollweg'e "Ermeni Kıyımının" Alman basınında kınanmasını teklif
etti.Şansölye,çok eleştirilen cevabında,bunun "bir müttefiki
sorgulamak" anlamına geleceğini söyleyerek bu teklifi reddetti.Türkiye'yi
"savaşın sonuna dek yanımızda tutmak" gerekiyordu,"bu arada
Ermeniler yerin dibine de batsa,bir ehemmiyeti yoktu."(11) Savaş döneminin
sıkı sansürüne rağmen Almanya'ya havadisler sızıyordu.Türkiye'den dönen
askerler ve yabancı basın,caniyane olaylara dair haberler aktarıyor,politik
eylemciler konuşmalar yapıyorlardı.(12) 11 Ocak 1916 tarihindeki meclis
oturumunda sol sosyalist Karl Liebknecht,itham eder bir dille,Şansölye'nin
yüzbinlerce Ermeni'nin yok edilmesinden haberdar olup olmadığını
sordu.Lepsius'un "neredeyse köklerinin kurutulduğundan" söz ettiğine
atıfta bulundu.(13) Protestan misyoneri ve ilahiyatçı Johannes Lepsius
(1858-1926) 1915 Temmuz'unda Türkiye'ye gitmiş,Savaş Bakanı [Harbiye Nazırı]
Enver Paşa'yla başlayan soykırım hakkında konuşmuş ancak ülkenin içlerine
seyahat etmesine izin verilmemişti.Lepsius görgü tanıklarının anlatımlarını
topladı,ABD Büyükelçisi Henry Morgenthau'dan konsolosluk raporlarını aldı.(14)
Bu belgelere dayanarak üçyüz sayfalık çarpıcı bir "Türkiye'deki Ermeni
Halkının Durumuna Dair Rapor" hazırladı.Raporun 20 bin nüshasını
misyonlara ve papazlık makamlarına,Berlin'deki politikacı ve gazetecilere
yolladı;o zaman için şaşırtıcı derecede yüksek bir rakamdı bu.Böylece raporun
Almanya'da birçok insan tarafından tartışılması mümkün oldu.(15) Türk
büyükelçisi daha 9 Eylül 1916'da bu "rezilane" broşürü Alman
Dışişleri nezdinde protesto etmişti.(16) Ermeni yanlısı haberlerin yasak olduğu
savaş dönemi sırasında İçişleri Bakanı Talat Paşa,Mayıs'ta Berliner
Tageblatt'ta "Ermenilerin [Türkiye'nin] doğu bölgelerinden uzaklaştırılmasının"
sözde askeri nedenlere dayandığını kamuoyu önünde savunma imkânına sahip
olmuştu.(17) Daha savaş sırasında,İtilaf kuvvetlerinin zaferi
halinde,Ermenilerin müzakerelerin bir konusunu oluşturacağı belli olmuştu,zira
ABD Başkanı Wilson 1918 Ocak'ındaki barış programında "Türk egemenliği
altındaki milliyetlerin özerk gelişimlerinin sağlanacağı" teminatını
vermişti -bunu söylerken hadiselerin farkındaydı.(18) Bir yıl sonra,Paris
müzakereleri arifesinde yazar Armin T. Wegner (1886-1978)(19) Wilson'a bir açık
mektup yazdı.Askerliği sırasında bizzat görgü tanığı olduğundan,Başkanı Rus ve
Türk toprakları üzerinde bir Ermeni devleti kurulmasının zorunluluğuna ikna
etmek için çarpıcı sözlere başvurdu.Ermeniler "jandarmalar tarafından
soyulmuş,vurulmuş,asılmış,zehirlenmiş,hançerlenmiş,boğazlanmış,salgınlara
yakalanmaları sağlanmış,donmalarına,boğulmalarına sebebiyet verilmiş,susuzluk
ve açlıktan ölmüş,cesetleri çürümüş,çakallar tarafından parçalanmıştı."
Kimse Türkiye'nin,iki milyon Ermeni'yi bu dünyadan yok etmeye dönük emsali
görülmemiş planını uygulamasını engellememişti.Mektubun 1919 Şubat'ında
Berliner Tageblatt'ta yayımlanmasıyla okuyucular,sadece Kemah Boğazı'nda
onbinlerce insanın hayatını kaybetmiş olduğunu öğrendiler.(20) Wegner bu metni
aynı yıl broşür olarak da çıkardı,(21) ayrıca Türkiye'deki tecrübelerini ve
Ermeni trajedisini tasvir eden mektupları içeren bir
kitap yayımladı.(22) Konu çağdaş sanatta da çabucak bir yer edindi.Der Brenner
dergisi 1919'da Anton Santer'in(23) Türkiye üzerine bir dizi şiirini
yayımladı.Bunlardan birisinde şöyle deniyordu:"Ağır bulutlar
sıcacık,yumuşacık sarıyor,saklıyorlar boş dağları dünyanın gözlerinden.On
çiftlik sayıyorum çevresinde,hepsi birbirine ve başka yerdekilere
benziyor,kefensiz Ermenilere mezar hepsi,bu sessiz imparatorluğa
uygun,yeterince sessiz şimdi."(24) Savaş dönemine mahsus sansürün sona
ermesinin ardından Lepsius raporunu ifade gücü daha yüksek bir
başıkla,"Ermeni Halkının Ölüme Yürüyüşü" adıyla yeniden
yayımladı.Misyoner,1919'da yazdığı önsözde,1915 yazında Enver Paşa'yla yaptığı
hayal kırıklığına yol açan görüşmeyi artık açık açık anlatıyordu.Ayrıca Alman
belgelerinden alıntılar yapıyordu.Zira Dışişleri Bakanlığı'nın
görevlendirmesiyle "Almanya ve Ermenistan"(25) üzerine bir resmi
belge dökümü hazırlamıştı.(26) Almanya böylelikle Paris görüşmelerine giderken
İtilaf devletlerinin suç ortaklığı ithamını çürütmeye çalışıyordu.Beşyüz
sayfalık "Diplomatik Belgeler Dökümü" basında genellikle olumlu bir
yankı buldu,çünkü,Türklerin gazetelerde kullanılan ifadeyle
"rezilliklerini" tasvir ediyor ve Almanların Ermenileri korumaya
dönük çabalarını ortaya koyuyordu.(27) Buna rağmen Berliner Tageblatt,Viyana ve
Berlin'i,bir milyon Ermeni kelimelerin anlatmaya yetmeyeceği bir şekilde
katledilirken müdahale etmemiş olmalarından ötürü suçladı.(28) New York ve
Londra'da,Lepsius'un da Almanya'yı ithamlardan kurtaramayacağı
söylenmekteydi.(29) Soykırıma dair bilginin yaygınlaşması üzerine,tıpkı Enver
ve Talat paşalar gibi bu arada savaş sonrası kurulan Türk hükümetinin bir savaş
suçları mahkemesi kurması üzerine Almanya'ya kaçmış,bu nedenle gıyabında ölüme
mahkûm edilmiş bulunan Cemal Paşa,Frankfurter Zeitung'ta bu iddialara karşı
koymaya girişti.(30) 3 Eylül 1919'da,"Ermeni Kıyımı meselesinde"
Talat ve Enver paşaların suçsuzluklarını kanıtlayabileceklerini ileri
sürdü.Kendisi,"tehcir edilenlerin bahtsızlığını hafifletmek için"
elinden geleni yapmıştı.(31) Aksi görüşlerin de yayımlanmasıyla,tartışma
1920'ye kadar sürdü.Örneğin Essener Volkszeitung okurları,Kemah Boğazı'nda
sadece dört gün içinde çoğu kadın ve çocuk 20 bin ila 25 bin insanın katliama
uğratıldığını öğrendiler.(32) Bir yıl sonra bir siyasi cinayet,başkent Berlin'i
sarstı:Soghomon Tehlirian (Soromon Teilirian) adlı Ermeni,Talat Paşa'yı
öldürdü.Eski Türk içişleri bakanına yönelik bu suikast ve bunu izleyen dava
süreci konuyu yeniden manşetlere taşıdı.1921 Haziran'ında kasıtlı cinayet
suçlamasıyla açılan mahkemede avukatlar savunmalarını sanığın travmaya maruz
kalmış olması nedeniyle beraati talebi üzerine kurdular.Mahkeme ve
basın,özellikle sağ kalanlardan Christine Tersibaschian'ın kadınlarla
çocukların ölüm yürüyüşünü anlatışından etkilenmiş görünüyorlardı.3 Haziran
1921'de yargıçların Tehlirian'ı yaşayarak tanık olduğu kitlesel kıyımdan ötürü
travmaya maruz kaldığı gerekçesiyle beraat ettirmesi,medyada yine büyük bir
yankı yarattı.(33) Sağcı gazeteler,sol basını alçakça cinayet işleyen birisini
yüceltmekle eleştirdiler.Genel olarak,Alman-Türk savaş ittifakına duyulan
sadakat ağır basıyordu.Talat Paşa'nın çok şey va'deden bir devlet adamı olduğu
konusunda her eğilimden gazeteciler hemfikirdi.(34) Onun itibarını müdafaa eden
kitaplar da yayımlandı.Berlin'de yaşayan Mısır milliyetçisi hekim Mansur Rifad
(1883-1926) kısa süre içinde Berlin mahkemesinin kararına karşı çıkan iki kitap
çıkarttı.(35) Buna mukabil Armin T. Wegner aynı yıl içinde mahkeme
tutanaklarını kitaplaştırdı ve yazdığı duygusal girişte Türkiye'yi soykırımla
itham etti.Bir yıl sonra "Der Schrei vom Ararat [Ağrı'nın Çığlığı]"
kitabıyla yeniden Ermenilerin haklarını savunan bir çıkış yaptı.Ayrıca
Ermenilerin yok edilişi üzerine fotoğraf gösterimlerinin de yer aldığı
konuşmalar yapıyordu.(36) 1922 yılında Berlin'de Uhland Caddesi'nde Ermenilerin
yok edilmesinde dahli olan iki Jön Türk daha,Bahaeddin Şakir ve Cemal Azmi
Bey,öldürüldüler fakat katiller yakalanamadı.Alman basını bunun üzerine
neredeyse histerik bir tepki gösterdi.(37) Dinmek bilmeyen tartışmalara,Cemal
Paşa bir kitapla müdahale etti.600 bin Ermeni'nin öldürüldüğünü kabul etti
fakat bunun emrini Talat ve Enver paşaların verdiğini söyleyerek,suçu o sırada
ölmüş bulunan bu iki kişiye yükledi.(38) İzleyen yıllarda Dünya Savaşı'yla
ilgili yayımlanan çok sayıda hatıratta Ermeni Kıyımı'ndan söz ediliyordu,bunlar
arasında Ludendorff ve Hindenburg'unkiler de vardı.(39) Lepsius bu sırada
öncelikle hayatta
kalanlara yardım misyonunun donatımı için para toplamakla
meşguldü.Kamuoyuna dönük konuşmalar,ayrıca tüyler ürpertici balıklarla
yayımlanarak Protestan papazlarına yollanan düzinelerce bildiri,bunun için
uygun araçlardı.(40) Lepsius,"Die Christliche Welt [Hristiyan
Dünyası]"in yayıncısı Martin Rade,ayrıca Ewald Stier ve Adolf Harnack gibi
ilahiyatçı ve Şarkiyatçıların desteğini elde etti.(41) Bu arada basında ve
dergilerde "Ermeni meselesi" denen konu bir başka açıdan,takibata
uğrayanların bağımsız devlet talebi açısından tartışılmaya başlamıştı.Mustafa
Kemal Paşa 1920'de Sévres'de imzalanan,Ermenilere korunma ve milli yurt
güvencesi sağlayan barış antlaşmasını reddetmişti.İkisi de sınırlarındaki bir
bağımsız Ermenistan'ı tehdit olarak algılayan Türkiye ve Sovyetler
Birliği,bunun için öngörülen bölgeyi aralarında paylaştılar;Alman okurları
örneğin Weltbühne vasıtasıyla bundan haberdar oldular.(42) Bir makalede
Ermenilere yönelik kitlesel kırıma dikkat çekerek 1920'de eski düşmanlarıyla
gizlice temas kuran Enver Paşa'nın bir Bolşevike "Ne sandınız!(...)
Bunları eğlence olsun diye mi kestik?" dediğini aktarıyordu.(43) Fiili
durum karşısında teslimiyet gösteren Milletler Cemiyeti,1923'te Ermenilerin ve onların
bir devlete olan haklarının sözünün bile edilmediği yeni Lausanne Antlaşması'nı
akdetti.(44) Uluslararası diplomasinin fiyaskosu eleştiricileri susturmadı -tam
tersi oldu.(45) Sonu gelmeyen tartışmaların sonucu,Türklerin Ermenilere
uyguladığı kitlesel kırımın herkesçe malum sayılan bir bilgi haline gelmesi
oldu.Ansiklopedilere bir göz atmak,bunu görmek için yeterlidir.Bu tür
almanaklar,kamuoyunun kamusal ve ulusal bilgi varlığına erişim için ihtiyaç
duyduğu kaynaklardı.(46) El kitabı hüviyetindeki halk ansiklopedileri birçok
hanede bulunuyordu.Kendini bilginin el kitabı olarak takdim eden dört ciltlik
Kleine Brockhaus'un 1923'ten 1925'e kadar basılan
nüshalarında,"Ermeni" başlığı altında,teferruata
girmeden,"Ermeni Hristiyanların" son yüzyıllarda birçok kere"
Osmanlıların "acımasız takibatına uğradığı" yazıyordu."Talat
Paşa" dipnotunda,onun "Ermeni takibatının müellifi" sayıldığı
belirtiliyordu.(47) Yayıncıların bunu daha ayrıntılı açıklama gereği
duymamaları manidardı.Geniş okur kesiminin bu katliamlara ilişkin göndermeleri
anlamaya yetecek kadar malumatının olduğunu varsayıyorlardı.Brockhaus'un rakibi
olan Meyers Lexikon 1924'teki yeni basımında Ermeni meselesine ilişkin bir
maddede cinayetleri teferruatıyla tasvir etmiş ve "Ermeni Kıyımı"
tanımını kullanmıştı.(48) Aslında "Türk kıyımı" dense daha isabetli
olacak olan bu terim,II. Abdülhamid döneminde 1895-1896'da Ermenilere yönelik
ilk büyük katliamlardan sonra Almanya'daki tartışmalarda genel kullanıma
girmişti.(49) 1915'te Şansölye'ye gönderdiği yukarıda andığımız mektupta
Büyükelçi Wolff-Metternich,(50) keza 1921'de Tehlirian davasında bir avukat,bu
terimi kullanmışlardı.(51) Yirmili yılların sonuna kadar Almanya'da
"Ermeni Kıyımı" üzerine ard arda kitaplar yayımlandı,bunlar
genellikle basında da yoğun tartışmalara yol açtı.(52) Milletler Cemiyeti'nin
mülteciler siyasetiyle ilgili yüksek komiseri Fridtjof Nansen
(1861-1930),1928'de "Aldatılan Halk" adlı eserinde Milletler
Cemiyeti'nin Soykırım'dan sonra Ermenistan'ı korumadığı iddialarını geri çevirerek,Ermenistan
Sovyet Cumhuriyeti'ne dönük bir iskan planı hazırlanmasını savundu.(53)
Lepsius'un "Şark Misyonu",velisinin ölümünden sonra da broşürler
yayımlayarak sağ kalanlara destek vermeyi sürdürdü.(54) Magnus Hirschfeld'in
1930'da çıkan "Sittengeschichte des Weltkrieges [Dünya Savaşı'nın Ahlaki
Tarihi]" kitabında Ermenilerin kökünün kurutulması,1,2 milyon kurban
sayısıyla,bu savaştaki en büyük cinayet ve dünya tarihinde emsalsiz bir olay
olarak anılıyordu.(55) Berlin'de bir yayınevi birçok tiyatroya bu katliam
hakkında "Mezbaha" adlı bir oyunu sahneye koyma teklifi götürdüyse de
oyun hiçbir zaman sahne ışıklarını göremedi.(56) 1930'da konunun kamuoyunda
konuşulmaya devam etmesine tepki gösteren Hitler,çok uzun zamandır
"Almanların sempatisinin veya daha doğrusu kurgulanan kamuoyunun
sempatisinin Ermenilere" müteveccih olduğundan yakındı:"Durmadan her
yerde 'Ermeni Kıyımı' aşağı,'Ermeni Kıyımı' yukarı."(57) Birkaç yıl önce
parti için bir toplantıdaki konuşmasında Ermenileri Yahudilerle bir tutmuş
olmasına rağmen,(58) başka bir yerde,onların yok edilmesini güya Alman halkının
karşı karşıya bulunduğu tehdide benzeterek istismar etmekten geri
kalmadı;Almanya da her sene,"sahip olabilecekken feda ettiği" 600 bin
insan kaybediyordu.Bu böyle devam edecek olursa,"Alman milletinin
istikbali,yavaş yavaş Ermeni halkına benzemek" olacaktı.(59)
1930'da birkaç eleştirel kitap birden yayımlandı,(60)
bunların arasında Lepsius'un "Todesgang [Ölüme Yürüyüş]"ının bu arada
28 bin baskı sayısına ulaşan dördüncü baskısı(61) ve Türkiye'de General von
Sanders'in çevirmenliğini yapmış olan sendikacı Heinrich Vierbücher'in
(1893-1939) "medeni bir halkın Türkler tarafından katledilmesi"
başlığını taşıyan metni de bulunuyordu.(62) Bu kitap dergi ve gazetelerde hemen
değerlendirmelere konu oldu.(63) Nitekim Berlin'de yaşayan bir Ermeni olan
Melkon Krischtschian 1930 Eylül'ünde "Deutschland und die Ausrottung der
Armenier in der Türkei [Almanya ve Türkiye'deki Ermenilerin Kökünün
Kurutuluşu]" adlı kitabının girişinde,rahatlıkla "bugün Alman
halkının büyük bölümünün onların hatırasını duygudaş bir sadakatle kalbinde
sakladığını" söyleyebiliyordu.(64) 1933'ten Sonra Alman Yahudilerine Bir
Uyarı Olarak Ermenilerin Kaderi Bu vakıalara bir resmigeçit yaptıracak
olursak,başta aktardığımız,Klemperer'in Almanya'nın adını "Ermenya"ya
çevirişini başka bir ışık altında görebiliriz.Bu Soykırıma ilişkin
bilgi,kamusal bilinçte sağlam bir yer edinmişti.Başka türlüsü zaten şaşırtıcı
olurdu,zira 1933'te o tüyler ürpertici hadiselerin üzerinden henüz 17 yıl
geçmişti.Savaştaki yenilgi,devrim,hiper enflasyon,1920'li altın yıllar ve
iktisadi kriz Almanları bir sürü başka şeye kafa yormak zorunda bırakmış olsa
bile,nihayetinde ancak bizim için Ruanda jenosidinden bugüne akan kadar su
akmıştı köprülerin altından. Bu nedenle 1933'te Nasyonal Sosyalistlerin Yahudi
karşıtı politikasından ötürü bu benzerliği kuranlar,Almanya dışında da
çıkıyordu.New York Times 30 Mart 1933'te,insanlar yine öyle bir takibata
uğradığında dünyanın bir defa daha seyirci kalamayacağı uyarısını
yaptı.Ermenilere duyulan sempatinin onların itikadıyla ilgisi yoktu gazeteye
göre,mesele onların dehşet verici şartlara tabi bırakılmış çaresiz insanlar
olmalarıydı,bugün de karşı karşıya olunan durum aynısıydı.(65) O zamanlar
Almanya'da hâlâ bayilerde ve kitapçılarda satılabilen İngiliz gazeteleri de
belirgin benzerlikler görüyorlardı.(66) Franz Werfel'in "Musa Dağ'da Kırk
Gün" kitabının yayımlanması,hem ulusal hem uluslararası düzeyde iyice tozu
dumana kattı.(67) Dünyaca ünlü yazar,romanında -dramatik akışın içine
yedirerek- önce Türklerin takibata dönük düzenlemelerini,sonra Ermenilerin
pasaportlarına el konuşunu,silahsızlandırılmalarını,işyerlerinin kapatılışını
en sonunda da tehcirleri ve aleni infazları tasvir ediyordu.Bütün
bunlar,kitabın Viyana,Frankfurt ve Paris'te yayımlandığı 1933 Ekim'inde,(68)
her ne kadar Werfel Yahudi takibatına fazlaca açık göndermelerden kaçınsa
da,Almanya'da olacak olanlara bir işaret gibi okunabilirdi.Lepsius'un Enver
Paşa'yla görüşmesiyle ilgili,neredeyse kelimesi kelimesine onun 1919'daki
"Ölüme Yürüyüş"ünün önsözüne dayanıyordu.(69) Özgün metinde
bulunmayan sadece birkaç cümle vardı.Bunların bazıları kulağa Nazi propagandası
gibi geliyordu -söz gelimi Enver,Werfel'deki anlatımında şöyle dediğinde:"İnsanla
veba mikrobu arasında barış olmaz."(70) Herbert Friedenthal (1909-2003)
Der Morgen dergisinde Alman Yahudisi okurlar için yaptığı değerlendirmede
yazarı "tebessüm eden savaş tanrısı" ile görüşmesini tasvir
edişindeki ustalıktan ötürü alkışladı.(71) Werfel romanının sonu için neredeyse
kâhince bir öngörüyle,6 bin Ermeni'nin kırk günlük direnişin ardından mucizevi
biçimde ama hakikaten kurtulmalarını seçmişti.(72) Nazi rejiminin takibatına
uğrayan ve bu arada Batı'ya veya Filistin'e iltica etmiş olan birçok Yahudi,Werfel'in
çizdiği Ermeni portreleriyle kendi durumları arasında koşutluk
kuruyorlardı.(73) Kitap Almanya'da 1934 Şubat'ından itibaren yasaklanmış olsa
da yine (gizli) okurlarını buldu.(74) Breslau'dan lise öğretmeni tarihçi Willy
Cohn 17 Ağustos 1934'te karanlık bir önseziyle şunları yazıyordu: "Şu
aralar Werfel'in bir kitabını okuyorum.'Musa Dağ'da Kırk Gün':Bu büyük roman
Ermenilerin Dünya Savaşı'ndaki kaderini ele alıyor.Yahudilerin kaderiyle ne
kadar ortaklığı var bunun?Fakat neticede dünyada hiç kimse Ermenilere yardım
etmedi ve halk yok olup gitti."(75) Almanca konuşan mültecilerin kurduğu
"Pariser Tageblatt [Günlük Paris Gazetesi]","Ermeni Kıyımı
üzerine yeni romanı" başlığıyla okurlarına Werfel'le yapılmış bir söyleşi
sundu.(76) Gazete ne bir yılın rakamını ne bir yerin adını veriyor,herkesin ne
kastedildiğini bildiğini varsayıyordu. Aşağı-yukarı aynı sıralarda Paris'te
Yiddiş dilinde "Algemeyne Entsiklopedye"nin ilk ciltleri
yayımlandı,yayıncıları 1933'te Berlin'den
kaçmışlardı.1937'de yayımlanan Ermeniler maddesi,Türklerin bütün Ermenileri
Rusya'nın ajanı olarak gördüklerini,bu nedenle Ermeni halkını sistematik olarak
yok etmiş veya savaş bölgelerinden tehcir etmiş olduklarını anlatıyordu;1915'te
Rusların Yahudilerine yaptığı muameleye benzetiyorlardı,fakat onun çok daha
gaddarıydı.Ansiklopedi,Mezopotamya'ya tahliye sırasında tahminen 300 bin
insanın öldürüldüğü,bir 300 bin'inin de açlık ve hastalıktan öldüğünü,ayrıca
200 bin'inin Rusya'ya kaçtığını ve 400 bin'inin İslam'a ihtida ederek hayatta
kalabildiğini aktarıyordu.Artık Türkiye'de hiç Ermeni bulunmuyordu.(77) Bazı
tarihçiler,Almanya'da 1933'ten itibaren Ermeni Soykırımı'nın gerçi kamuoyu
önünde artık anılmadığını,fakat Ermenilerin "ırksal mensubiyeti"
üzerine konuşulduğunu kabul ediyorlar.(78) Ancak küçük Brockhaus
Ansiklopedisi'nin Nasyonal Sosyalizm dönemindeki ilk basımı,1938'de çıkan Neue
Brockhaus,yine okurlarına bu insanların kökünün kurutuluşunun kanlı bir
tasvirini sunar.Yayıncılar Ermenistan maddesinde güvenilir kaynaklar olarak
başkalarının yanı sıra Lepsius'un "Ölüme Yürüyüş"üne ve Nansen'in
"Aldatılan Halk"ına atıfta bulunurlar.(79) 1941'de tehcir edilirken
bile ansiklopedisini yanına almak isteyen Yahudi gazeteci Hermann Samter'in bir
mektubu,bu bilgi verici el kitaplarının okunmakla kalmayıp zorunlu ihtiyaç
maddesi addedilerek değer verildiğini kanıtlar.(80) Meyers Lexikon,ilk cildi
1936'da çıkan tamamen gözden geçirilerek genişletilmiş basımında,Brockhaus'tan
biraz daha farklı bir üslup tutturmuştu.Burada da hep "Ermeni Kıyımı'ndan"
bahsedilmekle beraber,yayıncılar Türklerin gaddarlıklarının sebebini,savaş
sırasında isyana kalkışmakla devleti tahrik ettikleri söylenen Ermenilere
yıkıyorlardı.(81) Daha sonra,İkinci Dünya Savaşı'nda Nasyonal Sosyalistler
propaganda broşürlerinde askerleri ve memurları Sovyetler Birliği'nde
planladıkları kolonizasyon misyonuna hazırlayacak tarihsel gerekçeler sunmak
üzere benzer argümanlara başvurdular.Oluşumuna Türklerin baskısının yol açtığı
milliyetçiliklerinden ötürü Ermenileri eleştirdiler."Völker des Ostraumes
[Doğu Sahası Halkları]" broşürünü kaleme alan yazar,Türkiye'deki
Ermenilerin "ağır bedel ödemek" zorunda kalmalarının
sebebinin,"Büyük Ermenistan"la ilgili planlar olduğunu ileri
sürer.Okurları hadiselerle ilgili aydınlatmak için burada da başka ayrıntı
vermeye gerek görülmemiştir.(82) 1933'ten sonra Avrupa'daki Almanca konuşan
kamuoyunda Ermenilere dönük Soykırım konusu,tırmanan Yahudi takibatından ötürü
yeniden önem kazandı.1936 Şubat'ında David Frankfurter,NSDAP Dış Ülkeler
Örgütlenmesi'nin İsviçre'deki şefi Wilhelm Gustloff'u vurarak öldürdü.1936
Aralık'ında,"tiranı öldürene" karşı açılan dava büyük ilgi
uyandırdı,çünkü davanın görüldüğü Chur kenti mahkemesinde,Nazi devletinin
Yahudilere dönük ayrımcılığı teferruatlı bir şekilde,belgelere dayanarak ve
yeminli ifadelerle tasvir ediliyordu.(83) Almanca mülteci basını,avukat Eugen
Curti'nin son duruşmadaki savunmasında başvurduğu argümantasyonun altını
çizdi;avukat,müvekkilini bu eyleme sevkeden nedenin,Almanya'da uğradığı
baskılar ve bunun yol açtığı travmatizasyon olduğunu ileri sürmüştü.Avukat
emsal kararlara,bilhassa Talat Paşa cinayetine atıfta bulunmuş;o zaman bir
Alman mahkemesinin,"Frankfurter'den farklı olarak cinayeti planlayarak
haftalarca hazırlık yapan" Tehlirian'ı beraat ettirdiğini söylemişti."Rahip
Lepsius ve General Liman von Sanders gibi bilirkişiler,onun,bugün Yahudi
kıyımında bir benzeri yaşanan Ermeni Kıyımı nedeniyle intikam almak istemesini
bir hak olarak tanırlardı."(84) İsviçreliler 1921'deki kararı emsal alarak
tarihe not düşebilirlerdi fakat muhtemelen Almanya'nın politik ve diplomatik
baskısı altında Frankfurter'i 18 yıl hapse mahkûm ettiler.(85) O sırada hiç
kimse Alman Yahudilerini daha beterinin beklediğini bilmiyordu:1938 Kasım
pogromu,tehcirler ve kırım.O zamanın tanıkları için bütün bu cinayetlerin
mukayese edileceği en açık örnek Ermeni vak'asıydı.Prag'da Almanca yayımlanan
Jüdische Revue 1936'da Britanya parlamentosunda Yahudilerin Arap Filistin'ine
göç etmesini savunan Komünist bir milletvekiline yazılan bir açık mektubu
yayımladı.Yazar Türkler tarafından kırımdan geçirilen talihsiz Ermenilerle
Nasyonal Sosyalistlerin takibatı altında sığınacak yer arayan Yahudiler
arasındaki paralelliğe dikkat çekiyordu.(86) 1933'e dek Düsseldorfer
Lokalzeitung'u çıkarmış olan Siegfried Thalheimer (1899-1981) tarafından
Paris'te yayımlanan bir başka Alman-Yahudi dergisi,Almanya'nın 1938 Nisan'ında
Yahudi mal varlıklarına el koymasını eleştiriyordu.Dergi,Yunanlar ve Ermeniler
gibi baskı altındaki azınlıkları koruduğu propagandasını yapan uluslararası
güçlere de bugünkü kayıtsızlıklarından ötürü çatıyordu.(87) Özellikle 1938
Kasım'ındaki pogrom,kıyaslamaları davet etti.Nitekim Berlin'deki Fransa
Büyükelçiliği "Türklerin Ermenilere dönük
kıyımı"nı hatırlatmaktaydı.(88) Sosyal demokrat mültecilerin çıkardığı
haftalık Neue Vorwärts [Yeni İleri]","Zillet.Mücadele aracı olarak
kitlesel cinnet" başlıklı bir baş makalesinde bu pogromla ilgili şunu
yazdı:"Sistemin adamları hâlâ Almanya'da kalan Yahudileri yok etmeye karar
verdiler." Yahudilere gerçekten neler yapıldığına dair "kesin bir
tasavvurda bulunmaya Almanya dışında da henüz kimse cesaret
edemez"di,"çünkü hakikate yakın bir tasavvuru kimsenin yüreği
kaldırmaz"dı."Zamanında kelimenin tam anlamıyla kökleri kurutulan talihsiz
Ermenilere de kimse yardım etmemiş" idi.Bugün de genel eğilim,"güncel
kıyımları gelip geçecek bir infilak olarak görmek"ti,zira Alman
Yahudilerinin çoğu bu hadiselerden sonra yine hayatta olacaktı.
"Evet,doğrudan öldürmeyeceklerdir onları.Onlar Ermeniler ve Habeşler gibi
kırılıp geçirilmeyecekler,onları bıçaklar ve tüfekler ve bombalarla kitleler
halinde kırmayacaklar,yalnızca orada burada bazılarını pek de tantana
çıkarmadan öldürecekler.Hayatta kalmalarını sağlayan imkânları parça parça
ellerinden alacak,boyunlarına dolanan ipi kendilerinin çekmelerini
bekleyecek;böylece cesetlerini kaldırmakla ilgili tertibatın masrafından da
kurtulacaklar."(89) Alman sosyal demokrat mülteciler tarafından 1939
Şubat'ında Paris'te yayımlanan bir aylık raporda,Nazilerin Yahudilere dönük
baskılarıyla ilgili bölüm,yine Almanya'da cinayet,soygun ve açlıkla bir
azınlığın yok edilmek üzere olduğuna dair rahatsız edici bir yorumla
başlar.Savaş sırasında Türkiye'deki Ermenilerin başına geleni şimdi III. Reich
gerçekleştirmeye koyulmuştur,yalnız biraz daha yavaş ve planlı yürütüyordur
bunu.(90) Savaşın başlamasından itibaren Nazi devleti Yahudiler üzerindeki
baskılarını artırdı.İltica örgütlenmesi,sınırların kapatılmış olmasından ötürü
takibat altında olanların ancak pek azı için mümkün olabildiğinden,yüzbinlerce
yoksullaşmış Yahudi'nin Almanya'da kalacağı öngörülebiliyordu.İlaveten işgal
edilen Polonya topraklarındaki milyonlarca Yahudi de Almanya'nın eline
geçti.Filistin Yahudi Ajansı'nın Berlin doğumlu temsilcisi Richard
Lichtheim,1939 Ekim'inde İsviçre'den yazdığı bir mektupta,Polonya'daki
Yahudilerin durumuna ilişkin şöyle uyarıda bulunuyordu:"Alman egemenliği
altındaki iki milyon Yahudi'nin,tıpkı son savaşta bir milyon Ermeni'nin Türkler
tarafından yok edildiği gibi gaddarca,belki daha da gaddarca yok edileceğini
hesaba katmalıyız."(91) Lichtheim neden bahsettiğini iyi biliyordu,Birinci
Dünya Savaşı'nda Konstantinopel'deki Yahudi Ajansı'nda çalışmıştı. Hitler ve
Himmler daha 1939 sonbaharında bütün Yahudileri işgal altındaki Polonya'ya
tehcir etmeye karar verdiler.Himmler Avusturya,Bohemya ve Moravya'daki,keza
Yukarı Silezya'daki ilk tehcirleri lojistik sorunlar nedeniyle önce
durdurtmuştu fakat bunlar izleyen yıl başında tekrar başlatıldılar.(92) 1940
Şubat'ında Pomeranya'daki Alman Yahudilerinin tabi tutulduğu ve üçte birinin
yolda öldüğü ilk tehcire tepki gösteren mülteci edebiyat profesörü Alfred
Wiener,Amsterdam'da kurulmuş bulunan Jewish Central Information Office'e(93)
bir uyarı mesajı gönderdi: "Savaş meydanlarındaki hadiseler ve uluslararası
politikanın ağır meseleleri,tüm medeni dünyanın azami dikkatini gerektiren bir
olayın arka plana itilmesine yol açtılar.12 Şubat'ı 13'üne bağlayan gece Nazi
makamları Stettin'deki bütün Yahudileri kaçırdılar.Yalnızca daha evvel
Avusturya veya Moravya'nın Yahudi cemaatlerinin başına geldiği gibi olgun
yaştaki erkekleri değil,kadınları,yaşlıları ve çocukları da
kaçırdılar.Üzerlerinde taşıdıkları dahil her şeyleri gaspedilen bu insanların
nereye götürüldüğünü şimdiye kadar kimse bilmiyor.Zamanında Ermenileri yurtlarından
sürükleyip attıkları sırada,binlercesi,onbinlercesi bu korkunç yürüyüşte
hayatını kaybederken,Alman konsoloslarından birisi,Johannes Lepsius'un 'Almanya
ve Ermenistan 1914-1918' adlı diplomatik belgeler derlemesinde anlattığına
göre,hiçliğe doğru bir yürüyüşten bahsetmişti.Yine Lepsius'ta tehcir üzerine şu
satırları okuduğumuzda,kendimizi bugünde hissetmiyor muyuz:'Sınırdışı kararı
genellikle birkaç gün hatta birkaç saat önce tebliğ ediliyordu.Sınırdışı
edilenler tüm varlıklarını,evlerini,tarlalarını,hayvanlarını,ev
eşyalarını,aletlerini bırakmak zorundaydılar.Tehcir aynı zamanda Ermeni milli
servetinin toptan müsaderesi anlamına geliyordu.Araba veya yük hayvanlarını
almaya izin verilen durumlarda,bunlara yolda mültecilere refakat eden jandarmalarca
el konuyor,ellerindeki para,mücevher ve başka ne varsa onları da
alıyorlardı.Erkekler kadınlarla çocuklardan ayrılıyor,bir kenara götürülüp
öldürülüyor,genç kadınlar ve kızlar,çocuklar da,Türklerin haremlerine veya Kürt
köylerine satılıyor veya zorla götürülüyordu.Aylar süren yürüyüşün sonunda
belirlenen hedefe,yani Arap çölünün kıyılarına
ulaşabilenler,paçavralara sarılı,aç-biilaç,yok-yoksul bir
öbek insandan ibaretti,çoğu da ihtiyar adamlar,ihtiyar kadınlar ve çocuklardı
bunların."(94) Wiener,mektubunu suçlayıcı bir dille bitirirken,bugünün
aksine,o zamanlar "Alman makamlarının tehcire ve toplama kamplarına"
karşı bir mücadele verdiğini söylüyordu. Potansiyel kitlesel kırımın artçı
etkileri dahi,Ermeni örneğine bakarak kestirilebiliyordu savaş sırasında.Nitekim
1940'ta,Almanya'dan Shanghai'a kaçmayı başarmış Alman Yahudileri,onlara hitaben
yayımlanan Die Tribuene dergisinde Alphons'un Romanya'daki Suczawa
kasabasındaki Ermeni yetimlerden bahseden "Çocuk Trajedisi"
anlatısını okuyorlardı."Zamanın Jön Türk İçişleri Bakanı Talat Paşa'nın
emriyle Erzurum'da 10 bin Ermeni'nin katledildiği" ve binlerce çocuğun
ebeveynini kaybettiği anlatılıyordu burada.Suczawa'daki küçük Ermeni cemaati
Konstantinopel'deki Ermeni Patriği'nin aracılığıyla "korkunç bir tecrübenin"
travmatize ettiği on oğlanı himayesine almıştı.Yedi yaşında bile olmamalarına
rağmen,"vahşileşmiş Türklerin kılıçlar ve bıçaklarla annelerini,babalarını
ve büyük kardeşlerini kestiğini" izlemek zorunda kalmışlardı.Sonraları,bu
arada biraz büyümüş olan yetimlerden birisi "kılıçtan geçirilen ebeveyn ve
kardeşlerinin hatırasıyla" baş edememiş ve kendi çocukları olmasına rağmen
intihar etmişti.(95) Bu hikâye,bir jenositten hayatta kalanların,özellikle
çocukların yaşadığı travmayı işleyen ilk edebi ürünlerden biridir.Ermenilerin
kaderinin İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudiler için taşıdığı anlamı bir defa
daha kanıtlayan bir örnektir bu. Çin'de yayımlanmasına rağmen,bu anlatı da
"Musa Dağ'da Kırk Gün"de anılıyordu.1933'ten beri,takibata uğrayan birçok
Yahudi,Werfel'in baş kahramanı olan,Fransa'da Ermeni olarak yetişmiş ve romanda
kimliğini arayan Bagradian gibi hissediyordu kendisini.(96) Ermeni
direnişi,İkinci Dünya Savaşı sırasında bütün Avrupa'daki Yahudilere emsal
teşkil etti.Roma kolonizasyonu sırasında Yahudilerin kolektif olarak intihar
ettikleri Masada'dan çok daha etkili bir emsaldi bu,çünkü "Musa Dağ"
ümit va'deden bir mücadeleyi,bir kurtuluşu simgeliyordu.İster Bialystok'ta
olsun ister Sosnowitz'te ister Kowno'da,getto sakinleri Werfel'in romanını Yiddiş,Lehçe
veya Almancasından okuyor,onu elden ele paylaşıyorlardı.(97) Bagradian'ın
Ermenileri utanç verici bir yok oluştansa kendilerini savunmaya çağıran
konuşması,kuşkusuz baskı ve takibat altındakileri motive ediyordu.(98) Sonuç
Birinci Dünya Savaşı'nın bitmesinden itibaren Almanya'da Osmanlı
İmparatorluğu'ndaki sistematik kitlesel kırım hakkında yaygınlaşan
malumat,"Ermeni Kıyımı" teriminin kullanımında yansımasını bulur.Bu
kavram Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kaybolmuştur.Fakat akşamdan sabaha ve her
yerde kullanımdan kalkmış da değildir.Her ne kadar 1953'te Batı Almanya'da
basılan dört ciltlik Bertelsmann Lexikon Ermenilerden hiç bahsetmese de Talat
Paşa'yla ilgili bir madde içeriyor,bu maddede "Ermeni Kıyımı" tanımı
kullanılıyor,ancak olup bitenler Türklerin isyan eden Ermenilere tepkisi olarak
yorumlanıyordu.(99) 1974'te yüzbinlerce kitap kulübü üyesine gönderilen Lexikon
der Büchergilde'nin yirmi cildinde bu olay ufacık bir değinmeden ileri
gitmiyordu.(100) Buna karşılık 1967'de Demokratik Alman Cumhuriyeti'nde basılan
üç ciltlik Meyers Lexikon açıkça 1895-1896 ve 1915-1916 "Ermeni
kıyımları"ndaki Soykırım'dan söz eder.(101) Alman tarih bilimciliğinde
seksenli yıllara dek ne Doğu'da(102) ne Batı'da bu konuya eğilen müstakil
çalışmalar yapıldı.Nazilerin Yahudi takibatında olduğu gibi bu konunun da
araştırılmasında önemli itkileri,kendilerini adayarak bireysel olarak mücadele
edenlere borçluyuz.(103) İki Alman devletinin yeniden birleşmesinden birkaç yıl
sonra Meyers Neues Lexikon,hem 1895 ve 1909 "Ermeni Kıyımı'na" hem de
1915-1916'da neredeyse tam bir tenkile varan cinayetlere dair tasvirler
içeriyordu.(104) Kavramın 1989'dan sonra,bugüne dek hâlâ eski konumunun
değerini kazanamadan tekrar kullanılmaya başlaması,herhalde hafıza
politikasının coğrafyasının değişmesiyle,Meyer'in Doğu'daki ve Batı'daki yazı
işlerinin birleşmesiyle,bunların yanı sıra tarihsel hadiseleri yeniden kamusal
bilince taşıyan jenosit araştırmalarının gelişmesiyle(105) yakından
ilgilidir.Alman tarihine dair "usta anlatılarını" bu on yıl içinde
yayımlayan tarihçiler Thomas Nipperdey,Heinrich August Winkler ve Hans-Ulrich
Wehler ise bu konuyu tamamen görmezden geldiler.Oysa konu,Ermenilere dönük
kitlesel cinayetlerin sorumluluğuna Alman
Kaiser'inin hükümetinin de ortak olup olmadığı sorusuyla
sıkı sıkıya bağlantılıydı ve keza Alman tarihinin temel bir sorunu olan
ahlak-politika ilişkisi bu vesileyle de teşrih masasına yatırılabilirdi.(106)
Bugün konuyla ilgili araştırmalar etrafındaki tartışmalarda ortaya konan soru
ve argümanların birçoğu,Birinci Dünya Savaşı sırasındaki ve sonrasındaki
kamusal tartışmalarda bulunabilir.Kaiser İmparatorluğu'nun sona ermesiyle
beraber medyada Türkiye'deki cinayetler ve bunların ahlaki,politik,dinsel ve
etik veçheleri üzerine,çoğunlukla kutuplaşan ve duygusal bir tartışma
başlamıştı.Özellikle Lepsius'un kitapları konunun hem Almanya'daki hem ülke
dışındaki alımlanmasına damgasını vurmuştu.Başlarda esas mesele savaştaki
müttefik Türkiye'nin suçu-suçsuzluğu ve Almanya'nın rolü iken,1921 Berlin
davasından sonra Ermenilerin kaderi daha büyük rol oynamaya başladı -bu
kendisini anılarda ve edebi eserlerde de
gösterdi.Yazarlar,gazeteciler,politikacılar ve ilahiyatçılar,1933'e dek ayrıca
hayatta kalanlara yardım,Milletler Cemiyeti'nin rolü ve bu takibata uğrayanların
kendi devletlerinin bir geleceği olup olmayacağı üzerine de tartıştılar.
Yalnızca bir sahada,uluslararası politikada ise bu tartışma 1923'te ansızın
bitivermişti.O sıra,tıpkı 1939 sonbaharında Hitler ve Stalin'in Polonya
devletini aralarında bölüştükleri gibi,Türkiye ve Sovyetler Birliği bir Ermeni
devleti için öngörülen toprakları işgal etmişlerdi.Lausanne Antlaşması'ndan
sonra artık kimse Ermenilerin uğradığı takibattan ve Milletler Cemiyeti'nin
onlara sözünü verdiği devletten bahsetmiyordu. Hitler'in Polonya'ya
saldırısından önce söylediği,yazının başında aktardığımız sözü,ancak diplomatik
sahadaki bu suskunlukla alakalı olmuş olabilir.Çünkü Almanya'daki ve başka
ülkelerdeki kamusal tartışmalar,Ermenilerin kaderinin kültürel hafızaya sıkıca
demir atmasını sağlamıştı.Birçok Alman bu konuda bilgiye
erişebilirdi,"Ermeni Kıyımı" basında da sözlüklerde de izahtan
varesteydi.1933'ten beri boykota,pogroma ve tehcire maruz kalan Alman
Yahudiler,Ermenilerin kaderiyle aralarında açık-seçik paralellikler kuruyorlardı.Günlüklerde,mektuplarda
olsun,mültecilerin çıkardığı dergilerde olsun,parti raporlarında veya Yahudi
örgütlerinin bültenlerinde olsun:"Ermeni Kıyımı" daima Nazilerin
baskılarına dair ilk ikaz işlevini görüyordu. Ne var ki İkinci Dünya Savaşı'nın
bitiminden sonra Avrupa Yahudilerine yönelik soykırım hakkında çoğalan
bilgiler,giderek,Türkiye'deki Soykırım'la ilgili otuz yıllık bilgiyi
gölgeledi.Heinrich Vierbücher 1930'da Ermenilere dönük cinayetlerin
emsalsizliği hakkında şunları yazabilmişti: "Bütün bir halkın kökünün
kurutulması,kadınların ve çocukların bilinçli olarak katledilmesi -barbar
geçmişimiz herhalde bu ilerlemeyi kaydedecek kadar 'olgun' değildi:1915'te
Kemah'ta olanları biraz olsun sezebilmek için,Pizarro'nun Peru'daki
cürümlerini,beyaz ırkın kırmızı ırkın kökünü kurutmaya dönük
savaşını,'Hristiyan' İngilizlerin Tasmanya'daki,Yeni Zelanda'daki insan
avlarını,onların Boer savaşlarındaki gayri-insaniliklerini,Almanların
Hereroları susuzluktan ölmeye sürükleyişini hatırlamak gerekir.Öldürme hazzı,soygun
hırsı,dinsel nefret,egemenlik iptilası ve aptallık gibi etkenleri devreye sokan
bütün yorumlama çabalarına rağmen,kavranamaz olana ait daha çok şey kalıyor
geriye,öyle ki 1915 trajedisi bize tarihin en kanlı ve en tekinsiz bulmacası
olarak görünmelidir.Ebediyete kadar,alışıldık açıklama ve bilgeliklerin
yetmediği ve tahammülü imkânsız bir bakiye kalacaktır geriye."(107) İkinci
Dünya Savaşı'ndan hemen sonra,böylesi bir değerlendirme,geniş kamuoyunda
yalnızca milyonlarca Yahudi'nin öldürülmesine atıfla anlaşılır hale
geldi."Ermeni Kıyımı" kavramı kamusal bilinçten kayboldu.1980'li
yıllardan sonra "Holocaust" yavaş yavaş bugünkü konumunu edindi ve
yirminci yüzyılda bir devletin bir halka dönük kitlesel kırımının sembolü
olarak Auschwitz'teki "endüstriyel gazla ölüm" mefhumu,Kemah
Boğazı'ndaki katliamın yerini aldı... Not:Okuduğunuz makale,Holocaust und
Völkermorde,Campus Verlag,Frankfurt a.m. 2012,içinde yer almıştır.Yazara Türkçe
yayım izni için teşekkür ederiz -e.n. ***
1-Bu metin şu makalemin güncelleştirilip genişletilmiş
biçimidir:"'Peregrinations into the Void?' German Jews and their Knowledge
about the Armenian Genocide during the Third Reich",Central European
History 45 (2012) içinde,s.1-26.Bu Hitler alıntısının akademik kullanımlarıyla
ilgili bkz. Wolfgang Gust,"Die Verdrängung des Völkermords an den
Armeniern-ein Signal fir die Shoah",Hans-Lukas Kieser,Dominik J. Schaller
(ed.),Der Völkermord an den Armeniern und die Shoah içinde,Zürih
2003,s.463-480,hier s. 476 f. 2-Akten zur Deutschen Auswärtigen Politik
1918-1945.Alman Dışişleri Bakanlığı Arşivi,Serie D (1937-1945),Bd.
VII,Baden-Baden 1956,s.171-172,Anm.1. Karş. Winfried Baumgart,"Zur
Ansprache Hitlers vor den Führern der Wehrmacht am 22. August 1939.Eine
quellenkritische Untersuchung",Vierteljahrshefte für Zeitgeschichte,Jg. 16
(1968),H. 2,s.120-149. 3-Alman kamuoyunda 1920'li yıllara kadar uzanan
tartışmaya,ilkin şu kaynakta dikkat çekilmişti:Dominik J. Schaller,"Die
Rezeption des Völkermordes an den Armeniern in Deutschland,1915-1945",Kieser,Schaller
(ed.),Völkermord içinde,s.517-555;son olarak Margaret Lavinia Anderson da bunu
ele aldı:"Who Still Talked about the Extermination of the
Armenians?Imperial Germany and the Armenian Genocide",German Historical
Institute Bulletin 49 (Herbst 2011) içinde,s.9-29;karş. Aynı yazarın,"Who
Still Talked about the Extermination of the Armenians?German Talk and German
Silences",Norman Naimark v.d. (ed.),A Question of Genocide:Armenians and
Turks at the End of the Ottoman Empire içinde,Oxford,New York 2011,s.199-220.
4-[Almancası:Arminien-Armenien -ç.n.] Victor Klemperer,Ich will Zeugnis ablegen
bis zum letzten.Tagebücher 1933-1945,yayına hazırlayan Walter Nowojski (Hadwig
Klemperer'in katkısıyla),Bd. 1933-1941,Berlin,1995,s.16 f. 5-Karş. Richard G.
Hovannisian,The Armenian Genocide:Cultural and Ethical Legacies,Piscataway
2007,s.14-15;Yves Ternon,Der verbrecherische Staat.Völkermord im
20.Jahrhundert,Hamburg 1996,s.139. 6-Vahakn N. Dadrian,The History of the
Armenian Genocide:Ethnic Conflict from the Balkans to Anatolia to the
Caucasus,Oxford 1995;Richard G. Hovannisian (ed.),Remembrance and Denial:The
Case of the Armenian Genocide,Detroit 1998. 7-Bkz. öncelikle Donald Bloxham,The
Great Game of Genocide:Imperialism,Nationalism,and the Destruction of the Ottoman
Armenians,Oxford 2005;Uğur Ümit Üngör,The Making of Modern Turkey:Nation and
State in Eastern Anatolia,1913-1950,Oxford 2011.Tessa Hofmann v.d. (ed.),The
Genocide of the Ottoman Greeks:Studies on the State-Sponsored Campaign of
Extermination of the Christians of Asia Minor (1912-1922) and its
Aftermath:History,Law,Memory,Atina 2012. 8-Karş. Donald
Bloxham,Game;Üngör,Turkey;Uğur Ümit Üngör,Mehmet Polatel,Confiscation and
Destruction:The Young Turk Seizure of Armenian Property,Londra v.d. 2011.
9-Karş. Richard G. Hovannisian,Remembrance,s.15;Bloxham,Game,s.1.Lepsius savaş
sırasında ölü sayısını bir milyon olarak tahmin ediyordu,sonra bunu 1,1 diye
tashih etti:Johannes Lepsius,Der Todesgang des Armenischen Volkes:Bericht über
das Schicksal des Armenischen Volkes in der Türkei während des
Weltkrieges,Potsdam 1930,s.313.Karş. Taner Akçam,"Another History on
Sévres and Lausanne",Kieser,Schaller (ed.),Völkermord
içinde,s.281-299,burada s.293. 10-Wangenheim an Bethmann Hollweg,7 Temmuz
1915,www.armenocide.net,Politisches Archiv des Auswärtigen Amtes (PA AA,R
14086) 11-Bethmann Hollweg'in muhtemelen 17 Aralık 1915 tarihinde,Büyükelçi
Wolff-Metternich'in 7 Aralık 1915 tarihli mektubuna düşülmüş
notu,www.armenocide.net (PA AA,R 14089) 12-Uwe Feigel,Das evangelische Deutschland
und Armenien:Die Armenierhilfe deutscher evangelischer Christen seit dem Ende
des 19. Jahrhunderts im Kontext der deutsch-türkischen Beziehungen,Göttingen
1989,s.230-237;Schaller,"Rezeption",s.526 v.d. 13-www.armenocide.net
(PA AA,R 14089).Karş. Richard Albrecht,"Karl Liebknecht:Die Ausrottung der
Armenier während des Ersten Weltkrieges und die deutsche politische
Linke",Internationale wissenschaftliche Korrespondenz zur Geschichte der
deutschen Arbeiterbewegung 41 (2005),içinde Nr. 3,s.310-328. 14-Karş.
Schaller,"Rezeption",s.525. 15-Dr. Johannes Lepsius,Bericht über die
Lage des Armenischen Volkes in der Türkei,Potsdam 1916.Karş.
Feigel,Deutschland,s.219.Lepsius savaş sansürünü kaale almadan Reichstag
[parlamento] üyelerine ve gazetelere de nüshalar gönderdi;karş.
Lepsius,Todesgang,s.XXVI-XXVIII. 16-Lepsius,Todesgang,s.XXVII. 17-Berliner
Tageblatt,4 Mayıs 1916;Schaller,"Rezeption",s.529.
18-8 Ocak 1918,Der Waffenstillstand 1918-1919.Das
Dokumenten-Material der Waffenstillstands-Verhandlungen von Compiégne,Spa,Trier
und Brüssel,3 cilt,Alman Ateşkes Komisyonu adına yayımlanmış,cilt 1
içinde,Berlin 1928,s.3-6.Wilson'un bilgi durumuyla ilgili karş. John Milton
Cooper Jr.,"A Friend in Power:Woodrow Wilson and Armenia",Jay Winter
(ed.),America and the Armenian Genocide of 1915,New York 2003
içinde,s.103-112.Diplomatik malumatın yanı sıra New York Times'da da 4 Ekim
1915 ve 15 Ekim 1916'da haberler çıktı.Muhtelif yazarlar kitaplarında erken bir
tarihte bu cinayetle meşgul oldular:Arnold J. Toynbee,Armenian Atrocities:The
Murder of a Nation,Londra,1915;James Bryce,Arnold Toynbee (ed.),The Treatment
of Armenians in the Ottoman Empire,1915-1916:Documents Presented to Viscount
Grey of Fallodon,Londra 1916;Herbert Adams Gibbons,The Blackest Page of Modern
History:The Events in Armenia in 1915,the Facts,and the Responsibilities,New
York,Londra 1916;Faiz al-Ghossein,Martyred Armenia,New York 1918. 19-Karş.
Martin Tamcke,Armin T. Wegner und die Armenier:Anspruch und Wirklichkeit eines
Augenzeugen,Hamburg 1996. 20-Armin T. Wegner,"Armenien ... Offener Brief
an den Präsidenten der Vereinigten Staaten von Amerika,Herrn Woodrow
Wilson,über die Austreibung des armenischen Volkes in die Wüste",Berliner
Tageblatt und Handels-Zeitung,Morgenausgabe,23 Şubat 1919 içinde,s.4. 21-Armin
T. Wegner,Offener Brief an den Präsidenten der Vereinigten Staaten von
Nord-Amerika Herrn Woodrow Wilson über die Austreibung des armenischen Volkes
in die Wüste,Berlin 1919. 22-Armin T. Wegner,Der Weg ohne Heimkehr:Ein
Martyrium in Briefen,Berlin 1919 ve 1920.Sibyllen Yayınevi bu kitapçığı tekrar
yayımlamıştır:Der Weg ohne Heimkehr,Dresden 1920. 23-Avusturyalı Bruno
Sander'in mahlası (1884-1979) 24-Anton Santer,"Stationen Türkei
1918:Gemlek",Der Brenner:Halbmonatsschrift für Kunst und Kultur içinde,yayına
hazırlayan Ludwig von Ficker,Jg. 6 (1919),Nr. 1,s.24.Karş. onun "Kara
Mursal" şiiri,ay.,Nr. 2,s.100. 25-Deutschland und Armnien
1914-1918:Sammlung diplomatischer Aktenstücke,hazırlayan ve sunuş yazan Dr.
Johannes Lepsius,Potsdam 1919.Karş. Wolfgang Gust (ed.),"Revidierte
Ausgabe der von Johannes Lepsius unter dem Titel Deutschland und Armenien
1914-1918 herausgegebenen Sammlung diplomatischer
Aktenstücke",www.armenocide.de. 26-Bugün Almanya'yı suça ortak sayan
yayınlar:Vahakn N. Dadrian,German Responsibility in the Armenian Genocide:A
Review of the Historical Evidence of German
Complicity,Watertown,Mass.,1996;Wolfgang Gust,"Einführung und
Leitfaden",ay. (ed.),Der Völkermord an den Armeniern:Dokumente aus dem
Politischen Archiv des Auswärtigen Amtes,Spring 2005 içinde,s.17-109.Donald
Bloxham ve Hans-Lukas Kieser ise yazarların bu iddialarını temellendirmedikleri
eleştirisini yöneltirler:Bloxham,Game,Kap. 2;ay.,"Power
Politics,Prejudice,Protest,and Propaganda:A Reassessment of the German Role in
the Armenian Genocide of WWI",Kieser,Schaller (ed.),Völkermord
içinde,s.213-244;Hans-Lukas Kieser,"Germany and the Armenian Genocide of
1915-1917",Jonathan Friedman (ed.),The Routledge History of the Holocaust
içinde,Londra 2010,s.30-44. 27-Vorwärts,11 Haziran 1919,www.armenocide,net (PA
AA,R 14106).O zamanlar Türkiye'de başkomutan konumunda olan Liman von
Sanders,Das Zwanzigste Jahrhundert dergisinde bu ithamı geri
çevirir.Berlin-Lokalanzeiger,24 Nisan 1919,www.armenocide.de (PA AA,R 14106)
28-Berliner Tageblatt,28 Temmuz 1919.2 Ağustos 1919 tarihli Kölnische
Volkszeitung bunu dünya tarihinin en büyük katliamı saymıştır;www.armenocide.de
(PA AA,R 14106) 29-"Germany and the Armenians",New York Tribune,14
Ağustos 1919.Times,Almanya'yı Türkiye üzerinde ciddi bir baskı uygulamamış
olmakla eleştirdi;"Kultur in Armenia",The Times,27 Ağustos
1919,www.armenocide.de (PA AA,R 14106) 30-Karş.
Schaller,"Rezeption",s.531.Bu davalarla ilgili bkz. Taner
Akçam,Armenien und der Völkermord:Die Istanbuler Prozesse und die türkische Nationalbewegung,Hamburg
1996. 31-www.armenocide.de (PA AA,R 14106) 32-Essener Volkszeitung 2 Ocak
1920'de Lepsius'a atıfta bulunan bir yazı yayımladı:"Der Todesgang des
armenischen Volkes-Deutschlands Schuld?",www.armenocide.de (PA AA,R 14106)
33-Karş. Heinrich Vierbücher,Was die kaiserliche Regierung den deutschen
Untertanen verschwiegen hat:Armenien 1915:Die Abschlachtung eines Kulturvolkes
durch die Türken,Hamburg 1930,s.10,karş. kitabın
Bremen'deki yeniden
basımı,1985;Schaller,"Rezeption",s.532-536;Feigel,Deutschland,s.277.Solcu
gazeteci Maximilian Harden bu konuya dergisinin iki sayısını ayırmıştır:Die
Zukunft (4 ve 11 Haziran 1921) 34-Karş.
Schaller,"Rezeption",s.532-536.Hürmete şayan politik hiciv dergisi
Kladderadatsch keza suikast kurbanını övmüştür:Kladderadatsch,19 Haziran
1921,s.2. 35-Mansur Rifad,Das Geheimnis der Ermordung Talaat Paschas:Ein
Schlüssel für das englische Propagandasystem,Berlin 1921;ay.,Talaat Paschas
Prozeß,sein Verlauf und sein Ende:Ein letztes Wort zur armenischen Frage,Berlin
1921.Rifad'ın eleştirisi için,Schaller,"Rezeption",s.536-537.
36-Stenographischer Bericht des Prozesses Talaat Pascha,Armin T. Wegner'in
önsözüyle,Berlin 1921,s.VII;yeniden basımı:Tessa Hofmann (ed.),Der Völkermord
an den Armeniern vor Gericht:Der Prozeß Talaat Pascha,Göttingen 1980;Armin T.
Wegner,Der Schrei vom Ararat:An die Regierungen der sieghaften Völker;Die neue
Generation'dan ayrı basım,Leipzig 1922;ay.,Die Austreibung des armenischen
Volkes in die Wüste:Ein Lichtbildvortrag,yayımlayan Andreas Meier,Göttingen
2010. 37-Karş. Schaller,"Rezeption",s.537. 38-Ahmed Djemal
Pascha,Erinnerungen eines türkischen Staatsmannes,Münih 1922.Karş.
Feigel,Deutschland,s.280;Schaller,"Rezeption",s.531. 39-Jakob
Künzler,Im Lande des Blutes und der Tränen:Erlebnisse in Mesopotamien während
des Weltkrieges (1914-1918),Zürih 1999 (orijinal basımı 1921);Rafael de Nogales
Mendez,Vier Jahre unter dem Halbmond:Erinnerungen aus dem Welkriege,Berlin
1925;Joseph Pomiankowski,Der Zusammenbruch des Ottomanischen Reiches:Erinnerungen
an die Türkei aus der Zeit des Weltkrieges,Graz 1969 (orijinal basım
1928).Karş.Feigel,Deutschland,s.280;Schaller,"Rezeption",s.530.
40-Deutsche Nationalbibliothek,Leipzig,SB 2726,1-14.Örneğin:2 numaralı
bildiri:Johannes Lepsius,Durfte man dazu schweigen? (Aus den armenischen
Hungerlagern) [Bunun karşısında suskun kalınabilir miydi? (Ermenilerin açlıktan
öldüğü kamplardan)],Potsdam 1919;4 numaralı bildiri:ay.,Im Tal des Fluches
Kemach-Boghasi [Kemah Boğazı'nın lanet vadisinde],Potsdam 1919;5 numaralı bildiri:ay.,Der
Todesweg eines Christenvolkes [Bir Hristiyan halkının ölüm yolu],Potsdam 1919;6
numaralı bildiri:ay.,Wie es bei der Deportation der Armenier herging:Deutscher
Konsularbericht [Ermenilerin tehciri nasıl gerçekleşti:Alman Konsolosluk
raporu],Potsdam 1920;7 numaralı bildiri:ay.,Der Weg des Graunes [Dehşet
yolu],Potsdam 1920;8 ve 9 numaralı bildiriler:Jakob Künzler,Im Lande des Blutes
und der Tränen:Deportiertenschicksale [Kan ve gözyaşı ülkesinde:Tehcirin
yazgıları],Potsdam 1922;11 numaralı bildiri:ay.,Rettungsarbeit in Armenien
[Ermenistan'da kurtarma çalışmaları],Potsdam 1922;14 numaralı bildiri:Fa'iz
al-Ghussein,Bilder aus der Deportation der Armenier [Ermenilerin tehcirinden
resimler],Potsdam 1922.Karş. Feigel,Deutschland,s.296,yardım çalışmalarıyla
ilgili a.g.e.,s.264-275. 41-Axel Meißner,Martin Rades,"Christliche
Welt" und Armenien:Bausteine für eine internationale Ethik des
Protestantismus,Berlin 2010,s.110,252,255. 42-Elias Hurwicz,"Die
Orientpolitik der Dritten Internationale",Die Weltbühne 17
(1921),2.Halbjahr içinde,s.139-141,burada s. 140. 43-Die Weltbühne 17 (1921),2.
Halbjahr,s.252. 44-Karş. Vierbücher,Regierung,s.72;Akçam,"Sévres and
Lausanne",s.281-299. 45-Türkiye'de General von Sanders'in kurmay başkanı
olan Franz Carl Endres,yıllar sonra Weltbühne'de Şark politikası üzerine
yayımladığı sekiz makalenin birisinde,Türklerin Hristiyan Ermenilerin beşte
dördünü ve yüzbinlerce Yunan'ı yok etmesine karşı Avrupalı güçlerin ortak bir
cevap geliştirememelerini eleştirdi:Die Weltbühne 22 (1926),1.
Halbjahr,s.698;ay.,s.319-321,448-450,493-495,653-656,697
f.,727-729,802-804,843-846.Karş. Helmut Donat,"Die Armeniermassaker im
Spiegel der deutschen und internationalen Friedensbewegung
(1895-1933)",Vierbücher,Regierung içinde,s.88. 46-Almanya'da ansiklopedilerin
toplumsal-politik rülüne dair bir eleştiri için bkz. Ines Prodöhl,Die Politik
des Wissens:Allgemeine Enzyklopädien zwischen 1928 und 1956,Berlin 2010.
47-Brockhaus:Handbuch des Wissens in vier Bänden,6.,Brockhaus'un Kleinem
Konversationslexikon'unun tamamen elden geçirilmiş ve esaslı biçimde
genişletilmiş basımı,Leipzig 1923-1925,Bd. 1,s.127,Bd. 4,s.328. 48-Meyers
Lexikon,tamamen yeniden işlenmiş 7. basım,Bd. 1:A-Bechstein,Leipzig
1924,s.867.Die Encyclopedia Britannica 1922'de kıyımın daha ayrıntılı
tasvirlerini sundu.Karş. Vartkes S. Dolabjian,"The Armenian Genocide as
Portrayed in the Encyclopedia Britannica",Journal of Genocide Research 5
(2003) içinde,Nr. 1,s.103-115,burada s.104.
49-Bkz. örneğin "Armenische Greuel",Ethische
Kultur:Wochenschrift zur Verbreitung ethischer Bestrebungen 4 (1896) içinde,H.
35,s.276-277.Karş. Vierbücher,Regierung,s.35,83;Hans-Walter
Schmuhl,"Friedrich Naumann und die armenische Frage:Die deutsche
Öffentlichkeit und die Armenier vor 1915",Kieser,Schaller (ed.),Völkermord
içinde,s.503-516;Margaret Lavinia Anderson,"Down in Turkey Far Away:Human
Rights,the Armenian Massacres,and Orientalism in Wilhelmine
Germany",Journal of Modern History 79 (2007) içinde,s.80-111.
50-Wolff-Metternich an Bethmann Hollweg,7 Aralık 1915,www.armenocide.net (PA
AA,R 14089) 51-Stenographischer Bericht des Prozesses Talaat Pascha,s.125.
52-Ayrıntısı için:Schaller,"Rezeption",s.539-541. 53-Fridtjof
Nansen,Betrogenes Volk:Eine Studienreise durch Georgien und Armenien als
Oberkommissar des Völkerbundes,Leipzig 1928.Karş. Feigel,Deutschland,s.262-263.
54-Armenien:Ein Bericht der Deutsc-Armenischen Gesellschaft zur Tagung des
Völkerbundes im September 1927,Potsdam 1927;Karen Jeppe,Neu-Armenien im
Abrahamsland,Potsdam 1930;Johannes Lepsius,Wie lange noch?:Eine Frage an
deutsche Leichtgläubigkeit,Potsdam 1932. 55-Karş. Magnus Hirschfeld
(ed.),Sittengeschichte des Weltkrieges,Bd. 2,yayına hazırlayan Andreas
Gaspar,Leipzig 1930,s.289 v.d. 56-Hakkında bir şey bilinmeyen yazar Peter
Eberhard Mayer'in müsvetteleri bugüne dek bulunamamıştır.Metnin varlığını
Darmstadt şehir arşivindeki bir belgeden öğreniyoruz.Bu bilgiyi Deborah
Vietor-Engländer'a borçluyum. 57-Adolf Hitler,"Politik der
Woche",Illustrierter Beobachter,24 Mayıs 1930,tıpkıbasımı:Bärbel Dusik,Klaus
A. Lankheit v.d. (ed.),Hitler:Reden,Schriften,Anordnungen,Februar 1925 bis
Januar 1933,Bd. III/3,Münih 1994,s.202-206.Dieter Pohl'a (Klagenfurt) bu ve
izleyen üç belgeye dikkatimi çektiği için teşekkür ederim. 58-Münih'te bir
NSDAP üye toplantısında konuşma,30 Temmuz 1927,ay.,Bd. II/1,Münih 1992
içinde,s.413-438,hier s.429.Karş. ayrıca "Young-Plan und
Parlamentswirtschaft",5 Ekim 1929,agy,Bd. III/2,Münih 1994,s.395-399.
59-Nürnberg'de bir NSDAP toplantısında konuşma,3 Aralık 1928,age.,Bd. III/1,Münih
1994,s.297-316,burada s.310. 60-Aralarından biri,Antony Krafft-Bonnard,Für
Armenien Gerechtigkeit und Genugtuung,Zürih,Berlin-Steglitz 1930. 61-1927'de 3.
baskı yayımlanmıştı.4. baskıya önsözde belirtildiğine göre:Potsdam 1930,s.XXX.
62-Heinrich Vierbücher,Was die kaiserliche Regierung den deutschen Untertanen
verschwiegen hat:Armenien 1915:Die Abschlachtung eines Kulturvolkes durch die
Türken,Hamburg 1930. 63-Donat,"Armeniermassaker",s.77,90. 64-Melkon
Krischtschian,Deutschland und die Ausrottung der Armenier in der Türkei:Ein
Rückblick,Potsdam 1930,s.4. 65-New York Times,30 Mart 1933. 66-"Bu
gece,Ermenilerin yaklaşık kırk yıl önce uğradıkları kıyımlardan sonra ilk
kez,Britanya'daki tüm Hristiyan kiliselerinin liderleri aynı platformda
buluşacak.Hitler rejiminde Yahudilere reva görülen muameleye yönelik olarak
Queens Hall'da düzenlenen büyük bir protestoya katılacaklar",gazete
kupürü:"Hitler and the Jews",27 Haziran 1933 (başlıksız),Berlin
Yahudi Müzesi'nde Leo Baeck Institute arşivi,Mikrofilm 129. 67-Buradaki
alıntının kaynağı:Franz Werfel,Die vierzig Tage des Musa Dagh,Roman,2
cilt,Berlin (Demokratik Alman Cumhuriyeti) 1987.Werfel romanı 1929'da Şam'da
bulunurken tasarladı ve Temmuz 1932-Mart 1933 arasında kaleme aldı.Karş.
Sonsöz,a.g.e.,Bd. 2,s.451. 68-Demek ki Mayıs 1933'teki kitap yakmalar sırasında
Werfel'in başka kitaplarıyla birlikte ateşe atılmış olamazdı.Oysa bazı yerlerde
böyle yazılır,örneğin Yair Auron,"Jüdische,zionistische und Israelische
Reaktionen auf den Völkermord an den Armeniern",Kieser,Schaller
(ed.),Völkermord içinde,s.577-591. 69-Werfel,Musa Dagh,Bd. 1,s.133-149.
70-Ebd.,s.142."Veba" kelimesinin Yahudilerle bağlantılı
kullanılmasının örnekleri,NSDAP valilerinden Jakob Sprenger'de bulunabilir.11
Mart 1933,Walter Roller,Susanne Höschel (ed.),Judenverfolgung und jüdisches
Leben unter den Bedingungen der nationalsozialistischen Gewaltherrschaft
içinde,Bd. 1,Tondokumente und Rundfunksendungen 1930-1946,Potsdam
1996,s.21;keza:Der Stürmer,Nr.27,Juli 1933,s.3. 71-Herbert
Friedenthal,"Franz Werfels neuer Roman",Der Morgen,Februar
1934,s.479.
72-Karş. Werfel,Musa Dagh,Bd. 2,s.416.Ermenilerin İtilaf
kuvvetlerine ait bir savaş gemisi tarafından kurtarıldıklarından konsolos
Rößler bahsetmişti:Rößler'in Şansölyeye raporu,8 Kasım 1915,Deutschland und
Armenien içinde,s.177,ayrıca Gust,Völkermord içinde,s.351. 73-Werfel'in
Filistin'deki [alılmaması?] üzerine bkz. Joni Kreutner,"Deutsches Judentum
und die Rezeption des Völkermordes an den Armeniern (1896-1939)",Vortrag
12-13 Kasım 2005,Basel (yayımlanmamış taslak);Auron,"Reaktionen",s,578,586;ay.,"The
Forty Days of Musa Dagh:It's Impact on Jewish Youth in Palestine and
Europe",Hovannisian (ed.),Remembrance içinde,s.147-167;ay.,Banality of
Indifference:Zionism and the Armenian Genocide,New York 2000,s.293-301. 74-Karş.
Saul Friedländer,Nazi Germany and the Jews,Vol. 1:The Years of Persecution,New
York 1997,s.12. 75-Willy Cohn,Kein Recht,nirgends:Tagebuch vom Untergang des
Breslauer Judentums 1933-1941,2 cilt,yay.haz. Norbert Conrads,Köln 2006,cilt
1,s.148. 76-Pariser Tageblatt,21 Ekim 1933,s.4. 77-Raphael Abramovitch v.d.
(ed.),Algemeyne Entsiklopedye,Bd. 4,Paris 1937,Sp. 472.Barry Trachtenberg'e
(Albany) bu konuda bilgilendirdiği ve Yiddişçeden çevirdiği için teşekkür
ederim.Ayrıca bkz. Barry Trachtenberg,"From Edification to
Commemoration:Di Algemeyne Entsiklopedye,the Holocaust,and the Collapse of
Eastern European Jewish Life",Journal of Modern Jeiwsh Studies 5
(2006),Nr. 3,s.285-300. 78-Karş. Schaller,"Rezeption",s.543-544.
79-Der Neue Brockhaus:Allbuch in vier Bänden und einem Atlas,Bd. 1:A-E,Leipzig
1938,s.136.Nasyonal Sosyalizm'de ansiklopediler konusunda bkz. Thomas
Keiderling,"Enzyklopädisten und Lexika im Dienst der Diktatur?:Die Verlage
F.A. Brockhaus und Bibliographisches Institut (Meyer) in der NS-Zeit",Vierteljahrshefte
für Zeitgeschichte 60 (2012),Nr. 1,s.69-92;ay.,"F.A Brockhaus im Dritten
Reich",ay. (ed.),F.A. Brockhaus 1905-2005,Leipzig 2005,s.145-187. 80-30
Kasım 1941 tarihli mektup,Hermann Samter,"Worte können das ja kaum verständlich
machen" Briefe 1939-1943 içinde,yay.haz. Yad Vashem Hafıza Merkezi adına
Daniel Fraenkel,Göttingen 2009,s.71. 81-Meyers Lexikon,yeniden işlenmiş ve
resimlenmiş 8. baskı,Bd. 1:A-Boll,Leipzig 1936,s.572 f. 82-Georg Leibbrandt
(ed.),Die Völker des Ostraumes,Berlin 1942,s.63.Bir broşürde daha büyük bir
Ermenistan planından bahsedilir ama kırıma değinilmez:"Die
Sowjet-Union:Gegebenheiten und Möglichkeiten des
Ostraumes",Tornisterschrift des Oberkommandos der Wehrmacht,PA
AA,Abt.Inland,H. 72,Berlin 1943,s.25. 83-Karş. Armin Fuhrer,Tod in Davos:David
Frankfurter und das Attentat auf Wilhelm Gustloff,Berlin 2012. 84-"Montag
Urteil im Frankfurter-Prozeß",Pariser Tageszeitung içinde,13 Aralık
1936,s.1. 85-Karş. Helveticus,"Die Wahrheit über den Prozeß Frankfurter",Jüdische
Revue içinde,Januar 1937,s.1-11. 86-Sch. Lewai,zikreden C.Z.
Klötzel,"Englische oder arabische Lösung",Jüdische Revue
içinde,September 1936,s.1-11,hier s.7-11. 87-"Die Bestandsaufnahme
jüdischer Vermögen in Deutschland",Ordo:Organ des Comité Juif d'Études
Politiques,Almanca baskı içinde,Paris 1938,Nr. 4,s.20. 88-Frank
Bajohr,Christoph Strupp (ed.),Fremde Blicke auf das "Dritte
Reich":Berichte ausländischer Diplomaten über Herrschaft und Gesellschaft
in Deutschland 1933-1945,Göttingen 2011,s.160. 89-Neuer Vorwärts (Paris),20
Kasım 1938,s.1. 90-Karş. Deutschland-Berichte der Sozialdemokratischen Partei
Deutschlands (Sopade) 1934-1940,yay.haz. Klaus Behnken,Bd. 6:1939,Salzhausen
1989,s.202. 91-Lichtheim'dan Londra'daki Dünya Siyonist Örgütü'nün mali ve
idari sekreteri Joseph Lifton'a,12 Ekim 1939,zikreden Raul
Hilberg,Täter,Opfer,Zuschauer:Die Vernichtung der Juden,Frankfurt am Main
1997,s.256. 92-Tehcir planları hakkında karş. Wolf Gruner,"Von der
Kollektivaus weisung zur Deportation der Juden aus Deutschland:Neue Perspektiven
und Dokumente (1938-1945)",Birthe Kundrus,Beate Meyer (ed.),Die
Deportation der Juden aus Deutschland:Pläne,Praxis,Reaktionen 1938-1945
içinde,Göttingen 2004,s.21-62. 93-İltica eden Alfred Wiener (1885-1964) 1933
yazında Amsterdam'da yerli Yahudi cemaatinden David Cohen'le birlikte bir haber
merkezi kurdu.Bu ikisi 1934'ten itibaren Nazilerin Yahudi takibatı üzerine
haberler yayımladılar.Savaş başladıktan kısa bir süre sonra merkez Londra'ya
taşındı ve daha sonra kurulacak olan Wiener Library'nin temel sütununu
oluşturdu. 94-Amsterdam'daki Jewish Central Information Office'in raporu,22
Şubat 1940,Wiener Library,066-WL-1625,s.2.Lepsius alıntısının kaynağı
Deutschland und Armenien'in girişindendir,s.XXV f. 95-Die
Tribuene,1940,Nr.4,s.110-112.
96-Andrea Bartl (Bamberg),22 Ekim 2010 tarihinde
University of California,Los Angeles'ta yapılan "Jews and Judaism in the
Work and Biography of Franz Werfel" adlı uluslararası konferansa sunduğu
"Der armenische Holocaust als Spiegelung jüdischen Schicksals:Die vierzig
Tage des Musa Dagh" başlıklı tebliğinde bu paralelliğe dikkat çeker.
97-Karş. Auron,"Reaktionen",s.578-587;ay.,"Musa
Dagh",s.147-167;ay.,"Indifference",s.301-308. 98-Karş.
Werfel,Musa Dagh,Bd. 1,s.244 f. 99-Das Bertelsmann Lexikon in vier Bänden,Gütersloh
1953,Bd. 1,s.205-206,Bd. 4,s.333. 100-Lexikon der Büchergilde in 20 Bänden,Bd.
1,Frankfurt am Main v.d. 1974,s.316. 101-Meyers Kleines Lexikon in drei
Bänden,Bd. A-Globus,10.,tamamen yeniden işlenmiş basım,Leipzig 1967,s.142.
102-Tek bir örnek verelim;Demokratik Alman Cumhuriyeti'nde ders kitabı işlevi
gören Minol dizisinde buna tek bir atfa bile rastlanmaz.Karş. Fritz
Klein,Deutschland 1897/1898-1917,Berlin (Doğu) 1977,s.70,195.Burchard
Brentjes'in Drei Jahrtausende Armenien kitabında Soykırım,Lepsius'un
tasvirlerine dayanarak Ermeni tarihinin bir parçası olarak işlenir.Leipzig
1973. 103-Bremenli tarihçi Helmut Donat Donat&Temmen Yayınevi'nden,bu
konuyla ilgili tıpkıbasımlar yayımladı,örneğin Lepsius,Deutschland und Armenien
(1986),keza Vierbücher,Regierung (1985) 104-Meyers neues Lexikon,10 cilt,Bd.
1,Mannheim v.d. 1994,s.303. 105-1996'da Bochum'da 1878'den günümüze
Ermenistan'ın tarihine ilişkin yapılan uluslararası bir toplantıda Soykırım da
konu edildi.Bochum'daki üniversitede 1995'ten beri Diaspora ve Jenosid
Araştırmaları Enstitüsü vardır. 106-Karş. Thomas Nipperdey,Deutsche Geschichte
1866-1918,Bd. 2:Machtstaat vor der Demokratie,München 1992;Heinrich August
Winkler,Der lange Weg nach Westen,Bd. 1:Deutsche Geschichte vom Ende des Alten
Reiches bis zum Untergang der Weimarer Republik,München 2000;Hans-Ulrich
Wehler,Deutsche Gesellschaftsgeschichte,Bd. 4:Vom Beginn des Ersten Weltkrieges
bis zur Gründung der beiden deutschen Staaten 1914-1949,Münih,2003.
107-Heinrich Vierbücher,Regierung,s.55. *Wolf Gruner,Nasyonal Sosyalist Rejimde
Yahudi Olan ve Yahudi Olmayan Almanlar 1915-1916 Soykırımı Hakkında Ne
Biliyorlardı?:"Ermeni Kıyımı";(çev.) Tanıl
Bora,Birikim,Sayı:299-300,Mart-Nisan 2014,s.23-38.
Gönderen: Nurhan Becidyan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.